Saç mezoterapisi, dökülmeyi yavaşlatmak, saç tellerini kalınlaştırmak ve zayıflayan kıl köklerini güçlendirmek amacıyla vitamin, mineral ve amino asitlerden oluşan özel solüsyonların çok ince iğneler yardımıyla doğrudan saçlı derinin orta tabakasına enjekte edilmesi işlemidir. Günlük yaşantımızda çevresel faktörler genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları veya yaşlanma süreci gibi pek çok dış ve iç etken saç kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu noktada devreye giren bu medikal uygulama, dışarıdan sürülen şampuan veya serum gibi kozmetik ürünlerin ulaşamadığı derinlikteki dokuları hedefler. Seyrelme problemi yaşayan veya mevcut saç yoğunluğunu korumak isteyen bireyler için tasarlanmış, cerrahi gerektirmeyen güvenilir bir estetik yaklaşımdır.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleSaç Mezoterapisi Tıp Dünyasına Nasıl Girmiştir ve Temel Felsefesi Nedir?
Bir tedavi yönteminin günümüzde nasıl çalıştığını anlayabilmek için, onun tıp dünyasına ilk nasıl adım attığına bakmak her zaman aydınlatıcı olur. Mezoterapi kavramı, ilk olarak 1952 yılında Fransız hekim Michel Pistor tarafından tıp literatürüne kazandırılmıştır. Aslında başlangıçtaki çıkış noktası saç dökülmesi veya estetik kaygılar değildi. Dr. Pistor, kulak bölgesine yaptığı lokal enjeksiyonların sadece hedeflenen sorunu çözmekle kalmayıp, çevre dokularda da ciddi bir iyileşme yarattığını fark etti. Bu gözlem, zamanla romatizmal ağrılardan spor yaralanmalarına kadar geniş bir yelpazede kullanılmaya başlandı ve nihayetinde estetik tıbbın odak noktalarından biri haline geldi.
Bu yaklaşımın arkasında yatan temel felsefe oldukça basit ama bir o kadar da etkilidir. Geleneksel tedavilerde, örneğin ağızdan bir vitamin veya ilaç aldığınızda, bu madde midenize gider, karaciğerinizde işlemden geçer, kan dolaşımına katılır ve tüm bedeninize dağılır. Hedeflediğiniz küçük bir alana (örneğin kafa derinize) ulaşan miktar ise başlangıçtaki dozun çok ufak bir kısmıdır. Mezoterapi ise bu uzun yolculuğu ortadan kaldırır. Dr. Pistor’un ünlü mottosu olan “az ilaç, nadir uygulama, doğru bölge” prensibiyle hareket edilir. Embriyolojik gelişim sürecimizde “mezoderm” adını verdiğimiz orta dokudan köken alan cilt ve yağ dokuları hedeflenir. İhtiyaç duyulan aktif maddeler, doğrudan saç köklerinin bulunduğu orta deri tabakasına iletilerek hücresel düzeyde yüksek bir fayda elde edilmesi amaçlanır. Böylece bedenin diğer organları gereksiz yere yorulmazken, saç kökleri ihtiyaç duyduğu besinlere aracısız bir şekilde kavuşmuş olur.
Saç Mezoterapisi Hücresel Düzeyde Saç Köklerini Nasıl Etkiler?
Saç tellerimizin cansız birer iplikten ibaret olmadığını, her birinin kafa derimizin altında yaşayan, nefes alan ve beslenen bir fabrikaya sahip olduğunu düşünmek süreci kavramayı kolaylaştırır. Bu fabrikaya tıp dilinde dermal papilla diyoruz. Genetik dökülmelerde veya strese bağlı durumlarda, bu fabrikanın çalışma süresi kısalır, üretim yavaşlar ve sonuç olarak saç teli incelerek tüy halini almaya başlar. Saç mezoterapisi, bu uykuya dalmış veya tembelleşmiş üretim merkezini birkaç farklı yoldan aynı anda uyararak çalışır.
