Yanık sonrası el onarımları, ısı, kimyasal ya da elektriksel yaralanmalar sonucu el dokusunda oluşan hasarların işlevsel ve estetik olarak tedavisini amaçlar. El, yanığa en açık bölgelerden biridir ve müdahale edilmediğinde ciddi hareket kısıtlılıklarına neden olabilir.
Yanık derinliği ve yaygınlığına göre tedavi planlanır. Yüzeyel yanıklar konservatif yöntemlerle iyileşebilirken, derin ve tam kat yanıklarda greftleme veya flep cerrahisi gerekebilir. Parmakların açık kalmasını sağlayan pozisyonlama, kontraktür gelişimini önlemede önemlidir.
Erken dönem tedavi sonrası gelişebilecek skar dokuları ve kontraktürler, el fonksiyonlarını ciddi şekilde kısıtlayabilir. Bu durumda rekonstrüktif cerrahi uygulanarak parmak ve eklem hareketleri yeniden kazandırılır. Tendon ve sinir onarımları gerekebilir.
Rehabilitasyon süreci, yanık sonrası el onarımının vazgeçilmez bir parçasıdır. Fizik tedavi, ergoterapi ve özel atellerle elin hareketliliği desteklenir. Uzun süreli takip ve kişiye özel egzersiz programları, kalıcı işlev kayıplarının önlenmesinde etkilidir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Yanık sonrası el onarımları, ellerde meydana gelen termal, kimyasal veya elektriksel yanıklara bağlı doku kayıpları, kontraktürler ve fonksiyon bozukluklarının cerrahi ve konservatif yöntemlerle tedavisini kapsar. |
| Hedefler | El fonksiyonlarının (tutma, kavrama, parmak hareketleri) yeniden kazandırılması, kontraktürlerin açılması, duyunun korunması, estetik görünümün iyileştirilmesi ve hastanın günlük yaşam aktivitelerine dönüşünün sağlanması. |
| Etkilenen Yapılar | Deri, deri altı dokular, tendonlar, sinirler, damarlar, kaslar, eklemler ve kemikler; özellikle parmaklar, avuç içi ve el dorsumu. |
| Yaygın Problemler | – Deri kaybı – Yara izleri – Eklem kontraktürleri – Duyusal bozukluklar – Estetik deformiteler – Fonksiyonel kısıtlılıklar |
| Cerrahi Yöntemler | – Deri grefti uygulamaları (split-thickness, full-thickness) – Flep cerrahileri (yerel, bölgesel veya serbest flepler) – Z-plasti ve diğer kontraktür düzeltme teknikleri – Tendon, sinir ve damar onarımları – Artrodez veya osteotomi – Mikrocerrahi rekonstrüksiyonlar |
| Konservatif Tedaviler | Basınç tedavisi (kompresyon giysileri), silikon tabakalar, splint uygulamaları, fizik tedavi ve el rehabilitasyonu. |
| Rehabilitasyon | Erken dönemde pasif ve aktif eklem hareket egzersizleri, splintleme, ödem kontrolü, iz tedavisi, kas kuvvetlendirme, fonksiyonel kullanım eğitimi. |
| Tedavi Süreci | Yanığın ciddiyetine göre değişir; akut faz tedavisi ardından subakut ve kronik dönemde rekonstrüksiyon ve rehabilitasyon devam eder. Tedavi süreci genellikle uzun ve multidisipliner yaklaşım gerektirir. |
| Komplikasyonlar | Kalıcı eklem sertlikleri, estetik bozukluklar, kas ve tendon zayıflığı, sinir lezyonları, enfeksiyon, greft/flep başarısızlığı. |
| Değerlendirme Araçları | Total Aktif Hareket (TAM), Kavrama Kuvveti ölçümleri, DASH skoru (Disabilities of the Arm, Shoulder and Hand), yara iyileşme değerlendirme kriterleri. |
| Psikososyal Destek | Özellikle estetik deformiteler ve fonksiyon kayıpları nedeniyle psikolojik destek, danışmanlık ve sosyal entegrasyon desteği gerekebilir. |
| Uzun Dönem İzlem | Fonksiyonel kazanımın sürdürülmesi, deformite nükslerinin önlenmesi, yeniden cerrahi ihtiyacının belirlenmesi açısından düzenli takip gereklidir. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleYanık Sonrası El Onarımları Nedir?
