Gamze estetiği (dimpleplasti), yanak veya çene hatlarında doğuştan bulunmayan estetik çukurlukların cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak oluşturulması işlemidir. Bu prosedür, tamamen ağız içinden açılan küçük kesilerle cilt altı dokusunun mimik kaslarına sabitlenmesiyle gerçekleştirilir ve cilt yüzeyinde hiçbir iz bırakmaz.
Yüz ifadesine çekicilik ve karakteristik bir sıcaklık katan bu görünüm, gülümsemeyi estetik bir forma kavuşturur. Genetik olarak bu özelliğe sahip olmayan bireyler, modern cerrahi teknikler sayesinde kendi yüz anatomilerine uygun hatlara güvenle ulaşabilmektedir.
Lokal anestezi altında ortalama otuz dakikada tamamlanan bu pratik estetik müdahale, yüksek hasta konforu sağlar. Hastalar işlemin hemen ardından günlük rutin yaşantılarına rahatlıkla dönüş yapabilir.
Yüzün biyomekaniği gözetilerek yapılan bu minimal dokunuş, iyileşme dönemi sonrasında kişinin kendi mimikleriyle tamamen kusursuz bir uyum yakalar.
Doğal gamze yapısı anatomik olarak nasıl oluşur?
Yüzümüzde gördüğümüz ve genellikle gülümsemeye farklı bir sıcaklık, ifadeye de belirgin bir karakteristik özellik katan doğal gamzeler, aslında anne karnındaki embriyolojik gelişim evresinde mimik kaslarının şekillenmesi sırasında ortaya çıkan yapısal bir varyasyondur. Ailesel genetik geçişin oldukça belirgin olduğu ve tıbbi adıyla fovea buccalis olarak bilinen yanak gamzesinin arkasında, anatominin sunduğu oldukça ilginç bir hücresel mekanizma yatar. Bu mekanizmanın temelinde, cilt altındaki mimik kaslarının dizilimindeki minik farklılıklar ve dokuların birbirine tutunma biçimi bulunur.
Yüzümüzdeki en temel mimik kaslarından biri, elmacık kemiğinden dudak kenarına doğru uzanan ve gülümseme eylemini doğrudan başlatan büyük elmacık kasıdır. Doğal gamzeye sahip olan bireylerin anatomisi incelendiğinde, bu kasın alt kısımlarına doğru ilerlerken genellikle iki ayrı demete ayrıldığı görülür. Ayrılan bu kas lifleri, normalden daha kısa ve daha sert bağ dokuları aracılığıyla cildin alt tabakasına, yani dermis dokusuna güçlü bir şekilde tutunur. Kişi gülümsediğinde, kas doğal olarak kasılarak geriye ve yukarıya doğru hareket ederken, bu kısa bağlar da üzerindeki cildi doğrudan içeriye doğru çeker. Böylece dışarıdan gördüğümüz o karakteristik ve estetik çukurluk meydana gelir.
Buna ek olarak yanağın daha derin planlarında yer alan, çiğneme fonksiyonlarına destek olan ve yanak duvarını oluşturan buksinatör kasının yapısındaki bağlar da bu estetik oluşumda önemli bir rol oynayabilir. Bu derin kasın lifleri ile yüzeydeki cilt arasında doğuştan gelen fibroz bantlar bulunması durumunda, yine kasılma esnasında ciltte o bölgeye özgü lokal bir çöküntü oluşur. Gamze estetiği operasyonlarında ulaşılamaya çalışılan temel hedef, tamamen doğanın yarattığı bu anatomik ilişkiyi, dokular arasında benzer bir hücresel bağ kurarak cerrahi ortamda taklit etmektir. Doğal varyasyonun ne kadar ince bir dengeye sahip olduğu düşünüldüğünde, estetik işlemin de benzer bir biyolojik hassasiyetle yapılması gerektiği çok daha net bir şekilde anlaşılır.
Gamze estetiği ameliyatı öncesinde planlama süreci nasıldır?
Bu sürecin en önemli ve belki de sonucun doğallığını belirleyen en kritik aşamalarından biri, uygulamanın yapılacağı gün öncesinde gerçekleştirilen çok detaylı değerlendirme ve yüz analizi adımıdır. Elde edilecek sonucun doğal görünmesi, yüzün genel hatlarıyla, kemik yapısıyla uyumlu olması ve yapaylıktan tamamen uzak durması hedeflenir. Yanlış bir noktaya yerleştirilecek olan bir çukurluk, mimik hareketlerinin doğal akışını bozabilir, gülümseme vektörlerine ters düşebilir ve kişi gülümsemediği zamanlarda dahi yüzde biçimsiz, istenmeyen bir görünüme yol açabilir. Bu nedenle planlama aşaması büyük bir titizlikle, hastanın da aktif katılımıyla yürütülür.
