Modern estetik cerrahide meme ve kalça bölgelerinde kalıcı ve güvenli hacim artışı sağlamanın en etkili yolu, kişinin kendi dokusunun kullanıldığı otolog yağ transferi yani yağ enjeksiyonu yöntemidir. Yüksek volüm kaybı olan hastalarda silikon implantlar altın standart olmayı sürdürürken, özellikle kalça şekillendirme (BBL) ve doğal meme konturu oluşturmada yağ dokusunun rejeneratif gücü ön plana çıkar. Hyaluronik asit bazlı geçici dolgular küçük rötuşlar için güvenli bir alternatif sunsa da kalıcı sentetik dolgu maddeleri barındırdıkları yüksek komplikasyon riskleri nedeniyle tıbbi açıdan güvenilir bir seçenek olarak değerlendirilmemektedir. Başarılı bir vücut şekillendirme süreci, biyolojik uyumluluğu esas alan cerrahi planlamaya dayanır.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını Görüntüle| İşlemin Tanımı | Göğüs veya kalça dolgusu; göğüs ya da kalça bölgesinin hacmini artırmak, şekillendirmek ve konturunu iyileştirmek amacıyla dolgu maddelerinin enjekte edilmesi işlemidir. |
| Kullanım Amaçları | Hacim artırma, şekil bozukluklarının düzeltilmesi, asimetrinin giderilmesi ve estetik görünümün iyileştirilmesi amacıyla uygulanabilir. |
| Kullanılan Dolgu Maddeleri | Uygulama amacına göre hyalüronik asit bazlı dolgular veya diğer yumuşak doku dolgu materyalleri kullanılabilir. Bölgenin büyüklüğü nedeniyle bazı dolgu türleri her zaman uygun olmayabilir. |
| Alternatif Yöntemler | Yağ enjeksiyonu (lipofilling), silikon implantlar (özellikle göğüs için) veya cerrahi şekillendirme işlemleri alternatif seçenekler arasında yer alabilir. |
| Kimler İçin Uygun Olabilir | Genel sağlık durumu uygun olan, gerçekçi beklentilere sahip ve işlem için tıbbi açıdan uygun değerlendirilen yetişkin bireyler. |
| Kimler İçin Uygun Olmayabilir | Aktif enfeksiyonu bulunanlar, dolgu maddelerine karşı bilinen alerjisi olanlar, bazı otoimmün hastalıkları bulunanlar, gebeler veya emziren kişiler ile hekim tarafından uygun görülmeyen bireyler. |
| İşlem Öncesi Değerlendirme | Tıbbi öykü alınır, fizik muayene yapılır, beklentiler değerlendirilir ve kullanılacak dolgu materyali ile işlem planı belirlenir. |
| İşlem Süresi | Uygulama alanına ve kullanılacak dolgu miktarına bağlı olarak genellikle 30 ila 90 dakika arasında değişebilir. |
| Anestezi | Çoğunlukla lokal anestezi veya lokal anestezik krem uygulanır. Bazı durumlarda sedasyon tercih edilebilir. |
| Uygulama Şekli | Dolgu maddesi ince iğne veya kanül yardımıyla planlanan bölgelere kontrollü şekilde enjekte edilir. |
| İşlem Sonrası | Hafif şişlik, morarma, hassasiyet ve ödem görülebilir. Bu bulgular çoğunlukla birkaç gün içinde azalır. |
| Günlük Yaşama Dönüş | Çoğu kişi kısa sürede günlük yaşamına dönebilir. Yoğun fiziksel aktiviteler için hekimin önerdiği süre boyunca beklenmesi tavsiye edilir. |
| Kalıcılık Süresi | Kullanılan dolgu maddesine, uygulama bölgesine ve kişinin metabolizmasına bağlı olarak değişir. Birçok dolgu uygulaması geçicidir ve belirli aralıklarla tekrar gerektirebilir. |
| Olası Yan Etkiler | Ağrı, kızarıklık, morarma, şişlik, hassasiyet, geçici sertlik hissi ve düzensizlik oluşabilir. |
