Tendon yaralanmaları ve hastalıkları, kasların kemiğe bağlandığı tendon yapıların zedelenmesi sonucu ortaya çıkar. Travmatik kopmalar, tekrarlayıcı zorlanmalar veya dejeneratif değişiklikler sonucu gelişebilir. Fonksiyon kaybı ve ağrı en yaygın belirtilerdir.

Akut tendon yaralanmaları genellikle kesici alet travmaları veya ani zorlamalarla oluşur. El, ayak bileği ve omuz gibi hareketli bölgelerde sık görülür. Klinik muayene ile tanı konur, bazı durumlarda ultrason veya MR görüntüleme gerekebilir.

Tendinit ve tenosinovit gibi inflamatuar tendon hastalıkları, özellikle tekrarlayıcı hareketlere bağlı gelişen kronik durumlardır. Dirsek, omuz ve el bileği bu tür hastalıkların yaygın görüldüğü bölgelerdir. Dinlenme, ilaç tedavisi ve fizik tedavi temel yaklaşımlardır.

Tendon cerrahisi, tam kat yırtıklarda ve konservatif tedavilere yanıt vermeyen olgularda tercih edilir. Mikrocerrahi teknikler ile tendon uçları birleştirilir. Cerrahi sonrası rehabilitasyon, tendonun eski işlevine kavuşması açısından hayati önem taşır.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Tendonlar, kasları kemiklere bağlayan bağ dokulardır. Yaralanmaları veya hastalıkları, hareket fonksiyonlarında kısıtlılık ve ağrıya neden olur.
Tendon Yaralanmaları Kesici aletle kopma, ani zorlanmalar (örneğin spor travmaları), doğrudan travma, aşırı gerilme sonucu oluşabilir.
Sık Yaralanan Tendonlar Aşil tendonu, el parmak fleksör ve ekstansör tendonları, patellar tendon, rotator manşet tendonları (omuz), biseps tendonu.
Tendon Hastalıkları Tendinit (iltihap), tendinozis (dejenerasyon), tenosinovit (tendon kılıfı iltihabı), kalsifik tendinit, tendinopati genel terimidir.
Belirtiler Şişlik, hassasiyet, ağrı (özellikle hareketle artan), kas gücünde azalma, hareket kısıtlılığı, kopmalarda ani boşluk hissi.
Tanı Yöntemleri Fizik muayene, ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme (MR), gerektiğinde EMG.
Tendinit Nedenleri Aşırı kullanım, tekrarlayıcı hareketler, kötü postür, uygun olmayan egzersiz, yaşlanma, diyabet gibi sistemik hastalıklar.
Tendon Kopması Bulguları Ani şiddetli ağrı, fonksiyon kaybı (örneğin Aşil kopmasında ayak bileğini yukarı çekememe), morarma, tendon hattında boşluk hissi.
Hafif Vakaların Tedavisi İstirahat, buz uygulaması, ağrı kesici ve antiinflamatuvar ilaçlar, splint/atel kullanımı, fizik tedavi.
Ciddi Vakaların Tedavisi Cerrahi onarım (tendon uçlarının dikilmesi), tendon grefti veya transferi, ardından rehabilitasyon süreci.
Cerrahi Teknikler End-to-end tendon onarımı, greft ile onarım, tendon kaydırma veya transferi (başka bir tendonun işlev kazandırılması).
Rehabilitasyon Süreci Koruyucu atelleme sonrası pasif ve aktif egzersizler, kuvvetlendirme programı, kas-tendon dengesini sağlama.
İyileşme Süresi Hastalığın türüne göre değişmekle birlikte cerrahi sonrası tam fonksiyonel iyileşme genellikle 8–12 hafta sürer.
Komplikasyonlar Yapışıklık, yetersiz iyileşme, tendon yeniden kopması, eklem sertliği, kas güçsüzlüğü.
Önleme Yöntemleri Doğru egzersiz tekniği, ısınma-soğuma alışkanlığı, kas-tendon dengesini koruyacak şekilde düzenli esneme, aşırı yüklenmeden kaçınma.
İlgili Branşlar Ortopedi ve travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, plastik cerrahi (özellikle el cerrahisi).
Prof. Dr. Serdar Nasır
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.

2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.

