Dermal dolgu uygulaması; yaş alma süreci, yerçekimi ve çevresel faktörlerle yüzde oluşan hacim kayıplarını restore etmek, derinleşen kırışıklıkları gidermek ve yüz konturunu cerrahisiz olarak yeniden şekillendirmek amacıyla cilt altına biyouyumlu jel materyallerin enjekte edildiği medikal estetik bir prosedürdür. Hyaluronik asit, kalsiyum hidroksiapatit veya poli-L-laktik asit gibi güvenilir içeriklerle gerçekleştirilen bu işlem; sadece eksik hacmi tamamlamakla kalmaz, aynı zamanda dokuyu biyolojik olarak uyararak kolajen üretimini tetikler, cildin nem kapasitesini artırır ve yüzün doğal anatomik mimarisini koruyarak daha dinç ve pürüzsüz bir görünüm sağlar.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını Görüntüle| Dermal dolgu uygulaması nedir? | Dermal dolgu uygulaması, cilt altına enjekte edilen dolgu maddeleri ile hacim kaybını gidermek, yüz hatlarını belirginleştirmek, kırışıklıkları azaltmak ve cilde daha genç bir görünüm kazandırmak amacıyla uygulanan estetik bir işlemdir. |
| Kullanılan dolgu maddeleri | En sık kullanılan dolgu maddesi hyalüronik asittir. Bunun dışında kalsiyum hidroksiapatit, poli-L-laktik asit ve polimetilmetakrilat (PMMA) gibi farklı içeriklere sahip dolgu materyalleri de belirli endikasyonlarda kullanılabilir. |
| Hangi bölgelere uygulanabilir? | Dudaklar, yanaklar, çene ucu, çene hattı, nazolabial oluklar, marionette çizgileri, göz altı, şakaklar, burun ve el sırtı gibi farklı anatomik bölgelere uygulanabilir. |
| Uygulama amaçları | Hacim kaybını gidermek, yüz konturlarını şekillendirmek, asimetriyi düzeltmek, ince çizgileri ve kırışıklıkları azaltmak, cildin daha dolgun ve canlı görünmesini sağlamak amacıyla uygulanır. |
| İşlem öncesi hazırlık | Hastanın tıbbi öyküsü değerlendirilir. Kan sulandırıcı ilaçlar, bitkisel takviyeler ve alerji öyküsü sorgulanır. İşlem öncesinde uygulama alanı temizlenir ve gerekirse topikal anestezik krem uygulanır. |
| Anestezi | Çoğu uygulamada lokal anestezik krem yeterlidir. Bazı dolgu ürünleri yapısında lidokain içerdiğinden işlem sırasında konfor artabilir. |
| İşlem süresi | Uygulama yapılacak bölgeye bağlı olarak genellikle 15–45 dakika arasında tamamlanır. |
| İşlem nasıl uygulanır? | Dolgu maddesi ince iğne veya kanül yardımıyla hedeflenen anatomik katmana dikkatli şekilde enjekte edilir ve gerekli durumlarda şekillendirme yapılır. |
| İşlem sonrası | Günlük yaşama çoğunlukla aynı gün dönülebilir. İlk saatlerde hafif şişlik, kızarıklık, hassasiyet veya morarma görülebilir. |
| İyileşme süreci | Hafif yan etkiler genellikle birkaç gün içinde azalır. Nihai görünüm çoğunlukla 1–2 hafta içerisinde değerlendirilir. |
| Kalıcılık süresi | Kullanılan dolgu maddesine, uygulama bölgesine ve kişinin metabolizmasına bağlı olarak genellikle 6–24 ay arasında değişebilir. |
| Olası yan etkiler | Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kızarıklık, ödem, morarma, hassasiyet ve geçici sertlik görülebilir. |
| Olası komplikasyonlar | Enfeksiyon, nodül oluşumu, alerjik reaksiyon, damar tıkanıklığı, doku dolaşımının bozulması ve çok nadiren görme kaybı gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle uygulamanın deneyimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması önemlidir. |
| İşlem sonrası dikkat edilmesi gerekenler | İlk 24 saat makyajdan, yoğun egzersizden, aşırı sıcak ortamlardan ve alkol tüketiminden kaçınılması önerilebilir. Uygulama bölgesine gereksiz baskı uygulanmamalıdır. |
| Sonuçlar ne zaman görülür? | İlk sonuçlar işlem sonrasında görülebilir. Şişliklerin azalmasının ardından nihai sonuç daha net şekilde değerlendirilir. |
| İşlem tekrarlanabilir mi? | Dolgunun etkisi azaldığında, kişinin ihtiyacına ve doktor değerlendirmesine göre güvenli aralıklarla tekrar uygulanabilir. |
| Ne zaman sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır? | Şiddetli ağrı, cilt renginde solukluk veya morarma, giderek artan şişlik, ateş, irinli akıntı, görme değişikliği veya ani görme kaybı gibi belirtiler gelişirse acil olarak sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. |
Dolgu Uygulaması Nedir?
