Ankara’da meme büyütme ameliyatı, meme hacmini artırmak ve göğüs formunu estetik açıdan iyileştirmek amacıyla silikon implant veya yağ enjeksiyonu kullanılarak gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir. İşlem, vücut oranlarını dengelemek, doğuştan küçük meme yapısını düzeltmek veya hacim kaybını gidermek için uygulanır.
Ankara’da meme büyütme ameliyatı yöntemleri, hastanın anatomik yapısına ve beklentilerine göre silikon protez veya otolog yağ transferi tekniklerini içerir. İmplantlar genellikle kas altı veya kas üstü yerleştirilir. Cerrahi planlama sırasında meme dokusu, cilt elastikiyeti ve göğüs kafesi yapısı ayrıntılı şekilde değerlendirilir.
Ankara’da meme büyütme ameliyatı süreci, detaylı bir klinik muayene ve preoperatif planlama ile başlar. Operasyon genel anestezi altında gerçekleştirilir ve ortalama 1–2 saat sürer. Ameliyat sonrası erken dönemde hafif ödem ve hassasiyet görülebilir; çoğu hasta kısa süre içinde günlük yaşamına kontrollü şekilde dönebilir.
Ankara’da meme büyütme ameliyatı sonrası iyileşme dönemi, cerrahi tekniğe ve hastanın biyolojik iyileşme kapasitesine bağlı olarak değişir. İlk haftalarda özel medikal sütyen kullanımı önerilir. Düzenli kontroller ve uygun bakım, implantın doğru konumda kalmasına ve estetik sonucun uzun süre korunmasına katkı sağlar.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Meme büyütme, memelerin hacmini artırmak amacıyla silikon implantların cerrahi olarak yerleştirilmesiyle yapılan estetik işlemdir. |
| Amacı | Memelerin dolgunluğunu artırmak, vücut oranlarını dengelemek, doğum veya kilo kaybı sonrası hacim kaybını düzeltmek, özgüveni artırmak. |
| Uygulama Türleri | Kas altı (submüsküler), kas zarı altı (subfasiyal), meme bezi altı (subglandüler) implant yerleşimi; yuvarlak veya anatomik (damla) formda implant seçenekleri. |
| Anestezi Türü | Genellikle genel anestezi altında uygulanır. |
| Operasyon Süresi | Ortalama 1–2 saat sürer. |
| İyileşme Süreci | İlk 1 hafta içinde ağrı, şişlik ve gerginlik hissi olabilir. Medikal sütyen 4–6 hafta kullanılmalıdır. Normal aktivitelere dönüş genellikle 1–2 hafta içinde olur. |
| Risk ve Komplikasyonlar | Enfeksiyon, kapsül kontraktürü, implantın yer değiştirmesi, asimetri, his kaybı, hematom, yara açılması, implantın sarkması veya dönmesi. |
| Kalıcılık Süresi | Silikon implantlar uzun ömürlüdür ancak ömür boyu kalıcı değildir. Ortalama 10–15 yıl sonra değiştirilmesi önerilebilir. |
| Uygunluk Kriterleri | 18 yaş üzeri, memelerinde hacim kaybı olan veya hacim artırmak isteyen, genel sağlık durumu iyi ve gerçekçi beklentilere sahip bireyler. |
| Öncesi Hazırlık | Meme muayenesi, ultrasonografi veya mamografi (gerekiyorsa), kan testleri, implant boyutu ve tipi seçimi, sigaranın bırakılması. |
| Sonrası Bakım | İlk 4–6 hafta ağır kaldırmaktan kaçınılmalı, sırt üstü yatılmalı, önerilen medikal sütyen kullanılmalı, dikiş ve yara bakımı yapılmalı, düzenli kontroller aksatılmamalıdır. |
| Alternatif Uygulamalar | Yağ enjeksiyonu ile meme büyütme (sınırlı hacim artışı sağlar), dolgu uygulamaları (geçici ve nadiren kullanılır). |
| Değerlendirme Süreci | Meme hacmi, cilt kalitesi, göğüs kafesi yapısı ve hasta beklentileri analiz edilerek kişiye özel implant tipi ve cerrahi planlama yapılır. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleMeme Büyütme Ameliyatı Nedir?
