Ankara’da meme estetiği, memelerin boyutunu, şeklini ve simetrisini tıbbi estetik cerrahi yöntemlerle iyileştirmeyi amaçlayan bir plastik cerrahi uygulamasıdır. Meme büyütme, küçültme ve dikleştirme işlemleri; kişinin anatomik yapısı, cilt elastikiyeti ve estetik beklentileri değerlendirilerek planlanır.
Ankara’da meme büyütme ameliyatı, genellikle silikon protezler veya yağ enjeksiyonu teknikleri kullanılarak memelerin hacmini artırmayı hedefleyen cerrahi bir işlemdir. Operasyon öncesinde hastanın göğüs yapısı, doku kalınlığı ve vücut oranları detaylı olarak analiz edilerek doğal ve dengeli sonuçlar elde edilmesi amaçlanır.
Ankara’da meme küçültme ameliyatı, büyük ve ağır memelerin neden olduğu sırt, boyun ve omuz ağrılarını azaltmayı ve daha dengeli bir vücut silueti oluşturmayı hedefler. Cerrahi işlem sırasında fazla meme dokusu ve deri çıkarılır, meme başı anatomik konumuna taşınarak fonksiyonel ve estetik iyileşme sağlanır.
Ankara’da meme dikleştirme estetiği, yaşlanma, kilo değişimi, gebelik ve emzirme sonrası oluşan sarkmaların düzeltilmesi için uygulanan cerrahi bir prosedürdür. Meme dokusu yeniden şekillendirilir, fazla deri çıkarılır ve meme başı ideal konuma getirilerek daha genç ve dik bir meme formu oluşturulur.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Meme estetiği, memelerin boyutunu, şeklini, pozisyonunu veya simetrisini değiştirmek amacıyla yapılan cerrahi işlemlerin genel adıdır. Estetik amaçlı olabileceği gibi fonksiyonel veya rekonstrüktif amaçlarla da yapılabilir. |
| Amacı | Meme hacmini artırmak (büyütme), azaltmak (küçültme), sarkmaları düzeltmek (dikleştirme), meme asimetrisini gidermek, doğum ve emzirme sonrası meme deformasyonlarını düzeltmek. |
| Uygulama Türleri | Meme büyütme (implant veya yağ transferi ile), meme küçültme, meme dikleştirme (mastopeksi), meme rekonstrüksiyonu, erkeklerde jinekomasti cerrahisi. |
| Anestezi Türü | Genellikle genel anestezi altında yapılır. Küçük müdahalelerde lokal anestezi + sedasyon tercih edilebilir. |
| Operasyon Süresi | İşleme göre değişmekle birlikte ortalama 1,5–3 saat sürer. |
| İyileşme Süreci | İlk 1–2 hafta içinde şişlik ve hassasiyet görülebilir. Medikal sütyen kullanımı 4–6 hafta önerilir. Günlük yaşama dönüş genellikle 1 hafta içinde mümkündür. |
| Risk ve Komplikasyonlar | Enfeksiyon, kanama, kapsül kontraktürü (implant çevresinde sertleşme), his kaybı, yara açılması, asimetri, implant yer değiştirmesi veya sarkma, iz kalması. |
| Kalıcılık Süresi | Meme büyütmede implantlar uzun ömürlüdür ancak ömür boyu garantili değildir (10–15 yıl içinde değişim gerekebilir). Diğer işlemlerin etkisi yaşlanma ve yerçekimi ile zamanla azalabilir. |
| Uygunluk Kriterleri | Meme şeklinden memnun olmayan, doğum/emzirme sonrası deformasyon gelişen, genel sağlık durumu iyi ve gerçekçi beklentilere sahip bireyler. |
| Öncesi Hazırlık | Meme muayenesi, ultrasonografi veya mamografi (gerektiğinde), kan testleri, beden ölçümlerine göre implant ya da işlem tipi seçimi, sigaranın bırakılması. |
| Sonrası Bakım | Medikal sütyen kullanımı, kol hareketlerinin kısıtlanması, dikiş ve yara bakımının yapılması, fiziksel aktivitelerden kaçınılması, düzenli kontroller. |
| Alternatif Uygulamalar | Dolgu ile geçici hacim artırımı (etkisi sınırlıdır), push-up iç çamaşırları, egzersizle kas geliştirme (hacmi artırmaz, sadece kasları güçlendirir). |
| Değerlendirme Süreci | Meme hacmi, simetrisi, deri elastikiyeti ve hastanın beklentilerine göre detaylı değerlendirme yapılır; implant seçimi veya cerrahi yönteme karar verilir. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleMeme Estetiği Nedir?