Yanık sonrası el onarımları, yanık nedeniyle oluşan deri, kas, tendon ve eklem hasarlarının cerrahi ve rehabilitatif yöntemlerle düzeltilmesini kapsayan tedavilerdir. Amaç; el fonksiyonlarını geri kazandırmak, hareket kısıtlılığını azaltmak ve estetik görünümü iyileştirmektir. Tedavide kontraktür açılması, deri grefti veya flep uygulamaları gibi rekonstrüktif cerrahi yöntemler kullanılabilir. Erken müdahale ve düzenli fizik tedavi, tedavi başarısında önemli rol oynar.
Elin anatomik yapısı yanık tedavisini nasıl zorlaştırır?
Elin anatomisi, yanık cerrahisi açısından tam anlamıyla “bıçak sırtı” bir dengeyi temsil eder. Bu organımız, doğası gereği hem çok dayanıklı hem de şaşırtıcı derecede kırılgandır. Elin sırt kısmına baktığımızda, buradaki derinin kağıt kadar ince olduğunu fark ederiz. Bu incelik, parmaklarımızı yumruk yaparken derinin rahatça kaymasını sağlar. Ancak yanık durumunda bu özellik en büyük dezavantajımıza dönüşür. İnce deri bariyeri ısıyı tutamaz ve yanık çok kısa sürede derinleşerek hemen alttaki tendonlara ve eklemlere ulaşır.
Diğer yandan avuç içimiz, kavrama işlevini yerine getirebilmek için kalın ve sert bir yapıya sahiptir. Buradaki deri ısıya daha dirençlidir ancak iyileşme süreci bambaşka bir sorun yaratır. Avuç içi yanıkları iyileşirken büzüşmeye (kontraksiyon) çok meyillidir. Eğer doğru müdahale edilmezse parmaklar avuç içine doğru kapanır ve el bir daha açılamaz hale gelebilir. Biz cerrahlar için el yanıkları, santimetrekare başına düşen fonksiyonel önem nedeniyle vücudun diğer bölgelerinden tamamen ayrılan, özel bir uzmanlık alanıdır.
Yanık derinliği tedavi planını belirlerken nelere dikkat edilir?
Tedavi haritamızı çizen en önemli pusula, yanığın derinliğidir. Yanıklar sadece yüzeysel bir kızarıklık olabileceği gibi, kemiğe kadar inen derin hasarlar da olabilir. Bu derinliği doğru saptamak, hastayı gereksiz ameliyatlardan korumak veya geç kalınmış müdahaleleri önlemek için şarttır.
Birinci derece yanıklar, çoğumuzun güneş altında fazla kaldığında yaşadığı durumlardır ve genellikle cerrahi gerektirmez. Ancak ikinci ve üçüncü derece yanıklarda işler değişir. Özellikle “derin ikinci derece” dediğimiz yanıklarda, deri kendini yenilemeye çalışırken aşırı skar (iz) dokusu üretir. Bu da elin hareketini kısıtlayan sert bantlara yol açar. Üçüncü derece yanıklarda ise derinin tüm katmanları kaybedilmiştir; burada artık vücudun kendini tamir etme kapasitesi kalmadığından, dışarıdan deri nakli yapmak zorunludur. Dördüncü derece yanıklar ise kas ve kemik dokusunu da içine alan en ağır tablodur ve sıklıkla mikrocerrahi yöntemlerle doku aktarımı gerektirir.
Yanık anında yapılan hatalar nelerdir ve ilk müdahale nasıl olmalıdır?
Yanık travması yaşandığı anda yapılanlar, aylar sonra yapacağımız ameliyatın başarısını bile etkiler. Halk arasında bilinen pek çok yanlış uygulama, ne yazık ki hasarı artırabilir. Yanık oluştuğu anda ilk hedefimiz, doku içindeki ısıyı düşürerek yanmanın derinlere inmesini engellemektir.
