Polidaktili, el veya ayaklarda normal anatomik sayı olan beşten fazla parmak bulunması durumudur. Halk arasında çok parmaklılık diye adlandırılan bu doğumsal anomali, gebelik sürecindeki ultrasonografi incelemelerinde ya da bebeğin dünyaya gelmesiyle birlikte kolayca tespit edilir.
Polidaktili türleri; ek dokunun uzuv üzerindeki konumuna göre preaksiyel, postaksiyel ve santral olmak üzere üç ana gruba ayrılır. İç kenardaki yapılar preaksiyel, dış hattakiler postaksiyel, orta bölgedekiler ise santral tip şeklinde sınıflandırılır.
Her vakada kendine özgü bir gelişim düzeyi sergileyen söz konusu tablo yalnızca görsel bütünlüğü değil fiziksel hareket uyumunu da yakından ilgilendirir.
Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi prensipleriyle planlanan kişiye özel tedavilerde, işlevsel kapasitenin desteklenmesi ile doğal formun kazanılması amaçlanır.
Polidaktili Nedir ve Anne Karnında Polidaktili Nasıl Gelişir?
Bir bebeğin anne karnındaki gelişimi, milyonlarca hücrenin belirli bir uyum içinde çalıştığı oldukça hassas bir inşa sürecidir. Gebeliğin henüz çok erken haftalarında, bebeğin kol ve bacakları gövdeden dışarıya doğru uzanan küçük tomurcuklar halinde belirmeye başlar. İlk başta el ve ayakların uç kısımları, parmakların henüz birbirinden ayrılmadığı düz bir kürek veya perde görünümündedir. Bu aşamada dokuların hangi yöne doğru büyüyeceğini, başparmağın nerede, serçe parmağın nerede konumlanacağını yöneten özel hücresel merkezler ve kimyasal sinyaller devreye girer.
Normal gelişim seyrinde, bu kürek şeklindeki dokunun belirli bölgelerinde yer alan hücreler, genetik olarak programlanmış doğal bir hücre ölümü sürecine girer. Parmak aralarındaki perdeleri oluşturan hücreler gerileyip ortadan kalktıkça, geriye birbirinden bağımsız beş adet parmak kalır. Ancak bazı durumlarda, uzuv tomurcuğunun ön ve arka eksenini düzenleyen sinyal mekanizmalarında farklılaşmalar yaşanabilir. Hücrelerin bölünme aşamasında fazladan bir sinyal oluşması veya parmak taslaklarını oluşturan ışınların kendi içinde yeniden çatallanması, beş yerine altı veya daha fazla parmak taslağının gelişmesine yol açar.
Yenidoğan bir bebekte bu tablo fark edildiğinde, meselenin yalnızca dışarıdan görünen bir deri uzantısı olmadığı anlaşılmalıdır. Fazladan gelişen bu parmak, yanındaki sağlıklı parmakla ortak bir eklemi, aynı tendonu veya aynı damar ve sinir ağını paylaşıyor olabilir.
Anne karnındaki gelişim sürecinde bu farklılaşmadan etkilenebilen temel anatomik yapılar şunlardır:
- Parmak kemikleri
- Kıkırdak büyüme plakları
- Eklem kapsülleri
- Yan bağ dokuları
- Fleksör ve ekstansör tendonlar
- Damar ve sinir dalları
- Tırnak yatağı
- Cilt dokusu
Polidaktili Ne Sıklıkla Görülür ve Polidaktili Kimlerde Daha Yaygındır?
Doğumsal el ve ayak farklılıkları incelendiğinde, parmakların birbirine yapışık olması durumuyla birlikte en sık rastlanan tablo fazla parmak oluşumudur. Yapılan bilimsel araştırmalar ve doğum istatistikleri, her bin canlı doğumda ortalama sıfır virgül üç ila üç virgül altı oranında bu durumla karşılaşıldığını göstermektedir. Geniş kapsamlı toplum taramalarında ise hafif formların da dahil edilmesiyle bu oranın bin kişide on seviyelerine kadar yaklaşabildiği gözlemlenmektedir.
