Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi pratiğinde vasküler lezyon ve damar yolu tedavileri; hemanjiomlar, doğuştan gelen damar anomalileri, yüzdeki kılcal damar çatlamaları ve varislerin lazer, skleroterapi veya cerrahi eksizyon ile onarılması işlemlerinin tamamını kapsar. Bu tedavilerin temel amacı, sadece cilt yüzeyinde pürüzsüz bir estetik görünüm sağlamak değil aynı zamanda altta yatan dolaşım bozukluğunu gidererek hastanın fonksiyonel sağlığını korumaktır. Mikroskobik damar ağlarından kompleks malformasyonlara kadar uzanan bu süreç minimal invaziv teknolojilerle cerrahi deneyimin birleştirildiği kişiye özel planlamalara dayanır.

Prof. Dr. Serdar Nasır
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.

2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.

2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Devamını Görüntüle
Tanım Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi pratiğinde vasküler lezyon ve damar yolu tedavileri; doğumsal veya sonradan gelişen damar anomalilerinin tanı, izlem ve tedavisini, ayrıca tedavi amacıyla güvenli damar erişiminin sağlanmasına yönelik girişimleri kapsayan uygulamalardır.
Kapsam Hemanjiyomlar, vasküler malformasyonlar (venöz, lenfatik, arteriyovenöz, kapiller), travmatik damar lezyonları, yara iyileşmesini etkileyen damar sorunları, mikrocerrahi gerektiren rekonstrüksiyonlar ve uzun süreli tedaviler için damar yolu uygulamaları bu alanın kapsamındadır.
Vasküler Lezyon Nedir? Vasküler lezyonlar, kan veya lenf damarlarının gelişimsel bozuklukları ya da sonradan oluşan hastalıkları sonucu ortaya çıkan lezyonlardır. Her lezyonun biyolojik davranışı ve tedavi yaklaşımı farklıdır.
Hemanjiyomlar Genellikle bebeklik döneminde görülen iyi huylu damar tümörleridir. Çoğu zaman kendiliğinden gerileyebilse de fonksiyon kaybı, ülserasyon veya kozmetik sorun oluşturduğunda tedavi gerekebilir.
Vasküler Malformasyonlar Doğumdan itibaren mevcut olan ve bireyle birlikte büyüyebilen damar gelişim bozukluklarıdır. Venöz, arteriyovenöz, lenfatik veya kombine tiplerde görülebilir.
Başvuru Nedenleri Şişlik, renk değişikliği, ağrı, kanama, fonksiyon kaybı, estetik kaygılar, ülser gelişimi, büyüme eğilimi veya çevre dokular üzerinde baskı en sık başvuru nedenleridir.
Tanısal Değerlendirme Ayrıntılı fizik muayene ile birlikte Doppler ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), MR anjiyografi, BT anjiyografi ve gerektiğinde dijital substraksiyon anjiyografi kullanılabilir.
Tedavi Planlaması Tedavi; lezyonun tipi, yerleşimi, boyutu, derinliği, büyüme hızı, semptomları, hastanın yaşı ve fonksiyonel gereksinimleri dikkate alınarak bireyselleştirilir.
Cerrahi Tedavi Uygun hastalarda lezyonun tamamen veya kısmen çıkarılması, rekonstrüksiyon işlemleri ve mikrocerrahi teknikler uygulanabilir. Amaç fonksiyonun korunması ve estetik sonucun iyileştirilmesidir.