2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Devamını Görüntüle

Vücudumuzdaki Tendon Yapıları Ne İşe Yarar ve Neden Bu Kadar Önemlidir?

Tendonları, vücudumuzun içindeki inanılmaz derecede sağlam, biyolojik halatlar veya gergin çekme kabloları olarak düşünebilirsiniz. Kaslarımız kasıldığında güçlü bir mekanik enerji üretir, ancak bu gücün kemikleri hareket ettirebilmesi için güvenilir bir aktarıcıya şiddetle ihtiyaç vardır. İşte tendonlar, kasın bittiği yerde başlayıp kemiğe sımsıkı tutunarak bu köprü görevini üstlenirler. Parmaklarımızı büktüğümüzde veya açtığımızda, ön kolumuzdaki güçlü kaslar kasılır ve ellerimize uzanan bu uzun tendonları çekerek tıpkı bir kuklanın iplerini yönlendirir gibi parmaklarımızı kusursuz bir şekilde hareket ettirir.

Bu biyolojik halatlar, esnekliğe son derece dayanıklı olan ve tip I kolajen adı verilen protein liflerinden oluşur. Düzenli bir dokuma tezgahından çıkmışçasına kusursuz dizilmiş bu lifler, muazzam bir çekme kuvvetine kopmadan dayanabilirler. Ancak tendonlar sadece basit birer ip veya kordon değildir; kemiklerin üzerindeki dar tünellerin içinden geçerler, kendilerini koruyan özel kılıfları vardır ve etraflarındaki dokularla sürtünmeyi en aza indiren, motor yağına benzeyen özel bir sinovyal sıvı ile sürekli yıkanırlar. Bu kusursuz kayma mekanizması herhangi bir sebeple bozulduğunda, parmaklarımızda takılmalar, şiddetli ağrılar veya tam hareket kayıpları yaşamaya başlarız. Ellerin o zarif hareket kabiliyeti, tamamen bu halat sisteminin pürüzsüz çalışmasına bağlıdır.

Hasar Gören Bir Tendon Kendi Kendini Nasıl İyileştirir?

Bir tendon kazara kesildiğinde veya aşırı zorlanma sonucu koptuğunda, vücudun o muhteşem iyileşme mekanizması anında devreye girer. Ancak bu süreç her zaman hastanın lehine işlemez. Tendon iyileşmesinde temel olarak iki farklı yol vardır ve modern cerrahi tedavinin tüm amacı, iyi olan iyileşme yolunu sonuna kadar destekleyip, kötü olan ve sorun yaratan iyileşme şeklini engellemektir.

İyi olan iyileşme şekli, içsel iyileşme olarak adlandırılır. Burada tendon, tamamen kendi içindeki hücreler ve etrafını saran o özel kayganlaştırıcının besleyiciliği ile kendi hasarını onarır. Bu sayede tendon, çevre dokulara yapışmadan, o pürüzsüz ve yağ gibi kayma yeteneğini koruyarak sağlığına kavuşur. Kötü olan senaryo ise dışsal iyileşmedir. Vücut, hasarı bir an önce tamir etmek için büyük bir panik halinde yara bölgesine dışarıdan agresif hücreler gönderir ve orada bol miktarda sert nedbe dokusu oluşturur. Bu durum kopuk tendon uçlarını bir şekilde birbirine bağlasa da aynı zamanda tendonu etrafındaki kemiğe, cilde veya koruyucu kılıfa adeta zamkla yapıştırır. Adezyon adını verdiğimiz bu sert yapışıklıklar geliştiğinde, tendon bütünlüğünü sağlasa bile dar bir tünelin içine sıkışmış halat gibi hareket edemez hale gelir ve parmak bir daha asla bükülemez. Cerrahi müdahalenin ve kullanılan o çok ince dikiş tekniklerinin en temel felsefesi, tendon uçlarını mikroskobik düzeyde o kadar kusursuz bir araya getirmektir ki dışarıdan gelecek hücrelere hiç ihtiyaç kalmadan doku kendi içinde pürüzsüzce kaynamaya devam edebilsin.

Gözle Görülemeyen Tendon Yaralanmaları Nasıl Teşhis Edilir?