Klinik gözlemler, bu durumun cinsiyet ve vücut tarafı açısından bazı ilginç dağılımlar sergilediğini ortaya koyar. Örneğin erkek bebeklerde fazla parmak görülme olasılığı kız bebeklere kıyasla yaklaşık iki kat daha fazladır. Benzer bir seçicilik ayak tutulumlarında da göze çarpar; ayaklarda görülen vakalarda sol ayağın sağ ayağa oranla daha sık etkilendiği bilinmektedir.
Bu durum bazı bebeklerde sadece tek bir elde veya tek bir ayakta ortaya çıkarken, bazı bebeklerde her iki eli ve hatta aynı anda hem elleri hem de ayakları etkileyebilir. Tek taraflı tutulumlar genellikle ailesel bir geçmiş olmaksızın ortaya çıkma eğilimindeyken, çift taraflı ve simetrik tutulumlar çoğunlukla genetik mirasın bir işareti olarak değerlendirilir.
Bu doğumsal durumun toplum içindeki dağılımını belirleyen başlıca epidemiyolojik faktörler şunlardır:
- Canlı doğum sıklığı
- Coğrafi ve etnik dağılım
- Cinsiyet farklılıkları
- Ailesel kalıtım öyküsü
- Tek veya çift taraflı tutulum
- Üst ve alt uzuv dağılımı
Polidaktili Neden Olur ve Genetik Faktörler Polidaktili Sürecini Nasıl Etkiler?
Bebeğinde fazla parmak olduğunu öğrenen ebeveynlerin aklına gelen ilk soru, gebelik sürecinde yapılan bir hatanın buna yol açıp açmadığıdır. Hemen belirtmek gerekir ki vakaların önemli bir kısmı ailesel bir öykü bulunmaksızın, gebelik sırasındaki dış etkenlerden bağımsız ve rastlantısal olarak gelişir. Tıpta sporadik olarak adlandırılan bu durum embriyonik gelişim sırasındaki anlık hücresel sinyal değişimlerinden kaynaklanır ve çoğunlukla vücudun yalnızca bir tarafında görülür.
Bununla birlikte aile geçmişinde benzer bir durumun varlığı tablonun seyrini değiştirir. Ailesel geçiş gösteren vakalarda çoğunlukla otozomal dominant adı verilen baskın bir kalıtım modeli izlenir. Bu kalıtım modelinde, anne veya babada fazla parmak öyküsü varsa, bu genetik özelliğin doğacak çocuğa aktarılma ihtimali yaklaşık yüzde elli civarındadır. Ancak genetik geçiş her zaman aynı şiddette kendini göstermeyebilir; ebeveynde sadece küçük bir doku çıkıntısı varken çocukta daha belirgin bir kemik çatallanması gelişebilir.
Ailesel geçişli vakaların en belirgin klinik özelliği, vücudun her iki tarafında yani hem sağ hem de sol uzuvda simetrik olarak ortaya çıkma eğilimidir. Bu nedenle muayene sırasında detaylı bir aile ağacı çıkarılması, sürecin anlaşılmasına büyük katkı sağlar.
Kalıtım ve genetik değerlendirme aşamasında dikkate alınan temel unsurlar şunlardır:
- Sporadik oluşum mekanizması
- Otozomal dominant geçiş
- -Otozomal resesif kalıtım
- Değişken gen ifadesi
- Aile içi benzerlikler
- Kromozomal farklılıklar
Polidaktili Başka Hastalıklarla İlişkili Midir ve Sendromik Polidaktili Ne Demektir?
Bir çocukta fazla parmak saptandığında yapılması gereken en önemli değerlendirmelerden biri, bu tablonun tek başına izole bir uzuv farklılığı mı yoksa vücuttaki başka organ sistemlerini de ilgilendiren bir sendromun parçası mı olduğunun anlaşılmasıdır. Vakaların büyük bir çoğunluğu izole olarak seyreder ve çocuk tamamen sağlıklıdır. Ancak özellikle serçe parmak tarafında ve her iki elde veya ayakta birden görülen fazlalıklarda, eşlik edebilecek genetik sendromlar açısından dikkatli olunmalıdır.
