Silikon meme protezleri kanser yapar mı?
Meme büyütme ameliyatı olmayı düşünen kadınların aklını kurcayan önemli bir soruyu ele aldık. Silikon meme protezleri kanser yapar mı?
Yaklaşık 10-15 yıl öncesine kadar meme protezleri kanser yapmaz deniyordu. Ancak son yıllarda kansere sebep olduğu ortaya çıktı. Esasında kanser silikonun doğrudan oluşturduğu bir kanser değil. Eklem protezleri, diş implantları gibi vücuda yerleştirilen yabancı cisimlerin tamamına vücut reaksiyon göstererek çevresinde kapsül geliştirebilir. Eskiden beri bilinen özellikle diş implantlarının olduğu yerlerdeki kapsüllerden gelişen büyük hücreli lenfoma kanseri tanımlanmıştı. Ancak geçmişte meme silikonları için böyle bir durum bildirilmemişti. Son yıllarda meme protezlerinin çevresinde gelişen kanserlerde tespit edilmiştir. Ancak bu dünyadaki büyük sağlık kuruluşları ve örgütleri tarafından (Dünya Sağlık Örgütü gibi) silikon protezlerin yerleştirilmesi önünde bir engel oluşturacak kadar büyük ve ciddi sayıda olmadığından bir tehdit unsuru görülmemiştir. Bu sebeple de silikon meme protezleri rahatlıkla ve güvenle yaptırılabilir.
| Silikon meme protezleri kanser yapar mı? | Mevcut bilimsel kanıtlar, silikon meme protezlerinin meme kanserine neden olduğunu göstermemektedir. Meme protezi taşıyan kişilerde meme kanseri görülme riskinin arttığına dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. |
| Meme kanseri ile ilişkisi | Silikon implantlar meme kanseri oluşturmaz. Ancak implantlar, mamografi gibi görüntüleme yöntemlerinde meme dokusunun bir kısmını örtebilir. Bu nedenle radyoloji ekibine implant varlığının bildirilmesi önemlidir ve gerektiğinde ek görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. |
| İmplantla ilişkili lenfoma (BIA-ALCL) | Meme protezleriyle ilişkili olarak çok nadir görülen bir bağışıklık sistemi kanseri olan Breast Implant-Associated Anaplastic Large Cell Lymphoma (BIA-ALCL) tanımlanmıştır. Bu hastalık meme kanseri değil, lenfoma türüdür. En sık pürtüklü (textured) yüzeyli implantlarla ilişkilendirilmiştir. |
| BIA-ALCL belirtileri | Genellikle ameliyattan yıllar sonra tek taraflı memede ani şişlik, implant çevresinde sıvı birikimi, ağrı, sertlik, kitle veya memede şekil değişikliği görülebilir. Bu belirtiler gelişirse değerlendirme için hekime başvurulmalıdır. |
| BIA-ALCL sıklığı | Oldukça nadir görülür. Risk, kullanılan implantın yüzey özelliklerine göre değişiklik gösterir ve özellikle bazı pürtüklü implant tiplerinde daha yüksektir. Düz (smooth) yüzeyli implantlarda riskin çok daha düşük olduğu düşünülmektedir. |
| Diğer nadir kanserler | Çok nadir olarak meme implantı kapsülüyle ilişkili skuamöz hücreli karsinom (BIA-SCC) ve başka kapsüler tümörler bildirilmiştir. Bunlar son derece seyrektir ve genel implant kullanıcıları için mutlak risk çok düşüktür. |
| Silikonun vücuda yayılması | İmplantın yırtılması durumunda silikon çevre dokulara veya lenf düğümlerine ulaşabilir. Bu durum inflamasyona veya silikon granülomlarına neden olabilir ancak bunun doğrudan kanser oluşturduğu gösterilmemiştir. |
| İmplant takibi | Düzenli klinik kontroller önerilir. Silikon implantlarda belirti vermeyen yırtıkları saptamak amacıyla belirli aralıklarla manyetik rezonans (MR) veya ultrason değerlendirmesi önerilebilir. Takip planı implant tipi ve kişinin durumuna göre değişebilir. |
