Bası yarası (dekübit ülseri) onarımları, uzun süreli yatış veya hareketsizlik sonucu cilt ve alttaki dokularda gelişen doku kayıplarının cerrahi ve destekleyici yöntemlerle tedavisini kapsar. Amaç, enfeksiyonu kontrol altına almak, doku iyileşmesini sağlamak ve tekrar oluşumu önlemektir.

Erken evre yaralarda basınç azaltıcı önlemler, yara bakımı ve beslenme desteği ile konservatif tedavi uygulanır. Gelişmiş evrelerde ise cerrahi müdahale gerekir. Ölü dokular temizlenir, enfekte alanlar arındırılır ve sağlıklı dokuya geçiş sağlanır.

Geniş doku kayıplarında flep cerrahisi kullanılarak sağlam ve kanlanan dokular yara alanına taşınır. Gluteal, lumbar veya kas flepleri ile bölgenin yeniden örtülmesi sağlanır. Bu teknik, iyileşme sürecini hızlandırır ve yara bölgesini basınca karşı daha dayanıklı hale getirir.

Tedavi sonrası, pozisyon değişiklikleri, özel yatak sistemleri ve cilt bakımı gibi önleyici stratejiler uygulanmalıdır. Beslenme takviyesi ve multidisipliner takip, onarımın başarısını artırır. Uygun planlama ile kalıcı iyileşme ve yaşam kalitesinde artış sağlanabilir.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Bası yarası (dekübit ülseri), uzun süreli basınç nedeniyle cilt ve alt dokularda dolaşım bozulmasına bağlı olarak gelişen doku kaybıdır. Onarımı, ileri evrelerde cerrahi olarak yapılan doku kapama işlemlerini içerir.
Amacı Açık yara alanını kapatmak, enfeksiyon riskini ortadan kaldırmak, doku bütünlüğünü ve fonksiyonu yeniden sağlamak, hastanın yaşam kalitesini artırmak.
Evreleme Evre 1: Deride kızarıklıkEvre 2: Yüzeyel ülserEvre 3: Tüm deri kaybıEvre 4: Kemik, tendon, kas gibi derin yapıların açığa çıktığı tam kat doku kaybı.
Uygulama Alanları Sakrum (kuyruk sokumu), kalça, topuk, sırt, diz arkası, ayak bileği gibi uzun süre baskıya maruz kalan bölgeler.
Cerrahi Yöntemler Debridman (ölü dokunun temizlenmesi), negatif basınçlı yara tedavisi (VAC), deri grefti, lokal flepler, gluteal/latissimus dorsi flebi, serbest doku transferi.
Anestezi Türü Yaranın derinliğine ve onarım tipine göre lokal ya da genel anestezi kullanılır.
Operasyon Süresi Onarım türüne göre değişir; basit greftleme 1–2 saat, flep cerrahileri 3–6 saat sürebilir.
İyileşme Süreci Yaranın derinliğine bağlı olarak 2–8 hafta sürebilir. Yatak istirahati ve basıdan korunma bu süreçte kritik öneme sahiptir.
Risk ve Komplikasyonlar Yaranın tekrarlaması, enfeksiyon, flep kaybı, doku nekrozu, yara açılması, skar oluşumu, uzun süreli bakım gereksinimi.
Kalıcılık Süresi Başarılı cerrahi sonrası sonuç kalıcıdır; ancak risk faktörleri devam ederse bası yarası yeniden oluşabilir.
Uygunluk Kriterleri Uzun süre yatmak zorunda olan, nörolojik hastalıkları olan, hareket kısıtlılığı yaşayan, yeterli beslenemeyen ve genel sağlık durumu cerrahiye uygun bireyler.
Öncesi Hazırlık Yaralı bölgenin derinlik ve enfeksiyon yönünden değerlendirilmesi, kan testleri, beslenme analizi, enfeksiyon kontrolü, görüntüleme (gerekirse), multidisipliner planlama.
Sonrası Bakım Pozisyon değişiklikleri, özel yatak/kilitli minder kullanımı, yara hijyeni, enfeksiyon takibi, beslenme desteği, fizik tedavi ve hemşirelik bakımı.
Alternatif Uygulamalar Yüzeyel evrelerde topikal kremler, bariyer ürünleri, hidrojel/plaka tedavileri, medikal bal (manuka), otolog PRP uygulamaları; ileri evrelerde yetersiz kalır.
Değerlendirme Süreci Yaranın evresi, doku kaybının boyutu, enfeksiyon varlığı, beslenme durumu ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak kişiye özel cerrahi veya konservatif onarım planı yapılır.
Prof. Dr. Serdar Nasır
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.