Öncelikle mekanik bir uyarılma süreci vardır. İşlem sırasında kullanılan saç teli inceliğindeki iğneler, ciltte mikro düzeyde küçük hasarlar yaratır. Vücudumuz herhangi bir yerde bir hasar algıladığında, oraya onarıcı hücrelerini, kolajen ve elastin üreticilerini gönderir. İğnelerin yarattığı bu mikro travma, derinin kendi kendini iyileştirme mekanizmasını tetikleyerek bölgedeki kan akışını hızlandırır. İkinci olarak enjekte edilen ilaçlar cilt altında küçük depolar oluşturur. Bu depolar, günlerce sürecek bir yavaş salınım ile saç köklerini beslemeye devam eder. Bölgedeki kılcal damarlar genişler, oksijenlenme artar ve saçın aktif büyüme fazında kalma süresi desteklenir. Yani kısacası hem toprağı havalandırmış hem de tohumun tam köküne gübreyi bırakmış olursunuz.
Hangi Saç Dökülmesi Tiplerinde Saç Mezoterapisi Tercih Edilebilir?
Saç dökülmesi tek bir hastalık değil birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen geniş bir şemsiye terimdir. Bu nedenle her dökülme tipi aynı tedaviye aynı yanıtı vermeyebilir. Başarılı bir sürecin ilk adımı, dökülmenin karakterini doğru analiz etmektir. Mezoterapinin genellikle olumlu yanıtlar verdiği ve destekleyici olarak kullanıldığı başlıca dökülme tipleri şunlardır:
- Androgenetik alopesi
- Telogen effluvium
- Alopesi areata
- Traksiyon alopesisi
Bu dökülme tiplerini biraz daha yakından incelemek faydalı olacaktır. Androgenetik alopesi, halk arasında genetik veya erkek tipi saç dökülmesi olarak bilinir, ancak kadınlarda da sıklıkla rastlanır. Özellikle erkeklerde saç çizgisinin gerilemesi veya tepe bölgesinin açılması şeklinde kendini gösterirken, kadınlarda genel bir seyrelme ve incelme tablosu yaratır. Bu dökülme tipinin erken ve orta evrelerinde, kökler tamamen canlılığını yitirmeden mezoterapi ile desteklenmesi, mevcut saçların korunmasına ve kalınlaşmasına büyük ölçüde yardımcı olur.
Telogen effluvium ise genellikle bir tetikleyiciden aylar sonra ortaya çıkan, yastıkta veya duşta avuç avuç saçın elinize geldiği ani ve yaygın dökülmelerdir. Ağır enfeksiyonlar, yüksek ateşli hastalıklar, büyük ameliyatlar, yoğun stres dönemleri, ani kilo kayıpları veya doğum sonrası yaşanan hormonal dalgalanmalar bu duruma yol açabilir. Bu tip durumlarda saç köklerinin yeniden aktif büyüme döngüsüne girmesini teşvik etmek için bu enjeksiyonlardan sıklıkla faydalanılır. Alopesi areata, yani saçkıran hastalığında ise bağışıklık sisteminin kendi saç köklerine saldırması durumu vardır. Hastalığın durağan dönemlerinde, bölgenin hücresel onarımını desteklemek amacıyla özel içeriklerle uygulanabilir. Traksiyon alopesisi ise saçların sürekli çok sıkı toplanması, gerilmesi, ağır örgüler veya postiş kullanılması nedeniyle fiziksel travmaya maruz kalan köklerin zayıflamasıdır. Fiziksel hasar gören bu köklerin onarım süreçlerinde de benzer şekilde hücresel beslenme hedeflenir.
Saç Mezoterapisi Kokteyllerinin İçeriğinde Hangi Temel Maddeler Bulunur?