Meme estetiği, memelerin boyutunu, şeklini ve konumunu iyileştirmeye yönelik cerrahi ve cerrahi olmayan uygulamaları kapsayan estetik cerrahi alanıdır. Meme büyütme, küçültme, dikleştirme ve rekonstrüksiyon en sık uygulanan işlemler arasındadır. Bu girişimler; doğuştan gelen şekil bozuklukları, hacim kaybı, asimetri veya sarkma gibi durumların düzeltilmesini amaçlar. Hedef, hastanın anatomik yapısına ve beklentilerine uygun, doğal ve dengeli bir görünüm elde etmektir.
Meme Büyütme Ameliyatında İmplant Seçimi ve Şekli Nasıl Belirlenir?
Meme büyütme düşünen hastalarımın en çok zorlandığı, bazen günlerce düşündüğü konu genellikle implant seçimidir. “Yuvarlak mı olsun, damla mı?”, “300 cc mi, 350 cc mi?” gibi sorular havada uçuşur. Burada bilinmesi gereken en önemli kural şudur: En iyi implant diye bir şey yoktur, “sizin vücudunuza en uygun” implant vardır. Başarının sırrı, hastanın göğüs kafesi morfolojisine en uygun olan implantın, en doğru plana yerleştirilmesinden geçer.
Günümüzde kullandığımız implant teknolojisi, güvenlik ve kalıcılık açısından inanılmaz bir noktaya ulaştı. Yeni nesil implantların içindeki koheziv jel yapısı, implantın bütünlüğünü korumasını sağlar ve patlama, sızma gibi eski korkuları büyük ölçüde ortadan kaldırır. Ancak işin estetik kısmında devreye giren en önemli faktör şekil seçimidir. Burada iki ana oyuncumuz var: Yuvarlak (Round) implantlar ve Anatomik (Damla) implantlar.
Damla implantlar, adından da anlaşılacağı gibi su damlasına benzer bir forma sahiptir; alt kısmı daha dolgun, üst kısmı ise daha incedir. Eğer hasta “Kimse ameliyat olduğumu anlamasın, göğsümün üstü şiş durmasın, doğal bir şekilde süzülsün” diyorsa, damla modeller harika bir seçenektir. Özellikle meme dokusu çok az olan göğüs kafesi kemikli ve zayıf hastalarda, implantın kenarlarının belli olmaması için bu modeli sıkça tercih ederim.
Diğer tarafta ise yuvarlak implantlar var. Bu model, özellikle dekolte bölgesinde dolgunluk isteyen hastaların favorisidir. Yuvarlak implantlar, memeye hafif bir “push-up” yani kaldırma etkisi verir. Doğum yapmış, emzirme sonrası memenin üst kısmı boşalmış (içi boşalmış portakal görünümü dediğimiz durum) hastalarımızda, o kaybedilen üst dolgunluğu geri kazandırmak için yuvarlak implantlar çok daha etkilidir. Ayrıca sporcu vücut tipine sahip, omuzları geniş hastalarda da yuvarlak hatlar daha dengeli bir görünüm sunar.
