Yanık tedavisi, ciltte ısı, kimyasal madde, elektrik veya radyasyon etkisiyle oluşan doku hasarlarının iyileştirilmesini hedefler. Tedavi süreci yanığın derecesine göre planlanır; hafif yüzeysel yanıklar konservatif yöntemlerle iyileştirilirken, derin yanıklarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Ağır yanıklarda doku kaybını önlemek amacıyla erken dönemde ölü dokular temizlenir ve deri greftleri uygulanır. Enfeksiyon kontrolü, sıvı tedavisi ve yara bakımı tedavinin temelini oluşturur. Fonksiyon kaybını önlemek için fizik tedavi süreci de önemlidir.
Yanık skar revizyonu, iyileşme sürecinde oluşan iz ve şekil bozukluklarını düzeltmek için uygulanan cerrahi ve medikal işlemleri kapsar. Skar dokusu nedeniyle oluşan çekintiler, renk düzensizlikleri ve kabarıklıklar cerrahi olarak çıkarılabilir veya lazer ve dolgu yöntemleriyle yumuşatılabilir.
Revizyon süreci yanığın yerleşimine, derinliğine ve hastanın cilt yapısına bağlı olarak değişir. Gerekirse cilt altı dokulara yönelik yeniden yapılandırma işlemleri yapılabilir. Tedavi sonrası estetik görünüm iyileştirilir, işlevsel sınırlamalar azaltılır ve yaşam kalitesi artırılır.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Yanık tedavisi, termal, kimyasal, elektriksel veya radyasyon kaynaklı deri ve deri altı dokularında meydana gelen hasarın tedavisini; yanık skar revizyonu ise iyileşmiş yanık sonrası oluşan estetik ve fonksiyonel bozuklukların cerrahi olarak düzeltilmesini kapsar. |
| Amacı | Akut yanıkta yaşamı tehdit eden etkileri önlemek, enfeksiyonu kontrol altına almak ve iyileşmeyi desteklemek; iyileşmiş yanıklarda ise izleri düzeltmek, hareket kısıtlılıklarını gidermek ve estetik görünümü iyileştirmek. |
| Uygulama Türleri | Akut dönemde konservatif yara tedavisi, greftleme (deri nakli), lokal veya serbest flep uygulamaları; geç dönemde skar eksizyonu, Z-plasti, kontraktür açılması, doku genişletme, lazer tedavileri. |
| Anestezi Türü | Yüzeysel işlemlerde lokal anestezi; cerrahi revizyonlarda ve geniş yanıklarda genel anestezi tercih edilir. |
| Operasyon Süresi | Uygulamanın kapsamına göre 30 dakikadan 6 saate kadar değişebilir. |
| İyileşme Süreci | Yüzeysel tedavilerde 1–2 hafta; greft ve flep uygulamalarında 3–6 hafta; skar revizyonlarında ise tam iyileşme süreci 2–3 ayı bulabilir. |
| Risk ve Komplikasyonlar | Enfeksiyon, greft/flep tutmama, skar hipertrofisi, keloid oluşumu, renk ve doku uyumsuzluğu, ek skar gelişimi, hareket kısıtlılığı. |
| Kalıcılık Süresi | Başarılı tedavi ve cerrahi sonrası sonuçlar uzun sürelidir; ancak bazı durumlarda tekrarlayan cerrahilere gerek duyulabilir. |
| Uygunluk Kriterleri | 2. ve 3. derece yanığı olan hastalar, hareket kısıtlılığı gelişmiş skarları olan bireyler, estetik açıdan rahatsızlık duyan ancak genel sağlık durumu iyi olan hastalar. |
| Öncesi Hazırlık | Yanığın derecesi ve yaygınlığının belirlenmesi, yara değerlendirmesi, kan testleri, enfeksiyon kontrolü, gerekirse görüntüleme ve multidisipliner yaklaşım. |
| Sonrası Bakım | Yara bakımı, nemlendirici ve silikon bazlı ürünlerin kullanımı, bası giysisi uygulanması, fizik tedavi ve rehabilitasyon, güneşten korunma. |
| Alternatif Uygulamalar | Medikal skar kremleri, silikon tabakalar, lazerle skar düzeltme, steroid enjeksiyonları, PRP gibi destekleyici yöntemler (cerrahiye alternatif olmasa da destek sağlar). |
| Değerlendirme Süreci | Yanık izi derinliği, yerleşimi, cilt kalitesi, fonksiyonel etkileri ve hastanın beklentileri değerlendirilerek kişiye özel tedavi veya cerrahi planlama yapılır. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleYanık Tedavisi Ve Yanık Skar Revizyonu Nedir?