Sendromik tablolarda el ve ayaklardaki görünüme ek olarak kalp, böbrek, merkezi sinir sistemi veya yüz kemiklerinde bazı gelişimsel farklılıklar bulunabilir. Örneğin Ellis-van Creveld sendromunda, her iki elde görülen fazla parmak tablosuna boy kısalığı, tırnak ve diş yapısında farklılıklar ile kalp odacıkları arasındaki duvarlarda açıklıklar eşlik edebilir. Meckel-Gruber sendromu gibi daha ağır seyreden otozomal resesif durumlarda ise böbrek ve sinir sistemi sorunları ön plandadır.
Laurence-Moon-Bardet-Biedl sendromunda kilo artışı, görme sorunları ve böbrek rahatsızlıklarıyla birlikte fazla parmak önemli bir tanı kriteri olarak karşımıza çıkar. Kromozomal bir farklılık olan Trizomi 13 yani Patau sendromunda dudak-damak yarığı ve göz gelişimi sorunlarıyla beraber bu tablo izlenebilir. Greig sefalopolisindaktili sendromunda ise alın bölgesinde belirginlik, gözler arası mesafenin geniş olması ve parmaklarda hem yapışıklık hem de fazlalık bir arada görülebilir. Bu olası riskler nedeniyle, cerrahi planlama öncesinde bebeğin genel sağlığının ve anestezi güvenliğinin değerlendirilmesi için ilgili branşlarla iş birliği yapılması büyük önem taşır.
Sendromik şüphe bulunan vakalarda ameliyat öncesi incelenen başlıca sistemler ve alanlar şunlardır:
- Kardiyovasküler sistem
- Böbrek ve boşaltım sistemi
- Merkezi sinir sistemi
- Kraniyofasiyal yüz yapıları
- İskelet ve kıkırdak gelişimi
- Görme ve işitme duyuları
Polidaktili Türleri Nelerdir ve Anatomik Yerleşimine Göre Polidaktili Nasıl Ayrılır?
Fazla parmağın el veya ayak üzerinde bulunduğu nokta, uygulanacak cerrahi tedavinin yol haritasını doğrudan belirler. Her parmağın elin kavrama gücü veya ayağın yere basma dengesi üzerindeki görevi birbirinden farklıdır. Bu nedenle klinik değerlendirmede vakalar, fazlalığın bulunduğu anatomik eksene göre üç ana grupta incelenir.
İlk grup, elin başparmak veya ayağın birinci parmak tarafında yer alan preaksiyel tiptir. İkinci grup, elin serçe parmağı veya ayağın en dış kenarındaki küçük parmak tarafında gelişen postaksiyel tiptir. Üçüncü ve en nadir görülen grup ise işaret, orta ve yüzük parmaklarını kapsayan orta hatta ortaya çıkan santral tiptir.
Bu sınıflandırma sadece isimlendirmeden ibaret değildir. Örneğin serçe parmak kenarındaki küçük bir çıkıntının onarımı ile elin bütün kavrama yükünü çeken başparmağın onarımı arasında ciddi biyomekanik farklar vardır. Plastik cerrahi uzmanı, röntgen görüntüleri ve fiziksel muayene bulgularıyla parmağın hangi gruba girdiğini belirleyerek kişiye özel bir cerrahi strateji oluşturur.
Anatomik yerleşim eksenine göre yapılan temel sınıflandırma grupları şunlardır:
- Preaksiyel polidaktili
- Postaksiyel polidaktili
- Santral polidaktili
- Kombine polisindaktili
- Ayna el deformitesi
Preaksiyel Polidaktili Nedir ve Başparmakta Polidaktili Neden Özel Bir Hassasiyet Gerektirir?
Elin başparmak hizasında veya ayağın iç kenarındaki birinci parmakta görülen çiftleşmeler preaksiyel polidaktili olarak tanımlanır. İnsan elinin günlük hayatta kalem tutmaktan düğme iliklemeye, bardak kavramaktan yazı yazmaya kadar yaptığı ince ve kaba motor hareketlerin neredeyse yarısını başparmak üstlenir. Başparmağın diğer parmakların karşısına geçebilme yeteneği, insan elini fonksiyonel kılan en temel özelliktir. Bu nedenle başparmakta görülen yapısal farklılıklar, cerrahi açıdan en yüksek özeni ve ileri rekonstrüktif teknikleri gerektiren grubu oluşturur.