Skleroterapi Özellikle venöz ve bazı lenfatik malformasyonlarda damar içerisine sklerozan madde verilerek lezyon hacminin küçültülmesini amaçlayan minimal invaziv tedavi yöntemidir.
Lazer Tedavisi Kapiller damar lezyonları ve yüzeyel vasküler oluşumlarda seçilmiş olgularda lazer sistemleri kullanılabilir. Tedavi tipi lezyonun özelliklerine göre belirlenir.
Embolizasyon Özellikle yüksek akımlı arteriyovenöz malformasyonlarda veya cerrahi öncesinde kan akımını azaltmak amacıyla girişimsel radyoloji eşliğinde uygulanabilen bir yöntemdir.
Medikal Tedavi Bazı vasküler lezyonlarda uygun hastalarda ilaç tedavileri uygulanabilir. Tedavi seçimi lezyon tipine ve hastanın klinik durumuna göre yapılır.
Rekonstrüktif Cerrahide Damar Yolu Büyük rekonstrüksiyonlar, mikrocerrahi girişimler ve uzun süreli tedaviler sırasında güvenli damar erişimi sağlamak amacıyla periferik veya santral damar yolu kullanılabilir.
Mikrocerrahi ile İlişkisi Serbest doku nakillerinde damarların mikroskop altında birleştirilmesi (mikrovasküler anastomoz) rekonstrüktif cerrahinin temel uygulamalarından biridir ve başarılı damar dolaşımı cerrahi başarının en önemli belirleyicilerindendir.
Kullanılan Damar Yolu Türleri Periferik intravenöz kateter, santral venöz kateter, PICC kateter ve implante port sistemleri hastanın tedavi gereksinimine göre tercih edilebilir.
İşlem Öncesi Hazırlık Hastanın tıbbi öyküsü, kullandığı ilaçlar, kanama riski, alerjileri ve görüntüleme sonuçları değerlendirilir. Gerektiğinde laboratuvar testleri yapılır ve bilgilendirilmiş onam alınır.
İşlem Sonrası Takip Dolaşım, yara iyileşmesi, kanama, enfeksiyon bulguları, ödem, ağrı ve tedavi edilen lezyonun klinik yanıtı düzenli olarak değerlendirilir.
Olası Riskler Kanama, enfeksiyon, hematom, yara iyileşme problemleri, nüks, sinir yaralanması, cilt nekrozu, tromboz, damar tıkanıklığı, skleroterapi veya embolizasyona bağlı komplikasyonlar ve anesteziye ilişkin riskler görülebilir.
Avantajları Fonksiyon kaybının azaltılması, ağrının kontrolü, kanama riskinin azaltılması, estetik görünümün iyileştirilmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve uygun olgularda kalıcı tedavi sağlanması hedeflenir.
Multidisipliner Yaklaşım Karmaşık vasküler lezyonların yönetiminde plastik cerrahi, girişimsel radyoloji, dermatoloji, damar cerrahisi, çocuk cerrahisi, kulak burun boğaz, onkoloji ve ilgili diğer branşların birlikte çalışması gerekebilir.
Kimler İçin Uygundur? Vasküler lezyon nedeniyle fonksiyonel sorun yaşayan, ağrı veya kanama gelişen, kozmetik kaygıları bulunan ya da tedavi gerektiren damar anomalisi saptanan hastalarda uygun değerlendirme sonrasında uygulanabilir.
Doktora Başvurulması Gereken Durumlar Ani büyüme, şiddetli ağrı, aktif kanama, enfeksiyon bulguları, renk değişikliğinde belirgin artış, ülser gelişimi, dolaşım bozukluğu veya tedavi sonrası beklenmeyen şikâyetlerin ortaya çıkması halinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Damar Yolu Tedavileri Nedir?

