Sinkinezi ameliyatı yüz felci sonrasında sinirlerin hatalı iyileşmesi neticesinde ortaya çıkan istemsiz kas hareketlerini, asimetriyi ve yüzde oluşan kronik gerginliği kalıcı olarak düzeltmeyi sağlayan spesifik bir mikrocerrahi prosedürüdür. Bu operasyon yüz kasları arasında oluşan kaotik çekişmeyi anatomik düzeyde yeniden yapılandırarak, mimik kontrolünün doğal akışına dönmesine doğrudan imkan tanır. Estetik uyumun ve fonksiyonel bütünlüğün eşzamanlı olarak hedeflendiği bu tedavi süreci; konuşma, gülümseme veya göz kırpma gibi en temel sosyal ifadelerin çevresel uyaranlara bağlı kalmaksızın, tamamen kişinin kendi kontrolünde ve özgürce sergilenebilmesi için atılan son derece hassas bir fonksiyonel restorasyon adımıdır.
Yüz felci sonrası süreçte sinkinezi ameliyatı nedir?
Yüzümüzün tüm mimiklerini, ifadelerini ve ince kas hareketlerini yöneten oldukça karmaşık bir sinir ağı bulunur. Bu ağın ana yöneticisi, beynin alt kısımlarından yola çıkarak kafatasının içindeki dar kemik kanallardan geçen ve yüzeye ulaştığında dallanarak dağılan yüz siniridir. Normal şartlarda bu sinir, insanın sosyal iletişiminde kullandığı gülümseme, üzülme, şaşırma gibi mimiklerin son derece uyumlu bir biçimde gerçekleşmesini sağlar. Ancak yüz siniri herhangi bir nedenle hasar gördüğünde, bu kusursuz iletişim ağı kopar ve yüzün o tarafında hareket kaybı, yani felç durumu başlar.
Zamanla kopan veya zedelenen sinir lifleri yeniden büyümeye ve iyileşmeye çalışır. Ne var ki bu büyüme süreci her zaman planlandığı gibi gitmez. Sinir uçları hedeflerini şaşırarak yanlış kaslara bağlanabilir. İşte yüz felci iyileşirken sinirlerin yanlış eşleşmesi sonucu ortaya çıkan bu istemsiz ve uyumsuz kas hareketlerini düzeltmek için yapılan çok çeşitli cerrahi müdahalelerin bütününe verilen genel isim, hedeflenen duruma odaklandığı için bu isimle anılmaktadır. Ameliyatın temel amacı, kaslar arasındaki bu kaotik çekişmeyi sonlandırmak ve yüzün dengesini yeniden kurmaya çalışmaktır.
Yüz sinirinin kontrol ettiği ve bu süreçte etkilenen temel bölgeler şunlardır:
- Alın
- Kaşlar
- Göz kapakları
- Yanaklar
- Dudaklar
- Çene
- Boyun
Yüz siniri hasarı sonrası sinkinezi ameliyatı neden gerekli olabilir?
Sinir hücreleri hasar aldıktan sonra yeniden yapılandırma sürecine girdiklerinde, çok yavaş bir hızda büyürler. Bu büyüme esnasında sinir lifleri adeta dallanıp budaklanarak kendilerine yeni yollar arar. Normalde sadece dudak kenarına gitmesi gereken bir sinir dalı, iyileşme telaşı içinde hem dudağa hem de göz çevresine bağlanabilir. Tıp dilinde sinkinezi, kelime anlamı olarak hareketlerin birlikte olması anlamına gelse de burada kastedilen birliktelik kişinin isteği dışında gelişen, oldukça rahatsız edici bir durumdur.
Zamanla beyindeki kontrol merkezi de bu karmaşık durumdan etkilenir ve aşırı hassas bir hale gelebilir. Sonuç olarak yüz, felcin ilk aylarındaki o gevşek ve hareketsiz halinden çıkarak; aşırı kasılan, sürekli gergin duran ve asimetrik görünen yeni bir forma dönüşür. Bu tablo kendiliğinden düzelme eğilimi göstermediği ve kişinin hayat kalitesini ciddi anlamda düşürdüğü durumlarda, cerrahi bir düzeltme adımı atılması ihtiyacını doğurur.