Mutfakta yaşanan talihsiz bir bıçak kazası veya cam kesisi sonrasında kişi parmağını bükemiyor veya tamamen düzeltemiyorsa, karşılaşılan tablo genellikle çok açıktır. Doğru, dikkatli ve detaylı bir fiziksel muayene, hangi bağın koptuğunu saniyeler içinde net bir şekilde ortaya koyar. Ancak durum klinik ortamında her zaman bu kadar şeffaf ve net değildir. Bazen cilt yüzeyinde çok küçük, masum görünen bir delik olur ama içerideki ana halat kısmen kopmuştur. Bazen de yaralanmanın üzerinden uzun haftalar geçmiş, bölge ciddi şekilde şişmiş ve vücudun oluşturduğu yara dokusu normal anatomiyi tamamen değiştirerek tanıyı zorlaştırmıştır.

Böyle kapalı, belirsiz veya teşhisi zor durumlarda modern tıbbın sunduğu görüntüleme yöntemleri imdada yetişir. Görüntüleme teknolojileri, içerideki hasarın boyutunu anlamak için kritik birer pusula görevi görür.

Radyolojik değerlendirmede kullanılan araçlar aşağıdaki gibidir.

  • Ultrasonografi
  • Bilgisayarlı tomografi
  • Manyetik rezonans görüntüleme
  • Doğrudan radyografi

Elin sırtındaki yüzeyel bağ yaralanmalarında ultrasonografi oldukça başarılıdır; çünkü gerçek zamanlı olarak hasta parmağını hareket ettirirken tendonun nerede takıldığı veya ne kadar koptuğu ekranda canlı canlı izlenebilir. Ayrıca ultrason, doku içine batmış cam veya ince odun kıymığı gibi yabancı cisimleri tespit etmede de son derece işlevseldir. Elin avuç içi kısmındaki çok daha derin ve karmaşık yapılar söz konusu olduğunda ise manyetik rezonans görüntüleme devreye girer ve kopuk doku uçlarının birbirinden ne kadar uzaklaştığını çok daha net bir şekilde haritalandırır.

Avuç İçimizdeki Fleksör Tendonlar Koptuğunda Cerrahi Süreç Nasıl İşler?

Elin avuç içi tarafında yer alan ve parmaklarımızı yumruk yapmamızı, cisimleri sıkıca kavramamızı sağlayan fleksör tendonlar, cerrahi açıdan insan vücudundaki en hassas ve ustalık gerektiren bölgelerden biridir. Bu yapılar elin biyomekaniği gereği çeşitli anatomik bölgelere ayrılır. Bunlar arasında en ünlü ve onarımı en zorlu olanı Kimsenin Bölgesi olarak adlandırılan alandır.

Bu zorlu bölge, avuç içinin bitiminden parmakların orta boğumuna kadar olan kısmı kapsar. Bu alanda parmağı büken iki farklı ana bağ, son derece dar bir tünelin içinden adeta üst üste binmiş ve birbirine sarılmış halde geçerler. Bu bölgede meydana gelen bir keside, milimetrik bir cerrahi hata bile dokuların o tünele kalıcı olarak yapışmasına ve parmağın bir daha asla yumruk yapılamamasına neden olabilir. Akut bir yaralanma anında, kopan doku tıpkı gergin bir lastiğin aniden kopması gibi büyük bir hızla ön kola doğru geri kaçar. Bu yüzden müdahalenin vakit kaybetmeden yapılması şarttır.

Ameliyat masasında amaç sadece kopan uçları basitçe birbirine dikmek değildir; atılan o dikişin parmak hareketlerine dayanacak kadar güçlü, aynı zamanda o daracık tünelin içinden rahatça kayıp geçecek kadar da pürüzsüz olması gerekir. Günümüz yaklaşımlarında çok geçişli dikiş teknikleri kullanılır. Kopan bağın tam ortasından, özel üretilmiş çok sağlam iplerle ana kolon dikişleri atılır. Bu güçlü merkezin etrafı ise, saç teli inceliğindeki iplerle çepeçevre dikilerek yüzey tamamen pürüzsüzleştirilir ve tünel içindeki sürtünme sıfıra indirilir.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Tedavisi Gecikmiş Tendon Kayıplarında Hangi Özel Yöntemler Kullanılır?

