Cilt kanseri çıkarımı, malign cilt lezyonlarının tamamen alınarak sağlıklı sınırlarla birlikte çıkarılmasını amaçlayan cerrahi bir işlemdir. Erken teşhis edilen bazal hücreli, skuamöz hücreli ve melanom gibi cilt kanserlerinde eksizyon cerrahisi en etkili tedavi yöntemidir.
Tümör çıkarımı sonrası oluşan doku kaybı, estetik ve fonksiyonel kayıpları önlemek adına flep veya deri grefti ile onarılır. Küçük lezyonlar doğrudan kapatılabilirken, büyük eksizyon alanlarında lokal flepler veya serbest doku transferleri tercih edilir.
Flep cerrahisi, yakındaki sağlıklı doku ve damar yapılarının kullanılmasıyla yapılan ileri bir rekonstrüksiyon tekniğidir. Bu yöntem, özellikle yüz, burun, kulak ve dudak gibi estetik açıdan önemli bölgelerde doğal görünümün korunmasını sağlar.
Cilt kanseri ameliyatlarında, gerekli görülen durumlarda bölgesel lenf bezlerinin çıkarılması gerekebilir. Bu sayede hem ilgili bölgeye metastaz olup olmadığı değerlendirilir hem de tümör yükü azaltılmış olur.
Cerrahi öncesinde görüntüleme yöntemleriyle lenf bezlerinde metastaz şüphesi saptanırsa, o bölgedeki tüm lenf bezleri cerrahi olarak çıkarılır. Ancak görüntüleme ile metastaz saptanmayan hastalarda, tüm lenf bezlerinin çıkarılması yerine sentinel lenf nodu biyopsisi uygulanır. Bu işlemde, kanserin ilk yayılım gösterebileceği birkaç lenf bezi çıkarılır.
Çıkarılan sentinel lenf nodları temiz (negatif) ise ek bir cerrahi girişime gerek kalmaz. Eğer metastaz saptanırsa, kalan tüm bölgesel lenf bezleri cerrahi olarak çıkarılır.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Cilt kanseri çıkarımı, ciltte oluşan malign (habis) lezyonların cerrahi olarak temizlenmesini; flep veya doku onarımları ise çıkarılan alandaki doku kaybının estetik ve fonksiyonel olarak onarılmasını kapsar. |
| Amacı | Tümörlü dokunun tamamen çıkarılması, kanserin yayılmasının önlenmesi, çıkarılan bölgenin kapatılmasıyla hem işlevsel hem de estetik bütünlüğün sağlanması. |
| Uygulama Alanları | Yüz (burun, dudak, göz çevresi, alın), kulak, boyun, el, gövde, bacak gibi cilt kanserinin görüldüğü tüm bölgeler. |
| Kanser Tipleri | Bazal hücreli karsinom (BCC), skuamöz hücreli karsinom (SCC), malign melanom; her biri farklı cerrahi sınırlara ve onarım ihtiyaçlarına sahiptir. |
| Cerrahi Yöntemler | Eksizyon (tümör çıkarımı), Mohs mikrocerrahisi (özellikle yüz bölgesinde), lokal flepler (yakındaki dokuyla kapama), deri grefti, serbest flep (gerektiğinde). |
| Anestezi Türü | Küçük lezyonlarda lokal anestezi, geniş lezyonlarda veya komplike onarımlarda genel anestezi tercih edilir. |
| Operasyon Süresi | İşlem kapsamına göre değişir; basit eksizyonlar 30–60 dakika, geniş onarımlar 2–6 saat sürebilir. |
| İyileşme Süreci | Dikişli bölgelerde 1–2 hafta; flep ve greft işlemlerinde 3–6 hafta sürebilir. Tam doku adaptasyonu ve estetik oturma birkaç ayı bulabilir. |
| Risk ve Komplikasyonlar | Enfeksiyon, kanama, yara açılması, greft/flep tutmama, iz kalması, asimetri, fonksiyonel kısıtlılık (özellikle yüz bölgesinde), rekürrens (nüks). |
| Kalıcılık Süresi | Tümör çıkarımı sonrası onarım kalıcıdır; ancak düzenli takip şarttır. Malign melanom gibi agresif tümörlerde ileri tedaviler gerekebilir. |
| Uygunluk Kriterleri | Cilt kanseri tanısı konmuş, lezyonun sınırları belirlenmiş, genel sağlık durumu cerrahiye uygun bireyler. |
| Öncesi Hazırlık | Patoloji tanısı, sınır değerlendirmesi (dermatoskopi, biyopsi), radyolojik incelemeler (gerekirse), kan testleri, onarım planlaması. |
| Sonrası Bakım | Yara bakımı, güneşten korunma, düzenli dermatolojik kontroller, rekürrens için takip, flep/greft alanında doku bütünlüğü izleme. |
| Alternatif Uygulamalar | Yüzeyel kanserlerde kriyoterapi, fotodinamik terapi, topikal ilaçlar (5-FU, imikimod); ileri tümörlerde radyoterapi, immünoterapi gibi sistemik yaklaşımlar (cerrahinin yerini tam almaz). |
| Değerlendirme Süreci | Tümör tipi, boyutu, lokalizasyonu, cilt kalitesi, estetik-fonksiyonel öncelikler ve hastanın genel durumu dikkate alınarak tümör temizliği ve doku onarımı birlikte planlanır. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleCilt Kanseri Ameliyatı Nedir?