Sinkineziye zemin hazırlayan ve yüz sinirine zarar verebilen yaygın durumlar şunlardır:
- Bell paralizisi
- Yüz bölgesine alınan şiddetli darbeler
- Şiddetli kulak yolu enfeksiyonları
- Kafa içi tümör operasyonları
- İleri derece viral enfeksiyonlar
Günlük hayatta karşılaşılan hangi sorunlar sinkinezi ameliyatı ihtiyacı doğurur?
İyileşme sürecinde yollarını şaşıran sinirlerin yarattığı karmaşa, hastaların sadece aynaya baktıklarında değil günlük hayatın en basit anlarında bile karşılarına çıkar. Hastaların en çok dile getirdiği sorunların başında, gülümsedikleri veya dişlerini göstermeye çalıştıkları sırada gözlerinin istemsiz bir şekilde kapanması gelir. Bu durum hastanın sosyal ortamlarda kendini rahat hissetmesini engeller. Tam tersi bir şekilde kişi sadece gözünü kırpmak istediğinde ağız kenarının aniden yukarı doğru çekilmesi de oldukça sık karşılaşılan bir başka sorundur.
Sadece mimik yaparken değil konuşurken veya yemek yerken de bu istemsiz kasılmalar devreye girer. Özellikle dudakların birbirine temas ettiği harfleri söylerken boyun kaslarında aşırı bir gerginlik, çenede titreme veya ciltte portakal kabuğunu andıran pürüzlü bir görünüm oluşabilir. Hatta tükürük bezlerine gitmesi gereken sinir liflerinin gözyaşı bezlerine ulaşması durumunda, kişi yemek yerken istemsizce gözyaşı dökmeye başlar. Tüm bu yorucu belirtiler yüzdeki sürekli gerginlik hissi ve buna bağlı gelişen kas ağrıları, cerrahi bir değerlendirme yapılmasını gündeme getiren başlıca yaşam zorluklarıdır.
En sık karşılaşılan istemsiz hareket durumları şunlardır:
- Gülümserken gözün kapanması
- Göz kırparken ağzın çekilmesi
- Konuşurken boynun kasılması
- Çiğnerken gözyaşı akması
- Yüzde sürekli gerilme hissi
Sinkinezi ameliyatı kararı alınmadan önce hastanın durumu nasıl değerlendirilir?
Cerrahi veya ameliyatsız herhangi bir işleme karar vermeden önce, yüzdeki bu karmaşık hareketliliğin çok doğru bir şekilde ölçülmesi ve haritalandırılması gerekir. Geçmiş yıllarda yüz felcini derecelendirmek için kullanılan bazı klasik sistemler, sadece hareketsiz bir yüzün zayıflığını ölçmekte başarılıyken, işin içine aşırı kasılmaların girdiği bu yeni tabloyu tanımlamakta yetersiz kalmaktadır. Çünkü yüzün bir tarafı zayıfken diğer tarafı istemsiz şekilde fazla çalışmaktadır.
Güncel tıbbi yaklaşımlarda, yüzün istirahat halindeki duruşunu, hareket anındaki dengesini ve istemsiz kasılmaların şiddetini ayrı ayrı hesaplayan dijital sistemler kullanılmaktadır. Hatta gelişen teknolojiyle birlikte yapay zeka destekli bilgisayar yazılımları, hastanın yüz fotoğrafları ve videoları üzerinden milimetrik ölçümler yapabilmektedir. Ağız köşesinin kaç milimetre saptığı veya göz kapağının ne kadar açık kaldığı gibi veriler tamamen sayısal olarak ortaya konur. Bu sayede insan gözünün yanılabileceği ince detaylar yakalanır ve uygulanacak tedavinin ne kadar fayda sağlayabileceği daha somut bir şekilde değerlendirilir.
Değerlendirme sürecinde başvurulan başlıca yöntemler şunlardır:
- Detaylı fiziksel muayene
- Dijital fotoğraf analizleri
- Video kayıt sistemleri
- Bilgisayar destekli milimetrik ölçümler
- Elektriksel kas testleri
Botoks tedavisi sinkinezi ameliyatı öncesi veya sonrasında nasıl bir rol oynar?
Cerrahi seçeneklere geçilmeden önce veya bazen ameliyatlara destek olması amacıyla en sık başvurulan medikal yöntemlerin başında botulinum toksini, bilinen yaygın adıyla botoks uygulamaları gelir. Bu tedavi, estetik amaçlı kullanımlardan çok daha farklı ve titiz bir planlama gerektirir. Temel mantık, sinir ile kas arasındaki elektriksel iletişimi geçici bir süreliğine hafifleterek, aşırı çalışan kasın gevşemesini sağlamaktır.