Bu tedavinin en büyük avantajlarından biri, herkese uygulanan tek tip bir şurup veya hap olmamasıdır. Kullanılan karışımlar, bir terzinin ölçü alarak elbise dikmesi gibi, hastanın dökülme paternine, saç kalitesine ve derisinin ihtiyacına göre hekim tarafından kişiselleştirilebilir. Standart bir karışımda saçın yapı taşlarını oluşturan pek çok değerli etken madde bir araya getirilir. Kokteylin içinde yer alan başlıca içerik grupları şunlardır:
- Vitaminler
- Mineraller
- Amino asitler
- Büyüme faktörleri
- Vazoaktif ajanlar
- Lokal anestezikler
Bu maddelerin hücresel düzeyde üstlendikleri görevler birbirinden farklıdır ancak bir araya geldiklerinde güçlü bir takım çalışması sergilerler. B kompleks vitaminleri, özellikle biotin ve dekspantenol, saç üretim metabolizmasının hızlanmasını teşvik eder. Cildin bariyer fonksiyonunu güçlendirirken hücresel enerjiyi artırmaya odaklanırlar. Çinko ve bakır gibi mineraller, saçın temel yapı taşı olan keratinin sentezlenebilmesi için gerekli olan kilit oyunculardır. Eksikliklerinde saç telinin kalitesi bozulur, matlaşır ve kolay kırılır hale gelir.
Amino asitler ise bizzat saç telinin inşasında kullanılan tuğlalardır. Dışarıdan enjekte edildiklerinde, saç kökü hücreleri bu hazır malzemeleri alıp daha kalın ve dirençli saç telleri üretmek için kullanabilir. Büyüme faktörleri, adından da anlaşılacağı gibi, uyku fazındaki kökleri büyüme fazına geçmeye teşvik eden biyolojik sinyal göndericileridir. Vazoaktif ajanlar dediğimiz grup ise (örneğin kafein türevleri), kafa derisindeki büzüşmüş kılcal damarları gevşetip genişleterek, bölgeye gelen kan miktarını artırır. Kan ne kadar bol gelirse, beraberinde taşıdığı doğal oksijen ve besin miktarı da o kadar artar. Lokal anestezikler ise işlem sırasındaki iğne giriş hissini en aza indirmek ve hastanın konforunu sağlamak amacıyla karışıma eser miktarda eklenir.
Uygulama Esnasında Saç Mezoterapisi Hangi Tekniklerle Deri Altına İletilir?
İlacın ne kadar kaliteli olduğu kadar, o ilacın derinin hangi katmanına ve hangi açıyla bırakıldığı da tedavinin seyri açısından kritik bir öneme sahiptir. Kafa derimizin anatomik yapısını incelediğimizde, saç köklerinin genellikle derinin 2 ila 4 milimetre altındaki bölgelerde yerleştiğini görürüz. İlacı bu seviyeden daha derine, yağ tabakasına yaparsanız ilaç emilemeden kaybolur. Çok yüzeysel bırakırsanız da köklere ulaşamaz. Bu nedenle el becerisi ve anatomik bilgi gerektiren hassas bir süreçtir. Kliniklerde hekimin değerlendirmesine göre uygulanan bazı temel enjeksiyon teknikleri şunlardır:
- Napaj tekniği
- Papül tekniği
- Nokta nokta tekniği
Napaj tekniği, çok seri ve hızlı el hareketleriyle kafa derisine belirli bir açıyla yapılan yüzeysel dokunuşlardır. Buradaki amaç derinin en üst tabakasında geniş çaplı bir uyarı mekanizması başlatmaktır. Genellikle dökülmenin çok yaygın olduğu durumlarda, tüm saçlı deriye genel bir stimülasyon vermek için tercih edilir. Papül tekniğinde ise iğne biraz daha dik bir açıyla deriye girer ve her noktada küçük bir ilaç kabarcığı bırakılır. Gözle zor görülen bu küçük ilaç adacıkları, cilt altında bir rezervuar görevi görür ve ilacın günlerce, hatta haftalarca yavaş yavaş kıl köklerine sızmasını sağlar. Nokta nokta tekniği ise daha çok seyrelmenin belirginleştiği, özellikli alanlara (örneğin saç ayrım yerlerine veya tepe bölgesine) derinlemesine yapılan milimetrik atışlardır. Genellikle seans sırasında hastanın ihtiyacına göre bu tekniklerin bir kombinasyonu kullanılır.
Saç Mezoterapisi Seansları Hangi Sıklıkla ve Nasıl Planlanmalıdır?