Cilt kanseri ameliyatı, ciltte gelişen kanserli dokunun cerrahi yöntemlerle tamamen çıkarılması işlemidir. Amaç, tümörün temiz sınırlarla uzaklaştırılması ve sağlıklı dokunun mümkün olduğunca korunmasıdır. İşlem; tümörün türüne, boyutuna ve yerleşimine göre lokal eksizyon, Mohs cerrahisi veya ileri cerrahi tekniklerle uygulanabilir. Erken evrede yapılan cerrahi tedavi, yüksek başarı oranı ve düşük nüks riski sağlar.
Cilt kanseri neden oluşur ve risk faktörleri nelerdir?
Deri, insan vücudunun en büyük organı olmasının yanı sıra bizi dış dünyanın tehlikelerine karşı koruyan ilk ve en önemli savunma hattımızdır. Ancak bu bariyer görevi, onu çevresel faktörlerin, rüzgarın, kimyasalların ve en önemlisi güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarının zararlı etkilerine doğrudan ve sürekli maruz bırakır. Cilt kanserlerinin temel oluşum mekanizmasına baktığımızda, uzun yıllar boyunca biriken UV hasarının cilt hücrelerinin DNA yapısında yarattığı bozulmaların başrolü oynadığını görürüz. Normal biyolojik süreçte hasar gören veya yaşlanan hücrelerin kendini yok etmesi gerekirken, kanserleşme sürecinde bu kontrol mekanizması bozulur ve hücreler kontrolsüzce çoğalmaya başlayarak tümörleri oluşturur.
Bu hücresel bozulmaya zemin hazırlayan ve kişiyi cilt kanserine daha yatkın hale getiren bazı durumlar vardır. Bu risk faktörlerini bilmek, hem korunma hem de erken tanı açısından büyük önem taşır.
Kanser riskini artıran temel faktörler şunlardır:
- Açık ten rengi
- Renkli gözler
- Kızıl veya sarı saç rengi
- Çillenmeye yatkınlık
- Ailesel kanser öyküsü
- Çok sayıda ben varlığı
- Çocuklukta geçirilen güneş yanıkları
- Uzun süreli güneş maruziyeti
- Solaryum kullanımı
- Zayıflamış bağışıklık sistemi
- Radyoterapi öyküsü
- Arsenik maruziyeti
- Kronik iyileşmeyen yaralar
- Eski yanık izleri
En sık karşılaşılan cilt kanseri türleri hangileridir?
Klinik pratiğimizde ve günlük hayatta en sık karşılaştığımız deri kanserlerini temel olarak üç ana başlık altında toplarız. Bu üç grubun her biri farklı biyolojik davranışlara, farklı saldırganlık düzeylerine sahiptir ve dolayısıyla her biri için uyguladığımız tedavi stratejisi, cerrahi planlama ve takip süreci birbirinden tamamen farklıdır.