Bazen hastalar çeşitli sebeplerle geç başvurabilir, yaralanmanın üzerinden aylar geçmiş olabilir. Tendon uçları kullanılmamaktan dolayı geri dönülmez şekilde büzüşmüş, kasılmış veya ağır bir ezilme kazasında dokunun çevresindeki o kaygan biyolojik tünel tamamen parçalanarak yok olmuş olabilir. Böyle ağır durumlarda kopan uçları çekip uç uca dikmek fiziken tamamen imkansızdır. Bu noktada iki aşamalı rekonstrüksiyon adı verilen, son derece zekice tasarlanmış bir cerrahi strateji devreye girer.

Bu işlemi, çökmüş ve kullanılamaz hale gelmiş bir yeraltı tünelini onarıp içinden yepyeni bir kablo geçirmeye benzetebiliriz. Birinci aşamada, hasarlı bölge baştan sona açılarak eski, yapışık ve işlevini tamamen yitirmiş dokular titizlikle temizlenir. Ardından, bölgeye esnek bir silikon çubuk yerleştirilir. Bu çubuk parmak ucundan ta el bileğine kadar uzatılır. Vücut, bu silikonu yabancı bir madde olarak algılar ve etrafını pürüzsüz, çok kaygan bir zarla kaplayarak yepyeni bir biyolojik tünel inşa eder.

Bu ameliyatlarda kullanılan yedek doku kaynakları şunlardır:

  • Palmaris longus
  • Plantaris
  • Ekstansör digitorum longus
  • Fleksör karpi radyalis

Aylar süren bekleme döneminin ardından ikinci aşamaya geçilir. Hastanın kendi vücudundan, yokluğu hiçbir fonksiyonel eksiklik yaratmayan bir yedek bağ dokusu alınır. Silikon çubuk o yeni oluşan kaygan tünelin içinden yavaşça çekilip çıkarılırken, ucuna bağlanan bu gerçek doku tünelin içine boydan boya yerleştirilir. Uçlar kemiğe ve kaslara sağlamca dikilerek elin mekanizması sıfırdan yeniden kurulur.

El Sırtındaki Ekstansör Tendon Yaralanmaları Nasıl Tedavi Edilir?

Elimizin sırt kısmında yer alan ve parmaklarımızı geriye doğru açmamızı sağlayan ekstansör tendonlar, avuç içindeki yapılara göre çok daha ince, yassı ve yüzeye son derece yakındır. Derinin hemen altında, adeta kemiğin üzerini saran incecik bir zar tabakası gibi seyrederler. Bu yüzeysel ve korumasız konumları onları basit kesilmelere karşı çok savunmasız bırakır, ancak aynı zamanda onarılmalarını nispeten kolaylaştırır.

Bu bölgede en sık karşılaşılan sorunlardan biri çekiç parmak deformitesidir. Parmağınızı düz tutarken ucuna sert bir top çarpması veya parmak ucunun bir yere şiddetle takılarak zorlanması sonucu, bağın parmak ucundaki kemiğe yapıştığı en uç noktadan kopmasıyla oluşur. Sonuç olarak parmağın en uç boğumu aşağı doğru düşer ve kişi kendi isteğiyle o boğumu havaya kaldıramaz. İlginç bir şekilde bu yaralanmaların çok büyük bir kısmında ameliyata hiç gerek duyulmaz. Parmak ucunun hafifçe geriye doğru kıvrık pozisyonda, hiç ara verilmeden haftalar boyunca özel bir atel içinde tutulması, kopan o ince zarın kemiğe yeniden güvenle kaynaması için genellikle yeterli olmaktadır.

Bir diğer karmaşık sorun ise düğme iliği deformitesidir. Bu durum parmağın orta ekleminin tam arkasındaki ana destek bandının kopmasıyla ortaya çıkar. Zamanla, kenardaki diğer bağlar anatomik yerlerinden öne doğru kayar; parmağın orta eklemi bükülü kalırken, en uç eklemi aşırı geriye doğru kilitlenir ve düzeltilemez. Parmak adeta bir düğmenin ilikten geçmesi gibi tuhaf ve yanlış bir pozisyon alır. Bu karmaşık mekanik problemin çözümü, kayan o yan bantların mikrocerrahi yöntemlerle tekrar el sırtına doğru toparlanıp orijinal yerlerine dikilmesidir.