Yüzdeki istemsiz kasılmalarda botoks uygulaması, iki ana hedefe yönelik yapılır. Birincisi, felçli tarafta kontrolden çıkan ve kişinin istediği mimiği yapmasını zorlaştıran aşırı güçlü kasları yatıştırmaktır. İkincisi ise, sağlam olan yüz yarısının, diğer taraftaki zayıflığı dengelemek adına zamanla geliştirdiği aşırı hareketliliği azaltmaktır. Uygulanan mikro dozlar sayesinde yüz ifadesiz bir hale getirilmez; aksine, kaslar arasındaki gergin çekişme hafifletilerek yüze daha sakin bir ifade kazandırılmaya çalışılır. Etkisi geçici olsa da hastalara oldukça konforlu bir nefes alma dönemi sunar.
Fizik tedavi ve nöromüsküler eğitim sinkinezi ameliyatı başarısını nasıl etkiler?
Kasların botoks yardımıyla veya doğal yollarla bir miktar sakinleştiği dönemler, yüze yeniden doğru hareket etmeyi öğretmek için en ideal zaman dilimleridir. Nöromüsküler yeniden eğitim olarak adlandırılan bu özel fizik tedavi süreci, klasik kas güçlendirme egzersizlerinden çok farklıdır. Buradaki asıl amaç kası güçlendirmek değil beyin ile yüz kasları arasındaki bozulmuş iletişimi zihinsel olarak yeniden programlamaktır.
Hastalar genellikle bir ayna karşısında, son derece odaklanarak ve yavaş hareketlerle çalışırlar. Bazen yüz kaslarına bağlanan minik sensörler sayesinde kasın ürettiği elektriksel aktivite bir ekranda hastaya gösterilir. Bu teknolojik destek sayesinde hasta, gülümsemeye çalışırken boyun kasını da yanlışlıkla kastığını ekranda anında görür. Zamanla yapılan bu yoğun zihinsel ve fiziksel pratikler sayesinde kişiler, hatalı hareketleri baskılamayı ve sadece ilgili kası çalıştırmayı yeniden öğrenmeye başlarlar. Sabır gerektiren bu süreç tek başına veya cerrahi müdahalelerle birlikte yürütüldüğünde sonuçlara olumlu yönde büyük katkı sunar.
Fizik tedavi sürecinde yararlanılan başlıca teknikler şunlardır:
- Ayna karşısında simetri egzersizleri
- Görsel geri bildirim cihazları
- Zihinsel odaklanma pratikleri
- Yüz kaslarını gevşetme masajları
- Hareket baskılama çalışmaları
Seçici sinir kesisi (selektif nörektomi) yöntemiyle yapılan sinkinezi ameliyatı nasıl uygulanır?
Ameliyatsız yöntemlerin yetersiz kaldığı, hastanın düzenli aralıklarla enjeksiyon yaptırmaktan yorulduğu veya yüzdeki kasılmaların çok şiddetli olduğu durumlarda cerrahi seçenekler masaya yatırılır. Bu alanda en ince ve hassas tekniklerden biri seçici sinir kesisidir. İşlem tamamen mikroskop altında, yüzün anatomik yapısına büyük bir saygı gösterilerek gerçekleştirilir.
Operasyon sırasında, yüz kaslarını hareket ettiren o ince sinir dallarına tek tek ulaşılır ve özel cihazlarla çok düşük seviyede elektrik akımları verilerek hangi dalın hangi kası uyardığı test edilir. Eğer yanak bölgesine giden bir sinir uyarıldığında yanlışlıkla göz çevresinde de kasılmaya neden oluyorsa, o istenmeyen bağlantıyı sağlayan milimetrik sinir lifleri dikkatlice ayrılır ve devreden çıkarılır. Ana mimik kaslarını besleyen asıl sinir gövdelerine dokunulmaz. Bu titiz ayıklama işlemi sayesinde, hastanın yüzündeki o yorucu, istemsiz hareket zincirinin kırılması ve yüzün daha doğal, rahat bir dinlenme pozisyonuna dönmesi hedeflenir.
Kas çıkarılması (miyektomi) tekniği sinkinezi ameliyatı kapsamında nasıl bir seçenektir?