| Olası Komplikasyonlar | Enfeksiyon, alerjik reaksiyon, nodül oluşumu, dolgunun yer değiştirmesi, damar tıkanıklığına bağlı ciddi doku hasarı ve estetik açıdan istenmeyen sonuçlar gelişebilir. |
| Acil Değerlendirme Gerektiren Durumlar | Şiddetli ağrı, cilt renginde solukluk veya morarma, hızla artan şişlik, ateş, akıntı, yaygın kızarıklık veya doku kaybını düşündüren belirtiler gelişmesi durumunda acil tıbbi değerlendirme gereklidir. |
| İşlem Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler | Uygulama bölgesine baskı uygulanmamalı, ilk günlerde aşırı fiziksel aktiviteden kaçınılmalı, hekimin önerdiği bakım talimatlarına uyulmalıdır. |
| Beklenen Sonuç | Daha dolgun, şekillendirilmiş ve dengeli bir vücut konturu elde edilmesi hedeflenir. Sonuçlar kullanılan yönteme ve kişisel özelliklere göre değişiklik gösterebilir. |
| Tekrar Uygulama Gereksinimi | Geçici dolgu maddelerinde etkinliğin devamı için belirli aralıklarla yeniden uygulama gerekebilir. |
| Önemli Bilgilendirme | Göğüs ve özellikle kalça bölgesine yüksek hacimli dolgu uygulamaları, güvenlik açısından dikkatle değerlendirilmelidir. İşlemin deneyimli sağlık profesyonelleri tarafından uygun hasta seçimi ile gerçekleştirilmesi önemlidir. |
Göğüs Veya Kalça Dolgusu Nedir?
Göğüs veya kalça dolgusu, vücut hatlarını belirginleştirmek ve hacim kazandırmak amacıyla uygulanan estetik işlemlerdir. Bu işlemlerde genellikle hyaluronik asit bazlı dolgu maddeleri veya hastanın kendi yağ dokusu kullanılır. Cerrahiye alternatif olarak tercih edilen dolgu uygulamaları, daha kısa iyileşme süresi sunar. İşlem öncesinde kişinin anatomik yapısı ve beklentileri değerlendirilerek uygun teknik belirlenir. Uygulama mutlaka uzman hekim tarafından yapılmalıdır.
Vücut şekillendirmede hacim restorasyonu neden temel bir estetik ihtiyaçtır?
Aynaya baktığınızda gördüğünüz silüetin yıllar içinde değişmesinin temel sebeplerinden biri, cilt elastikiyetinin kaybı kadar, cilt altındaki destek dokunun, yani yağ yastıkçıklarının azalması veya yer değiştirmesidir. Genç bir yüzde veya vücutta gördüğümüz o dolgun, pürüzsüz ve yumuşak geçişler, aslında deri altındaki bu hacmin eseridir.
Plastik cerrahide “volüm restorasyonu” dediğimiz kavram, bu kaybı telafi etme sanatıdır. Ancak burada çok ince bir çizgi var. Amaç bir balonu şişirir gibi deriyi gerginleştirmek olmamalıdır. Amaç anatomik olarak doğru yerlere, doğru miktarda hacim vererek, o bölgenin gençlikteki formunu taklit etmektir. Meme ve kalça bölgeleri, yüzdeki dudak veya elmacık kemiği gibi küçük alanlardan çok farklıdır. Burada mililitrelerden değil yüzlerce santimetreküptük hacimlerden bahsederiz. Bu kadar büyük bir hacmi yerine koyarken seçeceğimiz malzemenin vücutla nasıl bir ilişki kuracağı, sağlığınız için en kritik karardır. Eğer doku kalitesi bozulmuşsa, sadece deriyi germek yetmez; içini de kaliteli bir materyalle desteklemek gerekir.
Kendi yağımızla yapılan dolgu işlemleri neden biyolojik olarak en güvenlisidir?
Tıp dünyasında “otolog” terimi, kişinin kendi vücudundan alınan bir dokunun yine kendisine kullanılması anlamına gelir. Yağ transferi, yani lipofilling, bugün estetik cerrahinin “altın standardı” olarak kabul edilir. Bunun en basit ve en güçlü nedeni şudur: Vücudunuz, kendine ait olanı tanır ve onu kucaklar.