Bu türlerden ilki Bazal Hücreli Karsinom (BHK) olarak adlandırılır. Tüm deri kanserlerinin büyük çoğunluğunu bu tür oluşturur. Genellikle “daha masum” seyirli olarak bilinmesinin sebebi, metastaz yapma yani kan veya lenf yoluyla vücudun başka yerlerine sıçrama ihtimalinin yok denecek kadar az olmasıdır. Ancak bu durum BHK’nın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Eğer müdahale edilmezse bulunduğu bölgede, yani lokal olarak ciddi bir yıkım gücüne sahiptir. Deriyi, altındaki yağ dokusunu, kasları ve hatta kemik ile kıkırdağı eriterek derinlemesine ilerleyebilir.
BHK belirtileri şunlardır:
- İnci parlaklığında kabartılar
- Üzerinde ince damarlanmalar
- Ortası çukurlaşmış yaralar
- İyileşmeyen kabuklanmalar
- Sık kanayan lezyonlar
- Skar benzeri sertlikler
- Kızarık yama şeklinde alanlar
İkinci grubumuz Skuamöz Hücreli Karsinom (SHK) ise biraz daha farklı bir tablo çizer. Deri kanserlerinin yaklaşık dörtte birini oluşturur ve BHK’ya göre daha agresif davranabilir. BHK’dan en önemli farkı, lenf bezlerine ve nadiren de olsa diğer organlara yayılma potansiyeli taşımasıdır. Özellikle dudak, kulak kepçesi, saçlı deri gibi bölgelerde görüldüğünde daha dikkatli olunmalıdır. Eski yanık izleri veya yıllardır kapanmayan kronik yaralar üzerinde gelişen türleri ise çok daha hızlı ilerler.
SHK belirtileri şunlardır:
- Sert zeminli kitleler
- Kalın kabuklu yaralar
- Hızla büyüyen şişlikler
- Siğil benzeri oluşumlar
- Hassas ve ağrılı alanlar
- Dudakta iyileşmeyen çatlaklar
Üçüncü ve en tehlikeli grubumuz ise Malign Melanom (MM)’dur. Cilde rengini veren melanosit hücrelerinden köken alır. Diğerlerine göre daha az görülmesine rağmen, cilt kanserine bağlı ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumludur. Çok erken evrede bile kan ve lenf yoluyla vücuda yayılma riski vardır. Bu nedenle melanomda erken tanı kelimenin tam anlamıyla hayat kurtarıcıdır.
Melanom için uyarıcı işaretler şunlardır:
- Asimetrik şekilli benler
- Düzensiz kenarlı lekeler
- Farklı renk tonları içeren benler
- Çapı 6 mm’den büyük oluşumlar
- Zamanla değişim gösteren benler
- Kanayan veya kaşınan lezyonlar
- Yeni çıkan koyu renkli lekeler
Cerrahi sınır ve temiz marjin kavramı ne anlama gelir?
Bir plastik cerrah için ameliyathanedeki en kritik an, tümörün çıkarıldığı ve onarımın başlayacağı andır. Ancak onarıma başlamadan önce emin olmamız gereken tek bir şey vardır: Kanser tamamen temizlendi mi? İşte burada “Cerrahi Sınır” veya “Marjin” kavramı devreye girer. Kanserli dokular, bazen buzdağı gibidir; cilt yüzeyinde gördüğünüz kısmın dışında, mikroskobik düzeyde çevreye yayılmış kökleri olabilir. Cerrahın çıplak gözü bu hücreleri göremez. Bu yüzden tümörün gözle görülen sınırlarının etrafından, “sağlam” olduğunu düşündüğümüz bir miktar dokuyu da tümörle birlikte güvenlik çemberi olarak çıkarmak zorundayız.
Bu güvenlik marjı, yani çıkarılacak ekstra sağlam doku miktarı rastgele belirlenmez. Tümörün tipine, yerleşim yerine ve derinliğine göre milimetrik hesaplar yapılır. Örneğin sınırları net, küçük ve düşük riskli bir Bazal Hücreli Karsinom için 3 veya 4 milimetrelik bir sağlam doku sınırı yeterli olabilir. Ancak sınırları belirsiz, daha önce ameliyat edilmiş ama nüks etmiş veya agresif yapıda bir tümörde bu mesafe çok daha geniş tutulmak zorundadır. Malign Melanom vakalarında ise tümörün derinliğine (Breslow kalınlığına) göre 1 santimetreden 2 santimetreye kadar varan çok geniş sınırlar gerekebilir.