2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.

2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Devamını Görüntüle

Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi Nedir?

Bası yarası (dekübit) tedavisi, uzun süreli basınca bağlı olarak cilt ve altta yatan dokularda oluşan yaraların iyileştirilmesini amaçlayan tıbbi yaklaşımların bütünüdür. Tedavi; basının ortadan kaldırılması, yara bakımının düzenli yapılması, enfeksiyonun kontrolü, uygun pansuman ürünlerinin kullanımı ve gerektiğinde cerrahi girişimleri içerir. Ayrıca hastanın beslenme durumunun iyileştirilmesi ve pozisyon değişikliklerinin sağlanması, iyileşme sürecinde kritik öneme sahiptir.

Bası Yarası Neden Oluşur ve Cildimizde Neler Meydana Gelir?

Bası yaralarının temel mantığı aslında fizik kurallarına dayanır. Vücudumuzdaki her dokunun hayatta kalabilmesi için kana, yani oksijene ve besine ihtiyacı vardır. Bu kanı taşıyan en ince damarlarımız olan kılcal damarların içinde belirli bir basınç vardır. Eğer dışarıdan gelen bir baskı, damarın içindeki bu basıncı yenerse, o bölgedeki kan akışı durur. Bunu bahçe sularken hortumun üzerine bastığınız ana benzetebilirsiniz; suyun akışı nasıl kesiliyorsa, kemik çıkıntı ile yatak arasında sıkışan dokuda da kan akışı öyle kesilir.

Sağlıklı bir insan uykusunda bile olsa, bir bölgede baskı hissettiğinde beyni uyarılır ve otomatik olarak pozisyon değiştirir. Ancak felçli, yaşlı veya his kaybı olan hastalarda bu uyarı sistemi çalışmaz. İşte tehlike burada başlar. Kan gitmeyen doku aç kalır ve hücreler yavaş yavaş ölmeye başlar.

Burada çok önemli bir detay var; kas dokusu, cildimize göre oksijensizliğe çok daha dayanıksızdır. Yani dışarıdan baktığınızda ciltte sadece hafif bir kızarıklık görürken, aslında kemiğe yakın olan kas dokusu çoktan ölmeye başlamış olabilir. Bu yüzden bazen küçük bir deliğin altından devasa bir boşluk çıkabilir. Ayrıca sadece dikine baskı değil hastanın yatakta aşağı doğru kaymasıyla oluşan “sürtünme” ve “makaslama” kuvvetleri de doku içindeki damarları kopararak bu süreci hızlandırır.

Hangi Faktörler Bası Yarası Oluşumunu Kolaylaştırır?

Hareketsizlik elbette en büyük düşmandır ama tek başına suçlu değildir. Hastanın genel sağlık durumu yaranın açılıp açılmayacağını belirleyen ana faktördür. Vücudun direnci düştüğünde, cildin basınca dayanma gücü de azalır.

Bası yarası riskini artıran temel faktörler şunlardır:

  • Omurilik yaralanmaları
  • İleri yaşlılık
  • Diyabet hastalığı
  • Sigara kullanımı
  • Kalp yetmezliği
  • Yetersiz beslenme
  • Aşırı zayıflık
  • Obezite
  • İdrar kaçırma problemleri
  • Uzun süreli yoğun bakım yatışları

Bası Yarası Evreleri Nasıl Tespit Edilir?

Yaraları ciddiyetine göre dört farklı evrede inceliyoruz. Bu evreleme, bizim hangi tedaviyi uygulayacağımıza karar vermemizi sağlayan en önemli rehberdir.