Damar Yolu Tedavileri, ilaç, sıvı, vitamin, mineral veya diğer tedavi edici solüsyonların doğrudan damar içine uygulanması esasına dayanan tıbbi uygulamalardır. Bu yöntem, etken maddelerin hızlı ve kontrollü biçimde sistemik dolaşıma geçmesini sağlar. Sıvı kaybı, enfeksiyonlar, beslenme desteği ve bazı kronik hastalıkların destek tedavisinde tercih edilebilir. Uygulama şekli, içeriği ve süresi hastanın klinik durumuna göre hekim tarafından planlanmalıdır.

Damar Lekeleri ve Damar İzleri Arasındaki Fark Nedir?

Vücudumuzda gördüğümüz her kırmızılık veya morluk aynı biyolojik kökene sahip değildir. Tedavinin başarısı, bu lekelerin ne olduğunu doğru isimlendirmekle başlar. Biz hekimler bu yapıları temel olarak iki ana gruba ayırırız: Vasküler tümörler ve vasküler malformasyonlar. Bu ayrımı yapmak, binanın su tesisatındaki geçici bir tıkanıklıkla, binanın inşası sırasında yapılan temel bir proje hatasını ayırt etmeye benzer.

Vasküler tümörler, damar hücrelerinin doğumdan sonraki dönemde hızla çoğalmasıyla karakterizedir. Bunlar sonradan ortaya çıkar, büyür ve belirli bir noktada durur. Vasküler malformasyonlar ise anne karnındaki gelişim sırasında damar yapılarının yanlış şekillenmesi sonucu oluşur. Bunlar doğumda zaten oradadır, çocukla beraber büyür ve asla kendiliğinden geçmez. Doğru tanıyı koyarken şu araçlardan faydalanırız:

  • Doppler ultrasonografi
  • MR görüntüleme
  • Klinik muayene
  • Anjiyografi

Eğer bu ayrım doğru yapılmazsa, tedavi süreci yanlış bir rotaya girebilir. Örneğin bir tümör ilaca yanıt verirken, malformasyon için cerrahi veya girişimsel radyoloji gerekebilir.

Bebeklerde Görülen Hemanjiom Tedavisi Nasıl Yapılır?

Halk arasında “çilek lekesi” veya “doğum lekesi” olarak bilinen infantil hemanjiomlar, yeni anne babaları en çok telaşlandıran durumlardan biridir. Bebek doğduğunda genellikle ciltte bir şey yoktur, ancak ilk haftalarda küçük kırmızı bir nokta belirir ve hızla büyüyerek kabarık, parlak kırmızı bir kitleye dönüşür. Eskiden yaklaşımımız “bekleyelim, geçer” şeklindeydi. Gerçekten de bu lekelerin büyük bir kısmı ilkokul çağına kadar kendiliğinden sönümlenir. Ancak günümüzde modern tıp, bazı durumlarda beklemeyi göze alamaz.

Özellikle göz çevresinde görmeyi engelleyen, dudakta beslenmeyi bozan veya nefes yoluna baskı yapan hemanjiomlarda, vücuttaki beta reseptörlerini etkileyen özel şuruplarla (Propranolol) tedaviye erken dönemde başlarız. Bu ilaçlar damarları büzüştürerek büyümeyi durdurur. Hemanjiom söndükten sonra geride kalan izler için ise plastik cerrahi devreye girer. Hemanjiom geriledikten sonra ciltte kalabilecek deformasyonlar şunlardır:

  • Sarkmış deri dokusu
  • Yağ birikintileri
  • Yara izleri
  • Yüzeysel damar kalıntıları

Bu kalıntıları cerrahi olarak düzelterek veya lazer uygulamalarıyla silerek, çocuğun ileriki yaşlarda sosyal hayatını etkilemeyecek bir görünüme kavuşmasını sağlarız.

Yüzdeki Kılcal Damar Çatlamaları Neden Olur?

Yetişkin hastalarda en sık karşılaştığımız estetik şikayetlerden biri yüz bölgesindeki inatçı kırmızılıklardır. Burun kenarları, yanaklar ve çene bölgesinde yerleşen bu ince damarlar, yüzün sürekli kızarık, yorgun veya lekeli görünmesine neden olur. Telenjiektazi adını verdiğimiz bu genişlemeler, damar duvarının esnekliğini kaybedip kalıcı olarak genişlemesi durumudur. Genetik mirasımız burada en büyük belirleyicidir ancak çevresel faktörler de tetiği çeker.

Bu sorunu tetikleyen ve hızlandıran faktörler genellikle yaşam tarzımızla iç içedir. Cildin incelmesi ve damarların savunmasız kalmasına yol açan sebepler şunlardır:

  • Güneş ışınlarına maruziyet
  • Rosacea hastalığı
  • Uzun süreli kortizon kullanımı
  • Aşırı sıcak veya soğuk hava
  • Alkol tüketimi
  • Kronik burun silme alışkanlığı

Bu damarlar sağlık açısından bir risk oluşturmasalar da estetik olarak kişiyi oldukça rahatsız ederler. Neyse ki günümüz teknolojileriyle bu ince ağları silmek oldukça pratik hale gelmiştir.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Lazerle Damar Tedavisi Sırasında Neler Hissedilir?