Bu aşamada hastalarımızın en çok merak ettiği konu yüz bölgesindeki doku kaybıdır. Yüzün “H-bölgesi” dediğimiz burun, göz çevresi, dudaklar ve kulak etrafı hem estetik açıdan çok kritiktir hem de anatomik olarak tümörlerin derin yapılara kolayca sızabileceği riskli alanlardır. Bu bölgelerde “Frozen Section” dediğimiz yöntemle, ameliyat sırasında patolog ile işbirliği yaparak, çıkarılan parçanın kenarlarında kanser hücresi kalıp kalmadığını anında kontrol ederiz. Böylece gereksiz yere fazla doku çıkarmadan en güvenli temizliği sağlamış oluruz.
Yüzdeki estetik üniteler cerrahi planlamayı nasıl etkiler?
Yüzümüz, rastgele bir araya gelmiş bir deri örtüsü değildir. Işığı yansıtma şekli, deri kalınlığı, rengi, gözenek yapısı ve alttaki kemik desteği birbirinden farklı olan parçaların birleşimidir. Biz bu parçalara “Estetik Üniteler” diyoruz. Bir onarım planlarken, cerrahın zihnindeki harita bu ünitelere göre şekillenir. Sadece oluşan deliği kapatmak yetmez; yapılan yamanın veya dikişin, bu ünitelerin doğal sınırlarına gizlenmesi gerekir.
Yüzün temel estetik üniteleri şunlardır:
Alın bölgesi
Göz çevresi ve kapaklar
Burun
Yanaklar
Dudaklar ve ağız çevresi
Çene ucu
Kulaklar
Boyun
Bu haritalama neden önemlidir? Çünkü insan gözü, doğal sınırları ve simetriyi takip etmeye programlanmıştır. Örneğin yanağın ortasında yuvarlak bir yama hemen dikkat çeker. Ancak yanak ile burun arasındaki doğal oluğa gizlenmiş bir dikiş izi, konuşurken bile fark edilmeyebilir. Bu noktada “Alt Ünite İlkesi” dediğimiz bir kuralı uygularız. Özellikle burun gibi kompleks yapılarda, eğer bir tümör çıkarıldığında o bölgedeki estetik alt ünitenin (örneğin burun kanadının) yarısından fazlası kaybedildiyse, sadece deliği yamamak yerine o parçanın tamamının derisini kaldırıp yeniden oluşturmak çok daha iyi bir estetik sonuç verir. Böylece yama izi değil doğal bir burun kanadı görüntüsü elde edilir.
Rekonstrüktif merdiven basamakları nelerdir?
Bir cilt kanseri çıkarıldıktan sonra oluşan boşluğun (defektin) nasıl kapatılacağı, cerrahın deneyimine ve “Rekonstrüktif Merdiven” adı verilen bir karar verme algoritmasına bağlıdır. Bu merdiven, en basit ve az riskli yöntemden, en karmaşık ve teknik gerektiren yönteme doğru ilerleyen basamaklardan oluşur. Kural olarak her zaman en iyi sonucu verecek en basit yöntem seçilmelidir. Ancak yüz cerrahisinde bazen “teknik olarak en basit” olan yöntem “estetik olarak en kötü” sonucu verebilir. Bu yüzden bu merdivende bazen birkaç basamak birden atlayarak daha karmaşık ama sonucu daha güzel olan yöntemi seçeriz.
Bu merdivenin basamakları şunlardır:
Kendi haline iyileşmeye bırakma
Primer onarım
Deri greftleri
Lokal flepler
Uzak flepler
Serbest doku nakilleri
İlk tercih her zaman primer onarımdır. Yani yara dudaklarının estetik dikişlerle karşı karşıya getirilmesidir. Küçük tümörlerde bu mükemmel sonuç verir. Ancak doku kaybı genişse ve yara dudakları gerginlik olmadan birleşmiyorsa, zorlamak yüzdeki organların şeklini bozabilir. Gözü aşağı çekebilir, dudak köşesini kaydırabilir veya burun ucunu kaldırabilir. İşte bu riskler varsa, merdivenin üst basamaklarına, yani doku transferlerine geçiş yaparız.