Meme büyütme ameliyatı (augmentasyon mamoplasti), meme hacmini artırmak ve daha dolgun bir görünüm elde etmek amacıyla uygulanan cerrahi bir işlemdir. Genellikle silikon veya salin içerikli implantlar kullanılır; bazı durumlarda hastanın kendi yağ dokusu da tercih edilebilir. İşlem, doğuştan küçük memeler, hacim kaybı veya asimetri durumlarında uygulanır. Amaç, vücut oranlarıyla uyumlu, doğal ve estetik bir meme konturu sağlamaktır.
Silikon implant teknolojisi ne kadar güvenli ve geçmişten bugüne nasıl değişti?
Hastalarımızın poliklinik kapısından içeri girdiklerinde en sık dile getirdikleri endişe, vücutlarına yerleştirilecek olan yabancı cismin güvenliğidir. Bu endişeye hak vermemek elde değil zira geçmişte bu konuda kafa karıştırıcı haberler duyulmuştu. Ancak silikon teknolojisinin tarihçesine baktığımızda, 1960’lardan bu yana inanılmaz bir evrim geçirdiğini görüyoruz. Bugün artık 5. nesil implant teknolojilerini konuşuyoruz ve güvenlik profili açısından cerrahi tarihin en güvenilir dönemindeyiz.
Eskiden kullanılan protezlerin içindeki jel, daha sıvı ve akışkan bir yapıdaydı. Bu durum protezin dış kılıfında bir zedelenme olduğunda içeriğin dokulara sızma riskini doğuruyordu. Ancak günümüzde kullandığımız teknoloji tamamen farklıdır. Artık “koheziv jel” dediğimiz, moleküler yapısı çapraz bağlarla güçlendirilmiş bir dolgu maddesi kullanıyoruz. Bunu hastalarıma anlatırken genellikle “lokum” benzetmesini yapıyorum. Nasıl ki bir lokumu ortadan ikiye kesseniz bile şeklini korur ve akmaz, yeni nesil protezler de böyledir. Dış kılıf kesilse dahi jel olduğu yerde kalır, çevre dokulara yayılmaz veya vücuda karışmaz.
Yapılan on binlerce hastalık, çok geniş kapsamlı bilimsel çalışmalar tıbbi silikonun kanserle, romatizmal hastalıklarla veya bağışıklık sistemi sorunlarıyla herhangi bir ilişkisi olmadığını net bir şekilde kanıtlamıştır. Kullandığımız FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı implantlar, biyouyumluluğu en yüksek materyallerden üretilmektedir. Dolayısıyla hastalarımızın materyal güvenliği konusunda içlerinin ferah olması gerekir.
Hangi silikon protez şekilleri ve çeşitleri mevcuttur?
Protez seçimi, “bir beden herkese uyar” mantığıyla yapılamaz. Her kadının anatomisi parmak izi gibi farklıdır ve bu anatomiye uygun farklı şekil ve içerikte protezler geliştirilmiştir. İmplantları temel olarak şekillerine göre sınıflandırdığımızda karşımıza çıkan ana gruplar şunlardır:
- Yuvarlak protezler
- Damla (anatomik) protezler
- Ergonomix (hibrit) protezler
Yuvarlak protezler, özellikle memenin üst kısmında, yani dekolte bölgesinde daha belirgin bir dolgunluk isteyen hastalarımız için idealdir. Yerçekimi etkisiyle ayaktayken bir miktar doğal damla formu alsa da üst kutuptaki dolgunluğu koruma eğilimindedirler. Ayrıca protez kendi etrafında dönse bile şekli her yönden aynı olduğu için memenin dış görünüşü değişmez.
Damla ya da diğer adıyla anatomik protezler ise memenin doğal eğimini taklit edecek şekilde tasarlanmıştır. Alt kısmı daha dolgun, üst kısmı ise daha eğimli bir yapıya sahiptir. Genellikle hiç meme dokusu olmayan, çok zayıf hastalarda “top gibi” duran yapay bir görüntüden kaçınmak için bu şekli tercih ederiz. Ancak bu protezlerin yerleştirilmesi daha hassas bir cerrahi planlama gerektirir.