Sorunun kaynağındaki hatalı sinir kablolarını devre dışı bırakmanın yanı sıra doğrudan aşırı çalışan kasın kendisine müdahale edilmesi de uygulanan bir diğer yaklaşımdır. Miyektomi adı verilen bu işlemde, istemsiz hareketin merkezinde olan ve yüzde çekilmelere yol açan kas dokusunun çok küçük bir bölümü cerrahi olarak çıkartılır.
Özellikle konuşurken veya mimik yaparken boyunda belirginleşen kalın kas bantlarının düzeltilmesinde veya göz çevresindeki çok inatçı kısılmaların giderilmesinde bu tekniğe başvurulabilir. Sinir liflerinin zaman içinde yeniden büyüyerek eski hatalı yolları bulma ihtimali her zaman mevcutken, kas dokusunun bir kısmının alınması tekrar etme riskini azaltan bir etken olarak görülür. Güncel cerrahi uygulamalarda, hastanın yüzündeki hareket haritasına göre seçici sinir kesisi ile bu kas çıkarma işlemi çoğu zaman aynı ameliyat seansında, birbirini tamamlayacak şekilde planlanabilmektedir.
Miyektomi işlemi için en sık değerlendirilen bölgeler şunlardır:
- Boyundaki dikey bantlar
- Göz çevresi kasları
- Çene ucu bölgesi
- Alt dudak kenarları
- İnatçı yanak kasları
İleri derece vakalarda kas nakli ile yapılan sinkinezi ameliyatı süreci nasıl işler?
Eğer yüz felcinin üzerinden çok uzun bir zaman geçmişse, durum daha farklı bir boyut kazanır. Sinirlerden aylarca, bazen yıllarca elektrik alamayan yüz kasları yavaş yavaş zayıflar, incelir ve yerini yağ dokusuna bırakarak fonksiyonunu yitirir. Bu aşamadan sonra sadece hatalı sinirleri kesmek veya sinir yollarını düzeltmek tek başına bir anlam ifade etmez; çünkü komutu alıp kasılacak canlı bir kas dokusu kalmamıştır. Böyle kronik durumlarda yüzün dinamik hareketlerini geri getirebilmek için vücudun başka bir yerinden yüze yeni bir kas nakledilmesi gerekir.
Bu karmaşık rekonstrüktif işlemde genellikle uyluk iç kısmında yer alan uzun, ince kaslardan biri tercih edilir. Kas, onu besleyen kendi atardamarı, toplardamarı ve siniri ile birlikte bulunduğu yerden alınarak yüz bölgesine yerleştirilir. Çok yüksek büyütmeli mikroskoplar kullanılarak, saç telinden bile ince dikiş materyalleri ile bacaktan alınan bu damarlar, boyundaki veya yüzdeki mevcut damarlara dikilir. Kan akışı sağlanan bu yeni kas, yüzün eksik olan bölgesine monte edilerek yepyeni bir motor güç kaynağı olarak görev yapmaya hazırlanır. Bu oldukça uzun ve emek isteyen ameliyat, yüz felci tedavisinin en üst basamaklarından birini oluşturur.
Kas nakli içeren sinkinezi ameliyatı sırasında hangi sinirler kullanılabilir?
Yüze yerleştirilen yeni kas dokusunun hayatta kalması için kan dolaşımına bağlanması yeterli değildir; bu kasın ne zaman ve nasıl kasılacağını bilmesi için bir de “elektrik hattına” yani yeni bir sinire bağlanması şarttır. Bu bağlantı işlemine karar verilirken genellikle iki farklı kaynaktan yararlanılır ve seçilecek yöntem hastanın genel durumuna, felcin şiddetine göre belirlenir.
Birinci yaklaşımda felçli olan taraftaki çiğneme kasını uyaran sinir kullanılır. Bu sinir oldukça güçlü bir sinyal iletimine sahip olduğundan, yeni kasın çok daha kısa bir süre içinde hareket etmeye başlamasına yardımcı olur. Başlangıçta kişi sadece dişlerini sıktığında gülümseyebilirken, zamanla beyin bu duruma adapte olur. İkinci yaklaşımda ise, sağlam yüz yarısındaki gülümseme sinirinden minik dallar alınarak uzun bir sinir yaması yardımıyla felçli tarafa uzatılır. Bu yöntemin iyileşme süresi daha uzun olsa da hedeflenen sonuç iki yüz yarısının tamamen spontane ve aynı anda, kişinin gerçek duygularıyla eşzamanlı olarak hareket edebilmesidir.