İmplant seçiminde dikkate aldığımız bazı temel kriterler şunlardır:
- Mevcut meme dokusunun miktarı
- Deri elastikiyeti ve kalınlığı
- Göğüs kafesi genişliği
- Meme taban genişliği
- Hastanın boy ve kilo oranı
- Kalça genişliği
- Omuz yapısı
Cerrah olarak karar verirken “Pinch Test” dediğimiz, derinin ve meme dokusunun kalınlığını ölçtüğümüz basit bir muayene yaparız. Bu test, implantın üzerini örtecek dokunun kalitesini bize gösterir. Eğer dokunuz çok inceyse, çok sert veya çok büyük bir implant seçmek, zamanla implantın kenarlarının dalgalanmasına (rippling) yol açabilir. Bu yüzden süreç sadece hacim seçmek değil dokuya saygı duyarak en güvenli sınırı belirlemektir.
Dual-Plane Yöntemi Meme Estetiğinde Neden Altın Standarttır?
Teknik detaylar hastalar için bazen kafa karıştırıcı olabilir ama “Dual-Plane” (Çift Plan) tekniğini anlamak, sonucun neden doğal olduğunu anlamak için çok önemlidir. Geçmişte cerrahlar implantı ya tamamen meme dokusunun altına (kas üstü) ya da tamamen göğüs kasının altına koyarlardı. Her iki yöntemin de ciddi eksileri vardı. Kas üstüne konulan implantlarda iyileşme hızlı olsa da zayıf hastalarda implant “top gibi” belli olurdu. Kas altına konulanlarda ise implant çok iyi saklanırdı ama kolu hareket ettirince implantın oynaması (dinamik deformite) gibi sorunlar yaşanırdı.
Dual-Plane tekniği, bu iki yöntemin en iyi özelliklerini alıp dezavantajlarını çöpe atan devrim niteliğinde bir yaklaşımdır. Bu teknikte implantın üst kısmı, göğüs kasının (pektoral kas) altına yerleştirilir. Böylece dekolte bölgesinde implantın kenarları kas tarafından örtülür ve o korkulan yapay geçiş asla oluşmaz. İmplantın alt kısmı ise kasın altında değil meme dokusunun altında serbest bırakılır. Bu sayede implantın alt kısmı kas tarafından sıkıştırılmaz ve memenin alt yarısı doğal bir şekilde yuvarlaklaşabilir.
Bu tekniğin hastalara sağladığı en büyük konfor, doğal görünümdür. Dokunduğunuzda implantı hissetmezsiniz, dışarıdan bakıldığında kaslı bir yapı görmezsiniz. Ayrıca kapsül kontraktürü dediğimiz sertleşme riskini de minimuma indirir. Çünkü implantın büyük bir yüzeyi, kanlanması çok iyi olan kas dokusuyla temas halindedir ve sürekli masaj etkisi altındadır. Ameliyat sırasında kasın yapışma yerlerini serbestleştirerek, memenin alt kıvrım çizgisini de istediğimiz seviyeye taşıyabiliriz. Yani bu yöntemle hem meme büyütme hem de hafif bir dikleştirme etkisini aynı anda elde etmek mümkündür.
Meme Küçültme Ameliyatlarında Hangi Teknikler ve Pedikül Seçimleri Ön Plandadır?
Meme küçültme ameliyatları, estetik cerrahinin belki de hastayı en çok mutlu eden, “Keşke yıllar önce yaptırsaydım” dedirten işlemidir. Çünkü büyük meme sadece estetik bir kaygı değil aynı zamanda ciddi bir fiziksel yüktür. Boyun fıtığı, sırtta kamburlaşma, sütyen askılarının omuzlarda yarattığı derin çukurlar ve meme altında geçmeyen pişikler, hastaların hayat kalitesini ciddi oranda düşürür. Bu ameliyat bir yükten kurtulma ve özgürleşme operasyonudur.
Cerrah olarak bu ameliyattaki en büyük sorumluluğumuz, meme başının kan dolaşımını ve hissini koruyarak onu yeni yerine taşımaktır. İşte burada “pedikül” dediğimiz kavram devreye girer. Pedikül, meme başını besleyen damarların ve sinirlerin geçtiği, dokunulmaması gereken canlı doku köprüsüdür. Hangi pedikülün seçileceği, memenin ne kadar sarkık olduğuna ve ne kadar küçültüleceğine göre değişir.