Laboratuvarda üretilen, ne kadar uyumlu olursa olsun her zaman “yabancı” statüsünde olan sentetik malzemelerin aksine, kendi yağ dokunuzun alerji yapma riski yoktur. Vücut onu reddetmez, kapsül içine hapsetmeye çalışmaz veya ona karşı bir savaş başlatmaz. Ama yağ dokusunu sadece basit bir dolgu malzemesi olarak görmek, ona yapılmış büyük bir haksızlık olur. Transfer ettiğimiz yağ, içinde “adipoz kaynaklı kök hücreler” dediğimiz mucizevi onarıcıları barındırır. Bu hücreler, gittikleri yerde sadece hacim yaratmakla kalmazlar, aynı zamanda oradaki kan dolaşımını artırır, kolajen üretimini tetikler ve cildin kalitesini gözle görülür şekilde iyileştirirler. Yani biz yağı transfer ettiğimizde, aslında o bölgeye canlılık aşısı yapmış oluruz. Bu “rejeneratif” yani yenileyici etki sentetik hiçbir dolguda bulunmayan biyolojik bir üstünlüktür.
Transfer edilen yağ hücrelerinin ne kadarı kalıcı olur?
Hastalarımızla yaptığımız görüşmelerde en sık duyduğumuz, en haklı endişe budur. “Hocam, bu yağlar eriyip gidecek mi?” sorusuna verilecek cevap, hem evet hem hayırdır. Bu süreci doğru anlamak, beklentilerinizi yönetmek açısından çok önemlidir.
Yağ transferi, bir nevi organ nakli gibidir. Karın veya bel bölgesinden aldığımız yağ hücrelerini, meme veya kalçaya taşıdığımızda, bu hücrelerin yeni yerlerinde hayatta kalabilmeleri için oradaki damarlardan beslenmeleri gerekir. İşlemden hemen sonraki ilk birkaç ayda, transfer edilen yağın bir kısmı ne yazık ki beslenemez ve vücut tarafından emilir. Bilimsel veriler ve klinik tecrübelerimiz, transfer edilen yağın ortalama olarak şu kadarının kalıcı olduğunu göstermektedir:
- Yüzde 50
- Yüzde 60
Geriye kalan bu yüzde 60’lık kısım ise artık oranın yerli dokusu haline gelir. Yani geçici bir dolgu gibi 1 sene sonra yok olmaz; kilo alıp vermediğiniz sürece ömür boyu sizinle kalır. Biz cerrahlar bu kaybı bildiğimiz için, ameliyat sırasında planladığımızdan biraz daha fazla hacim enjekte ederiz. Böylece ödem inip, beslenemeyen yağlar vücuttan atıldığında, geriye tam istediğimiz dolgunluk kalır.
Meme büyütmede yağ enjeksiyonu silikonun yerini alabilir mi?
Bu konu, estetik cerrahinin en çok tartışılan ama aynı zamanda en çok yanlış anlaşılan konularından biridir. Dürüst bir yaklaşımla söylemek gerekirse, yağ enjeksiyonu silikon implantların birebir alternatifi değildir; daha ziyade farklı bir hasta grubunun ilacıdır.
Eğer hayalinizde çok belirgin, dekoltesi çok dolu ve birkaç beden büyümüş bir meme görüntüsü varsa, yağ enjeksiyonu sizi mutlu etmeyebilir. Çünkü yağ dokusu ile tek seansta sağlayabileceğimiz büyüme miktarı sınırlıdır. Doku basıncı dediğimiz bir fizik kuralı vardır; bir alana gereğinden fazla yağ sıkıştırırsanız, o yağlar beslenemez ve ölür. Bu yüzden yağ ile memede ortalama bir “cup” yani bir beden büyüme elde edebiliriz.
Ancak doğallık sizin için her şeyden önemliyse, vücudunuzda silikon gibi yabancı bir cisim istemiyorsanız ve “kimse ameliyat olduğumu anlamasın” diyorsanız, yağ enjeksiyonu mükemmel bir seçenektir. Dokunduğunuzda elinize protez gelmez, sadece kendi yumuşak dokunuzu hissedersiniz. İz kalma derdi yoktur çünkü kesi yapılmaz, sadece iğne deliklerinden çalışılır.
Bu işlem için uygun adaylar genellikle şunlardır:
- Emzirme sonrası memesi hafif boşalmış olanlar
- Memeleri arasında asimetri bulunanlar
- Yeterli vücut yağına sahip olanlar
- Sadece hafif bir dolgunluk isteyenler
Hibrit meme estetiği nedir ve hangi sorunu çözer?