Kas nakillerinde komut kaynağı olarak kullanılabilen sinir yapıları şunlardır:
- Aynı tarafın çiğneme siniri
- Karşı tarafın sağlam yüz siniri
- Çene hareketlerini sağlayan sinir dalları
- Boyun bölgesinden alınan destek sinirleri
- Bacak veya koldan alınan yedek sinir yamaları
Göz ve kaş çevresini destekleyen işlemler sinkinezi ameliyatı ile nasıl birleştirilir?
Yüzün hareketlerini kas nakilleri veya sinir onarımları ile geri getirmeye çalışırken, dokuların yerçekimine karşı korunması ve özellikle göz sağlığının güvence altına alınması ihmal edilmemesi gereken konulardır. Sadece kasların dinamik yapısı değil yüzün genel duruşu da ameliyatın genel estetiğini ve fonksiyonunu doğrudan etkiler. Bu nedenle süreç genellikle tek bir müdahaleden ziyade, birkaç işlemin bir araya getirildiği bir onarım paketi gibi değerlendirilir.
En büyük risklerden biri, üst göz kapağının tam kapanamaması sonucu gözün açık kalarak kuruması ve kornea tabakasının zarar görmesidir. Bunu engellemek için, üst göz kapağının içine dışarıdan belli olmayan incecik ağırlıklar yerleştirilerek yerçekiminin yardımıyla gözün kapanması kolaylaştırılabilir. Sarkmış alt göz kapağı ufak dikişlerle asılarak gerginleştirilebilir, asimetrik şekilde aşağı düşmüş olan kaş daha yukarı bir pozisyona sabitlenebilir. Yanak bölgesindeki genel sarkmaları toparlamak için vücudun kendi zarlarından faydalanılarak yüz yukarı doğru asılabilir. Tüm bu sabit destek işlemleri, hem iyileşme sürecinde güvenliği artırır hem de yüzün genel formunun toparlanmasına büyük ölçüde yardımcı olur.
Destekleyici statik cerrahi işlemler şunlardır:
- Üst göz kapağına ağırlık yerleştirilmesi
- Alt göz kapağının asılması
- Kaş kaldırma ve sabitleme
- Yüz dokularının yukarı asılması
- Asimetrik dudak kenarlarının eşitlenmesi
Çocuklarda ve doğuştan gelen yüz felci durumlarında sinkinezi ameliyatı nasıl planlanır?
İstemsiz yüz hareketleri ve sinir iletim sorunları sadece yetişkinlerin sonradan karşılaştığı durumlar değildir; bazen bebekler doğuştan yüz kasları gelişmemiş olarak veya doğum sırasındaki sinir zedelenmeleriyle dünyaya gelebilirler. Bu noktada durumun gelişimsel bir sendromdan mı, yoksa doğum sırasında oluşan mekanik bir sorundan mı kaynaklandığını doğru tespit etmek büyük önem taşır.
Örneğin her iki yüz yarısında felç görülen bazı doğumsal sendromlarda çocuğun yüz mimikleri tamamen eksik olabilir. Bu çocukların sosyal becerileri gelişmeden, okul çağına gelmeden önce planlanacak kas nakilleri veya sinir transferleri, kendi akranlarıyla sağlıklı iletişim kurabilmeleri için çok önemlidir. Benzer şekilde emme veya çiğneme sırasında göz kapağının istemsizce inip kalktığı doğumsal sinir karışıklıklarında da erken müdahale gündeme gelir. Çocukluk döneminde beynin öğrenme ve yeni durumlara uyum sağlama esnekliği yetişkinlere kıyasla çok daha yüksek olduğundan, doğru zamanda yapılan cerrahi planlamalar çocukların hayat yolculuğunda son derece olumlu değişimler yaratabilmektedir.
Başka cerrahi müdahaleler sonrası gelişen felçlerde sinkinezi ameliyatı nasıl yönetilir?
Zaman zaman yüz bölgesindeki sinir problemleri, başka bir sağlık sorununun tedavisi amacıyla yapılan cerrahi müdahaleler sırasında gelişen istenmeyen etkiler olarak karşımıza çıkabilir. Kulak zarı ameliyatları, tükürük bezi tümörlerinin çıkarılması veya beynin alt kısmına yerleşmiş kitlelerin temizlenmesi gibi oldukça zorlu operasyonlarda, tam o bölgeden geçen yüz siniri istemeden gerilebilir, zedelenebilir veya bütünlüğü bozulabilir.