Son yıllarda ise teknolojinin bize sunduğu “Ergonomix” serisi implantlar oldukça popüler hale gelmiştir. Bu protezler, akıllı jel teknolojisi sayesinde hastanın hareketlerine uyum sağlar. Hasta yattığında yuvarlak bir form alıp yayılırken, ayağa kalktığında yerçekimiyle doğal bir damla şeklini alır. Bu dinamik yapı hem doğal görünüm hem de üst pol dolgunluğu arayan hastalar için mükemmel bir orta yol sunmaktadır.
Biyo-boyutsal planlama sistemi nedir ve neden önemlidir?
Birçok hasta görüşmeye elinde beğendiği bir ünlünün fotoğrafıyla veya aklında “350 cc istiyorum” gibi sabit bir rakamla gelir. Ancak plastik cerrahide başarı, sadece istenen hacmi vücuda yerleştirmek değil o hacmin o vücutta nasıl duracağını milimetrik olarak hesaplamaktır. İşte burada “Biyo-boyutsal Planlama” dediğimiz sistem devreye girer. Bu hastanın hayalindeki sonucu matematiksel gerçeklerle buluşturma sürecidir.
Muayene sırasında sadece mevcut meme dokusuna bakmayız. Göğüs kafesinin genişliğini, mevcut meme taban çapını, meme ucu ile meme altı kıvrımı arasındaki mesafeyi ve deri esnekliğini ölçeriz. Örneğin dar bir göğüs kafesine sahip bir hastaya, taban çapı çok geniş bir protez yerleştirmeye çalışmak felaketle sonuçlanabilir; protez koltuk altına taşabilir veya iki meme ortada birleşerek “symmastia” dediğimiz yapışık görüntüye neden olabilir.
Bu planlamanın en kritik aşamalarından biri “Pinch Test” yani doku kalınlığı testidir. Memenin üst kısmındaki deriyi ve dokuyu tuttuğumuzda elimize gelen kalınlık bizim için yol göstericidir. Eğer bu kalınlık 2 cm’nin altındaysa, hastanın doku örtüsü incedir demektir. İnce dokulu hastalarda implantı gizlemek daha zordur. Bu durumda kas altı veya dual plane teknikleri tercih edilmelidir ki protezin kenarları dışarıdan belli olmasın veya dalgalanma (rippling) dediğimiz sorun yaşanmasın. Özetle implantın boyutu ve şekli, “büyük” olsun diye değil “o vücuda aitmiş gibi” dursun diye hastanın anatomik sınırlarına göre belirlenir.
Ameliyat kesisi (insizyon) hangi bölgelerden yapılır?
Meme büyütme ameliyatlarında izin nerede kalacağı, estetik kaygılar açısından hastalarımız için çok önemlidir. Amacımız her zaman izi en az görünecek, doğal kıvrımların içine gizlenecek noktalarda tutmaktır. Protezi yerleştirmek için kullandığımız temel giriş noktaları şunlardır:
- Meme altı kıvrımı
- Meme başı çevresi
- Koltuk altı
Vakaların çok büyük bir kısmında, belki de %85’inde meme altı kıvrımını tercih ediyoruz. Bunun çok haklı sebepleri var. Meme dokusunun göğüs duvarıyla birleştiği o doğal oluğun içine 3-4 santimetrelik bir kesi yapıyoruz. Bu yöntem cerrah olarak bize ameliyat sahasını doğrudan görme, kanama kontrolünü mükemmel yapma ve protezi milimetrik yerleştirme şansı veriyor. En önemlisi de bu yöntemde süt kanallarına, meme dokusuna veya sinirlere dokunmadan doğrudan plana ulaşabiliyoruz. İz, sutyen veya bikini altında gizli kalıyor.
Meme başı çevresinden (periareolar) yapılan kesilerde, renkli kısmın alt sınırından girilir. İzin gizlenmesi açısından avantajlıdır ancak bu yöntemde süt kanalları ve sinirlerle karşılaşma ihtimali bir miktar daha fazladır. Ayrıca enfeksiyon riski teorik olarak meme altı kesisine göre biraz daha yüksektir çünkü bakteriyel floranın yoğun olduğu süt kanallarına yakın çalışılır.