Dolgu Uygulaması, cilt altına enjekte edilen biyouyumlu maddeler (çoğunlukla hyalüronik asit) aracılığıyla hacim kaybını gidermeyi, kırışıklıkları azaltmayı ve yüz hatlarını belirginleştirmeyi amaçlayan medikal estetik bir işlemdir. Dudak, yanak, çene ve nazolabial bölge gibi alanlarda sıklıkla uygulanır. İşlem, minimal invazivdir ve genellikle kısa sürede tamamlanır. Uygun dolgu tipi ve miktarı, kişinin anatomik yapısına ve beklentilerine göre uzman hekim tarafından planlanmalıdır.
Hangi Dolgu Malzemeleri kullanılıyor ve bunlar vücudumuzla uyumlu mu?
Kullandığımız malzemeler, biyoteknolojinin bize sunduğu en güvenli ve dokuyla en uyumlu materyallerdir. Bu maddeler vücudunuz tarafından yabancı cisim olarak algılanmaz ve zamanla doğal yollarla metabolize edilir. Piyasada ve klinik pratiğimizde en sık kullandığımız, güvenilirliği kanıtlanmış temel madde grupları vardır:
Bu maddeler genel olarak şunlardır:
- Hyaluronik Asit
- Kalsiyum Hidroksiapatit
- Poli-L-Laktik Asit
Bunlar arasında en yaygın olanı Hyaluronik Asit’tir. Bu madde zaten cildinizde, eklemlerinizde ve göz sıvınızda doğal olarak bulunan bir şeker türevidir. En büyük özelliği, kendi ağırlığının bin katı kadar su tutabilmesidir. Bu sayede cilde sadece hacim vermekle kalmaz, aynı zamanda yoğun bir nem desteği sağlar. Güvenlik profili o kadar yüksektir ki eğer sonuçtan memnun kalmazsanız veya nadir bir sorun yaşanırsa, özel bir enzimle dakikalar içinde eritilip yok edilebilir. Diğer gruplar ise daha çok “biyostimülan” yani dokuyu uyarıcı özellikleriyle öne çıkar ve daha uzun vadeli yapısal destek sağlar.
Yüzün hangi bölgelerine Dolgu Uygulaması yapılabilir?
Yüzü bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, neredeyse her anatomik üniteye müdahale etme şansımız vardır. Ancak her bölgenin ihtiyacı ve kullanılacak dolgunun yapısı birbirinden tamamen farklıdır. Örneğin göz altı gibi çok ince bir deri için su gibi akışkan bir dolgu kullanırken, çene ucu gibi kemiği taklit etmesini istediğimiz bir bölge için çok sert ve taşıyıcı gücü yüksek bir dolgu tercih ederiz.
Klinik pratiğimizde en sık uygulama yaptığımız bölgeler şunlardır:
- Elmacık kemikleri
- Göz altı olukları
- Şakak bölgesi
- Nazolabial çizgiler
- Dudaklar
- Çene hattı
- Çene ucu
- Marionette çizgileri
- Burun sırtı
Özellikle orta yüz dediğimiz yanak ve elmacık kemiği hattı, yüzün “çadır direği” gibidir. Buraya yapılan doğru bir destek, tüm yüzü yukarı taşır, burun kenarındaki yığılmaları açar ve göz altındaki yorgunluğu hafifletir. Çene hattı (jawline) uygulamaları ise son dönemde oldukça popülerleşmiştir; keskin bir çene hattı yüzü daha genç, dinamik ve zayıf gösterir.