Eğer böyle bir operasyon sonrasında yüz felci gelişmişse, sürecin yönetimi hız ve dikkat gerektirir. Şayet sinirin kesildiği cerrahi sırasında fark edildiyse, hemen aynı seans içinde mikrocerrahi yöntemlerle sinir uçlarının onarılması veya araya yama konulması en doğru adımdır. Ancak sinir kesilmemiş olup da sadece operasyon bölgesindeki ödem veya kanama nedeniyle baskı altında kalarak felç tablosu oluşturduysa, sinirin geçtiği dar kemik tünelin açılarak rahatlatılması gerekebilir. Gelişen bu tablolar ileride yine istemsiz hareketlere zemin hazırlayabileceğinden, erken ve doğru müdahale iyileşme potansiyelini her zaman artırır.
Beynin yeni duruma uyum süreci sinkinezi ameliyatı sonrasında neden önemlidir?
Mikroskop başında saatler süren ameliyatların başarıyla sonlanması, yeni kasların yüze yerleştirilmesi veya sinirlerin uygun şekilde dikilmesi, sürecin aslında sadece ilk ve en mekanik aşamasıdır. Asıl zorlu ve belirleyici süreç ameliyathaneden çıkıldıktan sonra başlar. Hastaya kazandırılan bu yeni anatomik donanımın, merkezi sinir sistemi yani beyin tarafından kabul edilmesi, öğrenilmesi ve doğal bir alışkanlığa dönüştürülmesi şarttır.
Yüzdeki iyileşme dokuları yerleşir yerleşmez başlanan yoğun fizik tedavi sürecinde, beyin adeta yeniden eğitilir. Çiğneme siniri kullanılarak yüze yeni bir kas nakledildiyse, kişinin haftalarca aynaya bakarak “diş sıkma” eylemi ile “gülümseme” arasında yeni bir zihinsel köprü kurması gerekir. Beynin yeni bağlantıları kavrama yeteneği sayesinde, aylar süren sabırlı tekrarların ardından hasta bir süre sonra dişini sıkmayı düşünmesine gerek kalmadan sadece mutlu olduğu için gülümseyebilir hale gelebilir. Bu süreç ameliyatın başarısını günlük yaşama taşıyan en temel faktördür.
Ameliyat sonrası beynin uyum sürecini kolaylaştıran adımlar şunlardır:
- Düzenli ve sabırlı egzersiz
- Günlük ayna çalışmaları
- Profesyonel fizyoterapi desteği
- Psikolojik ve moral motivasyon
- Zihinsel hareket hayal etme pratikleri
Hastanın psikolojik durumu sinkinezi ameliyatı sürecinde nasıl desteklenir?
İnsanın yüzü, dünyaya açılan en önemli penceresidir. Mimiklerin kaybedilmesi veya istemsizce çarpık bir hal alması, kişinin hissettiği duyguları dışarıya aktaramaması veya tamamen yanlış anlaşılması anlamına gelir. Bu yüzden yüz felci ve sonrasındaki kasılma tabloları yaşayan kişilerin büyük çoğunluğu sadece fiziksel değil çok ağır bir duygusal yük de taşırlar. Giderek artan bir özgüven kaybı, sosyal hayattan uzaklaşma ve içe kapanma sıklıkla karşılaşılan durumlardır.
Bu uzun ve inişli çıkışlı tedavi yolculuğunda, sağlık profesyonellerinin hastaya yaklaşımı sadece tıbbi sınırlar içinde kalmamalıdır. Beklentilerin en başından doğru yönetilmesi çok kritiktir; sinir iyileşmesinin çok yavaş gerçekleştiği, ameliyatın etkilerinin haftalar, aylar içinde yavaş yavaş ortaya çıkacağı hastaya dürüst ve şeffaf bir dille anlatılmalıdır. Tedavinin asıl amacı sadece anatomik bir onarım yapmak değil kişiye insanlığın en güçlü iletişim aracı olan gülümsemesini olabildiğince doğal bir şekilde geri vermek ve onun yeniden sosyal hayatın içinde güvenle yer almasına destek olmaktır. Hastanın bu yolculukta kendini güvende ve anlaşılmış hissetmesi, uygulanacak her türlü cerrahi teknik kadar kıymetlidir.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