Deri grefti ve flep cerrahisi arasındaki farklar nelerdir?
Hastalarımızla konuşurken en çok kafa karışıklığı yaratan konulardan biri “yama” ile “flep” arasındaki farktır. Oysa bu iki teknik, hem biyolojik hem de estetik açıdan birbirinden dağlar kadar farklıdır. Bu farkı anlamak, ameliyat sonrası beklentiyi yönetmek için çok önemlidir.
Deri Grefti (Yama):
Greft, vücudun başka bir bölgesinden alınan derinin, damar bağlantısı tamamen kesilerek alıcı bölgeye transfer edilmesidir. Bunu, bahçenizin bir köşesinden aldığınız çim tabakasını, toprağıyla birlikte değil sadece yeşil kısmı kökleriyle alıp başka bir kel alana sermek gibi düşünebilirsiniz. Greft, konulduğu bölgedeki tabandan beslenmek zorundadır. Kendine ait bir kan dolaşımı yoktur. Bu yüzden tutması daha hassastır. Yüz bölgesinde renk ve doku uyumu her zaman mükemmel olmayabilir. Genellikle çukur kalma eğilimindedir ve “yama yapıldığı” belli olabilir. Ancak çok geniş alanlarda hayat kurtarıcıdır.
Greftlerin alındığı yaygın bölgeler şunlardır:
- Kulak arkası
- Göz kapağı
- Köprücük kemiği üzeri
- Kol iç yüzü
- Uyluk bölgesi
- Flep Cerrahisi:
Flep ise plastik cerrahinin asıl gücünü gösterdiği alandır. Flep, kendi kan damarlarıyla (pedikül) birlikte taşınan canlı dokudur. Yani doku, besleyici damar sapı korunarak bir yerden bir yere transfer edilir veya kaydırılır. Bunu, bir çiçeği saksısıyla ve toprağıyla birlikte yer değiştirmek gibi düşünebilirsiniz. Çiçek solmaz çünkü kendi beslenme kaynağı yanındadır. Lokal fleplerde, tümörün çıkarıldığı bölgenin hemen yanındaki sağlam, esnek ve renk uyumu birebir aynı olan deri kullanılır.
Flep cerrahisinin avantajları şunlardır:
- Mükemmel renk uyumu
- Doku kalınlığının korunması
- Daha hızlı iyileşme
- Çukurlaşma olmaması
- Kendi kan dolaşımına sahip olması
- Açıkta kalan kemik veya kıkırdağı besleyebilmesi
İletişime Geçin!
Burun onarımı için hangi özel teknikler kullanılır?
Burun, yüzün tam ortasında yer alan, saklanması imkansız olan ve yüz ifadesini doğrudan belirleyen organdır. Aynı zamanda girintili çıkıntılı yapısı, ince ve kalın derili bölgeleri barındırması nedeniyle onarımı en zorlayıcı bölgedir. Buradaki cerrahide amaç sadece deliği kapatmak değil burun deliklerinin açıklığını korumak, nefes alma fonksiyonunu bozmamak ve burnun o kendine has konturunu yeniden yaratmaktır.
Burun onarımında kullanılan teknikler şunlardır:
- Bilobe flep
- Rieger flebi
- Nazolabial flep
- Paramedian alın flebi
- Kompozit greftler
Özellikle burun ucundaki ve kanatlarındaki küçük-orta boy defektler için Bilobe Flep çok sık tercih edilir. Bu teknik, burun sırtındaki derinin geometrik bir planlamayla aşağıya kaydırılması esasına dayanır. İki loblu yapısı sayesinde gerginliği dağıtır ve burun ucunun yukarı çekilmesini engeller.
Daha büyük, özellikle burun ucunun tamamını veya burun kanatlarını içine alan derin kayıplarda ise cerrahinin altın standardı olan Paramedian Alın Flebi devreye girer. Alın derisi, renk, gözenek yapısı ve kalınlık olarak burun derisine en çok benzeyen dokudur. Bu teknikte, alından damar sapı kaşların arasında olan bir deri şeridi kaldırılarak burun üzerine çevrilir. Bu işlem genellikle aşamalıdır. İlk ameliyatta doku buruna adapte edilir ve orada yaşaması sağlanır. Yaklaşık 3 hafta sonra, doku yeni yerine alıştığında, damar sapı kesilerek burun şekillendirilir. Hastalar için başta “alından parça alınması” fikri korkutucu gelse de sonuçlar o kadar doğaldır ki iyileşme tamamlandığında kişinin ameliyat olduğu bile anlaşılmayabilir.