Başparmak çiftleşmelerini kemik seviyesindeki ayrılmanın derinliğine göre değerlendirmek için tıp dünyasında Wassel sınıflandırması adı verilen yedi aşamalı bir sistem kullanılır. Birinci tipte sadece en uçtaki falanks kemiğinin ucunda küçük bir çatallanma varken, ikinci tipte uç kemik ikiye ayrılmıştır. Üçüncü tipte alt boğumdaki kemik çatallanır. Tüm vakaların yaklaşık yarısını oluşturan ve en sık karşılaşılan dördüncü tipte ise hem uç hem de alt boğum kemikleri ikişer adet gelişmiş olup, avuç içindeki tek bir tarak kemiği başıyla eklem yapar. Beşinci ve altıncı tiplerde ayrılma tarak kemiği seviyesine kadar iner. Yedinci tipte ise başparmakta normalde iki adet olması gereken kemik boğumu sayısı üç adettir.
Özellikle dördüncü tipte yan yana duran iki başparmak genellikle birbiriyle aynı boyutta değildir. Dış taraftaki parmak çoğunlukla daha zayıf ve ince iken, iç taraftaki parmak daha gelişmiştir. Ancak eklemi tutan yan bağlar ve başparmağı hareket ettiren tenar kaslar bu iki parmak arasında paylaşılmıştır. Eğer dışarıdaki zayıf parmak bu bağlar ve kaslar korunmadan basitçe alınırsa, geride kalan başparmakta zamanla eklem gevşekliği, güçsüzlük ve yana doğru eğrilikler ortaya çıkabilir.
Başparmak çiftleşmelerinin derecelendirilmesinde kullanılan Wassel sınıflandırması alt tipleri şunlardır:
- Tip bir çatallı uç kemik
- Tip iki çift uç kemik
- Tip üç çatallı ara kemik
- Tip dört çift ara ve uç kemik
- Tip beş çatallı tarak kemiği
- Tip altı çift tarak kemiği
- Tip yedi üç boğumlu başparmak
Postaksiyel Polidaktili ile Santral Polidaktili Arasındaki Farklar Nelerdir?
Toplumda en sık rastlanan form, elin serçe parmak kenarında veya ayağın dış kısmında gelişen postaksiyel tiptir. Bu grup kendi içinde yapısal gelişmişliğine göre ikiye ayrılır. Tip A olarak adlandırılan formda, fazladan oluşan parmak kemikleriyle, eklemiyle, hareket ettirici tendonlarıyla ve damar-sinir ağıyla oldukça gelişmiş bir yapıdadır. Çoğunlukla beşinci tarak kemiğiyle ortak bir eklem yüzeyini paylaşır. Tip B olarak adlandırılan formda ise parmak gelişimini tamamlamamıştır; içinde kemik bulunmayan veya sadece küçük bir kıkırdak barındıran, elin kenarına ince bir deri sapıyla tutunan yumuşak bir doku görünümündedir.
Santral polidaktili ise işaret, orta ve yüzük parmakları arasında gelişen ve en nadir görülen tiptir. Bu bölgedeki fazla parmaklar nadiren tek başına ayrı bir parmak gibi durur. Çoğunlukla yanındaki normal parmakların dokularıyla kaynaşmış haldedir ve bu tabloya sinpolidaktili adı verilir.
Santral tipte parmak aralarındaki doğal çukurluk bozulmuştur ve komşu parmak kemikleri arasında kemik köprüleri bulunabilir. Ayrıca büyüme plağının yapısını bozan üçgen şekilli delta falanks adı verilen atipik kemikler nedeniyle, çocuk büyüdükçe parmaklarda yana doğru eğrilikler, kısalıklar ve eklem hareket kısıtlılıkları gelişebilir. Bu nedenle santral tipin onarımı, postaksiyel tipe kıyasla çok daha detaylı bir doku ayrıştırma ve parmak arası oluşturma süreci gerektirir.
Postaksiyel ve santral tiplerde karşılaşılan başlıca yapısal farklılıklar şunlardır:
- Tam gelişmiş kemik dizilimi
- İnce deri saplı doku uzantısı
- Parmak arası perde kaybı
- Kemikler arası kaynaşma
- Delta falanks oluşumu
- Parmak eksen eğrilikleri
- Ortak tendon paylaşımları
Polidaktili Tedavisinde İple Bağlama Yöntemi Neden Risklidir ve Polidaktili Nasıl Tedavi Edilmelidir?