Koltuk altı kesisi ise memede hiç iz istemeyen hastalar için bir seçenektir. Ancak bu teknik, endoskopik yani kamera destekli yöntemler gerektirir. Protezin yerleşimini kontrol etmek daha zordur ve ileride bir revizyon gerekirse tekrar buradan müdahale etmek güçleşir. Bu nedenle her hasta için uygun olmayabilir.
Dual Plane (Çift Plan) tekniği nedir ve avantajları nelerdir?
Eskiden protez yerleşimini konuşurken sadece “kas altı” veya “kas üstü” diye ikiye ayırırdık. Ancak günümüzde cerrahi teknikler çok daha sofistike hale geldi ve “Dual Plane” yani çift plan tekniği altın standart olarak kabul görmeye başladı. Peki, nedir bu Dual Plane?
Basitçe anlatmak gerekirse, protezin üst kısmının kasın altında, alt kısmının ise meme dokusunun altında kaldığı bir yerleşim şeklidir. Bu teknik, kas altı ve kas üstü yöntemlerinin avantajlarını birleştirirken dezavantajlarını elimine eder.
Kas üstü yerleşimde iyileşme hızlıdır ancak dokusu ince hastalarda protez kenarları belli olabilir. Tam kas altı yerleşimde ise protez çok iyi saklanır ancak “animasyon deformitesi” dediğimiz durum ortaya çıkabilir. Yani hasta spor yaparken veya kolunu kullandığında, göğüs kası kasıldığı için protezi yukarı doğru çekip oynatabilir.
Dual Plane tekniğinde ise göğüs kasının alt yapışıklıklarını serbest bırakıyoruz. Böylece kas, protezin üzerini örterek harika bir geçiş ve gizlilik sağlıyor, ancak kasıldığında protezi yukarı çekmiyor. Ayrıca protezin alt kısmı doğrudan meme dokusuyla temas ettiği için memenin alt kıvrımı daha doğal ve dolgun bir form alıyor. Özellikle hafif sarkması olan hastalarda, bu teknikle memeyi bir miktar yukarı taşımak ve dikleştirmek de mümkündür.
İmplant yüzey yapısı kapsül oluşumunu etkiler mi?
Vücudumuz, kendisine yerleştirilen her türlü yabancı maddeyi (kalp pili, kalça protezi, diş implantı vb.) biyolojik bir zarla kaplayarak izole etme eğilimindedir. Meme protezlerinde de bu zarın oluşması son derece doğal ve beklenen bir iyileşme sürecidir; buna “kapsül” diyoruz. Ancak sorun, bu kapsülün bazen gereğinden fazla kalınlaşması ve büzüşerek protezi sıkıştırmasıdır. “Kapsül kontraktürü” dediğimiz bu durum memenin sertleşmesine ve şeklinin bozulmasına neden olabilir.
İşte bu noktada implantın yüzey teknolojisi devreye girer. Yüzey yapılarına göre implantlar çeşitlere ayrılır:
- Düz yüzeyli implantlar
- Pürtüklü yüzeyli implantlar
- Mikro ve nano yüzeyli implantlar
Düz (smooth) yüzeyli implantlar, kapsülün daha ince olmasını sağlar ancak doku içinde daha hareketlidirler. Pürtüklü (textured) yüzeyler ise, kapsül dokusunun liflerini organize ederek sıkışmayı önlemek ve protezin dokuya tutunmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır.
Son yıllarda geliştirilen mikro-tekstürlü ve nano-yüzeyli implantlar ise teknolojinin zirvesidir. Bu yüzeyler, doku ile implant arasında o kadar nazik bir etkileşim başlatır ki vücudun yabancı cisim reaksiyonunu minimuma indirir. Sürtünme ve inflamasyon azaldığı için kapsül kontraktürü riski de dramatik şekilde düşmektedir. Cerrah olarak seçimimizi yaparken hastanın doku yapısına ve risk faktörlerine göre en uygun yüzey teknolojisini belirleriz.