Yanık anında yapılması gereken en temel doğrular şunlardır:
- Çeşme suyu ile yıkama
- Takıların çıkarılması
- Temiz bir örtü ile kapama
- Kimyasal maddeyi uzaklaştırma
Bu maddeleri biraz açmak gerekirse, en sık yapılan hata yanığa doğrudan buz uygulamaktır. Buz, zaten hasar görmüş ve beslenmesi bozulmuş dokudaki damarları büzüştürerek kan akışını tamamen keser ve yanığı derinleştirir. Bunun yerine 15-20 dakika ılık veya serin çeşme suyu yeterlidir. Ayrıca yüzük, saat ve bilezik gibi aksesuarlar saniyeler içinde çıkarılmalıdır. Çünkü yanık sonrası el hızla şişer ve bu takılar parmağı boğarak kan dolaşımını durduran bir turnikeye dönüşebilir.
Eskaratomi işlemi elin kurtarılmasında neden hayati önem taşır?
Derin yanıklarda deri, elastikiyetini kaybederek “eskar” adını verdiğimiz sert, ölü bir dokuya, adeta bir zırha dönüşür. Bu ölü deri esnemez. Ancak yanık sonrası vücudun tepkisi olarak doku altında hızla sıvı toplanır ve ödem gelişir. Sert deri esnemediği için içerideki basınç kontrolsüzce artar. Bu durum kapalı bir düdüklü tencerenin iç basıncının artmasına benzer. Basınç o kadar yükselir ki elin ve parmakların besleyici damarları ezilir ve kan akışı durur.
Eğer bu duruma acilen müdahale edilmezse parmaklar saatler içinde kaybedilebilir. İşte bu noktada “eskaratomi” dediğimiz hayat kurtarıcı işlemi uygularız. Ameliyathane şartlarında veya çok acil durumlarda yatak başında, o sertleşmiş ölü deriyi (eskarı) elin yan hatları boyunca boylu boyunca keseriz. Bu kesi yapıldığı anda, dokular rahatlar, sıkışmış olan damarlar açılır ve parmakların ucuna yeniden kan gitmeye başlar. Bu işlem estetik kaygıdan tamamen uzak, sadece uzvu canlı tutmak için yapılan bir acil durum prosedürüdür.
Rekonstrüktif cerrahi için doğru zamanlama ne zaman olmalıdır?
Yanık sonrası el onarımlarında zamanlama, sabır ve tecrübe gerektiren bir süreçtir. Yara kapandıktan hemen sonra estetik düzeltme yapmak genellikle doğru değildir. Çünkü yanık izleri (skarlar), biyolojik olarak aktif dokulardır. İlk aylarda kızarık, sert ve kabarıktırlar. Bu dönemde yapılacak bir cerrahi, kanama riskini artırır ve yeni oluşacak izlerin de kötü olmasına neden olabilir.
Genel yaklaşımımız, skarın olgunlaşmasını, yani yumuşayıp renginin solmasını beklemektir. Bu süreç kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 6 ay ile 1 yıl arasındadır. Ancak beklemek her zaman mümkün olmayabilir.
Erken cerrahi gerektiren durumlar şunlardır:
- Göz kapağının kapanmaması
- Parmak hareketinin tamamen engellenmesi
- Ağzın açılamaması
- Eklem donukluğu riski
- Çocuklarda büyümenin engellenmesi
Bu gibi fonksiyonel aciliyet durumlarında, skarın olgunlaşmasını beklemeden müdahale ederiz. Aksi takdirde, eklemler hareketsiz kalmaktan dolayı kalıcı olarak kireçlenebilir ve bir daha açılamaz hale gelebilir.
Deri greftleri ile onarımda başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?
Yumuşak doku kayıplarını kapatmanın en temel yolu deri greftleridir, yani halk arasındaki tabiriyle “deri yaması” işlemidir. Bu işlemde, vücudun genellikle uyluk veya karın gibi görünmeyen bölgelerinden aldığımız sağlıklı deriyi, yanık bölgesine naklederiz. Ancak el cerrahisinde hangi tür greftin kullanılacağı çok kritik bir karardır.