| Risk faktörleri | İmplantın yüzeyi, üretici özellikleri, implantın kullanım süresi ve bireysel faktörler bazı komplikasyon risklerini etkileyebilir. Ancak bunlar meme kanseri gelişimiyle doğrudan ilişkilendirilmemiştir. |
| Koruyucu yaklaşım | Şikâyeti olmayan kişilerin yalnızca kanser korkusuyla implantlarını rutin olarak çıkartmaları genel olarak önerilmez. Karar; semptomlar, implant tipi, kişisel riskler ve hekim değerlendirmesi birlikte göz önünde bulundurularak verilmelidir. |
| Ne zaman doktora başvurulmalı? | Memede yeni gelişen şişlik, kalıcı ağrı, ele gelen kitle, cilt değişikliği, implant şeklinde bozulma veya tek taraflı sıvı birikimi fark edilirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. |
| Sonuç | Güncel bilimsel verilere göre silikon meme protezleri meme kanserine neden olmaz. Bununla birlikte, implantlarla ilişkili çok nadir görülen bazı kanser türleri bulunduğundan düzenli takip ve olağan dışı belirtilerin erken değerlendirilmesi önemlidir. |
Sıkça Sorulan Sorular
Mevcut bilimsel veriler, silikon meme protezlerinin meme kanserine doğrudan neden olduğunu göstermemektedir. Ancak bazı özel protez türleriyle ilişkili nadir bir lenfoma türü tanımlanmış olup düzenli doktor kontrolleri önerilir.
Meme implantına bağlı anaplastik büyük hücreli lenfoma riski özellikle pürtüklü yüzeyli bazı implantlarla ilişkilendirilmiştir. Bu hastalık meme kanserinden farklıdır ve görülme sıklığı oldukça düşüktür.
Silikon meme protezi bulunan kişiler mamografi ve diğer görüntüleme yöntemlerini yaptırabilir. Radyoloji ekibine implant bilgisi verilmesi görüntü kalitesinin artırılmasına ve doğru değerlendirmenin yapılmasına yardımcı olur.
Modern görüntüleme teknikleri sayesinde meme dokusu ayrıntılı şekilde değerlendirilebilmektedir. Bazı durumlarda ek görüntüleme gerekebilse de düzenli kontroller erken teşhis şansını önemli ölçüde korur.
Geç dönemde ortaya çıkan şişlik, ağrı veya sıvı birikimi her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak bu belirtiler implantla ilişkili nadir hastalıkların araştırılması için uzman değerlendirmesini gerekli kılar.
Aile öyküsü bulunan kişiler çoğu zaman meme protezi ameliyatı olabilir. Bununla birlikte kişisel risk faktörleri, genetik yatkınlık ve tarama planları operasyon öncesinde ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.
İmplant bütünlüğünün bozulması durumunda silikon çevre dokulara yayılabilir ancak bunun doğrudan kansere yol açtığı kanıtlanmamıştır. Yine de şüpheli durumlarda görüntüleme ve uzman takibi önem taşır.
Memede ani büyüme, kalıcı ağrı, şekil değişikliği, sertlik, kitle hissi veya uzun süren şişlik gibi belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden plastik cerrahi veya meme cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır.
Araştırmalar, implantla ilişkili nadir lenfoma vakalarının daha çok bazı pürtüklü yüzeyli implantlarda görüldüğünü göstermektedir. Düz yüzeyli implantlarda bildirilen riskin daha düşük olduğu kabul edilmektedir.
Uzun dönem takipte fizik muayene, gerekli görüldüğünde ultrason, mamografi veya manyetik rezonans incelemeleri yapılabilir. Düzenli kontroller implant sağlığının ve meme dokusunun değerlendirilmesini sağlar.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