  • Evre 1: Bu aşama aslında vücudun “İmdat!” çığlığıdır. Cilt bütünlüğü bozulmamıştır, yara açılmamıştır. Ancak baskı gören bölgeye, örneğin topuğa veya kuyruk sokumuna parmağınızla bastırıp çektiğinizde, o bölgedeki kızarıklık solmaz. Normalde bir yere bastırdığınızda orası beyazlaşır, sonra kan geri gelir. Evre 1’de ise o kırmızılık kalıcıdır. Bu aşamada cerrahiye gerek yoktur, çok iyi bir bakımla geri döndürülebilir.
  • Evre 2: Artık cildin yüzeyi hasar görmüştür. Su toplamış bir baloncuk (bül) veya sıyrılmış, sığ bir krater görünümü vardır. Cildin üst tabakası soyulmuştur. Ağrılı olabilir. Bu aşama da genellikle iyi pansuman ve basının kaldırılmasıyla iyileşir.
  • Evre 3: İşlerin ciddileştiği noktadır. Tam kat deri kaybı vardır. Yaranın içine baktığınızda cilt altı yağ dokusunu görürsünüz. Yara derinleşmiştir ancak henüz kemik veya kaslar ortada yoktur. Genellikle enfeksiyon riski bu aşamada artar.
  • Evre 4: En ağır tablodur. Yaranın dibinde kemik, kas, tendon veya eklem kapsülü çıplak gözle görülür. Genellikle kötü koku, akıntı ve siyahlaşmış ölü dokular (nekroz) eşlik eder. Bu evre, hayati risk taşıyabilir ve genellikle cerrahi müdahale gerektirir.

Ameliyat Öncesi Hastada Hangi Düzenlemeler Yapılmalıdır?

Bir plastik cerrah olarak en sık karşılaştığım yanlış beklenti, hastanın gelir gelmez hemen ameliyata alınması isteğidir. Ancak bası yarası cerrahisi, apandisit ameliyatı gibi acil ve hazırlıksız yapılan bir işlem değildir. Temeli çürük bir binaya yeni bir kat çıkamazsınız; önce temeli sağlamlaştırmamız gerekir.

Hastayı ameliyata hazırlarken baktığımız ilk şey beslenme değerleridir. Özellikle kan proteini olan “albümin” seviyesi düşükse, dünyanın en iyi dikişini de atsanız o yara kaynamaz. Kansızlık (anemi) varsa düzeltilmelidir. Ayrıca hastanın vücudunda kontrolsüz kasılmalar (spastisite) varsa, bunlar mutlaka ilaçla veya fizik tedaviyle kontrol altına alınmalıdır. Çünkü o şiddetli kasılmalar, ameliyatla onardığımız dokuyu bir anda yırtıp atabilir.

Yara yatağının da temiz olması gerekir. Enfekte, iltihaplı ve ölü dokularla dolu bir yarayı kapatamayız. Bu yüzden ameliyat öncesinde bazen haftalar süren özel pansumanlar veya negatif basınçlı vakum tedavileri uygularız. Amacımız yarayı “kızartmak”, yani kanlanan, canlı, temiz bir zemin elde etmektir.

Beslenme Sürecinde Hangi Gıdalar Tüketilmelidir?

Yara iyileşmesi, vücut için inanılmaz bir enerji gerektirir. Vücut adeta bir inşaat sahasına döner ve bu inşaatın tuğlaya, harca ihtiyacı vardır. Normal bir insanın yediği yemek, yara iyileşmesi döneminde bu hastalara yetmez.

Beslenmede ağırlık verilmesi gerekenler şunlardır:

  • Yumurta
  • Kırmızı et
  • Balık
  • Süt ürünleri
  • Baklagiller
  • C vitamini içeren meyveler
  • Yeşil yapraklı sebzeler
  • Çinko takviyeleri
  • Bol su
Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Bası Yarası Onarımında Kullanılan Flep Cerrahisi Nedir?