İki ana greft türü kullanırız:
- Kısmi kalınlıkta greftler
- Tam kalınlıkta greftler
Kısmi kalınlıkta greftler, geniş alanları kapatmak için hayat kurtarıcıdır ve verici saha kendiliğinden iyileşir. Ancak dezavantajı, iyileşirken büzüşme (kontraksiyon) eğiliminde olmasıdır. El sırtı veya parmak eklemleri gibi hareketin çok önemli olduğu yerlerde bu büzüşme, parmağın hareketini kısıtlayabilir.
Bu nedenle avuç içi ve parmakların iç yüzeylerinde genellikle “tam kalınlıkta greft” tercih ederiz. Bu greftler daha kalın olduğu için büzüşmez, daha esnektir ve basınca daha dayanıklıdır. Ancak bu greftlerin tutması daha zordur; ameliyat sonrası elin hiç hareket etmemesi, greftin altına kan birikmemesi gerekir. Hastalarımıza ameliyat sonrası dönemde neden ellerini oynatmamaları gerektiğini, bu yamanın tabana yapışması için hareketsizliğin şart olduğunu detaylıca anlatırız.
Z-plasti ve doku kaydırma yöntemleri gerginliği nasıl giderir?
Bazen yanık sonrası elimizde geniş bir yara açıklığı olmaz ama parmağın hareketini engelleyen, ip gibi gergin bir bant oluşur. Hasta parmağını açmak ister ama bu bant deriyi çeker ve izin vermez. Bu durumda deri yaması yapmak yerine, mevcut deriyi geometrik olarak yeniden düzenlediğimiz yöntemleri kullanırız.
“Z-plasti” tekniği, plastik cerrahinin temel taşlarından biridir. Gergin olan bant üzerine “Z” harfi şeklinde kesiler yaparak derinin yönünü değiştiririz. Bu sayede hem gerginlik hattı uzar hem de bandın yönü değişerek hareket serbestleşir.
Özellikle parmak aralarındaki yapışıklıklarda (sindaktili), parmakların yan yüzeylerindeki sağlam deriyi kullanarak “lokal flepler” hazırlarız. Bu yöntemle, parmağın yanından kaldırdığımız sağlam ve kanlanması iyi olan dokuyu, yanık olan bölgenin üzerine kaydırırız. Kendi damarıyla beslenen bu doku, deri yamalarına göre çok daha kaliteli bir iyileşme sağlar ve büzüşme yapmaz.
Kasığa gömme (Kasık Flebi) ameliyatı hangi durumlarda uygulanır?
Bazı ağır yanıklarda hasar o kadar derindir ki kemikler, tendonlar veya sinirler tamamen açıkta kalır. Bu yapıların üzerine deri yaması (greft) koymak mümkün değildir, çünkü yamanın beslenebileceği bir zemin yoktur. Bu durumda uzaktan doku taşıma yöntemlerine başvururuz. Bunların en klasiği ve hala en güvenilir olanlarından biri “Kasık Flebi”dir.
Bu ameliyat hastalar için zorlu bir süreci ifade eder. Karnın alt bölgesindeki (kasık) sağlam dokuyu, bir “sap” (pedikül) ile birlikte kaldırırız ve hastanın elini bu dokunun altına tünel kazarak yerleştiririz. Yani hastanın eli, yaklaşık 3 hafta boyunca karnına dikili kalır.
Bu yöntemin zorlukları şunlardır:
- Kişisel bakım zorluğu
- Omuz ve dirsek ağrıları
- Uyku pozisyonunda kısıtlılık
- Psikolojik stres
Bu süre zarfında eldeki doku, kasıktan gelen damarlarla beslenir. 3 hafta sonunda elin kendi damarları da bu yeni dokuya adapte olur ve ikinci bir ameliyatla eli kasıktan ayırırız. Bu “biyolojik pansuman” yöntemi, modern mikrocerrahi seçeneklerinin riskli olduğu durumlarda eli kesilmekten (ampütasyon) kurtaran en güvenli limandır.