Türkiye’de hangi implant markaları kullanılmaktadır?
Türkiye, estetik cerrahi alanında dünyanın önde gelen merkezlerinden biri olduğu için, global pazardaki en kaliteli ve güvenilir implant markalarına erişimimiz tamdır. Hastalarımıza sadece FDA veya CE onayı olan uzun dönem güvenlik verileri kanıtlanmış markaları sunuyoruz. Bu markalar şunlardır:
- Mentor
- Motiva
- Polytech
Mentor, Amerika menşeli ve sektörün en köklü firmalarından biridir. Güvenilirlik dendiğinde akla ilk gelen markalardandır ve çok geniş bir boyut yelpazesi sunar.
Motiva, son yıllarda getirdiği yeniliklerle sektöre yön veren bir markadır. Özellikle “Ergonomix” serisi ve protezin içine yerleştirilen “Q-Inside” çip teknolojisi ile dikkat çeker. Bu pasif çip sayesinde, yıllar sonra bile özel bir okuyucuyla dışarıdan tarama yapılarak protezin seri numarasına, üretim tarihine ve boyutuna ulaşmak mümkündür. Bu hasta takibi açısından büyük bir konfordur.
Polytech ise Alman mühendisliğinin bir ürünüdür. Özellikle “Microthane” yani poliüretan kaplı yüzeyleriyle bilinir. Bu özel yüzey, kapsül riskini neredeyse sıfıra yaklaştırır. Ayrıca “B-Lite” serisi ile standart protezlerden %30 daha hafif implantlar üreterek, büyük meme isteyen ancak yerçekimi etkisiyle sarkmaktan korkan hastalar için devrimsel bir çözüm sunmuştur.
Ameliyat öncesi hazırlık sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
Başarılı bir cerrahi ve sorunsuz bir iyileşme süreci, ameliyathaneye girmeden çok önce başlar. Bu süreçte hastalarımızdan birtakım yaşam tarzı değişiklikleri yapmalarını istiyoruz. Ameliyattan en az 3 hafta önce kesilmesi gereken bazı maddeler şunlardır:
- Sigara ve tütün ürünleri
- Aspirin ve kan sulandırıcı ilaçlar
- Bitki çayları (yeşil çay vb.)
- E vitamini takviyeleri
Sigara, kan dolaşımını bozarak yara iyileşmesini ciddi şekilde geciktirir ve enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle sigara kullanımı bizim için kırmızı çizgidir. Kan sulandırıcı etkisi olan gıda ve ilaçların kesilmesi ise ameliyat sırasında ve sonrasında kanama/morarma riskini minimize etmek için hayati önem taşır.
Ayrıca radyolojik tarama, hazırlık sürecimizin olmazsa olmazıdır. 40 yaş altı her hastamıza meme ultrasonu, 40 yaş üstü hastalarımıza ise mamografi çektirerek meme dokusunun bir haritasını çıkarırız. Bu hem mevcut kitlelerin tespiti hem de ameliyat sonrası takipler için elimizde bazal bir veri olması açısından çok önemlidir.
Ameliyat günü ve hastane süreci nasıl işler?
Meme büyütme ameliyatı genel anestezi altında gerçekleştirilir ve ortalama 1 ile 1.5 saat arasında sürer. Bizim için cerrahideki en önemli kural “dokuya saygı”dır. Ne kadar nazik çalışırsak, iyileşme o kadar hızlı ve ağrısız olur.
Enfeksiyon riskini sıfıra indirmek için “No-Touch” (temassız) tekniği uyguluyoruz. “Keller Funnel” adını verdiğimiz, pasta kreması sıkma torbasına benzeyen steril bir huni kullanıyoruz. Protez, hastanın cildine hiç değmeden bu huni aracılığıyla hazırladığımız cebe kayarak yerleşiyor. Bu sayede protez cilt florasındaki bakterilerle temas etmiyor ve kapsül riski azalıyor.