Saç tellerimizin kendine has, yavaş işleyen bir biyolojik döngüsü vardır. Bir saç teli bugün döküldüğünde, altından yenisinin üretilmesi ve deri yüzeyine çıkması aylar alabilir. Bu nedenle saç tedavilerinde aceleci olmak veya tek seansta mucize beklemek biyolojinin doğasına aykırıdır. Tedavi sürecinin hücrelerin yenilenme hızına saygı duyacak şekilde aşamalı ve belirli periyotlarla planlanması gerekir. Standart bir tedavi protokolü genellikle hastanın durumuna göre belirli fazlara ayrılır. Bu fazlar şunlardır:
- Başlangıç aşaması
- Devam aşaması
- İdame aşaması
- Hatırlatma aşaması
Başlangıç aşamasında temel hedef, yoğun bir şekilde dökülen saçları mümkün olan en kısa sürede frenlemek ve saç köklerine güçlü bir uyarı göndermektir. Bu amaçla ilk seanslar genellikle birbirine yakın, haftada bir veya on günde bir olacak şekilde planlanır. Dökülme yavaşlamaya ve hücresel hareketlilik artmaya başladığında devam aşamasına geçilir. Bu dönemde amaç var olan saçların çapını kalınlaştırmak ve kökleri güçlendirmektir; seans aralıkları on beş yirmi güne kadar açılır.
İdame aşaması, elde edilen kazanımları korumak ve hücrelerin çalışkanlığını sürdürmesini sağlamak için ayda bir yapılan seansları kapsar. Tüm bu yoğun tedavi dönemi bittikten ve istenilen duruma ulaşıldıktan sonra, sürecin tamamen kendi haline bırakılmaması tavsiye edilir. Tıpkı düzenli spor yapmayı bıraktığınızda kaslarınızın yavaş yavaş eski haline dönmesi gibi, saç kökleri de destek kesildiğinde zamanla zayıflayabilir. Bu nedenle özellikle saçların genetik olarak dökülmeye eğilimli olduğu mevsim geçişlerinde uygulanan üç ile altı ayda bir yapılan hatırlatma seansları, tedavinin ömrünü uzun yıllara yaymak açısından büyük önem taşır.
İletişime Geçin!
PRP Tedavisi ile Saç Mezoterapisi Birlikte Uygulandığında Nasıl Bir Etkileşim Olur?
Modern saç yenileme tedavilerinde sıklıkla duyduğumuz bir diğer terim ise PRP’dir (Trombositten Zengin Plazma). Birçok insan bu iki tedavinin birbirine rakip mi yoksa farklı şeyler mi olduğunu merak eder. Aslında bu iki yöntem saç dökülmesiyle mücadelede birbirinin en iyi çalışma arkadaşlarıdır ve kliniklerde sıklıkla birlikte planlanırlar. PRP, kişinin kendi kolundan alınan küçük bir miktar kanın, özel cihazlarda ayrıştırılarak iyileştirici hücrelerinin (trombositlerin) yoğunlaştırılması ve tekrar aynı kişinin kafa derisine verilmesi işlemidir.
Bu iki tedavinin etkileşimini anlamak için bir inşaat analojisi kurabiliriz. Hasar görmüş bir binayı onarmak istediğinizi düşünün. PRP, bu inşaata gönderilen çok sayıda yetenekli işçi, usta ve mühendis gibidir. Vücudun kendi onarım kapasitesini o bölgeye toplar, hücrelere “burayı tamir edin” sinyali verir. Ancak ustalar ne kadar yetenekli olursa olsun, ellerinde yeterli malzeme yoksa binayı onaramazlar. İşte mezoterapi, bu ustaların ihtiyaç duyduğu tuğla, çimento ve demirdir; yani vitaminler, mineraller ve amino asitlerdir. Hem işçiyi (PRP) hem de malzemeyi (mezoterapi) aynı anda saç köklerine sunduğunuzda, iyileşme sürecinin çok daha dinamik ve gözle görülür şekilde hızlanması hedeflenir. Bu kombinasyon, hastanın ihtiyacına göre dönüşümlü seanslar şeklinde ya da uygun protokollerle aynı dönemde entegre edilerek uygulanabilir.
Saç Ekimi Operasyonlarından Sonra Saç Mezoterapisi Uygulanması Faydalı Olur Mu?