Lazer teknolojisi, damar tedavisinde elimizdeki en güçlü silahtır. İşlemin temel mantığı “seçici yok etme” prensibine dayanır. Kullandığımız lazer ışığı, cildin üst tabakasına zarar vermeden geçer ve sadece damarın içindeki kırmızı kan hücrelerini (hemoglobini) hedefler. Işık enerjisi kan hücresi tarafından emildiğinde ısıya dönüşür ve damar duvarını içeriden yapıştırarak kapatır. Yani neşter kullanmadan, sadece ışıkla damarı yok ederiz.

Hasta konforu açısından oldukça tolere edilebilir bir işlemdir. Hastalarımız genellikle hissettikleri acıyı, cilde paket lastiği çarpmasına benzetirler. İşlem sırasında kullanılan soğutucu başlıklar, cildi uyuşturarak yanma hissini minimuma indirir. Damarın derinliğine ve rengine göre farklı dalga boyları kullanırız. Yaygın olarak kullandığımız lazer tipleri şunlardır:

  • Pulsed Dye Lazer
  • Nd:YAG Lazer
  • KTP Lazer
  • IPL sistemleri

Yüzdeki ince kırmızılıklar için farklı, bacaklardaki derin mavi damarlar için farklı cihazlar seçerek en etkili sonucu almaya çalışırız.

İğneli Tedavi Olarak Bilinen Skleroterapi Kimlere Uygulanır?

Lazerin enerjisinin yetersiz kaldığı, çapı biraz daha geniş olan (genellikle 1-3 mm arası) bacak damarlarında skleroterapi yöntemini tercih ederiz. Halk arasında “iğneli tedavi” veya “ilaçlı kurutma” olarak da bilinir. Bu işlemde, saç telinden biraz daha kalın iğnelerle damarın içine girerek özel bir solüsyon enjekte ederiz. Bu solüsyon damarın iç yüzeyinde bir reaksiyon başlatır ve damarın kapanıp zamanla vücut tarafından emilmesini sağlar.

Son yıllarda bu işlemi “köpük skleroterapi” şeklinde uyguluyoruz. İlacı hava ile karıştırıp tıraş köpüğü kıvamına getiriyoruz. Köpük formunun sıvıya göre çok önemli avantajları vardır. Köpük, damar içinde kanla hemen karışıp seyrelmez, damar çeperine daha iyi tutunur ve daha az ilaçla daha geniş alanları tedavi etmemize olanak tanır. Skleroterapinin en sık uygulandığı durumlar şunlardır:

  • Orta boy varisler
  • Retiküler venler
  • Lazerle geçmeyen inatçı damarlar
  • Bölgesel damar ağları

İşlem poliklinik şartlarında yapılır, anestezi gerektirmez ve hasta yürüyerek evine dönebilir.

Varis Tedavisinde Ameliyatsız Yöntemler Var mıdır?

Geçmişte büyük varislerin tedavisi, damarın b yüzden cerrahi olarak çekilip çıkarıldığı (stripping) ağrılı ve zahmetli ameliyatlardı. Hastalar günlerce hastanede yatar, bacaklarında ciddi morluklar ve ağrılar olurdu. Bugün ise plastik cerrahi ve damar cerrahisi disiplinlerinin gelişimiyle “Endovenöz Isı Ablasyonu” dediğimiz yöntemler standart hale geldi. Artık damarı çıkarmıyoruz, olduğu yerde kapatıyoruz.

Bu yöntemde ultrason eşliğinde damarın içine ince bir kateter ile girilir. Radyofrekans veya lazer enerjisi kullanılarak damar içeriden ısıtılır. Isının etkisiyle damar büzüşür, kapanır ve işlevsiz hale gelir. Kan dolaşımı ise diğer sağlıklı damarlar üzerinden devam eder. Modern yöntemlerin hastalara sağladığı konfor paha biçilemezdir. Bu avantajlar şunlardır:

  • Kesisiz işlem
  • Dikiş gerektirmemesi
  • Hemen sosyal hayata dönüş
  • Minimal ağrı ve morluk
  • Lokal anestezi imkanı

Biz plastik cerrahlar için en önemli kısım, bacakta herhangi bir ameliyat izi kalmaması ve estetik bütünlüğün korunmasıdır.

İletişime Geçin!

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!


    Doğuştan Gelen Vasküler Malformasyonlar Nasıl Yönetilir?