Doku genişleticiler ile izsiz onarım süreci nasıl işler?
Plastik cerrahinin en büyüleyici tekniklerinden biri olan doku genişletici (tissue expander) uygulaması, yanık izlerinin yok edilmesinde bize büyük bir avantaj sağlar. Vücudumuzdaki deri, gerildikçe genişleme ve büyüme potansiyeline sahiptir; tıpkı hamilelikte karın derisinin büyümesi gibi. Biz bu prensibi tedavi amaçlı kullanırız.
Süreç şöyle işler: Yanık izinin hemen yanındaki sağlam derinin altına, ameliyatla sönük bir silikon balon yerleştiririz. Yara iyileştikten sonra, hasta haftada bir kliniğe gelir ve biz bu balonun içine dışarıdan serum enjekte ederek şişiririz. Balon şiştikçe üzerindeki sağlam deri de yavaş yavaş genişler ve büyür.
Doku genişletme yönteminin avantajları şunlardır:
- Renk ve doku uyumu mükemmeldir
- Yama görüntüsü oluşmaz
- Ekstra iz bırakmaz
- Kıl kökü ve ter bezi yapısı korunur
Yeterli deri bolluğu oluştuğunda (genellikle 2-3 ay sonra), ikinci bir ameliyatla balonu çıkarırız. Yanık izini kesip atarız ve genişlettiğimiz o kaliteli, kişinin kendi orijinal derisini bölgeye kaydırarak kapatırız. Bu yöntem özellikle el sırtı ve ön kol bölgesindeki geniş yanık izlerinde estetik açıdan en tatmin edici sonuçları verir.
İletişime Geçin!
Tendon transferleri ile el fonksiyonları nasıl geri kazanılır?
Derin yanıklar maalesef sadece deriyi değil parmaklarımızı hareket ettiren motor üniteleri, yani kasları ve tendonları da yok edebilir. Bazen deri onarılsa bile, hasta parmağını kaldıramaz çünkü o hareketi sağlayan tendon yanmıştır veya yapışmıştır. Bu noktada “Tendon Transferi” cerrahisi devreye girer.
Vücudumuzda bazı kaslar ve tendonlar yedekli çalışır veya feda edilebilir niteliktedir. Bu ameliyatta, sağlam ve çalışan bir kasın kirişini yerinden ayırıp, fonksiyonunu yitirmiş olan parmağın tendonuna dikeriz. Yani vücudun bir kaynağını, başka bir hayati işlevi yerine getirmesi için transfer ederiz.
Bu ameliyattan sonra en kritik aşama, beynin bu yeni durumu öğrenmesidir. Hasta, eskiden el bileğini bükerken kullandığı bir kası, artık parmağını kaldırmak için kullanmayı öğrenmelidir. Bu nörolojik adaptasyon süreci, yoğun bir fizik tedavi ve sabır gerektirir.
Fizik tedavi süreci ameliyatın başarısını nasıl etkiler?
Yanık cerrahisinde ameliyat işin sadece yarısıdır, diğer yarısı ise rehabilitasyondur. Hatta şöyle diyebilirim; en mükemmel cerrahi bile yapılsa, eğer hasta iyi bir fizik tedavi almazsa sonuç hüsran olabilir. Yanıklı elin doğası gereği, ağrıdan kaçınmak ve yaranın büzüşmesi nedeniyle kapanmaya, bükülmeye meyil eder. Eğer kendi haline bırakılırsa “pençe el” deformitesi gelişir.
Rehabilitasyon sürecinde kullandığımız temel araçlar şunlardır:
- Kişiye özel termoplastik ateller
- Bası giysileri
- Silikon jel tabakalar
- Germe egzersizleri
Özellikle bası giysileri, iyileşme döneminde kabarık iz (hipertrofik skar) oluşumunu baskılamak için hayati önem taşır. Bu giysilerin günde 23 saat, aylarca giyilmesi gerekir. Hastalarımız için bu süreç bazen ameliyattan daha yorucu olabilir; sürekli bir baskı hissi, kaşıntı ve sıcaklama sorunları yaşanabilir. Ancak fonksiyonel bir el için bu sürecin titizlikle yönetilmesi şarttır.