Yanık tedavisi, ciltte ısı, kimyasal madde, elektrik veya radyasyon kaynaklı oluşan doku hasarının derecesine göre medikal ya da cerrahi yöntemlerle onarılmasını kapsar. Yanık skar revizyonu ise iyileşme sonrası oluşan izlerin fonksiyonel ve estetik açıdan düzeltilmesini amaçlayan girişimlerdir. Bu süreçte lazer uygulamaları, cerrahi düzeltmeler, deri greftleri ve medikal tedaviler kullanılarak hem görünüm hem de hareket kabiliyeti iyileştirilebilir.
Yanık anında ilk müdahale nasıl yapılmalı ve nelerden kaçınılmalıdır?
Yanık vakasıyla karşılaşıldığında yapılan ilk hamleler, hasarın derinliğini ve iyileşme sürecini doğrudan etkiler. Olay anında panik yapmadan hareket etmek ve doğru bilinen yanlışlardan uzak durmak gerekir. Öncelikle kişinin yanan kıyafetlerden ve yakıcı maddeden uzaklaştırılması, yani yanma sürecinin durdurulması şarttır.
Halk arasında ne yazık ki hala yaygın olan yanık üzerine evdeki malzemeleri sürme alışkanlığı enfeksiyon riskini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Yanık bölgesi temiz tutulmalıdır.
Yanık üzerine kesinlikle sürülmemesi gereken maddeler şunlardır:
- Diş macunu
- Yoğurt
- Salça
- Yumurta akı
- Zeytinyağı
- Çeşitli kremler
- Buz
Buz kullanımı, yapılan en kritik hatalardan biridir. Doku zaten ısı travması nedeniyle hasar görmüştür; üzerine doğrudan buz koymak damarların büzüşmesine neden olur. Bu durum o bölgeye giden kan akışını daha da azaltarak dokunun ölmesine ve yanık derinliğinin artmasına yol açar.
Yapılması gereken en doğru işlem ilk 3 saat içinde yanık bölgesini ılık akan çeşme suyu ile yıkamaktır. Suyun sıcaklığı 8 ila 15 derece arasında olmalıdır. Bu işlem 5 ile 20 dakika arasında sürdürülmelidir. Akan su, derinin alt katmanlarına hapsolan ısıyı uzaklaştırarak yanığın derinleşmesini engeller ve ağrıyı hafifletir. Ancak hastayı tamamen soğuk suya sokmak veya işlemi çok uzun tutmak, vücut ısısının tehlikeli derecede düşmesine (hipotermi) neden olabilir, bu yüzden dikkatli olunmalıdır.
Yanığın derecesi tedavi planını nasıl etkiler?
Tedavi stratejimiz tamamen yanığın ne kadar derine indiğiyle ilgilidir. Derimiz epidermis (üst tabaka) ve dermis (alt tabaka) olmak üzere katmanlardan oluşur. Hasarın hangi katmanda durduğu, iyileşmenin cerrahi gerektirip gerektirmediğini belirler.
Birinci derece yanıklar en masum olanlardır. Güneş yanıkları buna en iyi örnektir. Deride kızarıklık ve ağrı olur ancak su toplanması görülmez. Bu yanıklar derinin sadece en üst tabakasını etkiler ve iz bırakmadan kendiliğinden iyileşirler.
İkinci derece yanıklarda tablo biraz daha değişir. Bu yanıklar dermis tabakasını da etkiler. Kendi içinde yüzeyel ve derin olarak ikiye ayrılır. Yüzeyel olanlarda bül dediğimiz su dolu kabarcıklar görülür, taban pembe ve oldukça ağrılıdır. Derin ikinci derece yanıklarda ise taban daha soluktur ve ağrı hissi azalmıştır çünkü sinir uçları hasar görmeye başlamıştır.