    Vasküler malformasyonlar (örneğin arteriovenöz malformasyonlar veya lenfatik malformasyonlar), tedavisi en zorlu ve sabır gerektiren gruptur. Bu lezyonlar basit bir yüzeyel leke değildir; kasların arasına, kemiklerin içine kadar sızabilirler. İçlerinde kan akışı çok hızlı ve basınçlı olabilir. Bu tür karmaşık vakalarda “tek kişilik şov” yapamayız; mutlaka girişimsel radyoloji uzmanlarıyla omuz omuza çalışırız.

    Tedavi stratejisi genellikle aşamalıdır. Önce anjiyo ünitesinde, damarı besleyen ana kaynaklar özel maddelerle tıkanır (embolizasyon). Bu sayede kitle küçülür ve kanama riski azalır. Ardından biz devreye gireriz ve kalan dokuları estetik prensiplere göre çıkarır veya onarırız. Bu tür vakaların eşlik ettiği bazı sendromlar da vardır:

    • Klippel-Trenaunay Sendromu
    • Maffucci Sendromu
    • Parkes Weber Sendromu

    Bu hastalarda amaç tamamen “kür” sağlamaktan ziyade, semptomları kontrol altına almak, ağrıyı dindirmek ve uzuvların fonksiyonunu korumaktır.

    Tedavi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

    Hangi yöntemi kullanırsak kullanalım, başarının yarısı hekimin elindeyse diğer yarısı hastanın tedavi sonrası bakımına bağlıdır. Damar tedavileri sonrasında ciltte geçici hassasiyet, kızarıklık veya kabuklanma olması son derece doğaldır. Bu süreçte cildi bir bebek cildi gibi korumak gerekir. Özellikle lazer ve skleroterapi sonrası, iyileşmeyi hızlandırmak ve komplikasyonları önlemek için hastalarımıza sıkı ödevler veririz.

    En büyük düşmanımız güneştir. İşlem görmüş bölge güneşe maruz kalırsa, “hiperpigmentasyon” dediğimiz kalıcı kahverengi lekeler oluşabilir. Bu yüzden tedavileri genellikle kış aylarında yapmayı tercih ederiz. Hastalarımızın dikkat etmesi gereken temel kurallar şunlardır:

    • Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanımı
    • Varis çorabı giyilmesi
    • Sıcak banyodan kaçınılması
    • Ağır spora ara verilmesi
    • Nemlendirici krem kullanımı

    Skleroterapi sonrası bandaj veya varis çorabı uygulaması, damar duvarlarının birbirine yapışmasını sağladığı için tedavinin etkinliğini doğrudan artırır.

    Damar Sorunları Tekrarlar mı?

    Hastalarımızın bize en sık sorduğu, cevabını en çok merak ettiği soru budur: “Hocam bunlar tekrar çıkar mı?” Dürüst olmak gerekirse, tedavi ettiğimiz, kapattığımız veya çıkardığımız damar yok olmuştur ve teknik olarak aynı damarın tekrar açılması (nadir durumlar hariç) beklenmez. Ancak damar tedavisi bir araba tamiri gibi “parçayı değiştir ve sonsuza kadar unut” işlemi değildir. Daha çok cildin bakımı gibi düşünülmelidir.

    Sizin genetik kodlarınızda damar duvarı zayıflığı varsa veya mesleğiniz gereği sürekli ayakta duruyorsanız, vücudunuz yeni damar çatlamaları üretmeye meyilli olacaktır. Tedavi edilen bölgenin hemen yanında veya bacağın başka bir yerinde zamanla yeni kılcallar belirebilir. Bu nüksleri veya yeni oluşumları minimumda tutmak için yaşam tarzında bazı değişiklikler yapmak gerekir. Uzun vadeli koruma için önerilerimiz şunlardır:

    • Düzenli yürüyüş yapmak
    • Kilo kontrolü sağlamak
    • Sıcaktan uzak durmak
    • Uzun süre sabit durmamak
    • Sigarayı bırakmak

    Son Yazılar

    Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]

    Devamını Oku ➜
    Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]

    Devamını Oku ➜
    Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]

    Devamını Oku ➜
    Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]

    Devamını Oku ➜
    Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