Marjolin Ülseri nedir ve neden uzun dönem takip gereklidir?
Yanık, ne yazık ki “bitti, geçti” diyebileceğimiz bir travma değildir; ömür boyu iz bırakır ve takip gerektirir. Yıllar, hatta on yıllar sonra bile eski yanık izleri üzerinde değişimler olabilir. En korkulan uzun dönem komplikasyonu “Marjolin Ülseri”dir. Bu eski yanık skarı zemininde gelişen, oldukça agresif seyredebilen bir deri kanseri türüdür.
Bu riski gösteren belirtiler şunlardır:
- İyileşmeyen yaralar
- Skar üzerinde ani kanamalar
- Kötü koku
- Sertlik oluşumu
- Hızla büyüyen kitleler
Hastalarımıza her zaman şu uyarıda bulunuruz: “Eğer 20 yıl önceki yanık izinizde durup dururken bir yara açılır ve kapanmazsa, evde krem sürerek vakit kaybetmeyin.” Bu durumda derhal biyopsi alınması ve bölgenin temizlenmesi gerekir. Erken teşhis, bu tür agresif durumlarda hayat kurtarıcıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
El, çok sayıda tendon, sinir, damar ve eklem içeren kompleks bir organdır. Yanık sonrası hem fonksiyonel hem de estetik kayıplar ortaya çıkabileceğinden, cerrahi ve rehabilitasyon süreci mikrocerrahi ve rekonstrüksiyon konusunda deneyimli uzmanlar tarafından yürütülmelidir.
Kontraktür (büzülme), sinir hasarı, hareket kısıtlılığı, parmak yapışıklıkları ve kalın skar dokusu yanık sonrası elde sık görülen komplikasyonlardır. Bu durumlar ciddi fonksiyon kaybına yol açabilir.
Erken dönemde uygun pansuman, elin fonksiyonel pozisyonda atellenmesi ve düzenli fizik tedavi ile kontraktür riski azaltılabilir. Bazı vakalarda cilt grefti veya deri genişletme cerrahisi gerekebilir.
Deri greftleri, flep cerrahisi, Z-plasti teknikleri, tendon rekonstrüksiyonları ve sinir onarımları sık kullanılan yöntemlerdir. Amaç hem el hareketlerini hem de cilt kalitesini geri kazandırmaktır.
Yüzeyel yanıklarda cerrahi gerekmezken, derin yanıklarda kontraktür gelişmeden önce veya skar dokusu stabilize olduktan sonra cerrahi planlanır. Bu süre genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasındadır.
Fizik tedavi iyileşmenin erken döneminde başlar ve aylarca sürebilir. Parmak hareketlerini, kavrama gücünü ve tendon kayganlığını korumak için düzenli egzersiz programı büyük önem taşır.
Büyüme çağındaki çocuklarda kontraktürler el gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle daha erken cerrahi müdahale ve uzun süreli rehabilitasyon gerekebilir. Bazı olgularda tekrarlayan onarımlar yapılması gerekebilir.
Cilt kalitesini artırmak ve skar görünümünü azaltmak için lazer tedavileri, yağ enjeksiyonları, dermabrazyon ve skar revizyonları uygulanabilir. Bu işlemler estetik görünümü iyileştirirken psikolojik rahatlama da sağlar.
Sinir hasarı mevcutsa tam duyu geri dönüşü her zaman mümkün olmayabilir. Ancak sinir greftleri veya sinir yönlendirme ameliyatları ile kısmi duyusal iyileşme sağlanabilir.
El görünümündeki bozulma ve fonksiyon kaybı, kişinin sosyal ve duygusal yaşamını olumsuz etkileyebilir. Başarılı cerrahi ve rehabilitasyon süreci, özgüveni artırır ve psikolojik iyileşmeyi destekler.
Yanık sonrası el onarımları için Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümüne başvurulmalıdır. Bu alandaki uzmanlar, yanığa bağlı doku kayıplarını, kontraktürleri ve şekil bozukluklarını onararak elin fonksiyonunu ve görünümünü iyileştirir.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