Geldik işin cerrahi kısmına. Bası yarası onarımı, halk arasında bilinen “yarayı karşılıklı getirip dikmek” işlemi değildir. Zaten ortada bir doku kaybı olduğu için, yara dudaklarını zorla bir araya getirmek imkansızdır; getirilse bile gerginlikten dolayı dikişler hemen patlar. Bizim yaptığımız işlemin adı “Flep Cerrahisi”dir.

Flep cerrahisi, vücudun komşu veya daha uzak bir bölgesinden, kendi damar sistemiyle beslenen canlı bir doku parçasını kaldırıp, yaranın olduğu boşluğa transfer etmektir. Bu bir “yama” değildir; çünkü yama (greft) dediğimiz şey sadece ince bir deridir ve kemik üzerine konulmaz. Flep ise içinde derisi, cilt altı yağı, bazen de kası olan kalın, dolgun ve canlı bir dokudur.

Ameliyatta önce yaranın içindeki ölü dokuları, iltihaplı kesecikleri ve eğer varsa bozulmuş kemik kısımlarını temizleriz. Sivri kemik uçlarını törpüleriz ki yeni koyacağımız dokuyu içeriden delmesin. Sonra hazırladığımız o canlı dokuyu, bir yapboz parçası gibi yaranın üzerine kaydırır veya çeviririz.

Eskiden sıklıkla kas dokusunu da içeren flepler kullanılırdı. Ancak günümüzde daha modern bir yaklaşım olan “perforatör flep” yöntemini tercih ediyoruz. Bu teknikte, hastanın kasını kesip feda etmek yerine, kasın içinden geçen ince besleyici damarları buluyor ve sadece üzerindeki cilt ve yağ dokusunu taşıyoruz. Böylece hasta hem yarasından kurtuluyor hem de kas gücünü kaybetmiyor.

En Sık Görülen Bası Yarası Bölgeleri Nerelerdir?

Bası yaralarının oluştuğu yerler, hastanın yatış veya oturuş pozisyonuna göre değişir. Kemik çıkıntının cilde en yakın olduğu yerler her zaman en büyük adaydır.

En sık karşılaştığımız bölgeler şunlardır:

  • Kuyruk sokumu
  • Oturma kemikleri
  • Kalça yan çıkıntıları
  • Topuklar
  • Kürek kemikleri
  • Dirsekler
  • Başın arka kısmı
  • Kulak kepçesi

Kuyruk Sokumu Bası Yarası Nasıl Tedavi Edilir?

Kuyruk sokumu (sakrum) yaraları, genellikle sırt üstü yatan hastalarda görülür ve en sık karşılaştığımız tiptir. Bu bölge, hem idrar ve dışkı kirlenmesine yakın olduğu için enfeksiyon riski taşır hem de vücudun tam ortasında olduğu için gerginliği fazladır.

Bu bölgenin onarımında genellikle kalça (gluteal) bölgesinden hazırladığımız dokuları kullanırız. Kalçanın dolgun yapısı, kemik üzerinde mükemmel bir yastık görevi görür. Yarayı kapattıktan sonra amaç sadece cildi örtmek değil o bölgede kemik ile dış dünya arasında kalın bir bariyer oluşturmaktır. Eğer hasta yürüyebilen bir hastaysa, kalça kasını kesmemeye özen gösteririz. Eğer yatağa bağımlıysa, kasın bir kısmını da dolgu malzemesi olarak kullanabiliriz.

Oturma Kemiği Bası Yarası Onarımı Zor mudur?

Evet, belki de bizi en çok zorlayan ve nüks ihtimali en yüksek olan grup, oturma kemiği (iskium) yaralarıdır. Bunlar genellikle tekerlekli sandalye kullanan paraplejik hastalarda görülür. Düşünün ki tüm vücut ağırlığınız, otururken iki küçük kemik noktasına biniyor. Basınç o kadar yüksektir ki onarım yapmak için getirdiğimiz sağlam doku bile eğer dikkat edilmezse kısa sürede ölebilir.

Bu bölgenin onarımında genellikle arka uyluk (bacağın arka kısmı) bölgesindeki dokuları kullanırız. Bazen kas, bazen de sadece cilt-yağ dokusu transfer ederiz. Ameliyat sonrası süreçte bu hastaların oturması uzun bir süre yasaklanır.