Ameliyat bitiminde hastamıza özel bir medikal korse sütyen giydiriyoruz. Çoğunlukla dren kullanma ihtiyacı duymuyoruz. Hastalarımız genellikle aynı günün akşamında veya ertesi sabah taburcu oluyorlar. İlk saatlerde göğüs bölgesinde bir baskı hissi olması çok normaldir. Bu hissi, “sanki biri göğüs kafesine oturuyormuş gibi” tarif ederler. Bu bir kesi ağrısından ziyade, dokuların ve kasın esnemesine bağlı bir dolgunluk hissidir ve ağrı kesicilerle çok rahat kontrol altına alınır.
İletişime Geçin!
İyileşme süreci ve sosyal hayata dönüş ne zaman olur?
İyileşme süreci lineer bir yolculuktur ve her hasta için farklılık gösterebilir ancak genel bir takvimden bahsedebiliriz. İlk 3 gün “akut dönem” dediğimiz, ödemin en yoğun olduğu zamandır. Bu süreçte istirahat etmek, bol su içmek ve ilaçları düzenli kullanmak önemlidir.
Sosyal hayata ve işe dönüş genellikle 1. haftanın sonunda mümkün olur. Masa başı çalışan hastalarımız 4-5 gün içinde, daha hareketli işi olanlar ise 1 hafta sonra işlerine dönebilirler. Araba kullanmak için kolların rahat hareket edebildiği 1. haftanın sonunu beklemek güvenlidir.
Bu süreçte hastalarımızın en çok merak ettiği konu memenin ne zaman son şeklini alacağıdır. Ameliyattan hemen sonra memeler ödemli olduğu için olduğundan daha büyük, daha sert ve daha yukarıda durur. Zamanla “Drop and Fluff” (İnme ve Yumuşama) süreci başlar. Protezler yerçekimiyle yavaşça aşağıya iner, ödem dağılır ve dokular gevşer. Memenin gerçek yumuşaklığına kavuşması ve yerine tam oturması ortalama 3 ila 6 ay sürer. İzlerin solup ten rengine dönmesi ise 1 yılı bulabilir.
Silikon protez emzirmeye engel midir?
Genç ve gelecekte anne olmayı planlayan hastalarımızın en büyük korkusu budur. Bu soruya çok net bir cevap verebilirim: Hayır, silikon protezler emzirmeye engel değildir.
Kullandığımız cerrahi tekniklerde protezi ya kasın altına ya da meme dokusunun (süt bezlerinin) arkasına yerleştiriyoruz. Yani protez ile süt kanalları arasında anatomik bir bariyer vardır ve birbirlerine temas etmezler. Meme ucu kesisi yapılmadığı sürece süt kanallarına herhangi bir kesi de yapılmaz. Dolayısıyla silikonlu anneler bebeklerini güvenle, süt miktarında veya kalitesinde bir değişiklik olmadan emzirebilirler. Silikonun süte karışması gibi bir durum tıbben ve bilimsel olarak söz konusu değildir.
Uzun dönemde hangi riskler ve komplikasyonlar görülebilir?
Her cerrahi işlemin olduğu gibi meme büyütme ameliyatının da kendine has riskleri vardır ve bunları şeffaflıkla konuşmak gerekir. Olası uzun dönem komplikasyonları şunlardır:
- Kapsül kontraktürü
- İmplant rüptürü (yırtılma)
- Asimetri
- Duyu değişiklikleri
- BIA-ALCL (çok nadir görülen bir durum)
Kapsül kontraktürü, yukarıda bahsettiğimiz gibi vücudun oluşturduğu zarın sertleşmesidir. En sık görülen revizyon sebebidir ancak yeni teknolojiler ve cerrahi tekniklerle bu oran çok düşmüştür. İmplant rüptürü, genellikle çok şiddetli travmalar (örneğin emniyet kemeri yaralanması) veya çok uzun yıllara bağlı materyal yorgunluğu sonucu oluşabilir. Modern jeller akmadığı için acil bir hayati risk oluşturmaz ancak protezin değişimi gerekir.