Özellikle serçe parmak kenarında ince bir deri sapıyla sallanan Tip B vakalarında, geçmişten günümüze geleneksel olarak başvurulan ancak tıbbi açıdan ciddi sakıncalar barındıran bir uygulama vardır. Bebeğin parmak köküne ip veya saç teli bağlayarak dokunun kanlanmasını kesmek ve çürüyüp düşmesini beklemek, modern plastik cerrahi ilkeleriyle bağdaşmayan riskli bir girişimdir.
İnce bir deri sapı gibi görünen o bağlantının içinden aslında küçük atardamarlar ve oldukça duyarlı sinir lifleri geçer. Bu sapın iple kontrolsüzce sıkılması, dokunun gangren olarak adlandırılan ölü bir dokuya dönüşmesine yol açar. Açıkta kalan bu ölü doku, bebeklerde elin derin katmanlarına kadar ilerleyebilen ciddi yumuşak doku enfeksiyonlarına ve ani kanamalara zemin hazırlayabilir.
Bunun yanı sıra iple boğulan parmak düştüğünde kök kısmındaki kıkırdak kalıntıları ve kesik sinir uçları cildin altında kalır. Cilt altında sıkışan bu sinir uçları, zamanla iyileşmeye çalışırken nöroma adı verilen ve o bölgeye dokunulduğunda şiddetli ağrıya, sızlamaya neden olan sinir yumakları oluşturur. Ayrıca kalan kıkırdak dokusu büyümeye devam ederek cilt altında sert ve rahatsız edici çıkıntılar yaratır. Bu durum çocuğun ilerleyen yaşlarda ikinci bir düzeltme ameliyatı geçirmesini zorunlu kılabilir. Doğru yaklaşım ameliyathane şartlarında sinir ve damarların uygun seviyeden geriye çekilerek kapatılması, kıkırdak tabanın temizlenmesi ve cildin estetik dikişlerle onarılmasıdır.
Cerrahi olmayan iple bağlama uygulamalarının yol açabileceği başlıca komplikasyonlar şunlardır:
- Kontrolsüz doku ölümü
- Derin el enfeksiyonları
- Şiddetli kanama riski
- Ağrılı sinir uçları
- Kıkırdak ve kemik çıkıntıları
- Belirgin ve kötü yara izi
- İkincil ameliyat ihtiyacı
Polidaktili Ameliyatı Ne Zaman Yapılmalıdır ve Polidaktili Cerrahisinde Zamanlama Neden Önemlidir?
Ailelerin en çok merak ettiği konulardan biri de cerrahi müdahale için hangi ayın veya yaşın beklenmesi gerektiğidir. Plastik ve rekonstrüktif cerrahide ideal ameliyat zamanlaması belirlenirken iki temel denge gözetilir: Bebeğin genel anesteziyi güvenle alabilecek fizyolojik olgunluğa erişmesi ve el-ayak fonksiyonlarının beyin düzeyinde gelişmeye başladığı kritik dönemin kaçırılmaması.
Genel kabul gören ideal zamanlama aralığı, bebeğin altıncı ayı ile on sekizinci ayı arasındaki dönemdir. Yaşamın ilk aylarında bebeğin akciğer ve kalp kapasitesi hızla gelişir, anestezi riskleri altıncı aydan itibaren belirgin şekilde azalır. Aynı zamanda bebek büyüdükçe eldeki damar, sinir ve tendon gibi incecik yapıların boyutu da büyür; bu durum cerrahın dokuları daha rahat tanımasına ve onarmasına olanak tanır.
El başparmağı onarımlarında işlemin bir ila iki yaş öncesinde tamamlanması oldukça önemlidir. Çünkü bebekler yaklaşık bir yaş civarında başparmak ve işaret parmağını kullanarak küçük cisimleri tutma becerisini kazanırlar. Beyin bu kavrama hareketini öğrenirken başparmağın doğru anatomik yerinde ve sağlam olması, çocuğun el becerilerinin doğal seyrinde gelişmesine yardımcı olur. Ayak polidaktililerinde ise çocuğun sıralamaya ve bağımsız yürümeye başladığı dokuz ila on ikinci aylardan önce cerrahinin yapılması, yere dengeli basabilmesi ve rahat ayakkabı giyebilmesi açısından tercih edilir.