Ameliyat Sonrası İyileşme Sürecinde “21 Gün Kuralı” Nedir?

Hastalarıma hep şunu söylerim: “Ameliyat bu işin en kolay kısmıydı, asıl zorluk şimdi başlıyor.” Çünkü yaptığımız ameliyatın başarısı, ameliyattan sonraki bakıma %100 bağlıdır. Burada altın kuralımız “21 Gün Kuralı”dır.

Ameliyat edilen bölgeye, en az 3 hafta (21 gün) boyunca kesinlikle, ama kesinlikle basınç uygulanmamalıdır. Eğer kuyruk sokumundan ameliyat olduysanız, 3 hafta boyunca yüz üstü veya yan yatmak zorundasınız. Sırt üstü dönmek yasaktır. Yemek yerken bile bu kural bozulmamalıdır.

Neden 21 gün? Çünkü transfer ettiğimiz dokunun oraya yapışması, damarların iyice kaynaması ve dikiş hatlarının sağlamlaşması için bu süreye ihtiyacı vardır. Erken dönemde yapılacak bir baskı veya ters bir hareket, tüm dikişlerin atmasına ve yaranın, eskisinden daha büyük bir şekilde açılmasına neden olabilir.

Ayrıca ameliyat bölgesinde kan ve sıvı birikmesini önlemek için “dren” adı verilen ince hortumlar kullanırız. Bu hortumlar, içerideki kirli sıvıyı dışarı alarak dokunun yapışmasını sağlar. Gelen sıvı miktarı azalana kadar, genellikle 5-7 gün bu drenler kalır.

İletişime Geçin!

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!


    Ameliyat Sonrası Oturma Protokolü Nasıl Uygulanır?

    21 günlük yatak istirahati bittiğinde, hastayı bir anda tekerlekli sandalyeye oturtup “Hadi gezmeye git” diyemeyiz. Dokuyu basınca yavaş yavaş alıştırmamız gerekir. Buna “Oturma Protokolü” diyoruz.

    Bu protokolün aşamaları şunlardır:

    • Birinci gün sadece 15 dakika oturma
    • Cilt kontrolü ve dinlenme
    • İkinci gün 30 dakika oturma
    • Yara yerinin tekrar kontrolü
    • Üçüncü gün 45 dakika oturma
    • Her gün 15 dakika artırma
    • Kızarıklık olursa bir önceki süreye dönme

    Bası Yarası Tekrar Eder mi?

    Maalesef bu sorunun cevabı evet. Hatta literatüre baktığımızda nüks oranlarının oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Bunun sebebi cerrahın başarısızlığı veya ameliyatın kötü olması değildir. Sebep, yarayı ilk başta oluşturan şartların hala devam ediyor olmasıdır. Hasta hala hareketsizdir, hala his kaybı vardır. Eğer hasta, ameliyattan sonra eski alışkanlıklarına döner, pozisyon değiştirmeyi ihmal eder veya beslenmesini bozarsa, yaranın tekrar açılması kaçınılmazdır.

    Biz cerrahlar olarak size kaybedilen dokuyu geri veririz, o bölgeyi onarırız. Ancak o onarılan bölgeyi korumak tamamen hastanın ve hasta yakınlarının elindedir. Ameliyat bir “mutlu son” değil aslında yeni ve daha dikkatli olunması gereken bir hayatın başlangıcıdır.

    Korunmak İçin Hangi Önlemler Alınmalıdır?

    Bası yarasını tedavi etmek çok zordur, çok masraflıdır ve uzun zaman alır. Oysa önlemek çok daha kolaydır. “Önlemek tedaviden üstündür” sözünün tıpta en çok geçerli olduğu yer burasıdır.