Akıllı Dolgu veya Biyostimülasyon dediğimiz kavram ne anlama geliyor?
Klasik dolgular anında hacim verip sonucu hemen gösterirken, biyostimülan özellikli dolgular (halk arasında akıllı dolgu olarak da bilinir) daha farklı bir stratejiyle çalışır. Bu ürünleri cildin altına yerleştirdiğimizde, asıl amaç sadece boşluğu doldurmak değildir. Bu maddeler, cildinizdeki fibroblast adı verilen işçi hücreleri uyarır.
Bu uyarılma sonucunda vücudunuzun ürettiği maddeler şunlardır:
- Tip 1 Kolajen
- Elastin lifleri
- Yeni damar oluşumları
Yani aslında biz cilde bir “inşaat emri” vermiş oluruz. Dolgu maddesi zamanla erise bile, geride sizin kendi ürettiğiniz taze ve sıkı doku kalır. Bu yöntem özellikle cildi incelmiş, krep gibi olmuş ve elastikiyetini kaybetmiş hastalarda, sadece hacim değil aynı zamanda cilt kalitesinde (sıkılaşma ve parlaklık gibi) ciddi bir artış sağlamak için mükemmel bir seçenektir.
Sıvı Yüz Germe ile Dolgu Uygulaması arasındaki ilişki nasıldır?
“Sıvı Yüz Germe” (Liquid Facelift), tek bir kırışıklığa odaklanmak yerine yüzün tamamını ele aldığımız bütüncül bir yaklaşımdır. Cerrahi yüz germe ameliyatı için henüz erken olan veya ameliyat olmak istemeyen hastalarımızda bu yöntemi sıklıkla kullanırız. Burada dolgu uygulamalarını, botoks gibi diğer işlemlerle kombine ederek bir nevi “ameliyatsız gençleşme” sağlarız.
Bu yöntemde müdahale ettiğimiz temel sorunlar şunlardır:
- Sarkan yanaklar
- Düşük kaşlar
- Silikleşen çene hattı
- Derinleşen gölgeler
- Hüzünlü ağız köşeleri
Yüzdeki “negatif vektörleri” (sarkma yönünü), “pozitif vektörlere” (yukarı kaldırma yönüne) çeviririz. Bu işlem genel anestezi gerektirmez, iyileşme süreci çok kısadır ve sonuçları hemen görülür. Doğru planlandığında, kişiyi 5 ila 10 yaş geriye götürebilen oldukça etkili bir protokoldür.
İletişime Geçin!
Yağ Enjeksiyonu mu yoksa hazır Dolgu Uygulaması mı daha mantıklı?
Hastalarımızın en çok ikilemde kaldığı konulardan biri budur. Aslında her ikisi de hacim kazandırma işlemidir ancak felsefeleri ve süreçleri farklıdır. Hazır dolgular (Hyaluronik asit vb.) ofis ortamında, öğle arasında bile yapılabilen, ön hazırlık gerektirmeyen pratik işlemlerdir. Ancak kalıcılıkları sınırlıdır ve tekrarlanmaları gerekir.
Yağ enjeksiyonu ise bir “doku nakli” işlemidir. Kendi vücudunuzdan (genellikle karın veya basen bölgesinden) aldığımız yağları özel işlemlerden geçirip yüzünüze transfer ederiz. Genellikle ameliyathane şartlarında veya sedasyon altında yapılır.