Değerlendirme sırasında öncelikle tıbbi literatürde yer alan klasik cerrahi referans çizgileri kullanılır. Gözün dış kenarından aşağıya doğru inen hayali bir dikey çizgi ile ağız kenarından dışarıya doğru uzatılan yatay bir çizginin kesiştiği alan, genellikle ideal noktanın bulunması için anatomik bir başlangıç referansı olarak kabul görür. Alternatif bir yöntem olarak ağız köşesi ile kulak memesi arasında çizilen bir hat üzerinde, ağız kenarından genellikle üç santimetre civarında bir mesafe uzaklıktaki alan da işaretlenebilir. Ancak bu statik ve geometrik ölçümler, anatominin sadece hareketsiz halini yansıttığı için estetik açıdan tek başlarına yeterli görülmez. Yüz, sürekli hareket halinde olan dinamik bir yapıdır.
En doğru ve en doğal noktanın belirlenmesi için mutlaka dinamik bir yüz analizi yapılması gerekir. Bu aşamada kişiden büyük bir ayna karşısında farklı şiddetlerde gülümsemesi, konuşması veya yanaklarını hafifçe içeri çekmesi istenir. Mimik hareketleri sırasında yanak dokusunun doğal olarak en çok nerede katlandığı, kasların hangi vektör yönünde hareket ettiği gözlemlenir. Belirlenen son nokta, hem anatomik doğrulara uygun olmalı hem de kişinin yüz ifadesine estetik bir değer katmalıdır. İnsan yüzünün sağ ve sol yarısı arasında doğuştan gelen ufak asimetriler bulunabileceği için, her iki yanak için yapılacak ölçümler ayrı ayrı değerlendirilir ve işaretlenir. Bu aşama, kişisel beklentilerin tıbbi gerçekliklerle buluştuğu en önemli hazırlık sürecidir.
Kimler gamze estetiği operasyonu için uygun adaylar arasında yer alır?
Cerrahi planlamanın tamamlanmasının ardından, kişinin yüzündeki doku yapısının ve genel sağlık durumunun bu özel operasyona uygun olup olmadığı detaylıca değerlendirilir. Yüz kemiklerinin büyümesini ve yumuşak dokusunun gelişimini büyük ölçüde tamamlamış olan yetişkin bireyler, genellikle bu tür estetik prosedürler için değerlendirmeye alınır. İşlemin estetik başarısı ve ilerleyen yıllardaki kalıcılık oranı üzerinde, kişinin yanak dokusunun sahip olduğu anatomik özellikler oldukça etkilidir.
Yanak dokusunun toplam kalınlığı, mimik kas yapısının gücü ve cilt elastikiyeti gibi biyolojik faktörler işlemin gidişatını ve kullanılacak cerrahi teknikleri doğrudan şekillendirir. Örneğin orta düzeyde bir yanak kalınlığına sahip kişilerde içeriden oluşturulan derinliğin cilt yüzeyine yansıması daha kolay olurken, yanak bölgesindeki yağ dokusu (özellikle bişat yağ yastıkçığı) fazla olan kişilerde bu çukur etkiyi yaratmak ek müdahaleler gerektirebilir. Bu gibi yanak hacminin geniş olduğu durumlarda, sürece yanak inceltme işlemlerinin de dahil edilmesi gündeme gelebilir. Çok zayıf yüz hatlarına ve aşırı ince bir cilt altı dokusuna sahip kişilerde ise işlemin dozu farklı ayarlanır; zira ince dokuda atılacak sıkı bir dikiş cildin fazla buruşmasına yol açabilir. Ayrıca kişinin operasyon sonrası iyileşme sürecinin dinamiklerini, başlangıçtaki görüntünün zamanla nasıl değişeceğini iyi kavramış olması, sürecin psikolojik olarak rahat atlatılması açısından büyük önem taşır.