Takılan Parmaklar Yani Tetik Parmak Hastalığı Tendonları Nasıl Etkiler?

Tendon sorunları yalnızca kesici alet yaralanmalarıyla meydana gelmez. Vücudun kendi içindeki anatomik bir daralma sonucu dokunun boğulması da oldukça yaygın ve ciddi bir sorundur. Halk arasında tetik parmak olarak bilinen durum parmağı büken halatın avuç içindeki giriş tünelinde sıkışıp kalmasıdır.

Dokunun üzerinde zamanla oluşan ufak bir şişlik, nodül veya iltihap, o dar makaradan geçerken ciddi bir takılmaya neden olur. Hasta parmağını rahatça büker ancak geri açmaya çalıştığında parmak bir noktada kilitli kalır.

Bu rahatsızlığın en belirgin belirtileri aşağıdaki gibidir.

  • Ağrı
  • Şişlik
  • Sabah sertliği
  • Takılma hissi
  • Tıklama sesi
  • Hareket kısıtlılığı

Parmak kilitlendikten sonra kişi zorladığında aniden, oldukça ağrılı bir tıklama veya şiddetli bir atma hissiyle, tıpkı bir tabanca tetiği boşalır gibi açılır. Hafif seyreden vakalarda eli dinlendirmek, atel kullanmak veya o bölgeye yapılan özel enjeksiyonlar oldukça işe yarayabilir. Ancak kalıcı, güvenilir ve kesin çözüm, o sıkışan tünelin çatısının cerrahi olarak açılmasıdır. Avuç içinde parmağın tabanına yapılan çok küçük bir kesi ile sıkışıklık yaratan o kalınlaşmış bant rahatlatılır. Bu milimetrik dokunuş, sistemin anında serbestçe kaymasını sağlar ve hasta o saniye itibarıyla rahatlar.

İletişime Geçin!

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!


    Başparmak Tendonlarını Sıkıştıran De Quervain Hastalığı Nasıl Giderilir?

    Özellikle yeni doğum yapmış annelerde bebeği sürekli aynı ters pozisyonda kaldırmaya bağlı olarak başparmak bağlarının aşırı zorlanmasıyla ortaya çıkan bu duruma De Quervain hastalığı adı verilir. Başparmağı havaya kaldıran ve dışa doğru açan iki önemli bağ, el bileğinin hemen başparmak tarafındaki daracık bir tünelde feci şekilde sıkışır ve ciddi boyutta iltihaplanır. Elinizi yumruk yapıp başparmağınızı içine aldığınızda ve bileğinizi aşağı doğru eğdiğinizde o bölgede şimşek çakması gibi keskin, dayanılmaz bir sızı hissediyorsanız, muhtemelen bu sorunla karşı karşıyasınız demektir.

    Günümüzde bu sıkışıklığın tedavisinde, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte endoskopik gevşetme işlemleri çok popüler hale gelmiştir. Geleneksel açık yöntemde el bileğinde nispeten uzun sayılabilecek bir kesi yapılarak derin dokulara ulaşılırdı. Ancak bu bölge, elin en önemli duyu sinirlerinden birinin ağ gibi karmaşık yayıldığı, çok hassas bir alandır. Endoskopik yöntemde ise, çok daha küçük bir delikten girilerek ucunda yüksek çözünürlüklü minik bir kamera bulunan cihazla direkt olarak o sorunlu tünelin içi dev ekrana yansıtılır.

    Endoskopik yöntemin sağladığı başlıca avantajlar şunlardır:

    • Düşük ağrı
    • Kısa ameliyat
    • Hızlı iyileşme
    • Küçük yara
    • Düşük risk

    Kamerayla yapılan bu yöntemde tünelin içinde gizli bölmeler varsa onlar da net bir şekilde görülüp açılır. Böylece hastalığın ileride tekrarlama riski neredeyse sıfıra yaklaşır. En güzel tarafı ise ameliyat sonrası yara izinin çok küçük ve estetik açıdan neredeyse fark edilemez boyutta kalmasıdır.

    Sinir Felçlerinde Tendon Transferleri Hareketleri Nasıl Geri Kazandırır?