Teknolojinin ve tekniklerin gelişmesiyle artık “ya hep ya hiç” demek zorunda değiliz. Hibrit meme büyütme, hem silikonun gücünü hem de yağın doğallığını birleştiren, benim de çok sık başvurduğum akılcı bir yöntemdir.
Özellikle çok zayıf, göğüs kafesi kemikli ve deri altı dokusu çok ince olan hastaları düşünün. Bu hastalara sadece silikon implant koyduğumuzda, implantın kenarları dışarıdan belli olabilir veya “rippling” dediğimiz dalgalanma görüntüsü oluşabilir. Ayrıca iki meme arasındaki o “dekolte” oluğu çok ayrık durabilir. İşte hibrit yöntemde önce implantı yerleştirip hacmi sağlıyoruz, ardından implantın üzerini ve çevresini hastanın kendi yağıyla kamufle ediyoruz.
Yağ dokusu burada bir yorgan görevi görüyor. İmplantın o yapay geçişlerini yumuşatıyor, dekolteyi dolduruyor ve dokunduğunuzda elinize silikonun değil yumuşak bir dokunun gelmesini sağlıyor. Yani içerideki hacim silikondan, dışarıdaki dokunuş ve görüntü tamamen sizden geliyor.
Brezilya Popo Kaldırma (BBL) işleminde yağ dokusu nasıl bir değişim yaratır?
Son yılların en popüler estetik operasyonu olan BBL, aslında yanlış bilinen bir işlemdir. İnsanlar bunu sadece “popoyu büyütmek” olarak algılıyor. Oysa BBL, bir “oran” ameliyatıdır. Bir heykeltıraşın taşı yontması gibi, biz de vücudu şekillendiriyoruz.
Güzel bir kalçanın sırrı, sadece arkadaki çıkıntı değil o çıkıntının bel ile yaptığı açıdır. BBL işleminde önce bel, sırt ve karın bölgesindeki fazla yağları alarak beli inceltiyoruz. Bu sayede kalça, henüz hiç dokunmasak bile daha belirgin hale geliyor. Daha sonra aldığımız bu yağları, kalçanın belirli bölgelerine transfer ediyoruz.
Buradaki amaç kalçayı sadece arkaya doğru büyütmek değildir. Yanlardaki “hip dips” dediğimiz çukurlukları doldurarak kalçayı daha yuvarlak ve feminen bir forma sokmaktır. Üst polü doldurarak poponun daha kalkık durmasını sağlamaktır. Kullanılan yağ miktarı memeye göre çok daha fazladır. Her bir kalçaya 300, 400, bazen 500 cc yağ verilebilir. Sonuçta elde edilen, kum saati formunda, kıvrımlı ve atletik bir vücut hatlarıdır.
Kalça dolgusu ve BBL ameliyatlarında hayati riskler nasıl önlenir?
Bunu konuşmaktan kaçınmamalıyız; estetik cerrahi ciddi bir iştir ve her cerrahinin riskleri vardır. BBL, geçmişte bazı talihsiz olaylarla gündeme gelmiş bir ameliyattır. Ancak tıp dünyası bu olaylardan çok büyük dersler çıkardı ve bugün çok katı güvenlik protokolleri uyguluyoruz.
Kalça bölgesi, “gluteal venler” dediğimiz büyük toplardamarların bulunduğu karmaşık bir yapıdır. En büyük risk, yağın yanlışlıkla bu damarların içine veya derin kas dokusunun içine enjekte edilmesidir. Bu olursa, yağ parçacıkları akciğere giderek emboliye (tıkanıklığa) neden olabilir. Ancak bu risk artık “kontrol edilebilir” bir risktir.
Bugün güvenli bir BBL için uyguladığımız, asla taviz vermediğimiz kurallar şunlardır:
- Sadece deri altına enjeksiyon yapılması
- Kas içine asla girilmemesi
- Kalın ve ucu künt kanüllerin kullanılması
- Kanül ucunun sürekli kontrol edilmesi
Ayrıca teknolojinin yardımıyla artık ultrason eşliğinde enjeksiyon yapabiliyoruz. Ultrason probunu cilde koyduğumuzda, damarların nerede olduğunu, kanülün hangi katmanda ilerlediğini ekranda görebiliyoruz. Bu işlemi “körleme” yapmaktan çıkarıp, navigasyonla araba kullanmaya benzetiyor ve güvenliği %90’ın üzerinde artırıyor. Ehil ellerde, kurallara uyularak yapıldığında BBL güvenli bir prosedürdür.