Değerlendirme sonucunda gamze estetiği için uygun bulunan adayların taşıdığı başlıca özellikler şunlardır:
- Gelişimini tamamlamış yüz iskeleti
- Yeterli cilt esnekliği
- Orta seviyede yanak kalınlığı
- Gerçekçi estetik beklentiler
- Sağlıklı ağız içi florası
- Düzenli yara iyileşme potansiyeli
- Stabil vücut ağırlığı
Gamze estetiği ameliyatı teknik olarak hangi yöntemlerle gerçekleştirilir?
Operasyon çoğunlukla hastanın bilincinin açık olduğu ve işlem sırasında hafifçe gülümseyerek dinamik geri bildirimler verebildiği lokal anestezi koşullarında, oldukça konforlu bir şekilde uygulanır. Hastane veya donanımlı klinik şartlarında uygulanan ve oldukça kısa süren bu ayaktan prosedür, dış deride herhangi bir kesi, yara veya dikiş izi yaratmamak adına tamamen ağız boşluğunun içerisinden, yanak mukozası kullanılarak yürütülür. Cerrahi yaklaşım temel olarak içerideki doku modifikasyonunun nasıl yapılacağına göre iki farklı ana teknik üzerinden şekillenir.
Birinci cerrahi yaklaşım transmukozal sütür yani doku askılama tekniğidir. Bu yöntemde ağız içi mukozasından oldukça ince kılavuz iğneler yardımıyla cilt altı dokulara erişim sağlanır. Yanak derisinin en alt tabakası olan derin dermis ile buradaki mimik kası lifleri arasında, erimeyen veya doku içinde çok geç eriyen özel cerrahi iplikler kullanılarak dışarıdan görünmez bir askı halkası oluşturulur. Bu teknikte yanak dokusundan herhangi bir doku parçası veya yağ çıkarılmadığı için işlem son derece minimal invaziv, yani dokuya en az hasar veren bir yapıya sahiptir. Bu yöntemin en büyük avantajı, ilerleyen dönemde dikişin kesilmesiyle işlemin büyük oranda eski haline geri alınabilme esnekliği sunmasıdır. Ancak doku çıkarılmadığı ve doğal bir yara dokusu köprüsü kurulamadığı için, zaman içinde dikişlerin esnemesi, dokuyu kesmesi veya çiğneme kuvvetiyle gevşemesi gibi nedenlerle çukurluğun belirginliğini yitirme ihtimali diğer yöntemlere kıyasla daha fazladır.
İkinci ve plastik cerrahide daha stabil, daha uzun ömürlü sonuçlar elde etmek için sıklıkla tercih edilen yaklaşım ise mukozal-musküler doku eksizyonu tekniğidir. Bu teknikte, ağız içi mukozasında oldukça küçük, genellikle bir santimetreyi geçmeyen bir kesi yapılır veya yuvarlak doku çıkarıcı medikal aletlerle minik bir pencere açılır. Yanak kası lifleri nazikçe birbirinden aralanarak, cilt ile kas arasında kontrollü ufak bir boşluk yaratılır. Bu aşamada bölgeden çok sınırlı miktarda kas ve submukozal yağ parçası dokudan uzaklaştırılır. Daha sonra, yanak derisinin iç yüzeyi vücut tarafından zamanla tamamen emilebilir özellikteki cerrahi ipler kullanılarak doğrudan alttaki yanak kasına dikilir. Buradaki temel tıbbi mantık, dikişlerin tutuculuğundan ziyade, vücudun o bölgede iyileşirken kalıcı ve doğal bir fibroz yara dokusu köprüsü kurmasını sağlamaktır. Bu biyolojik köprü olgunlaştıktan sonra, kişi mimik yaptığında kas cildi içeri doğru çekerek hedeflenen görünümü sürekli olarak ortaya çıkarır. Her iki teknik de anatomiye saygılı bir şekilde uygulandığında beklentileri karşılayan sonuçlar sunma potansiyeline sahiptir.
Yüz dışında vücutta hangi bölgelere gamze estetiği yapılabilir?
Estetik cerrahide gölgelendirme ve çukurluk oluşturma işlemleri sadece yanak bölgesiyle sınırlı değildir. Yüzün farklı bölgelerinde ve vücut hatlarında anatomik vurguyu artırmak, daha orantılı veya karakteristik bir görünüm elde etmek amacıyla çeşitli anatomik alanlara da benzer biyomekanik prensiplerle müdahaleler gerçekleştirilebilir. Yüz bölgesinde yanaklardan sonra en sık uygulanan ve talep gören alanların başında çene ucu gelir. Vücut estetiğinde ise daha feminen bir hat yaratmak amacıyla bel bölgesindeki doğal çukurlukların belirginleştirilmesi oldukça yaygındır.