BIA-ALCL ise, implant çevresindeki kapsülden kaynaklanan çok nadir bir lenfoma türüdür ve meme kanseri değildir. Genellikle ameliyattan 8-10 yıl sonra memede ani şişlik (seroma) ile belirti verir. Erken teşhiste protez ve kapsülün çıkarılması tam tedavi sağlar. Bu durumun görülme sıklığı on binlerde bir ile ifade edilse de yıllık rutin kontrolleri aksatmamak bu açıdan önemlidir. Meme başında geçici his kayıpları ise hastaların %15-20’sinde görülebilir ancak sinir iyileşmesiyle genellikle birkaç ay içinde normale döner.
Spor ve fiziksel aktiviteye ne zaman başlanabilir?
Aktif spor yapan hastalarımız için hareketsiz kalmak zor olabilir ancak dokuların iyileşmesi için sabırlı olmak gerekir. Spor dönüş takvimi genel olarak şöyledir:
Yürüyüş (Hemen ertesi gün başlanabilir)
- Alt vücut egzersizleri (2. haftadan sonra)
- Hafif tempolu koşu (4. haftadan sonra)
- Üst vücut ve göğüs kası egzersizleri (6-8. haftadan sonra)
Ameliyat sonrası ilk günlerde yapılan hafif yürüyüşler kan dolaşımını artırarak iyileşmeyi hızlandırır. Ancak nabzı çok yükselten aktivitelerden ilk haftalarda kaçınmak gerekir. Özellikle pektoral kas (göğüs kası) altına protez konulduysa, bu kası zorlayan şınav, barfiks, tenis veya yüzme gibi sporlara dönmek için en az 6 hafta, ideal olarak 2 ay beklemek en doğrusudur.
Meme Büyütme Ameliyatı fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir. Meme Büyütme Ameliyatı Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır. Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Meme Büyütme Ameliyatı öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz. Meme Büyütme Ameliyatı Fiyatları 2026
Ankara'da Meme Büyütme Ameliyatı Yapan Doktorlar & Hastaneler
Meme Büyütme Ameliyatı Olanların Yorumları
Meme Büyütme Ameliyatı Öncesi Sonrası Fotoğrafları
Sıkça Sorulan Sorular
Meme hacmi küçük olan, doğum sonrası meme hacmi azalan veya iki memesi arasında belirgin boyut farkı bulunan kadınlar için uygundur. Genel sağlık durumu iyi olan ve gerçekçi beklentilere sahip bireyler bu işlemi yaptırabilir.
İmplantlar meme dokusu altına (subglandüler), kas altına (subpektoral) veya dual plan (kısmen kas altı) şeklinde yerleştirilebilir. Uygun teknik, kişinin anatomisi ve cilt yapısına göre belirlenir.
Çoğu vakada emzirme fonksiyonu korunur. Özellikle meme altı veya koltuk altı kesiler tercih edildiğinde süt kanallarına zarar verme riski oldukça düşüktür.
Modern silikon implantlar oldukça dayanıklıdır. Nadiren yırtılma görülebilir; bu durumda jel dağılmaz. Belirli bir sürede zorunlu değişim gerekmez ancak düzenli kontroller önerilir.
Kesi genellikle meme altı, koltuk altı veya meme başı çevresinden yapılır. İzler zamanla solar ve doğal kıvrımlara gizlendiği için dışarıdan fark edilmesi zor hale gelir.
Doğru boyut ve yerleştirme tekniği seçildiğinde oldukça doğal bir görünüm elde edilir. Damla (anatomik) implantlar, doğal meme formunu daha iyi taklit edebilir.
İlk birkaç gün gerginlik ve ağrı hissi olabilir. Kas altı yerleştirilen implantlarda bu durum biraz daha belirgin olabilir. Ağrılar genellikle 1 hafta içinde azalır.
Evet, mamografi yapılabilir. Ancak radyoloji uzmanının implant varlığından haberdar olması gerekir. Gerekirse farklı çekim açıları veya MR gibi ek görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
Yürüyüş gibi hafif aktiviteler genellikle 1 hafta sonra yapılabilir. Ağırlık kaldırma ve göğüs kaslarını zorlayan egzersizler için ise 4-6 hafta beklenmesi önerilir.
Vücut imajını iyileştirir, kıyafet seçiminde özgürlük sağlar ve özgüveni artırır. Özellikle kendini eksik hisseden kadınlarda belirgin psikolojik iyileşme gözlemlenir.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