Hyaluronik asit bazlı hazır dolgular meme ve kalça için mantıklı mı?
Herkes ameliyat olmak istemeyebilir veya liposuction ile alınacak kadar yağı olmayabilir. Bu durumda “hazır dolgular” gündeme gelir. Burada iki farklı dünyadan bahsediyoruz: Biri güvenli ama sınırlı olan Hyaluronik Asit (HA) dolguları, diğeri ise kesinlikle önermediğimiz kalıcı sentetik jeller.
Önce güvenli olandan, HA dolgularından bahsedelim. Yüzünüze yaptırdığınız dolgunun çok daha yoğun kıvamlısını düşünün. Hyaluronik asit vücudumuzda zaten var olan su tutan ve zamanla eriyen bir maddedir.
Meme ve kalça için HA dolgularının avantajları şunlardır:
- Ameliyathane gerektirmemesi
- İyileşme süresinin olmaması
- Anında sonuç vermesi
- Beğenilmezse eritilebilmesi
Ancak madalyonun diğer yüzü var: Maliyet ve kalıcılık. Bu dolgular 12-18 ay içinde erir. Meme veya kalça gibi büyük alanları doldurmak için onlarca kutu dolgu gerekir ki bu da maliyeti astronomik rakamlara çıkarır. Bu yüzden HA dolgularını tüm memeyi veya kalçayı büyütmek için değil daha çok küçük rötuşlar, “hip dips” boşluklarını kapatmak veya asimetrileri düzeltmek için kullanmak çok daha mantıklıdır.
İletişime Geçin!
Kalıcı su bazlı dolgular (Aquafilling vb.) neden tehlikelidir?
Burası bir hekim olarak en çok uyarıda bulunmam gereken kısımdır. Piyasada “Ameliyatsız meme büyütme”, “5 sene kalıcı su bazlı dolgu”, “Aquafilling”, “Los Deline” gibi isimlerle pazarlanan maddelerden lütfen, ama lütfen uzak durun.
Bu maddeler “hidrofilik jel” yapısındadır ve çoğu sentetik poliamid içerir. Vücut bu maddeleri asla eritemez. Sorun şu ki bu maddeler vücutla biyolojik bir bütünleşme sağlamazlar, dokuların arasında serbestçe dolaşırlar. İlk yapıldığında her şey harika görünebilir. Ancak 3 yıl, 5 yıl, hatta 10 yıl sonra vücudunuz buna tepki verebilir.
Karşılaştığımız komplikasyonlar şunlardır:
- Şiddetli enfeksiyon
- Doku çürümeleri
- İyileşmeyen akıntılar
- Dolgunun yer değiştirmesi
- Kronik ağrı
Bu madde bir kez enfekte olduğunda, antibiyotikler oraya ulaşamaz. Jelin cerrahi olarak temizlenmesi ise son derece zordur çünkü dokuların içine sızmıştır, bir süngerin gözeneklerine dolan jöle gibidir. Hastalarımızı bu maddelerin uzun vadeli risklerinden korumak bizim asli görevimizdir. Kısa vadeli kolaylık, uzun vadeli bir kabusa dönüşmemelidir.
Meme dolgusu radyolojik görüntülemeyi ve kanser taramasını engeller mi?
Kadın sağlığında “önce zarar verme” ilkesi her şeyden önce gelir. Meme estetiği yaparken, gelecekteki meme kanseri taramalarını riske atmamak zorundayız.
Yağ enjeksiyonu sonrası, beslenemeyen bazı yağ hücreleri ölür ve “yağ nekrozu” dediğimiz sertlikler oluşturabilir. Bu ölü yağ dokuları zamanla kireçlenir (kalsifikasyon). Eskiden mamografilerde bu kireçlenmelerin, kanser öncüsü lezyonlarla karışabileceği korkusu vardı. Ancak modern radyoloji bu konuda çok ilerledi.