    Kola veya ele giden ana sinirlerin ağır şekilde yaralanmaları, kaslara giden elektrik akımının tamamen ve aniden kesilmesi demektir. Sinir onarılamadığında veya aylar geçmesine rağmen iyileşemediğinde, o sinirin çalıştırdığı kas grupları ne yazık ki kalıcı olarak felç olur ve erimeye başlar. Örneğin koldaki önemli bir sinir felcinde hasta el bileğini ve parmaklarını yukarı doğru kesinlikle kaldıramaz; bu çaresiz duruma düşük el adı verilir.

    İşte tam bu umutsuz noktada tendon transferi adı verilen inanılmaz derecede yaratıcı bir konsept devreye girer. Temel mantık çok açıktır: Çalışmayan, felçli bir sistemi yeniden ayağa kaldırmak için, vücutta sağlam kalan, aynı görevi yapabilecek veya feda edilebilecek kadar güçlü olan tamamen normal çalışan başka bir kas sistemini o bölgeye yönlendirmek.

    Düşük el örneğinde; bileği veya parmakları aşağı doğru büken ama el fonksiyonları için çok da elzem olmayan yedek bir kasın ucu yerinden ustalıkla alınarak elin sırtından geçirilir ve o felçli, yukarı kalkamayan parmakların bağlarına sıkıca dikilir. Mekanik olarak önceden aşağı büken bir kas, yönü değiştirilerek yukarı açan bir kas haline getirilmiştir. Ameliyattan hemen sonra insan beyninin o muazzam uyum sağlama yeteneği devreye girer. Başlangıçta hasta parmağını yukarı açmak için zihninden bilinçli olarak bükme komutu vermelidir. Ancak çok kısa bir adaptasyon sürecinin ardından beyin bu yeni biyolojik kablolamayı tamamen öğrenir ve hasta tamamen doğal bir şekilde hiç düşünmeden parmaklarını tekrar açıp kapamaya başlar.

    Tendon Ameliyatlarından Sonra Fizik Tedavi Neden Hayati Önem Taşır?

    Bir onarım cerrahisinin gerçek başarısı, sadece ameliyat masasında atılan o kusursuz ve sağlam dikişlere değil aynı oranda ameliyat sonrası uygulanan çok disiplinli ve sabır gerektiren fizik tedavi sürecine de bağlıdır. Burada cerrah, fizyoterapist ve hasta, çok ince bir ip üzerinde inanılmaz bir denge yürüyüşüne çıkarlar.

    Kurallar kağıt üzerinde basittir ama gerçek hayatta uygulaması son derece zordur. Eğer onarılan doku korkudan dolayı hiç hareket ettirilmezse, vücut onu etrafındaki tünele kalın bir yara dokusuyla yapıştırır ve sistem tamamen donup işlevsiz kalır. Eğer doku gereğinden fazla, sabırsızca ve kontrolsüz hareket ettirilirse, henüz kaynamamış olan o hassas uçlar birbirinden büyük bir acıyla kopar ve her şeye en baştan, daha zorlu şartlarda yeniden başlamak gerekir.

    İyileşme sürecindeki temel rehabilitasyon evreleri aşağıdaki gibidir.

    • Koruma evresi
    • Pasif hareket
    • Aktif hareket
    • Dirençli egzersiz
    • Normal aktivite

    Günümüzde, özellikle çok güçlü çoklu dikiş teknikleri kullanıldıysa, dokunun yapışmasını engellemek için erken kontrollü hareket tercih edilir. Hasta, ameliyattan hemen birkaç gün sonra, eline özel olarak tasarlanmış ve hareket sınırlarını belirleyen atellerin içerisinde parmaklarını çok nazikçe oynatmaya başlar. Bu kontrollü ve bilinçli hareket, dokunun yapışmasını mükemmel şekilde önlerken onu yavaş yavaş, günden güne güçlendirir. Haftalar ilerledikçe egzersizlerin dozu milim milim artırılır.

    İyileşme Sürecinde Tendon Yapışıklığı Gelişirse Hangi Yollar İzlenir?

    Bazen hasta ve hekim ne kadar dikkat ederse etsin, hastanın genetik yara iyileşme karakteri, ödem düzeyi veya ilk yaralanmanın o bölgede yarattığı şiddetli travma nedeniyle tendon etrafındaki çevre dokulara inatla yapışabilir. Bunun sonucunda hasta, hedeflenen parmak hareketini bir türlü kazanamaz. Ancak bu durum kesinlikle dünyanın sonu değildir ve tıbbın buna da bir çözümü vardır. Kişi uzun ve yorucu fizik tedavisini tam anlamıyla tamamlamış ve aradan aylar geçmesine rağmen hareket açıklığı sağlanamamışsa tenoliz adı verilen özel bir kurtarma ameliyatı planlanır.