Çene ucuna uygulanan işlemler, yüzün alt üçlüsüne daha karakteristik, güçlü ve belirgin bir ifade katmak amacıyla tercih edilir. Bu işlem özellikle alt çene hattını vurgulamak isteyen bireylerde estetik bir illüzyon yaratır. Bu bölgedeki cerrahi uygulama da yüzeyde iz bırakmamak adına alt dudağın hemen iç kısmından, diş etleri ile dudağın birleştiği mukozal oluktan girilerek yapılır. Çene ucuna formunu veren mentalis isimli kasın lifleri dikkatlice aralanır, bölgedeki cilt altı dokusu özel aletlerle modifiye edilerek cilt içeriden doğrudan çene kemiğinin zarına veya kasın kendi kılıfına sabitlenir. İyileşme sürecinin ardından çene ucunda o bilindik karakteristik çukur görünüm elde edilmeye çalışılır.
Vücut bölgesinde ise özellikle sırtın alt kısmı ile kalçanın birleştiği noktada yer alan ve tıp literatüründe de sıklıkla Venüs gamzesi olarak anılan çukurluklar estetik bir detay olarak büyük ilgi görür. Bu bölgedeki uygulama, yüz bölgesindeki kas dinamiklerinden biraz daha farklı bir mekanizmaya dayanır. Lokal anestezi altında cildin uygun noktalarından açılan çok küçük mikro deliklerden ince liposuction kanülleri yardımıyla girilir. İlgili leğen kemiği çıkıntılarının hemen üzerindeki cilt altı yağ dokusu özel tekniklerle inceltilerek bölgenin çevre dokulara göre daha çukur görünmesi hedeflenir. Cilt altı yağ dokusu oldukça ince olan bireylerde ise cildi daha derin fasya dokularına bağlayan içeriden fiksasyon dikişleri kullanılarak bu estetik çukurlukların yapısı desteklenir.
Vücutta estetik amaçlı çukurluk işlemi yapılabilen başlıca anatomik alanlar şunlardır:
- Sağ ve sol yanak bölgesi
- Çene ucu bölgesi
- Sırt altı ve bel birleşimi
- Kalça üstü alanlar
Gamze estetiği ameliyatı sonrası iyileşme sürecinde neler yaşanır?
Operasyon tamamlandıktan sonraki dönem, dokuların cerrahi travmayı onardığı ve içeride oluşturulan yeni mekanizmanın yüzün doğal hareketlerine kademeli olarak entegre olduğu oldukça ilginç bir biyolojik süreçtir. Bu süreç statik evre ve dinamik evre olmak üzere temel olarak iki farklı ve birbirini takip eden aşamada ilerler. İşlemin hemen ardından ilk günlerde yaşananlar, hedeflenen nihai sonucun tam bir yansıması değildir ve dokuların geçirdiği bu metamorfozu doğru anlamak, hastanın süreci psikolojik olarak rahat atlatması için gereklidir.
Ameliyatın bitiminden hemen sonra eve gidip aynaya bakıldığında, yüz tamamen hareketsizken, hasta konuşmuyor veya gülümsemiyorken bile belirgin, derin ve sürekli görünen bir çukurluk dikkati çeker. Bu duruma estetik cerrahide statik evre adı verilir. Operasyon sırasında kas ve cilt arasında kurulan yeni hücresel bağlantı ve içeriden atılan dikişlerin yarattığı güçlü mekanik çekim kuvveti, bu sürekli çökük görünümün temel nedenidir. Ayrıca cerrahi işleme bağlı olarak gelişen hafif doku ödemi ve şişlikler de bu derin görüntüyü dışarıdan destekler. Çoğu zaman bu ilk görüntü hastalara alışılmışın dışında ve biraz yapay gelse de bu durum tamamen beklenen, anatominin iyileşme sürecinin doğal bir parçası olan ve haftalar içinde gerileyecek geçici bir aşamadır.