Üçüncü derece yanıklar ise tam kat yanıklardır. Derinin tüm katmanları, ter bezleri ve kıl kökleri tamamen tahrip olmuştur. Görüntü kösele gibi sert, beyaz, kahverengi veya siyah olabilir.
Üçüncü derece yanığın tipik belirtileri şunlardır:
- Ağrısızlık
- Sert doku
- Kuru yüzey
- Kösele görünümü
- Soluk renk
- Kömürleşme
Bu aşamada kendiliğinden iyileşme beklemek imkansızdır çünkü deriyi yenileyecek hücreler kalmamıştır. Mutlaka cerrahi müdahale ve deri nakli gerekir.
Vücut sıvı dengesi neden hayati önem taşır?
Geniş yanıklarda olay sadece deride bitmez. Yanık dokusundan salgılanan maddeler, tüm vücuttaki damarların geçirgenliğini artırır. Bunu bir bahçe hortumunun üzerindeki binlerce küçük delik gibi düşünebilirsiniz. Damar içindeki sıvı, doku aralarına kaçar ve vücutta ciddi ödemler oluşur. Ancak asıl tehlike, damar içinde dönen kan hacminin azalmasıdır.
Bu durum hayati organlara yeterli kan gitmemesine ve şok tablosuna yol açabilir. Özellikle ilk 24 saatte hastaya damar yolundan verilecek sıvı miktarı hayati önem taşır. Bizler hastanın kilosuna ve yanan alanın genişliğine göre özel formüllerle hesaplamalar yaparız. Ancak formüller sadece bir başlangıçtır; asıl rehberimiz hastanın idrar çıkışıdır. Böbrekler yeterince kanlanıyorsa ve idrar üretiyorsa, sıvı tedavimiz doğru yolda demektir.
Elektrik yanıklarında ise durum daha özeldir. Kas yıkımı sonucu kana karışan miyoglobin adlı protein böbrekleri tıkayabilir. Bu yüzden elektrik yanıklarında çok daha agresif sıvı tedavisi uygularız.
Akut dönemde cerrahi müdahale ne zaman gereklidir?
Derin yanıklarda, ölü doku (eskar) vücut için bir toksin kaynağıdır ve bakterilerin üremesi için mükemmel bir ortam oluşturur. Bu yüzden modern yanık tedavisinde ölü dokuyu vücutta tutmak istemeyiz. Hastanın genel durumu elverdiği en kısa sürede “debridman” veya “eksizyon” dediğimiz işlemle ölü dokuları temizleriz.
Ölü doku alındıktan sonra ortaya çıkan açık yaranın kapatılması gerekir. Kendi kendine kapanmayacak kadar geniş alanlar için “deri grefti” yani deri yaması kullanırız. Genellikle hastanın uyluk, kalça veya sırt bölgesinden özel cihazlarla (dermatom) ince bir deri tabakası alınır.
Deri greftinin avantajları şunlardır:
- Enfeksiyonu önler
- Sıvı kaybını durdurur
- Ağrıyı azaltır
- İyileşmeyi hızlandırır
- Fonksiyonu korur
Eğer yanık alanı çok genişse ve hastanın sağlam deri alanı azsa, aldığımız yamayı özel bir cihazla delikli hale getiririz. “Mesh” tekniği denilen bu yöntemle deri, bir file çorap gibi genişletilebilir ve daha büyük alanları kapatabilir.
Yara iyileşmesi süreci hangi aşamalardan oluşur?
Yaranın kapanması tedavinin bittiği anlamına gelmez. Vücudumuzun iyileşme mekanizması oldukça karmaşıktır ve aylar süren bir biyolojik süreç başlar.