    Bası yarasından korunmak için yapılması gerekenler şunlardır:

    • Düzenli pozisyon değişikliği
    • Havalı yatak kullanımı
    • Silikonlu veya jelli minder kullanımı
    • Günlük cilt kontrolü
    • Nemlendirici krem kullanımı
    • Bol proteinli beslenme
    • Bol su tüketimi
    • Sigaranın bırakılması
    • İdrar temizliğine dikkat edilmesi
    • Çarşafların gergin ve kırışıksız olması

    Hasta Yakınlarına Düşen Görevler Nelerdir?

    Bu süreçte en büyük yük aslında hasta yakınlarının ve bakıcıların omuzundadır. Hastanızın cildini her gün, sanki çok kıymetli bir mücevheri inceler gibi kontrol etmelisiniz. Bir ayna yardımıyla kuyruk sokumuna, topuklarına bakmalısınız. Gördüğünüz en ufak bir kızarıklığı ciddiye almalısınız. “Yarına geçer” demek, yapılacak en büyük hatadır. O kızarıklığı gördüğünüz an, o bölgeye basıyı tamamen kesmelisiniz.

    Pozisyon değişikliği bir angarya değil hayati bir zorunluluktur. Gece uykusunda bile olsa, hastanın pozisyonu değiştirilmelidir. Havalı yataklara güvenip pozisyon değiştirmeyi bırakmak çok yanlıştır; havalı yatak sadece yardımcıdır, asıl işi yapan pozisyon değişikliğidir.

    Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi Fiyatları 2026

    Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.

    Ankara'da Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi Yapan Doktorlar & Hastaneler

    Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip  özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.

    Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi Olanların Yorumları

    Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz.

    Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi Öncesi Sonrası Fotoğrafları

    Bası Yarası (Dekübit) Tedavisi öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.

     

    Sıkça Sorulan Sorular

    Bası yarası, uzun süreli basınç nedeniyle cilt ve alttaki dokuların kanlanmasının bozulması sonucu oluşur. Özellikle yatağa bağımlı, hareket kabiliyeti kısıtlı hastalarda daha sık görülür.

    Sakrum (kuyruk sokumu), kalça, topuk, sırt ve dirsek gibi kemik çıkıntılarının üzerindeki bölgelerde daha sık ortaya çıkar. Uzun süreli oturma veya yatma bu alanlarda riski artırır.

    Bası yaraları 1’den 4’e kadar evrelendirilir. Hafif kızarıklıkla başlayan süreç, deri ve kasların tamamen harap olduğu, kemiklerin açığa çıktığı ileri evrelere kadar ilerleyebilir.

    Evet, 3. ve 4. evre bası yaralarında cerrahi tedavi zorunlu hale gelir. Ölü dokular temizlenir (debridman) ve yaranın kapatılması için cilt grefti veya flep cerrahisi uygulanır.

    Sağlam ve iyi kanlanan bir doku parçası, yaralı alana kaydırılır veya nakledilir. Bu yöntem hem yaranın kapanmasını sağlar hem de bölgeyi yeniden basınca dayanıklı hale getirir.

    Uygun pozisyonlama, cilt bakımı ve basınç azaltıcı önlemler alınmazsa bası yarası tekrar edebilir. Cerrahinin başarısı, ameliyat sonrası bakımla doğrudan ilişkilidir.

    Yeterli protein ve kalori alımı, enfeksiyon ve şeker kontrolü, basınç azaltıcı yataklar, düzenli pozisyon değişimi ve doğru yara bakımı iyileşmeyi hızlandırır.

    İz oluşabilir ancak öncelik yaranın güvenli şekilde kapanması ve tekrar etmemesidir. Flep cerrahisi estetik kaygılardan çok fonksiyonel iyileşmeye odaklanır.

    Evet, hareket kabiliyetini artırmak ve aynı bölgede yeni bası yarası oluşmasını önlemek için fizik tedavi ve profesyonel bakım desteği çok önemlidir.

    Uzun süreli yatış, ağrı, koku ve sosyal izolasyon depresyon ve özgüven kaybına yol açabilir. Tedavi sürecinde psikolojik destek, iyileşmenin önemli bir parçasıdır.

    Son Yazılar

    Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]

    Devamını Oku ➜
    Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]

    Devamını Oku ➜
    Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]

    Devamını Oku ➜
    Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]

    Devamını Oku ➜
    Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