İlerleyen haftalarda, genellikle ikinci haftadan itibaren, ağız içinde kullanılan emilebilir dikişler yavaş yavaş dokular tarafından rezorbe edilmeye yani erimeye başlar. Bu sırada cerrahi müdahaleye bağlı hücresel ödem hafifler ve doku içindeki sertlikler belirgin ölçüde yumuşar. Mekanik dikişlerin yerini, vücudun kendi ürettiği doğal bağ dokusu köprüleri devralır. Bu yeni bağ dokusu zamanla çevre dokularla uyumlanıp esneklik kazandıkça, istirahat halindeyken yanakta oluşan o sürekli çekinti hissi azalmaya başlar. Ortalama iki ila üç ay içerisinde doku matürasyonu yani olgunlaşması büyük ölçüde tamamlandığında, istirahat halindeki çöküklük büyük ölçüde hafifler veya tamamen silikleşir. Artık oluşturulan bu yeni yapı kişinin sadece mimik kaslarını çalıştırdığı zaman, yani gülümsediği, konuştuğu zaman ortaya çıkan doğal bir dinamik görünüme kavuşur. Bu statikten dinamiğe dönüşüm, işlemin en can alıcı noktalarından biridir.
Gamze estetiği sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
İyileşme sürecinin sağlıklı, enfeksiyonsuz ve konforlu bir şekilde ilerlemesi için operasyon sonrasında kişinin günlük yaşantısında uyması gereken bazı önemli kurallar bulunur. İşlemin ağız içinden gerçekleştirilmiş olması, içerideki kesi ve dikiş hattının ağız florasındaki milyonlarca bakteriye sürekli açık bir konumda yer alması anlamına gelir. Bu yüzden iyileşmenin ilk aşamalarında ağız içi hijyeninin eksiksiz sağlanması oldukça kritik bir öneme sahiptir. Hekim tarafından önerilen antibiyotiklerin saatinde alınması ve antiseptik gargaraların düzenli kullanılması gerekir.
İlk birkaç gün boyunca operasyon bölgesinde hafif bir şişlik, gerginlik hissi ve nadiren cilt yüzeyinde çok hafif morarmalar yaşanması olağan durumlardır. Bu doku yanıtını kontrol altında tutmak ve ödemi sınırlamak için başın yatarken vücut seviyesinden birkaç yastıkla daha yüksekte tutulması ve yanak dışından belirli aralıklarla, cilde doğrudan temas ettirmeden soğuk kompres uygulanması önerilir. Yeni oluşturulan doku bağının zorlanmaması ve içerideki dikişlerin erken dönemde mekanik olarak bütünlüğünü koruması için çiğneme hareketleri konusunda da oldukça hassas davranılmalıdır. Erken dönemde fındık, et gibi sert veya çok çiğneme gerektiren gıdaların tüketilmesinden kaçınılması, dokuların içeride rahatça kaynaşmasına fırsat tanır. İlerleyen haftalarda doku iyileşmesi hücresel bazda ilerledikçe yavaş yavaş normal beslenme düzenine geçiş yapılabilir. Ancak doku tamamen oturana kadar yanak bölgesine gelebilecek dış darbelerden, sert masajlardan veya yüzü zorlayacak hareketlerden korunmak iyileşme kalitesini artırır.
Operasyon sonrası dönemde uyulması tavsiye edilen başlıca önlemler şunlardır:
- Düzenli reçeteli ağız gargarası kullanımı
- Çorba veya püre tarzı yumuşak gıdalarla beslenme
- Uyurken başın yastıklarla yüksekte tutulması
- Yanak dışından aralıklı soğuk kompres uygulaması
- Sert ve kabuklu gıdaların çiğnenmesinden kaçınma
- Pipet kullanımından uzak durma
- Yanak bölgesini her türlü darbeden koruma
Gamze estetiği işlemlerinde karşılaşılabilecek olası riskler nelerdir?
Uygulama genel olarak kısa süreli, ayaktan yapılan ve yüzeyel bir müdahale gibi görünse de her cerrahi işlemde olduğu gibi kendi içerisinde bazı anatomik zorluklar ve olası yan etki ihtimalleri barındırır. Yüz bölgesinin çok zengin bir sinir ağına, karmaşık bir damar yapısına ve iç içe geçmiş kas katmanlarına sahip olması, bölgeye yapılacak her türlü girişimin anatomiye derin bir hakimiyetle yapılmasını zorunlu kılar. Doğru bir teknikle, doğru planda yapılmayan uygulamalar, estetik beklentilerin karşılanamamasına veya bazı fonksiyonel sorunlara zemin hazırlayabilir.