Eğer hastanın memeleri çok büyükse ve meme başı çok aşağıdaysa, eskiden “İnferior Pedikül” dediğimiz, beslenmeyi aşağıdan alan teknik sık kullanılırdı. Güvenli bir yöntemdir ancak yıllar içinde yerçekiminin etkisiyle memenin alt kısmının sarkmasına (bottoming out) neden olabilir. Bu yüzden günümüzde, modern cerrahide daha çok “Superomedial Pedikül” tekniğini tercih ediyoruz. Bu teknikte meme başı beslenmesini üst ve iç kısımdan alır. Bu bize ne sağlar? Memenin üst kısmının daha dolgun kalmasını ve zamanla o “boşalma” görüntüsünün oluşmamasını sağlar. Kendi dokunuzla bir nevi “iç sütyen” yapmış oluruz.
Meme küçültme ameliyatına aday olan hastalarda sıkça gördüğümüz şikayetler şunlardır:
- Kronik boyun ve sırt ağrıları
- Omuzlarda sütyen askısı izleri
- Meme altı bölgesinde mantar ve pişikler
- İstediği kıyafeti bulamama ve giyememe
- Fiziksel aktivitelerde kısıtlanma
- Duruş bozuklukları
- Uyku kalitesinde bozulma
Bu ameliyat sadece memeyi küçültmekle kalmaz, aynı zamanda dikleştirir ve form kazandırır. Hastalarımız ameliyattan sonra hafiflemiş bir beden ve düzelmiş bir postür ile hayatlarına devam ederler.
Ameliyat İzleri ve Skar Yönetimi Nasıl Planlanır?
Estetik cerrahide hastalarımızla en şeffaf olmamız gereken konu izlerdir. “İzsiz meme estetiği” diye bir şey ne yazık ki yoktur; ancak “gizlenmiş iz” vardır. Cerrahın ustalığı, bu izleri hastanın anatomik kıvrımlarına gizleyerek görünürlüğünü en aza indirmektir. Kullanılacak iz paterni, tamamen çıkarılacak deri miktarına ve memedeki sarkıklık derecesine bağlıdır.
Eğer hastamızın memesi çok sarkık değilse ve sadece toparlama yapılacaksa, “Lolipop” (vertikal) dediğimiz izi tercih ederiz. Bu iz, meme başı çevresinden başlayıp aşağıya doğru inen dikey bir çizgiden ibarettir. Meme altında yatay bir kesi olmadığı için iyileşme süreci daha konforludur ve iz yükü daha azdır. İlk başlarda dikey izin olduğu bölgede deri biraz büzüşük durabilir, biz buna “potluk” deriz; ancak endişelenmeyin, bu durum aylar içinde deri kendini saldıkça düzelir ve pürüzsüzleşir.
Ancak memeler çok büyükse, deri kalitesi kötüyse ve ciddi miktarda doku çıkarılması gerekiyorsa, “Ters-T” (Çapa) dediğimiz yöntem kaçınılmaz olur. Bu yöntemde meme başı çevresi ve dikey ize ek olarak meme altı oluğunda yatay bir iz daha olur. Hastalarım genellikle bu yatay izden korkarlar. Ancak şunu unutmamak gerekir: Bu iz tam meme altı katlantı çizgisinde kalacağı için, çıplakken bile karşıdan bakıldığında görülmez, sadece alttan bakıldığında fark edilir. Ayrıca şekilsiz ve aşırı büyük bir memenin yarattığı görüntü kirliliği ile kıyaslandığında, incecik bir çizgi hastalarımız için kabul edilebilir bir takastır.
İzlerin kalitesi genetik yapınıza da bağlıdır ama biz cerrahlar olarak en iyi dikiş materyallerini ve tekniklerini kullanırız. Ameliyat sonrası dönemde izlerin silikleşmesi için silikon jeller ve bantlar öneririz. Sabırlı olmak gerekir; izler ilk aylarda kırmızıdır, ancak birinci yılın sonunda ten rengine dönerek belirsizleşir.