Cerrahi zamanlamanın planlanmasında göz önünde bulundurulan başlıca kriterler şunlardır:
- Anestezi güvenlik sınırları
- Bebeğin kilo ve gelişim durumu
- İnce motor beceri gelişimi
- Kıskaç kavrama refleksi
- Bağımsız yürüme evresi
- Ayakkabı uyum süreci
- Kemikleşme düzeyi
Plastik Cerrahide Polidaktili Ameliyatı Nasıl Yapılır ve İleri Polidaktili Teknikleri Nelerdir?
Polidaktili cerrahisi, yalnızca fazlalık olan parmağın kesilip çıkarıldığı basit bir işlem değil kalan parmağın mekanik gücünü, eklem dengesini ve estetik görünümünü yeniden kurmayı hedefleyen detaylı bir rekonstrüksiyon ameliyatıdır. Her vakanın kemik ve yumuşak doku yapısı kendine özgü olduğu için uygulanacak cerrahi teknik de o çocuğun anatomisine göre şekillendirilir.
En sık karşılaşılan Wassel Tip dört başparmak çiftleşmelerinde, genellikle daha zayıf gelişmiş olan dış taraftaki parmak çıkarılırken iç taraftaki güçlü parmak korunur. Ancak çıkarılan parmağın kenarında bulunan ve eklemi sağlam tutan radial kollateral bağ kesinlikle atılmaz; kemik zarıyla birlikte özenle kaldırılarak korunan parmağa nakledilir. Tarak kemiğinin ucundaki fazlalık eklem yüzeyi tıraşlanarak düzeltilir ve gevşek olan eklem kapsülü sıkılaştırılır. Ayrıca çıkarılan parmağa tutunan avuç içi kasların tendonları da korunan başparmağa transfer edilerek parmağın kavrama gücü desteklenir. Parmağı büken ve açan ana tendonların çatallı kısımları düzeltilip orta hatta taşınır. Eğer kemikte bir açılanma varsa düzeltici kemik kesileri yapılır ve iyileşme süresince kemikleri doğru eksende tutmak için geçici ince teller yerleştirilir. Tüm bu adımlar, ilerleyen yıllarda parmakta gelişebilecek zikzak şeklindeki eğrilikleri önlemeye yardımcı olur.
Bazı özel vakalarda ise yan yana duran her iki başparmak da eşit büyüklükte ancak normalden oldukça ince ve küçük olabilir. Böyle bir durumda birini alıp diğerini bırakmak, geride zayıf ve ince bir parmak kalmasına yol açar. Bu tablolarda Bilhaut-Cloquet adı verilen özel bir birleştirme tekniği uygulanabilir. Bu yöntemde her iki parmağın birbirine bakan iç kısımlarındaki doku ve kemik fazlalıkları çıkarılır, kalan dış yarımlar orta hatta birleştirilerek normal kalınlıkta tek bir başparmak elde edilmesi amaçlanır. Tırnak yatağı mikrocerrahi dikişlerle özenle yaklaştırılır ve cilt kapatılırken ileride çekinti yapmaması için zikzak kesiler tercih edilir.
Plastik cerrahi onarımlarında başvurulan temel rekonstrüktif işlemler şunlardır:
- Yan bağ transferi
- Eklem kapsülü sıkılaştırma
- Tenar kas nakli
- Tendon eksen santralizasyonu
- Düzeltici kemik osteotomisi
- Eklem yüzeyi şekillendirme
- Mikrocerrahi tırnak yatağı onarımı
- Z-plasti cilt tasarımı
Polidaktili Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır ve Polidaktili Bakımında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Cerrahi işlem tamamlandıktan sonra, içeride onarılan kemiklerin, nakledilen bağların ve tendonların sağlıklı bir şekilde kaynayabilmesi için ameliyat bölgesinin bir süre dinlendirilmesi gerekir. Bebekler ve küçük çocuklar ellerini veya ayaklarını korumakta zorlanacakları için, ameliyat bitiminde uzuv özel bir alçıya veya koruyucu termoplastik atele alınır. Bu koruyucu sargı, hem dokuları dış darbelerden korur hem de çocuğun ağrı duymasını engelleyerek konforlu bir iyileşme dönemi geçirmesine destek olur.
