Burun ameliyatında cerrahın kendi tercihine göre yöntem uygulanır. Her ikisinde de hem burun ucuna hem de burnun geri kalan kısımlarına müdahale yapılabilir. Bu yüzden hastayla doktorun beraber karar vermesi gerekir ve cerrah hangi teknikte daha tecrübeli veya daha başarılı olacaksa o tekniğin uygulanması hastanın daha çok yararına olacaktır. Açık teknikte yalnızca burnun altında belli belirsiz çok küçük birkaç milimlik iz kalmaktadır. Bu nedenle doktorun tercihine bağlı olmalıdır.
Kapalı tekniğin avantajları açık teknikteki gibi burnun bütün derisi kaldırılmadığı için ödem daha az olmaktadır. Ayrıca piezo denilen sistemle burun kemikleri kırıldığı için yine daha az ödem oluyor. Kapalı tekniğin en büyük avantajı ödemin az olmasıdır. Ödem, sonucun daha uzun sürede görünmesine neden oluyor bu sebeple kapalı teknikte daha erken sonuç alınır.
| Açık teknik nedir? | Burun delikleri arasındaki cilt (kolumella) üzerinden küçük bir kesi yapılarak burun derisi kaldırılır ve cerrah burun iskeletini doğrudan görerek çalışır. |
| Kapalı teknik nedir? | Tüm kesiler burun deliklerinin içinden yapılır. Dışarıda görünür bir kesi izi oluşmaz. |
| Açık tekniğin avantajları | Cerraha geniş görüş alanı sağlar, karmaşık deformitelerin düzeltilmesinde hassasiyet sunar, kıkırdak greftlerinin yerleştirilmesini kolaylaştırır ve revizyon ameliyatlarında sıklıkla tercih edilir. |
| Açık tekniğin dezavantajları | Ameliyat sonrası burun ucu ödemi daha uzun sürebilir. Kolumellada genellikle zamanla belirsizleşen küçük bir iz kalabilir. Ameliyat süresi bazı durumlarda daha uzun olabilir. |
| Kapalı tekniğin avantajları | Dış kesi izi bulunmaz, yumuşak dokuya daha az müdahale edildiği için bazı hastalarda şişlik daha hızlı azalabilir. |
| Kapalı tekniğin dezavantajları | Cerrahın görüş alanı daha sınırlıdır. Çok karmaşık şekil bozuklukları veya ileri düzey yeniden yapılandırma gereken vakalarda teknik olarak daha zor olabilir. |
| Hangi hastalarda açık teknik daha sık tercih edilir? | İleri derecede eğrilik, travma sonrası deformite, revizyon rinoplasti, burun ucu yeniden şekillendirmesi veya kapsamlı yapısal değişiklik gereken durumlarda. |
| Hangi hastalarda kapalı teknik uygun olabilir? | Küçük kemer düzeltmeleri, sınırlı burun ucu değişiklikleri ve anatominin uygun olduğu primer (ilk) rinoplasti vakalarında. |
| Estetik sonuç açısından hangisi daha iyidir? | Başarılı sonuç tekniğe değil; doğru hasta seçimine, cerrahın deneyimine ve uygun cerrahi planlamaya bağlıdır. İyi uygulanmış açık ve kapalı rinoplasti benzer estetik ve fonksiyonel sonuçlar sağlayabilir. |
| Nefes alma açısından fark var mı? | Kullanılan teknikten çok, burun içindeki eğrilik, kapak (valf) darlığı veya diğer fonksiyonel sorunların doğru düzeltilmesi belirleyicidir. |
| İyileşme süreci | Her iki teknikte de ilk haftalarda şişlik ve morluk görülebilir. Burun şeklinin büyük kısmı birkaç ay içinde belirginleşirken, özellikle burun ucundaki ince değişimlerin tamamen oturması 12–18 ay sürebilir. |
| Genel tercih | Günümüzde birçok cerrah, karmaşık ve yapısal değişiklik gerektiren vakalarda açık tekniği; daha sınırlı düzeltmelerde ise kapalı tekniği tercih edebilmektedir. Ancak bu kesin bir kural değildir. |
Sıkça Sorulan Sorular
Doğal sonuç elde edilmesi kullanılan teknikten çok cerrahın deneyimine ve hastanın anatomik yapısına bağlıdır. Hem açık hem de kapalı rinoplasti ile yüz hatlarına uyumlu ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilebilir.
Açık rinoplastide burun ucundaki küçük bir kesiden cerrahi saha tamamen görülür. Kapalı rinoplastide tüm kesiler burun içinden yapılır. Teknik seçimi deformitenin derecesine ve cerrahi hedeflere göre belirlenir.
Burun ucunda belirgin asimetri, düşüklük veya karmaşık şekil bozukluğu bulunan hastalarda açık teknik daha ayrıntılı müdahale imkânı sağlayabilir. Bu sayede kıkırdak yapıların hassas şekilde düzenlenmesi mümkün olur.
Kapalı rinoplastide yumuşak dokular daha sınırlı kaldırıldığı için bazı hastalarda ödem ve şişlik daha hızlı azalabilir. Ancak iyileşme süresi kişisel faktörlere ve yapılan işlemlerin kapsamına göre değişiklik gösterebilir.
Açık rinoplastide burun delikleri arasındaki bölgede küçük bir kesi yapılır. Cerrahi teknik doğru uygulandığında bu iz zamanla belirginliğini büyük ölçüde kaybeder ve çoğu kişide dikkat çekmeyecek seviyeye gelir.
Revizyon rinoplastilerde daha önce değiştirilen yapıların detaylı değerlendirilmesi gerektiğinden açık teknik sıklıkla tercih edilir. Bu yaklaşım cerraha daha geniş görüş alanı sağlayarak düzeltme işlemlerini kolaylaştırabilir.
Burun eğriliği, valf darlığı veya septum sorunları gibi fonksiyonel problemler her iki teknikle de düzeltilebilir. Tercih edilecek yöntem, sorunun yeri ve uygulanacak cerrahi işlemlerin kapsamına göre belirlenir.
Açık rinoplasti genellikle daha detaylı çalışma alanı sunduğundan operasyon süresi biraz daha uzun olabilir. Ancak ameliyatın süresi kullanılan teknikten çok yapılacak düzeltmelerin kapsamına bağlıdır.
Kalın derili hastalarda burun ucunun ayrıntılı şekillendirilmesi gerekebileceğinden açık teknik tercih edilebilir. Bu yöntem cerraha daha kontrollü çalışma olanağı sağlayarak öngörülebilir sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur.
Teknik seçimi hastanın burun yapısı, estetik beklentileri, nefes alma sorunları ve yapılacak değişikliklerin kapsamına göre yapılmalıdır. En doğru karar detaylı muayene sonrasında deneyimli bir cerrah tarafından verilir.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