Kompozit Meme Estetiği ve Otolog Yağ Transferi Hangi Durumlarda Kullanılır?
Son yılların en popüler yaklaşımlarından biri de “Hibrit” veya “Kompozit” meme estetiğidir. Bu yöntem silikon implantların sağladığı garanti hacim ile hastanın kendi yağ dokusunun sağladığı yumuşaklığı ve doğallığı birleştirir. Ben bu yöntemi özellikle dokusu çok ince, “sıfır beden” dediğimiz zayıf hastalarda bir kurtarıcı olarak görüyorum.
Çok zayıf hastalarda silikon koyduğumuzda, derinin inceliğinden dolayı implantın kenarları ele gelebilir veya dekolte bölgesinde dalgalanma görülebilir. İşte bu noktada hastanın kendi yağı devreye girer. Genellikle karın, bel veya basen bölgesinden Vaser Liposuction teknolojisi ile yağ alırız. Vaser, ultrasonik ses dalgaları kullandığı için yağ hücrelerini parçalamadan, nazikçe yerinden söker. Bu sayede aldığımız yağlar canlılığını korur.
Topladığımız bu “sarı altın” değerindeki yağları özel işlemlerden geçirip saflaştırırız ve implantın üzerine, deri altına enjekte ederiz. Böylece implantın üzeri hastanın kendi canlı dokusuyla örtülmüş olur. Sonuç? Dokunduğunuzda silikonu değil yumuşacık bir dokuyu hissedersiniz. Ayrıca bu yöntemle hafif asimetrileri düzeltmek, iki meme arasındaki boşluğu (cleavage) daraltmak da mümkündür.
Yağ alımı için en sık kullandığımız donör bölgeler şunlardır:
- Karın bölgesi
- Bel çevresi (simit bölgesi)
- Basenler
- Uyluk içleri
- Diz içleri
Bu işlem sadece implantla birlikte değil tek başına küçük büyütmeler isteyen hastalarda da kullanılabilir. Ancak hastalarımızın bilmesi gereken bir detay var: Transfer edilen yağın tamamı kalıcı değildir. Vücut bu yağın bir kısmını (%40-60 civarını) tutar, geri kalanını emer. Bu yüzden bazen 6 ay veya 1 yıl sonra işlemin tekrarlanması gerekebilir. Ayrıca memede belirgin bir sarkma varsa, yağ enjeksiyonu memeyi kaldırmaz; mutlaka dikleştirme işlemiyle kombine edilmelidir.
3D Simülasyon Teknolojisi ve Radyolojik Taramalar Süreci Nasıl Yönlendirir?
Teknoloji artık cerrahinin ayrılmaz bir parçası. Hastalarımın en büyük endişesi “Ya sonuç hayal ettiğim gibi olmazsa?” sorusudur. Eskiden bu soruya sadece sözel olarak cevap verebiliyorduk, şimdi ise görsel olarak kanıtlayabiliyoruz. 3D simülasyon cihazları (Vectra, Crisalix gibi), hastanın vücudunu tarayarak dijital bir ikizini oluşturur.
Bu simülasyon sayesinde, hasta kendi vücudu üzerinde farklı implant boyutlarını sanal olarak deneyebilir. 300 cc takılırsa nasıl duracak, 375 cc takılırsa nasıl görünecek? Yuvarlak mı daha yakışıyor, damla mı? Bu teknoloji, hastanın beklentisiyle cerrahın yapabileceklerini ortak bir paydada buluşturur. Hasta “büyük istiyorum” dediğinde neyi kastettiğini, biz de “bu boy fazla gelir” dediğimizde nedenini görsel olarak anlatabiliriz.
Ancak estetikten önce her zaman sağlık gelir. Meme, kadın vücudunun en hassas organlarından biridir ve kanser riski taşır. Bu yüzden ameliyat öncesi radyolojik tarama protokollerimiz çok sıkıdır. Amacımız sadece memeyi güzelleştirmek değil aynı zamanda sağlıklı olduğundan emin olmaktır.