Dudak ve göz kapağı onarımında nelere dikkat edilir?
Dudak ve göz kapağı, yüzün diğer bölgelerinden farklı olarak sürekli hareket halinde olan dinamik yapılardır. Yemek yerken, konuşurken, göz kırparken sürekli çalışırlar. Bu bölgelerdeki kanser cerrahisinde milimetrik hatalar bile ciddi fonksiyon kayıplarına yol açabilir. Bu yüzden onarım planı, “önce fonksiyon, sonra estetik” prensibiyle yapılır, ancak genellikle ikisi birbiriyle iç içedir.
- Dudak Onarımı:
Dudağın en önemli görevi ağız açıklığını sağlamak ve yeme-içme sırasında sızdırmazlık oluşturmaktır. Dudak kanserleri çıkarılırken, ağzı çevreleyen ve büzülmeyi sağlayan kas halkasının (orbikularis oris) bütünlüğü mutlaka korunmalı veya onarılmalıdır. Küçük kayıplarda “V” şeklinde kesilerle onarım yapılırken, dudağın büyük bir kısmının kaybedildiği durumlarda karşı dudaktan doku transferi yapılır.
Dudak onarımında kullanılan yöntemler şunlardır:
- Kama eksizyon
- Karapandzic flebi
- Abbe flebi
- Estlander flebi
- Bernhard flebi
Örneğin üst dudaktaki büyük bir boşluk için, alt dudaktan bir parça doku, damarı korunarak üst dudağa çevrilir (Abbe flebi). Bu süre zarfında hasta bir süre ağzını tam açamaz, ancak doku kaynadıktan sonra ikinci bir işlemle dudaklar ayrılır ve hem his hem de hareket yeteneği olan yeni bir dudak oluşturulmuş olur.
- Göz Kapağı Onarımı:
Buradaki tek ve mutlak öncelik gözü, yani korneayı korumaktır. Göz kapağı kapanamadığında (lagoftalmus), kornea kurur, ülserleşir ve bu durum körlüğe kadar gidebilir. Göz kapağı, içte kaygan bir zar, ortada sert bir kıkırdak ve dışta çok ince bir deriden oluşur. Onarımda bu katmanların her birinin ayrı ayrı oluşturulması gerekir.
Göz kapağı teknikleri şunlardır:
- Tenzel flebi
- Mustarde flebi
- Hughes flebi
- Tripier flebi
- Deri greftleri
Özellikle alt göz kapağının büyük kayıplarında yanaktan kaldırılan geniş bir doku (Mustarde flebi) göz altına taşınarak hem yanak kaldırılır hem de göz kapağı yeniden yapılır.
Mikrocerrahi ve serbest flep yöntemi ne zaman gereklidir?
Bazı durumlarda tümör o kadar geniş bir alana yayılmıştır veya o kadar derin dokulara (kemik, sinir, geniş kas grupları) nüfuz etmiştir ki yüzün veya boynun kendi dokuları bu boşluğu kapatmak için yetersiz kalır. Lokal fleplerin boyu yetmez, derisi yetmez. İşte bu noktada plastik cerrahinin zirvesi kabul edilen Mikrocerrahi ve Serbest Flep uygulamaları devreye girer. Bu “imkansız” denilen yaraların kapatılmasını sağlayan teknolojidir.
Serbest flep yönteminde, vücudun tamamen başka ve uzak bir bölgesinden ihtiyaç duyulan doku bloğu alınır. Bu doku sadece deri olabileceği gibi, kas, kemik veya hepsini birden içerebilir. Alınan doku, kendisini besleyen ana damarlarla birlikte vücuttan tamamen ayrılır. Daha sonra yüzdeki alıcı bölgeye getirilir ve mikroskop altında, saç telinden çok daha ince dikişlerle yüzdeki veya boyundaki damarlara bağlanır. Bu işlem dokuya yeniden hayat verme, kan pompalama işlemidir.