Cerrahi saç ekimi operasyonları, köklerin tamamen kaybedildiği ve kelliğin oluştuğu alanlarda kişinin kendi saçlarının arka bölgeden alınıp ön taraflara nakledilmesi işlemidir. Ancak operasyonun tamamlanması, sürecin bittiği anlamına gelmez; aksine yeni bir iyileşme serüveninin başlangıcıdır. Yeni yuvalarına yerleştirilen bu mikro saç köklerinin (greftlerin), o bölgedeki kan damarlarıyla hızlıca bağlantı kurması, oksijenlenmesi ve kök salması gerekir. Aksi takdirde beslenemeyen köklerin yaşama şansı azalır.
Ekilen saçlar, yerleştirildikten birkaç hafta sonra biyolojik bir travma yanıtı olarak şok dökülme denilen bir evreye girerler ve büyük bir kısmı geçici olarak dökülür. Bu kritik iyileşme ve yeniden çıkış aylarında, saçlı derinin mikro dolaşımının desteklenmesi operasyonun kalitesine doğrudan etki edebilir. Operasyondan belirli bir süre sonra (genellikle dokuların iyileşmesi beklendikten sonraki haftalarda) uygulanan saç mezoterapisi, ekilen köklerin etrafındaki damarlanmayı teşvik etmeyi amaçlar. Ayrıca işlem gören bölgenin onarılmasını sağlarken, o alanda halen varlığını sürdüren ancak zayıflamış olan kendi doğal saçlarınızın da dökülmesini yavaşlatmaya odaklanır. Böylece yeni ekilen saçlar güçlü bir şekilde çıkarken, var olan yerli saçlarınızı da koruyarak genel saç yoğunluğunun çok daha homojen ve tatmin edici görünmesine katkı sağlamış olursunuz.
Saç Mezoterapisi Kimler İçin Risk Taşıyabilir ve Öncesinde Neler Yapılmalıdır?
Her ne kadar cerrahi bir kesi gerektirmeyen, hafif bir uygulama gibi görünse de saç mezoterapisi nihayetinde tıbbi bir işlemdir ve insan fizyolojisine bir müdahale içerir. Bu nedenle herkes için her zaman uygun olmayabilir. İşlem öncesinde detaylı bir tıbbi geçmiş sorgulaması yapılması ve genel sağlık durumunun değerlendirilmesi şarttır. Uygulamanın sakıncalı olabileceği veya dikkatli yaklaşılması gereken durumlar şunlardır:
- Kafa derisinde aktif enfeksiyonlar
- Kontrol altına alınmamış diyabet
- Aktif kanser tedavisi süreçleri
- Gebelik durumu
- Emzirme dönemi
- Kan sulandırıcı ilaç kullanımı
Örneğin kafa derisinde aktif bir mantar veya şiddetli bakteriyel bir enfeksiyon varken iğneleme yapmak, o enfeksiyonun sağlıklı dokulara yayılmasına zemin hazırlayabilir. Kontrolsüz diyabet hastalarında yara iyileşmesi bozulabileceği için, mikro iğnelerin yarattığı küçük deliklerin iyileşmesi beklenenden uzun sürebilir ve enfeksiyona açık hale gelebilir. Gebelik ve emzirme dönemlerinde ise fetüsün ve bebeğin güvenliği esastır; dolaşıma katılabilecek eser miktardaki ilaçların etkileri üzerine yeterli çalışma bulunmadığından bu dönemlerde keyfi estetik müdahalelerden kaçınılması tıbbi bir standarttır.
İşleme karar verildikten sonra alınacak ufak önlemler süreci çok daha rahat geçirmenizi sağlar. İşlemden birkaç gün önce kanama ve morarma riskini artırabilecek ağrı kesiciler, romatizma ilaçları ve yeşil çay gibi kan akışını hızlandıran bitkisel takviyelerin kullanımı hekim bilgisi dahilinde sınırlandırılmalıdır. Saçlarınızı işlem günü yıkayarak temiz bir kafa derisiyle kliniğe gitmeniz, enfeksiyon riskini en aza indirmek için uygulanan antiseptik solüsyonların çok daha verimli çalışmasına olanak tanır.