Görülebilecek estetik odaklı sorunların başında simetri farklılıkları ihtimali gelir. İnsan yüzü doğası gereği sağ ve sol yarıda milimetrik farklılıklara, asimetrik kas güçlerine sahiptir. Dokuların kalınlık farkları, mimik kaslarının çekim güçlerindeki eşitsizlikler veya operasyon sırasında kurulan dikiş bağlantılarının farklı gerginliklerde iyileşmesi, her iki yanakta oluşacak çukurlukların yerleşim veya derinlik olarak birebir aynı olmamasına yol açabilir. Bununla birlikte doku bağlantısının veya dikişlerin çok sıkı yapılması, dinamik evreye geçiş sürecini bozarak çukurluğun istirahat halinde de yapay bir şekilde sürekli belirgin kalmasına neden olabilir. Diğer yandan iyileşme sürecinde sert çiğneme yapılarak bölgenin zorlanması, dikişlerin erken dönemde kopması veya vücudun o bölgede yeterli bağ dokusu üretememesi gibi durumlarda oluşturulan çukurluk zamanından çok daha erken silinebilir.
Daha derin anatomik yapılara yönelik riskler ise cerrahi hassasiyetin önemini vurgular. Yanak bölgesinden geçen ve tükürük bezinin salgısını ağız içine taşıyan çok ince özel kanallar ile mimiklerimizi kontrol eden sinir ağının hassas dalları bu bölgeye komşudur. Cerrahi diseksiyonun yani dokuları ayırma işleminin yanlış bir derinlikte yapılması, bu yapılara zarar verme ihtimalini doğurabilir ki bu durumlar tıbbi müdahale gerektirir.
İşlem sırasında ve sonrasında karşılaşılabilecek olası tıbbi veya estetik durumlar şunlardır:
- İki yanak arasında asimetri oluşumu
- Gamzenin beklenenden erken silinmesi
- İstirahat halinde çukurluğun belirgin kalması
- Erken dönem ağız içi yara enfeksiyonları
- Kesi bölgesinde geçici doku hassasiyeti
- Tükürük kanalı zedelenmeleri
- Mimik siniri çevresinde geçici his değişiklikleri
Gamze estetiği sonuçlarından memnun kalınmazsa işlem geri alınabilir mi?
Estetik işlemlerin doğası gereği, zaman zaman dokuların iyileşme biçimi kişiden kişiye farklılık gösterebilir, hedeflenenden farklı bir hücresel yanıt alınabilir ya da kişi zaman içerisinde, yıllar sonra yüzündeki bu yeni ifade değişikliğinden tamamen vazgeçmek isteyebilir. Bu tür durumlarda sürecin nasıl yönetileceği, başlangıçta seçilen cerrahi tekniğe ve ameliyatın üzerinden geçen süreye bağlı olarak değişiklik gösterir. Asimetri, yetersiz derinlik veya dikiş gevşemesi gibi basit durumlarda, doku iyileşmesi tamamen bitip bölge sakinleştikten sonra ağız içinden oldukça küçük bir lokal revizyon müdahalesiyle dikişlerin gerginliği veya yeri yeniden ayarlanabilir.
Kişinin bu görünümden tamamen vazgeçmesi ve yüzünü eski haline döndürmek istemesi halinde ise yine belli oranda geri döndürülebilirlik tıbben mümkündür. Eğer başlangıçta sadece askılama yöntemi kullanılmışsa, henüz dokular tamamen birbirine kaynamadan dikişlerin alınması süreci dokuları büyük oranda eskiye döndürebilir. Doku çıkarılarak, kas aralanarak yapılan daha kalıcı tekniklerde ise, geri dönüş işlemi için bölgeye tekrar ağız içinden lokal anestezi ile girilir. Cilt ile kas arasında aylar içinde oluşturulan o doğal fibroz yara dokusu bağlantısı, adezyolizis adı verilen işlemle keskin bir diseksiyon kullanılarak nazikçe serbest bırakılır. Birbirinden ayrılan cilt ve kas dokularının arasında kalan küçük boşluk, bedenin kendi doku onarım dinamikleriyle doldurulmaya çalışılır. Gerekli görülen durumlarda bu onarımı içeriden desteklemek ve çökmeyi engellemek için vücudun başka bir bölgesinden, genellikle karın veya uyluktan alınan mikro yağ hücreleri veya doku uyumlu medikal dolgu malzemeleri kullanılarak cilt altı desteklenir. Bu sayede yanak bölgesinin operasyon öncesindeki düzgün, pürüzsüz formuna olabildiğince yakın bir duruma gelmesi hedeflenir. Estetik cerrahinin sunduğu bu manevra alanları, doku onarım süreçleri, kişiye hem güven verir hem de uzun vadeli esneklik sağlar.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