    Tenoliz, kelime anlamı olarak yapışık dokunun etrafındaki bağlardan tamamen serbestleştirilmesi ve özgür bırakılmasıdır. Bu ameliyat, ilk yaralanmadan çok aylar sonra, yara izinin tamamen sönmesi ve olgunlaşması beklendikten sonra yapılır. Burada en modern ve büyüleyici yaklaşım hastayı tamamen uyutmadan, sadece o bölgeyi uyuşturarak yapılan uyanık cerrahidir. Cerrah, mikroskop altında o sert yapışıklıkları milim milim büyük bir sabırla temizlerken, hastadan ameliyat masasında kendi kas gücüyle parmağını hareket ettirmesini ister. Dokunun tamamen özgür kaldığı ve parmağın tam büküldüğü o zafer anı, ameliyat masasında canlı canlı gözlemlenir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Tendon yaralanmaları genellikle ani zorlanmalar, düşme, ağır kaldırma ya da spor esnasında yapılan ani dönüşler sırasında oluşur. Özellikle el, omuz, diz ve aşil tendonu bu tür zorlanmalara açıktır.

    Tekrarlayıcı hareketlerin yoğun olduğu mesleklerde, örneğin marangozlar, kasiyerler, müzisyenler ve bilgisayar başında uzun süre çalışanlarda tendon hastalıkları daha sık görülür.

    Tendon kopmaları genellikle ani ağrı, ses gelmesi ve hareket kaybı ile belirgindir. Tendinit ise daha çok sinsi başlayan, hareketle artan ağrı ve hassasiyetle kendini gösterir. Tanıda MR yardımcıdır.

    Uzun süre tedavi edilmeyen tendinit, tendonda kalıcı kalınlaşma, kireçlenme veya yırtık gibi yapısal değişikliklere neden olabilir. Bu durum hareket kısıtlılığı ve kronik ağrıya yol açar.

    PRP (platelet-rich plasma) tedavisi, tendon dokusunun onarımını hızlandırmak için kullanılır. Özellikle tendinit ve küçük yırtıklarda iyileşmeyi destekleyebilir, ancak her vakada etkili olmayabilir.

    Tendon onarımı sonrası iyileşme süreci genellikle 6-12 hafta sürer. Bu dönemde hareket kısıtlaması ve fizyoterapi uygulanarak tendona yeniden yük binmesi kontrollü şekilde sağlanır.

    Aşil tendonu yoğun yük taşıyan ve ani gerilmelere maruz kalan bir yapıdır. Özellikle futbol, basketbol, koşu gibi sporlarda bu bölge travmalara daha açık hale gelir ve kopma riski artar.

    Yaşla birlikte tendonlar elastikiyetini kaybeder ve kanlanması azalır. Bu da küçük zorlanmalarla bile yırtık veya iltihap oluşma riskini artırır. Ayrıca altta yatan kronik hastalıklar da etkendir.

    Genellikle cerrahiden sonraki ilk birkaç haftada pasif hareketlerle başlanır. Sonrasında doktor onayıyla aktif egzersizlere geçilir. Tedavi süreci tendonun yerine ve yırtığın büyüklüğüne göre değişir.

    Uzun süren ağrı, hareket kısıtlılığı ve iş gücü kaybı nedeniyle tendon sorunları depresyon ve anksiyete gibi psikolojik problemlere yol açabilir. Bu nedenle bütüncül bir tedavi yaklaşımı gereklidir.

    Tendon yaralanmaları ve hastalıkları için Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümüne başvurulabilir. El cerrahisi alanında uzman plastik cerrahlar, mikrocerrahi tekniklerle hem akut tendon kesilerini hem de kronik tendon rahatsızlıklarını tedavi eder.

    Son Yazılar

    Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]

    Devamını Oku ➜
    Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]

    Devamını Oku ➜
    Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]

    Devamını Oku ➜
    Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]

    Devamını Oku ➜
    Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