Radyolojik tarama yöntemlerimiz yaşa ve riske göre şöyledir:
- 40 yaş altı hastalarda rutin meme ultrasonografisi
- 40 yaş üstü hastalarda mamografi ve ultrasonografi
- Ailesinde meme kanseri öyküsü olanlarda meme MRG
- Yüksek riskli genetik mutasyonu olanlarda detaylı tarama
- Şüpheli kitle varlığında biyopsi
Eğer ameliyat öncesi taramada şüpheli bir kitle veya kist saptanırsa, estetik planı askıya alınır ve önce tanıya odaklanılır. Ayrıca yağ enjeksiyonu yapacaksak, ameliyat öncesi elimizde bir “bazal görüntü” olması hayati önem taşır. Çünkü ileride yağ nekrozuna bağlı oluşabilecek kireçlenmelerin, kanser belirtileriyle karışmaması için radyologların karşılaştırma yapabileceği bir eski görüntüye ihtiyacı vardır:
İletişime Geçin!
Kapsül Kontraktürü ve Diğer Olası Riskler Nelerdir?
Her cerrahi işlemin biyolojik bir maliyeti ve riski vardır. Bunu hastalarıma her zaman açıkça anlatırım. Meme implantı ameliyatlarında en çok konuşulan konu “Kapsül Kontraktürü”dür. Aslında vücudumuz çok akıllı bir mekanizmaya sahiptir; içine konulan her yabancı cismi (bu kalp pili de olabilir, protez diş de meme silikonu da) bir zarla kaplar. Biz buna “kapsül” deriz. Bu normal ve sağlıklı bir süreçtir, hatta implantın yerinde sabit durmasını sağlar.
Ancak bazen, bilinmeyen nedenlerle veya enfeksiyon, kan birikimi gibi tetikleyicilerle vücut bu zarı gereğinden fazla kalınlaştırır ve sıkılaştırır. Kapsül, implantı sıkıştırmaya başlar. Bu durumda meme sertleşir, şekli bozulabilir ve ağrılı hale gelebilir. Biz buna kapsül kontraktürü diyoruz. Erken evrelerde masajla ve ilaçlarla gerileyebilir ancak ileri evrelerde cerrahi olarak o sertleşmiş kapsülü çıkarmak gerekir. Modern tıpta kullandığımız tırtıklı yüzeyli implantlar ve Dual-Plane tekniği, bu riski oldukça düşürmüştür.
Bir diğer önemli konu ise sigara kullanımıdır. Özellikle meme dikleştirme ve küçültme ameliyatlarında, meme başının kan dolaşımı hayati önem taşır. Sigara, kılcal damarları tıkayan en büyük düşmandır. Sigara içen hastalarda meme başında yara iyileşmesi sorunları, hatta doku kayıpları (nekroz) riski katbekat artar. Bu yüzden ameliyat öncesi ve sonrası en az 3-4 hafta sigaranın kesinlikle bırakılmasını şart koşarız.
Diğer olası komplikasyonlar ve belirtileri şunlardır:
- Hematom (Doku içinde kan birikmesi)
- Seroma (Doku sıvısı birikmesi)
- Enfeksiyon belirtileri
- Meme başında geçici veya kalıcı his kaybı
- Yara iyileşmesinde gecikme
- Asimetri sorunları
Bu riskler sizi korkutmasın; deneyimli bir cerrah, steril hastane koşulları ve hastanın kurallara uyması ile bu riskler minimuma indirilir.
İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir ve Yasaklar Nelerdir?
Ameliyat bittiğinde iş bitmiş sayılmaz; aslında yeni başlıyor demektir. İyileşme süreci, sabır ve özen gerektiren bir dönemdir. Meme estetiği sonrası hastalarımız genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olurlar. İlk 2-3 gün bir miktar ağrı ve gerginlik hissi normaldir, bu dönemde ağrı kesicilerle konforlu bir süreç geçirilir.