Yaygın serbest flep donör alanları şunlardır:
- Ön kol bölgesi
- Uyluk ön dış yüzü
- Fibula kemiği (bacak)
- Sırt kası
- Karın dokusu
- Kürek kemiği bölgesi
Örneğin alt çene kemiğinin tümör nedeniyle tamamen alınması gerektiği bir durumda bacak kemiğinden (fibula) alınan kemik ve deri dokusu, çene şekli verilerek yüze nakledilir. Bu sayede hasta hem çene kemiğine tekrar kavuşur, hem diş implantı yapılabilir hale gelir hem de üzerindeki deriyle ağız içi onarılır.
Malign Melanom ve sentinel lenf nodu biyopsisi nedir?
Malign Melanom cerrahisi, sadece derideki, yani buzdağının görünen kısmındaki tümörü çıkarmakla sınırlı değildir; hastalığın vücuttaki yayılım haritasını çıkarmayı da gerektirir. Melanomun en sık ve ilk yayıldığı yol lenfatik sistemdir. Eskiden, melanom tanısı konan hastalarda tümörün olduğu bölgenin lenf bezleri (koltuk altı, kasık veya boyun) “tedbiren” tamamen temizlenirdi. Ancak bu işlem hastalarda ciddi lenfödem (kol veya bacak şişmesi) sorunlarına yol açmaktaydı ve çoğu zaman gereksiz yere yapılıyordu.
Günümüzde bu yaklaşım değişmiştir. Artık Sentinel (Bekçi) Lenf Nodu Biyopsisi (SLNB) dediğimiz çok daha hassas bir yöntem uyguluyoruz. Bu işlem bir nevi istihbarat çalışmasıdır. Mantık şudur: Tümörden kopan bir hücrenin lenf yoluna girdiğinde uğrayacağı ilk durak, yani “bekçi” nod hangisidir? Eğer bu ilk durak temizse, arkasındaki diğer istasyonlar da temizdir demektir.
İşlem aşamaları şunlardır:
- Ameliyat öncesi lenfosintigrafi ile haritalama
- Mavi boya enjeksiyonu
- Gama prob ile tarama
- Bekçi nodun tespiti ve çıkarılması
- Patolojik inceleme
Cerrah, ameliyat sırasında elindeki özel dedektör ve mavi boya yardımıyla bu bekçi nodu bulur ve sadece onu çıkarır. Patolog bu nodu inceler. Eğer sonuç temiz gelirse, hastayı büyük bir lenf bezi ameliyatından ve onun yaratacağı ömür boyu sürecek kol/bacak şişliği riskinden kurtarmış oluruz. Eğer tutulum varsa, o zaman tedavi planı onkoloji ile birlikte yeniden düzenlenir.
Ameliyat sonrası iz yönetimi ve korunma yolları nelerdir?
Plastik cerrahiye başvuran, yüzünden ameliyat olacak her hastanın en büyük ve en haklı endişesi “iz kalıp kalmayacağı”dır. Burada dürüst ve gerçekçi bir tıbbi yaklaşım çok önemlidir. Derinin tam kat kesildiği, neşterin değdiği her işlemde mutlaka bir iz kalır. Dünyada “izsiz cerrahi” diye bir kavram yoktur; “belirsiz iz” veya “iyi saklanmış iz” vardır. Bizim işimiz, bu izi yüzün doğal kıvrımlarına gizlemek ve zamanla görünmez hale getirmektir.
Yara iyileşmesi, dikişler alındığı gün biten bir süreç değildir. Aksine, o gün yeni başlar. Bir yara izinin olgunlaşması, son halini alması kişinin genetik yapısına da bağlı olarak ortalama 1 yıl sürer. İlk aylarda izler kırmızı, hafif kabarık ve sert olabilir. Bu vücudun orayı onarmak için yoğun kolajen ürettiğini gösterir. Zamanla, genellikle 6. aydan sonra renk solmaya, doku yumuşamaya ve deri rengine dönmeye başlar.