Yağ enjeksiyonunun sunduğu avantajlar şunlardır:
- Ömür boyu kalıcılık
- Kök hücre içeriği
- Doku rejenerasyonu
- Yüksek hacim imkanı
- Alerji riski olmaması
Transfer edilen yağın bir kısmı ilk aylarda erise de tutunan hücreler artık yüzünüzün kalıcı bir parçası olur. Eğer yüzünüzde çok ciddi hacim kaybı varsa ve kalıcı bir çözüm arıyorsanız yağ enjeksiyonu daha mantıklıdır. Ancak daha ince detaylar, dudak şekillendirme veya pratiklik arıyorsanız hazır dolgular daha doğru bir tercihtir. Çoğu zaman en mükemmel sonucu, bu iki yöntemi kombine ederek alıyoruz.
Dolgu Uygulaması işlemini yasal olarak kimler yapabilir?
Bu konu, halk sağlığı açısından en kritik olan kısımdır. Türkiye’deki yasalarımıza göre; derinin bütünlüğünü bozan her türlü enjeksiyonlu işlem (dolgu, botoks, mezoterapi vb.) sadece tıp doktorları tarafından yapılabilir. Özellikle yüz anatomisine, damar ve sinir yapılarına hakimiyet gerektiren bu işlemler, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanlarının veya Dermatologların uzmanlık alanıdır.
Ne yazık ki günümüzde kuaförlerde, güzellik salonlarında veya ev ortamlarında bu işlemlerin yapıldığını duyuyoruz. Bu durum yasal olarak suçtur ve “yetkisiz hekimlik” kapsamına girer. “Merdiven altı” olarak tabir ettiğimiz bu yerlerde kullanılan malzemelerin içeriği belirsizdir, sterilizasyon koşulları sağlanmaz ve uygulayıcılar anatomi bilmediği için çok ciddi riskler oluşur. Yüzünüzü ve sağlığınızı riske atmamak için mutlaka diplomalı, uzman hekimleri ve ruhsatlı sağlık kuruluşlarını tercih etmelisiniz.
Dolgu Uygulaması sırasında oluşabilecek riskler nelerdir?
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, dolgu uygulamalarında da bazı riskler mevcuttur. Ehil ellerde bu riskler minimum düzeydedir ancak hastanın bunları bilmesi gerekir. En sık karşılaştığımız durumlar genellikle geçicidir ve basit önlemlerle yönetilebilir.
Sık görülen basit yan etkiler şunlardır:
- Hafif şişlik
- Morarma
- Kızarıklık
- Hassasiyet
- Geçici asimetri
Ancak çok daha nadir de olsa, “vasküler oklüzyon” dediğimiz ciddi bir durum vardır. Bu dolgu maddesinin yanlışlıkla bir damarın içine girmesi veya damara baskı yaparak kan akışını durdurmasıdır. İşte uzmanlığın önemi burada ortaya çıkar. Bir plastik cerrah, bu riski en aza indirecek anatomi bilgisine ve böyle bir durumla karşılaşıldığında anında müdahale edip damarı açacak (hiyalüronidaz kullanarak) donanıma sahiptir. Güvenli ellerde olduğunuz sürece bu komplikasyonlar yönetilebilir süreçlerdir.
İşlemden sonra nelere dikkat etmelisiniz ve bakım süreci nasıldır?
Uygulamanın başarısı sadece hekimin el becerisine değil işlem sonrası sizin uyacağınız kurallara da bağlıdır. Dolgu maddesinin dokuyla bütünleşmesi ve ödemin atılması için belirli bir süreye ihtiyaç vardır. Hastalarımıza verdiğimiz talimatlar oldukça basittir ancak titizlikle uygulanmalıdır.
Dikkat etmeniz gereken başlıca noktalar şunlardır:
- Su teması
- Makyaj uygulaması
- Aşırı sıcak ortamlar
- Ağır spor aktiviteleri
- Yüz masajı
- Alkol tüketimi
- Kan sulandırıcılar
- Diş tedavileri
Özellikle ilk 4 saat bölgeye su değdirmemek ve makyaj yapmamak enfeksiyon riskini önler. İlk birkaç gün hamam, sauna gibi aşırı sıcak ortamlardan kaçınmak ödemin artmasını engeller. Ayrıca hekiminiz özel olarak önermedikçe, dolgu yapılan bölgeye sert masaj yapmamalısınız; bu dolgunun yer değiştirmesine neden olabilir.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