İlk haftanın sonunda hastalarımız genellikle sosyal hayatlarına, masa başı işlerine dönebilirler. Ancak “tam iyileşme” dediğimiz dokuların oturması süreci 6 ayı, hatta 1 yılı bulabilir. Bu süreçte en sadık dostunuz size giydireceğimiz “medikal sütyen” olacaktır. Bu sütyen, memeyi ideal pozisyonda tutar, ödemi azaltır ve implantın kaymasını engeller. Yaklaşık 4-6 hafta boyunca, gece gündüz (banyo hariç) bu sütyeni kullanmanız gerekir.
Hastalarımın en çok zorlandığı konu uyku pozisyonudur. İmplantların yer değiştirmemesi ve ceplerin doğru iyileşmesi için ilk 6 hafta boyunca sırtüstü yatmanızı isteriz. Yüzüstü yatmak kesinlikle yasaktır, yan yatışa ise doktorunuzun onayıyla belirli bir süre sonra geçilebilir.
İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gereken yasaklar şunlardır:
- İlk 6 hafta ağır kaldırmak
- Kolları aşırı yukarı uzatmak veya zorlamak
- Yüzüstü yatmak
- İlk 2 ay telli ve balenli sütyen kullanmak
- Pektoral kası çalıştıran şınav, barfiks gibi sporlar
- Hamam, sauna gibi aşırı sıcak ortamlar
- İzler iyileşmeden doğrudan güneşlenmek
Meme Estetiği fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir. Meme Estetiği Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır. Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Meme Estetiği öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz. Meme Estetiği Fiyatları 2026
Ankara'da Meme Estetiği Yapan Doktorlar & Hastaneler
Meme Estetiği Olanların Yorumları
Meme Estetiği Öncesi Sonrası Fotoğrafları
Sıkça Sorulan Sorular
Meme büyütme, küçültme, dikleştirme veya şekil bozukluklarını düzeltmek amacıyla yapılır. Estetik beklentilerin yanı sıra sırt, boyun ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetlerin giderilmesi için de tercih edilebilir.
Silikon jel veya tuzlu su (salin) içeren implantlar kullanılır. Şekil olarak yuvarlak ve damla (anatomik) implant seçenekleri bulunur. Tercih, hastanın vücut yapısı ve estetik beklentilerine göre belirlenir.
Meme dokusu ve süt kanallarına zarar verilmediği sürece emzirme çoğu zaman mümkündür. Özellikle meme altı kesiyle yapılan büyütme ameliyatlarında emzirme riski oldukça düşüktür.
Evet, hacim artırımı ve sarkma düzeltmesi aynı seansta kombine edilebilir. Bu yaklaşım daha estetik, dik ve genç bir meme görünümü sağlar.
Ağır memelere bağlı sırt, boyun ve omuz ağrıları azalır; duruş bozuklukları düzelir ve cilt tahrişi gibi problemler ortadan kalkar. Günlük yaşam ve sportif aktivitelerde rahatlama sağlar.
Evet, cerrahi bir işlem olduğu için iz oluşur. Ancak kesi yerleri genellikle doğal kıvrımlara gizlenir ve zamanla izler belirginliğini kaybeder. Gerekirse lazer tedavilerle izler daha da silikleşebilir.
Modern silikon implantlar oldukça dayanıklıdır ve belirli bir süre sonunda zorunlu olarak değiştirilmesi gerekmez. Ancak 10-15 yılda bir düzenli kontrol edilmesi önerilir.
Hastalar genellikle 3-7 gün içinde günlük yaşamlarına dönebilir. Spor, ağır kaldırma ve yoğun aktiviteler için ise 4-6 hafta beklenmesi gerekir.
Özellikle meme başı çevresinde geçici his azalması olabilir. Çoğu hastada birkaç ay içinde hisler normale döner. Kalıcı his kaybı nadir görülür.
Özgüveni artırır, beden algısını olumlu yönde değiştirir ve kıyafet seçiminde rahatlık sağlar. Özellikle doğum veya kilo değişimi sonrası memnuniyet düzeyi belirgin şekilde artar.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