Saç Mezoterapisi İşleminden Sonra Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Yaklaşık yirmi ile otuz dakika süren seansınız bittikten sonra kendi başınıza yürüyerek evinize veya işinize dönebilirsiniz. Klinik bir istirahat gerekmez ancak kafa derinizin altında açılmış olan binlerce görünmez mikro kanal olduğunu unutmamak gerekir. Bu kanalların sorunsuz bir şekilde kapanması, ilaçların cilt altına iyice yerleşmesi ve çevresel bakterilerden korunmak adına özellikle ilk bir iki gün bazı basit kurallara uymak sürecin başarısı açısından önemlidir. Uygulama sonrasında genellikle kaçınılması önerilen durumlar şunlardır:
- Erken su teması
- Şampuan kullanımı
- Sauna
- Hamam
- Solaryum
- Ağır egzersizler
- Sıcak fön uygulamaları
Enjekte edilen değerli solüsyonların hemen suyla akıp gitmemesi ve açık olan gözeneklerden içeri mikroorganizma girmemesi için kafa derisinin belirli bir süre (genellikle ilk 24 saat) kuru kalması istenir. Bu süre zarfında saçların yıkanmaması ve kafa derisinin ellenmemesi dokunun kendi kendini mühürlemesine yardımcı olur. Yoğun efor gerektiren sporlar yapmak vücut ısısını artırır ve kafa derisinde terlemeye yol açar. Ter, deri altındaki ilacın dışarı atılmasına neden olabileceği gibi, açık gözeneklerde hafif hassasiyetler yaratabilir. Sıcak buharlı ortamlar olan sauna ve hamamlar hem enfeksiyon riskini artırır hem de damarları aşırı genişleterek bölgedeki hafif ödemin artmasına sebep olabilir. Benzer şekilde saç yıkamaya başlandıktan sonra bile kafa derisine çok yakın mesafeden uygulanan yakıcı fön veya düzleştirici gibi cihazların yüksek ısısı, yeni uyarılmış kıl kökleri için büyük bir stres faktörüdür ve bu alışkanlıklardan uzak durulması saçın doğal gelişimine büyük katkı sağlar.
Saç Mezoterapisi İşleminin Olası Yan Etkileri Nelerdir?
Minimal invaziv olarak sınıflandırılan bu işlemlerin en büyük avantajı, sosyal hayatı kısıtlayan ağır yan etkiler barındırmamasıdır. Kullanılan iğneler milimetrenin kesirleri kadar ince olduğu için doku tahribatı minimum düzeydedir. Ancak yine de derinin bütünlüğü fiziksel olarak bozulduğu için vücudun buna vereceği hafif ve geçici bazı fizyolojik tepkiler olması son derece doğal kabul edilir. Seans sonrasında karşılaşılabilecek başlıca geçici durumlar şunlardır:
- Hafif kızarıklık
- Geçici ödem
- Noktasal hassasiyet
- Yüzeyel kaşıntı
- Milimetrik morarmalar
Bu saydığımız belirtiler aslında vücudun alarm sisteminin doğru çalıştığını, bölgeye kan akışının hücum ettiğini gösteren beklenen reaksiyonlardır. Kızarıklık ve hafif şişlikler genellikle birkaç saat içinde gerilerken, bazen kılcal damarlara denk gelen bölgelerdeki nokta şeklindeki morlukların silinmesi birkaç günü bulabilir. Yüzeydeki hafif kaşıntı hissi de doku iyileşmesinin doğal bir parçasıdır ve tırnaklarla kaşınarak dokuya zarar verilmemesi gerekir.
Ancak unutulmamalıdır ki bu tarz enjeksiyonlu işlemler steril klinik ortamında, kafa derisinin anatomisine, damar ağına ve doku katmanlarına hakim bir tıp doktoru tarafından yapılmadığında risk profili değişir. Yanlış derinliğe yapılan atışlar, hijyen kurallarına uyulmaması veya hastanın sağlık geçmişinin doğru değerlendirilmemesi durumunda geçmeyen ağrılar, kalıcı doku hasarları, saçlı deride enfeksiyonlar ve alerjik reaksiyonlar gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
Sıkça sorulan sorular
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