İyileşme süreci şu evreleri içerir:
- İnflamasyon evresi
- Proliferasyon evresi
- Remodeling evresi
Proliferasyon evresinde vücut, yarayı bir arada tutmak için hızlıca kolajen üretir. Ancak bu üretilen ilk kolajen, kaba ve düzensizdir. Bu dönemde yara yeri kırmızı, sert ve kabarık olur. Zamanla, remodeling (yeniden şekillenme) evresinde bu kaba yapı yıkılır ve daha düzenli bir doku oluşur. Bu süreç 1-2 yıl kadar sürebilir. Yanık sonrası iz tedavisini planlarken bu biyolojik takvime saygı duymak ve acele etmemek gerekir.
Hipertrofik skar ve keloid arasındaki farklar nelerdir?
Yanık sonrası karşımıza çıkan en büyük sorunlardan biri patolojik izlerdir. Normalden daha kabarık, kırmızı ve sert iyileşme dokularına sık rastlarız. Bunları iki ana grupta inceleriz.
Hipertrofik skar, yanık sınırları içinde kalan ancak kabarık olan izlerdir. Genellikle iyileşmesi 3 haftadan uzun süren derin yanıklarda görülür. Zamanla, özellikle uygun bakımla bir miktar sönme ve yumuşama eğilimi gösterirler.
Keloid ise çok daha agresif bir yapıdır. Yaranın orijinal sınırlarını aşar ve etrafa doğru yayılır. Karnabahar benzeri bir görünümü vardır. Genetik yatkınlık burada çok önemlidir.
Keloid ve hipertrofik skarın ortak belirtileri şunlardır:
- Şiddetli kaşıntı
- Kızarıklık
- Sertlik
- Kabarıklık
- Ağrı
- Gerginlik
Keloidlerin tedavisi daha zordur ve cerrahi olarak çıkarıldıklarında nüks etme (tekrar oluşma) riskleri yüksektir. Bu nedenle keloid tedavisinde cerrahi dışı yöntemleri veya kombine tedavileri daha sık tercih ederiz.
Yanık skarları için uygulanan cerrahi teknikler nelerdir?
Yanık izlerinin düzeltilmesinde (skar revizyonu) amacımız izi tamamen yok etmek değildir; bu tıbben mümkün değildir. Amacımız izi daha az belirgin hale getirmek, varsa fonksiyonel kısıtlılığı açmak ve estetik görünümü iyileştirmektir.
Z-Plasti tekniği, plastik cerrahinin temel taşlarından biridir. Düz bir çizgi halinde uzanan ve gerginlik yaratan bir izin yönünü değiştirmek ve uzatmak için kullanılır. İz üzerinde “Z” harfine benzer kesiler yaparak dokuların yerini değiştiririz. Bu sayede gerginlik azalır ve iz, derinin doğal kıvrımları arasına saklanır.
W-Plasti ise daha geniş ve düzensiz izlerde tercih edilir. Düz bir çizgi insan gözü tarafından çok kolay algılanır. W-plasti ile izi zikzaklar haline getirerek ışığın kırılmasını sağlarız ve gözün izi algılamasını zorlaştırırız. Bu bir nevi kamuflaj tekniğidir.
Doku genişletici (balon) yöntemi nasıl uygulanır?
Bazen yanık izi o kadar geniştir ki onu çıkarıp atsak bile kapatacak derimiz olmaz. Veya saçlı deride oluşan yanıklarda, kellik oluşan alanı kapatmak için saçlı deriye ihtiyacımız vardır. İşte bu durumlarda “Tissue Expander” yani doku genişletici yöntemini kullanırız.
İşlem iki aşamalıdır. İlk ameliyatta, yanık izinin yanındaki sağlam derinin altına silikon bir balon yerleştiririz. Ameliyattan sonra, belirli aralıklarla bu balona dışarıdan serum enjekte ederek şişiririz.
Bu yöntemin avantajları şunlardır:
- Renk uyumu
- Doku uyumu
- Kıl yapısı koruması
- Duyu koruması
Balon şiştikçe üzerindeki sağlam deri de esner ve genişler (tıpkı hamilelikte karın derisinin genişlemesi gibi). Yeterli deri bolluğu oluştuğunda ikinci ameliyatı yaparız. Balonu çıkarır, yanık izini kesip atar ve genişlettiğimiz bu kaliteli, sağlam deriyi o bölgeye kaydırırız. Estetik sonuçları en yüz güldürücü yöntemlerden biridir.