İz tedavisinde kullanılan yöntemler şunlardır:
- Silikon içerikli jeller
- Silikon bantlar
- Steroid enjeksiyonları
- Lazer tedavileri
- Dermabrazyon
- Mikroiğneleme
- Güneşten mutlak koruma
- Masaj uygulamaları
Belki de en önemli konu, geleceğe yönelik korumadır. Bir kez cilt kanseri geçiren bir hastanın cildi, güneşe karşı hassas olduğunu ve DNA hasarına genetik veya yapısal olarak yatkın olduğunu kanıtlamış demektir. Bu hastalar için güneşten korunma, sadece bir “yaz tatili” önlemi değil diş fırçalamak gibi günlük bir yaşam rutini olmalıdır.
Korunma önlemleri şunlardır:
- Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanımı
- Geniş kenarlı şapka takılması
- Öğle saatlerinde gölgede kalınması
- Yılda bir kez tam vücut ben muayenesi
- Kendi kendine cilt kontrolü
Cilt Kanseri Ameliyatı Fiyatları 2026
Cilt Kanseri Ameliyatı fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
Ankara'da Cilt Kanseri Ameliyatı Yapan Doktorlar & Hastaneler
Cilt Kanseri Ameliyatı Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.
Cilt Kanseri Ameliyatı Olanların Yorumları
Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Cilt Kanseri Ameliyatı Öncesi Sonrası Fotoğrafları
Cilt Kanseri Ameliyatı öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Büyüyen, renk değiştiren, düzensiz sınırlara sahip veya kanayan lezyonlarda tanı doğrulandıktan sonra cerrahi çıkarım uygulanır. Özellikle erken evrede yapılan tam cerrahi çıkarım, hem iyileşme oranı hem de estetik sonuçlar açısından en etkili tedavi yöntemidir.
Cilt kanseri çıkarıldıktan sonra bölgede geniş bir doku kaybı oluşabilir. Bu boşluğu kapatmak, fonksiyonel yapıları korumak ve estetik bütünlüğü sağlamak amacıyla lokal flep, bölgesel flep veya serbest doku transferi gibi onarıcı yöntemler uygulanır.
Greft, bulunduğu bölgeden tamamen ayrılarak başka bir alana taşınan dokudur ve yeni bölgedeki damarlarla beslenir. Flep ise kendi damar yapısı korunarak taşınır; bu sayede doku canlılığı ve iyileşme başarısı daha yüksektir.
Yüz, burun veya dudak gibi görünür alanlarda onarım, estetik cerrahi prensiplerine uygun şekilde planlandığında doğal görünüme çok yakın sonuçlar elde edilebilir. Cilt rengi, doku uyumu ve simetri ön planda tutulur.
İz oluşumu kaçınılmazdır ancak kesi hatları genellikle doğal cilt çizgileri ve kıvrımlarına gizlenir. Zamanla izler solar ve belirsizleşir. Gerekli durumlarda iz düzeltme veya lazer tedavileri uygulanabilir.
Tekrarlama riski; tümörün tipi, evresi ve cerrahi sınırların temizliğine bağlıdır. Cerrahi sonrası düzenli dermatolojik ve onkolojik kontrollerle nüks riski erken dönemde saptanabilir ve azaltılabilir.
Açık kalan doku alanları enfeksiyon, kanama ve gecikmiş iyileşmeye yol açabilir. Ayrıca göz kapağı düşüklüğü, dudak çekilmesi veya hareket kısıtlılığı gibi estetik ve fonksiyonel bozukluklar ortaya çıkabilir.
İlk günlerde pansuman, antibiyotik kullanımı ve bölgenin korunması önemlidir. Şişlik ve morluklar görülebilir. Çoğu hastada iyileşme birkaç hafta içinde tamamlanır, bazı durumlarda destekleyici fizik tedavi önerilebilir.
Anatomik yapıya uygun, mikrocerrahi tekniklerle yapılan onarımlar mimik kaslarını ve fonksiyonları büyük ölçüde korur. Doğru planlama ile konuşma, çiğneme ve yüz ifadeleri normal şekilde devam edebilir.
Kanserin başarılı şekilde tedavi edilmesi ve görünümün yeniden kazanılması hastanın moralini ve özgüvenini artırır. Özellikle yüz gibi görünür bölgelerde yapılan başarılı onarımlar, psikolojik iyileşmede çok önemli rol oynar.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