Yapılan işlemin kapsamına bağlı olarak alçı veya atel uygulaması genellikle üç ila dört hafta kadar sürer. Eğer ameliyat sırasında kemik eksenini korumak amacıyla geçici ince teller kullanıldıysa, bu teller kemik kaynaması kontrol edildikten sonra yaklaşık dördüncü haftada poliklinik şartlarında kolaylıkla çıkarılır. Cilt dikişleri ise çoğunlukla kendiliğinden eriyen materyallerden seçildiği için dikiş alma işlemine gerek kalmaz.
Alçı çıkarıldıktan sonra iyileşme sürecinin bir diğer önemli ayağı olan rehabilitasyon aşaması başlar. Hareketsiz kalan eklemlerin yeniden esnekliğini kazanması ve onarılan tendonların çevre dokulara yapışmadan rahatça kayabilmesi için çocuklara uygun egzersiz programları uygulanır. Bebeklerin dokuları oldukça hızlı iyileşme potansiyeline sahiptir; oyun aktiviteleri eşliğinde yapılan bu hareketlerle çocuklar yeni parmak yapılarına kısa sürede uyum sağlarlar.
Ameliyat sonrası bakım ve iyileşme döneminde uygulanan temel adımlar şunlardır:
- Koruyucu alçı uygulaması
- Termoplastik atel kullanımı
- Yara yeri takibi
- Geçici tellerin çıkarılması
- Aktif ve pasif egzersizler
- Yara izi masajları
- Fonksiyonel oyun terapileri
Polidaktili Cerrahisinde Başarı Kriterleri Nelerdir ve Uzun Dönem Polidaktili Takibi Nasıl Yürütülür?
Rekonstrüktif el ve ayak cerrahisinde elde edilen sonuçlar, hem fonksiyonel kazanımlar hem de estetik görünüm üzerinden değerlendirilir. Klinik takiplerde Tada ve ALURRA gibi uluslararası kabul görmüş objektif değerlendirme ölçeklerinden yararlanılır. Bu değerlendirmelerde onarılan parmağın eklem hareket açıklığı, kavrama sırasındaki sağlamlığı, kemik ekseninin düzgünlüğü, parmak uzunluğu ve tırnak görünümü detaylı olarak incelenir.
Bilimsel çalışmalar uygun tekniklerle gerçekleştirilen onarımlar sonrasında parmak uzunluğunun sağlam tarafa kıyasla yaklaşık yüzde doksan beş, parmak kalınlığının yüzde seksen dokuz ve tırnak genişliğinin yüzde seksen oranlarına ulaşabildiğini göstermektedir. Eklem hareket açıklığı sağlam parmağa göre bir miktar daha az olsa bile, eklemin sağa sola sallanmadan sağlam durması ve parmağın doğru eksende olması çocuğun günlük yaşamda elini rahatça kullanabilmesi için oldukça tatmin edici sonuçlar sunar. Ailelerin ve büyüdüklerinde hastaların memnuniyetini belirleyen en temel unsur, parmağın düz durması ve güçlü bir kavrama yapabilmesidir.
Unutulmaması gereken önemli bir nokta, ameliyat edilen bebeğin büyüme sürecinin devam ettiğidir. Parmak kemiklerinin uçlarında bulunan büyüme plakları, çocuk ergenlik çağını tamamlayana kadar kemiğin uzamasını sağlar. Bazı vakalarda doğumsal yapıdan kaynaklanan nedenlerle büyüme plakları yıllar içinde asimetrik bir büyüme gösterebilir ve parmakta ikincil eğrilikler ortaya çıkabilir. Bu nedenle polidaktili cerrahisi geçiren çocukların, kemik gelişimleri tamamlanana kadar plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı tarafından yıllık kontrollerle takip edilmesi, olası değişimlerin erken fark edilip desteklenmesi açısından büyük önem taşır.
Uzun dönemli doktor kontrollerinde düzenli olarak değerlendirilen başlıca kriterler şunlardır:
- Eklem hareket açıklığı
- Yan bağ sağlamlığı
- Kemik büyüme ekseni
- Kavrama ve tutma gücü
- Tırnak plağı simetrisi
- Parmak boyu ve çevresi
- Yara izi esnekliği

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