İletişime Geçin!
Yağ enjeksiyonu ve kök hücre tedavileri neden önemlidir?
Son yıllarda yanık izlerinin tedavisinde “Lipofilling” yani yağ enjeksiyonu devrim niteliğinde sonuçlar vermektedir. Hastanın kendi vücudundan (genellikle karın veya bel bölgesinden) aldığımız yağı, özel işlemlerden geçirerek yanık izinin altına enjekte ederiz.
Bu işlem sadece bir dolgu maddesi olarak düşünülmemelidir. Yağ dokusu, kök hücre açısından son derece zengindir. Enjekte edilen bu kök hücreler, hasarlı dokunun kendini onarmasını tetikler. Sertleşmiş, yapışık ve cansız görünen yanık izi, yağ enjeksiyonundan sonra yumuşar, rengi açılır ve elastikiyeti artar.
Yağ enjeksiyonunun etkileri şunlardır:
- Deriyi yumuşatma
- Rengi düzeltme
- Ağrıyı azaltma
- Hacim kazandırma
- Elastikiyeti artırma
Özellikle yüz bölgesindeki yanık sekellerinde, doku kaybını tamamlamak ve deriyi canlandırmak için bu yöntemi sıkça kullanıyoruz.
Lazer tedavileri hangi durumlarda tercih edilir?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte lazer sistemleri yanık tedavisinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Artık sadece cerrahiye bağımlı değiliz. Lazerler, cerrahiye uygun olmayan yaygın izlerde veya cerrahi sonrası sonucu iyileştirmek için kullanılır.
Fraksiyonel Karbondioksit (CO2) lazerler, en sık kullandığımız teknolojidir. Bu lazer, deri üzerinde gözle görülmeyen mikroskobik delikler açar. Bu kontrollü hasar, vücudun o bölgede taze ve düzenli kolajen üretmesini sağlar. Sonuç olarak sert yanık dokusu yumuşar, yüzeydeki pürüzler azalır ve iz daha düz hale gelir.
Pulsed Dye Lazer (PDL) ise daha çok kırmızı ve damarlı izlerde etkilidir. Lazer ışığı, iz içindeki kılcal damarları hedefler. Damarlanması azalan izin kızarıklığı geçer, kaşıntısı durur ve kabarıklığı iner. Genellikle bu tedaviler seanslar halinde uygulanır ve sabır gerektirir.
El ve yüz gibi özel bölgelerde yaklaşım nasıldır?
Yüz ve el, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan en kritik bölgelerdir. Yüz yanıklarında temel prensibimiz “estetik ünite” kavramıdır. Yüzümüz; alın, burun, yanak, çene gibi bölgelere ayrılmıştır. Bir onarım yaparken, sadece yara yerini değil mümkünse o estetik üniteyi tamamen değiştirmeyi hedefleriz. Böylece yama izleri, yüzün doğal geçiş çizgilerine saklanmış olur ve “yamalı bohça” görüntüsü engellenir.
El yanıklarında ise öncelik her zaman harekettir. Parmakların bükülmesini engelleyen çekilmeler (kontraktürler), kişinin hayatını kabusa çevirebilir. Bu bölgelerde deri yaması kullanacaksak, büzüşme riski en az olan tam kat greftleri tercih ederiz.
El yanıklarında hedeflediğimiz fonksiyonlar şunlardır:
- Kavrama yeteneği
- Parmak bükülmesi
- Dokunma duyusu
- İnce motor hareketler
Gerekirse parmağın yan tarafından kaldırılan dokuların hasarlı bölgeye çevrilmesi (flep cerrahisi) gibi daha ileri tekniklerle parmak hareketlerini kurtarırız.
Tedaviye destek olan yöntemler ve hasta uyumu ne kadar etkilidir?
Cerrahi ve lazerler işin hekim tarafıdır, ancak başarının büyük bir kısmı hastanın uyumuna ve sabrına bağlıdır. Yanık tedavisi, ameliyattan çıkınca biten bir süreç değildir.