Deneyimli bir meme radyologu, mamografiye baktığında gördüğü beyazlığın bir yağ nekrozu mu (iyi huylu), yoksa şüpheli bir tümör mü (kötü huylu) olduğunu ayırt edebilir. Yağ nekrozunun kendine has bir görüntüsü vardır; genellikle içi boş, yumurta kabuğu gibi görünür.
Yine de riski sıfıra indirmek için hastalarımızdan istediğimiz bazı şeyler vardır:
- İşlem öncesi mamografi
- Düzenli yıllık kontroller
- Eski filmlerin saklanması
Böylece radyolog, “Bu görüntü geçen sene de vardı, bu ameliyata bağlı bir iz” diyerek gereksiz biyopsi stresinden sizi kurtarabilir. Ailesinde güçlü meme kanseri hikayesi olanlarda ise bu kararı onkologlarla beraber vermek en doğrusudur.
Sigara ve yaşam tarzı dolgu başarısını nasıl etkiler?
Estetik cerrahi bir ekip işidir ve bu ekibin en önemli oyuncusu sizsiniz. Ameliyatı biz yaparız ama sonucu koruyacak olan sizin bedeninizdir. Yağ transferinin başarısını baltalayan bir numaralı düşman sigaradır.
Sigaranın içindeki nikotin, vücuttaki en ince kılcal damarları büzer. Oysa bizim transfer ettiğimiz yağ hücrelerinin hayata tutunabilmesi için o kılcal damarlardan gelecek oksijene ihtiyacı vardır. Sigara içen bir hastada bu damarlar kapalı olduğu için, transfer edilen yağların büyük kısmı “açlıktan” ölür. Sadece hacim kaybı yaşanmaz, aynı zamanda ölen yağlar sertliklere ve kistlere dönüşebilir.
Bu nedenle şu kurallara uymak hayati önem taşır:
- Sigaranın tamamen bırakılması
- Dengeli beslenme
- İdeal kiloda olma
- Kronik hastalıkların kontrolü
Sigarayı ameliyattan en az 4 hafta önce bırakmalı ve ameliyat sonrası dönemde de kesinlikle içmemelisiniz. Bu sadece estetik bir tavsiye değil tıbbi bir zorunluluktur.
Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde hastaları neler bekler?
Meme veya kalça volüm restorasyonu, vücudun geniş bir alanını ilgilendirdiği için iyileşme süreci de biraz sabır gerektirir. Liposuction yapılan bölgelerde (genellikle karın, bel, bacak) morluklar ve ödem olması son derece normaldir. Sanki o bölgelerde yoğun bir spor yapmışsınız gibi hamlık ağrıları hissedebilirsiniz.
Ameliyattan sonraki en önemli yardımcınız “kompresyon giysileri” yani korselerdir. Bu korseler, derinin yeni yerine yapışmasını sağlar ve ödemi azaltır. Genellikle 3-4 hafta gece gündüz giyilmesini öneririz.
BBL (kalça dolgusu) hastaları için ise durum biraz daha spesifiktir. Transfer edilen yağların üzerine baskı gelmemesi gerekir. Bu yüzden hastalarımıza ilk 3 hafta boyunca şu pozisyonları öneririz:
- Yüz üstü yatış
- Yan yatış
- Ayakta durma
Oturmanız gerektiğinde ise kalçayı boşlukta bırakan, yükü uyluklara veren özel BBL yastıkları kullanmalısınız. Bu kısıtlamalar biraz zorlayıcı gelebilir ama elde edeceğiniz kalıcı ve güzel sonuç için bu fedakarlığa kesinlikle değer. İşe dönüş genellikle 1-2 hafta içinde mümkündür, ancak ağır sporlara başlamak için 6 hafta beklemek gerekir.
Göğüs veya Kalça Dolgusu Fiyatları 2026
Göğüs veya Kalça Dolgusu fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
Ankara'da Göğüs veya Kalça Dolgusu Yapan Doktorlar & Hastaneler
Göğüs veya Kalça Dolgusu Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.
Göğüs veya Kalça Dolgusu Olanların Yorumları
Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Göğüs veya Kalça Dolgusu Öncesi Sonrası Fotoğrafları
Göğüs veya Kalça Dolgusu öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