Bası giysileri, hipertrofik skar oluşumunu engellemek için en etkili yöntemlerden biridir. Yanık iyileştikten hemen sonra hastaya özel ölçülerle dikilen bu giysiler, 24 saatin neredeyse tamamında giyilmelidir. Sürekli basınç, kolajen liflerinin düzensizleşmesini ve kabarmasını önler.
Silikon jeller ve örtüler de skarın nemli kalmasını sağlayarak iyileşmeyi düzenler. Ayrıca inatçı ve kabarık izlerde, izin içine steroid (kortizon) enjeksiyonları yaparak kabarıklığı baskılayabiliriz.
Evde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Güneşten korunma
- Düzenli nemlendirme
- Masaj uygulaması
- Bası giysisi kullanımı
Son yıllarda popülerleşen bir diğer yöntem de Botulinum Toksin (Botoks) uygulamasıdır. Yara kapandıktan sonra erken dönemde uygulandığında, yara çevresindeki kasların gerilimini azaltarak daha ince bir iz kalmasına yardımcı olur.
Yanık Tedavisi Fiyatları 2026
Yanık Tedavisi fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
Ankara'da Yanık Tedavisi Yapan Doktorlar & Hastaneler
Yanık Tedavisi Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.
Yanık Tedavisi Olanların Yorumları
Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Yanık Tedavisi Öncesi Sonrası Fotoğrafları
Yanık Tedavisi öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Yanık tedavisi; yanığın derecesi (1., 2. veya 3. derece), vücutta kapladığı alan, bulunduğu bölge (yüz, el, genital bölge gibi), hastanın yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınarak planlanır. Özellikle fonksiyonel ve estetik açıdan hassas bölgelerde daha detaylı ve özenli bir yaklaşım gerekir.
3. derece (tam kat) yanıklarda cilt kendini yenileyemez. Bu nedenle ölü dokular cerrahi olarak temizlenir (debridman) ve yaranın kapatılması için cilt grefti, lokal veya serbest flep gibi rekonstrüktif cerrahi yöntemler uygulanır.
Yanık sonrası iyileşme sürecinde kollajen üretimi artar. Bu üretim kontrolsüz olursa hipertrofik skar veya keloid gibi kalın, kabarık ve sert izler oluşabilir. İzlerin yapısı, yanığın derinliği ve kişinin genetik yatkınlığına bağlıdır.
Yüzeysel ve hafif yanık izleri zamanla solabilir. Ancak derin yanıklara bağlı skarlar genellikle kalıcıdır ve estetik sorunların yanı sıra hareket kısıtlılığına da yol açabilir.
Skar revizyonunda cerrahi düzeltme, cilt grefti, flep cerrahisi, lazer tedavileri, silikon tabakalar, kortizon enjeksiyonları ve PRP gibi yöntemler kullanılabilir. Tedavi seçimi skarın yapısına ve hastanın ihtiyacına göre belirlenir.
Evet. Yüz ve el yanıklarında hem estetik hem de fonksiyon korunması çok önemlidir. Mikrocerrahi teknikler, ince cilt greftleri ve kişiye özel rehabilitasyon programlarıyla göz, ağız ve parmak fonksiyonları korunmaya çalışılır.
Lazer uygulamaları, medikal cilt bakım ürünleri ve bazı durumlarda kamuflaj (medikal makyaj) teknikleri ile cilt rengi düzensizlikleri azaltılabilir. Tedavi süreci kişiye özel planlanır.
Skar dokusuna bağlı eklem ve kas hareket kısıtlılıklarında cerrahi gevşetme, deri transferi ve yoğun fizik tedavi uygulanır. Amaç, eklem hareket açıklığını ve fonksiyonu yeniden kazandırmaktır.
Evet. Özellikle yüz ve görünür bölgelerdeki yanık izleri, beden algısı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal çekilmeye yol açabilir. Psikolojik destek ve danışmanlık, tedavinin önemli bir parçasıdır.
Uygulanan yönteme göre değişir. Cerrahi işlemler sonrası iyileşme haftalar içinde görülürken, lazer ve enjeksiyon gibi tedavilerde sonuçların belirginleşmesi birkaç ay sürebilir. Sabır ve düzenli takip bu süreçte çok önemlidir.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
