Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, doğumsal anomaliler, travma sonrası doku kayıpları ve estetik kaygılar nedeniyle oluşan şekil ve fonksiyon bozukluklarının cerrahi yöntemlerle düzeltilmesini amaçlayan tıbbi uzmanlık dalıdır. Hem fonksiyonel iyileştirme hem de estetik denge hedeflenir.
Rekonstrüktif cerrahi uygulamaları yanık izleri, kanser sonrası doku kayıpları ve konjenital anomalilerin onarımını kapsar. Mikrocerrahi teknikler ve doku transferleri ile anatomik bütünlük yeniden sağlanır. Amaç organ fonksiyonunu korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır.
Estetik cerrahi işlemleri burun estetiği, meme cerrahisi, liposuction ve yüz germe operasyonlarını içerir. Bu uygulamalar bireyin fiziksel görünümünü iyileştirmeyi ve orantısal uyumu artırmayı hedefler. Cerrahi planlama hastanın anatomik özelliklerine göre kişiselleştirilir.
Minimal invaziv estetik prosedürler botulinum toksin, dolgu ve cilt yenileme uygulamalarını kapsar. Bu yöntemler cerrahiye alternatif olarak daha kısa iyileşme süresi sunar. Tüm işlemler uzman hekim değerlendirmesi ve uygun klinik koşullar altında gerçekleştirilir.
| Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi nedir? | Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi; doğuştan gelen anomalilerin, travmaların, yanıkların, tümör sonrası oluşan doku kayıplarının ve estetik görünümü iyileştirmeye yönelik cerrahi işlemlerin tanı, tedavi ve onarımıyla ilgilenen tıbbi uzmanlık dalıdır. |
| Temel amacı nedir? | Vücudun görünümünü iyileştirmenin yanı sıra kaybedilmiş veya bozulmuş doku ve organ fonksiyonlarını yeniden kazandırmayı hedefler. |
| Plastik cerrahi neyi ifade eder? | “Plastik” kelimesi Yunanca “plastikos” sözcüğünden gelir ve “şekil vermek” anlamındadır. Plastik cerrahi, dokuların onarılması, yeniden şekillendirilmesi ve gerektiğinde başka bölgelere taşınmasını kapsar. |
| Rekonstrüktif cerrahi nedir? | Doğuştan anomaliler, travmalar, yanıklar, enfeksiyonlar veya kanser cerrahisi sonrası oluşan doku kayıplarını onararak hem fonksiyonu hem de görünümü mümkün olduğunca eski haline getirmeyi amaçlayan cerrahi alandır. |
| Estetik cerrahi nedir? | Sağlıklı bireylerde görünümü iyileştirmek, vücut oranlarını dengelemek veya kişinin estetik beklentilerine uygun değişiklikler yapmak amacıyla gerçekleştirilen cerrahi ve bazı cerrahi olmayan işlemleri kapsar. |
| Hangi hastalık ve durumlarla ilgilenir? | Doğuştan dudak-damak yarıkları, el ve yüz anomalileri, yanıklar, cilt ve yumuşak doku yaralanmaları, bası yaraları, kanser sonrası oluşan doku eksiklikleri, yüz kırıkları ve çeşitli estetik ihtiyaçlarla ilgilenir. |
| El cerrahisindeki rolü nedir? | El yaralanmaları, tendon ve sinir kesileri, damar yaralanmaları, doğuştan el anomalileri ve bazı el hastalıklarının cerrahi tedavisinde önemli görev üstlenir. |
| Mikrocerrahi nedir? | Ameliyat mikroskobu kullanılarak çok ince damar ve sinirlerin onarıldığı, gerektiğinde vücudun bir bölgesinden alınan dokuların başka bir bölgeye nakledildiği ileri cerrahi tekniktir. |
| Yanık tedavisindeki rolü nedir? | Yanıkların cerrahi tedavisi, deri greftleri, doku onarımı, yara iyileşmesinin desteklenmesi ve yanık sonrası oluşan şekil bozukluklarının düzeltilmesinde görev alır. |
| Yüz travmalarındaki rolü nedir? | Yüz kemik kırıkları, yumuşak doku yaralanmaları ve yüz siniriyle ilişkili bazı yaralanmaların onarımı ile hem fonksiyon hem de estetik görünümün korunmasına katkı sağlar. |
| Meme cerrahisindeki uygulamaları nelerdir? | Meme kanseri sonrası meme rekonstrüksiyonu, doğuştan veya sonradan gelişen meme şekil bozukluklarının düzeltilmesi ve uygun durumlarda estetik meme ameliyatlarını kapsar. |
| Cilt kanserlerindeki rolü nedir? | Cilt tümörlerinin çıkarılması sonrasında oluşan doku eksikliklerinin uygun yöntemlerle onarılmasını sağlar ve estetik-fonksiyonel sonuçların iyileştirilmesine yardımcı olur. |
| Kullanılan onarım yöntemleri nelerdir? | Primer dikiş, deri greftleri, lokal, bölgesel ve serbest flepler, doku genişleticiler ve mikrocerrahi teknikleri gibi çeşitli yöntemler kullanılabilir. |
| Cerrahi olmayan uygulamalar var mıdır? | Uygun hastalarda botulinum toksini, dolgu uygulamaları, lazer tedavileri ve bazı cilt yenileme işlemleri gibi cerrahi olmayan estetik uygulamalar da gerçekleştirilebilir. |
| Tedavi planı nasıl belirlenir? | Hastanın genel sağlık durumu, şikâyeti, anatomik özellikleri, fonksiyonel gereksinimleri ve tedavi hedefleri değerlendirilerek kişiye özel bir plan oluşturulur. |
| Kimler bu alana başvurabilir? | Doğuştan şekil bozukluğu bulunanlar, travma veya yanık geçirenler, doku kaybı yaşayanlar, kanser sonrası rekonstrüksiyon gereksinimi olanlar ve estetik değişiklik talep eden uygun adaylar bu uzmanlık alanına başvurabilir. |
| Ameliyat sonrası takip neden önemlidir? | Yara iyileşmesinin izlenmesi, olası komplikasyonların erken fark edilmesi, fonksiyonun değerlendirilmesi ve en iyi estetik sonucun elde edilmesi için düzenli takip önem taşır. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Nedir ve Kelime Anlamları Neye Dayanır?
Kelimelerin kökenine inmek, bu branşın ruhunu ve neyi amaçladığını anlamak için harika bir yoldur. Tıp dilindeki pek çok terim gibi bu kavramlar da eski dillerden günümüze ulaşmış ve uygulanan işlemlerin doğasını mükemmel bir şekilde özetlemiştir. “Plastik” kelimesi, Antik Yunancada yer alan ve şekil vermek, yoğurmak, bir forma sokmak anlamına gelen “plastikos” kökünden türetilmiştir. Burada kastedilen sentetik bir materyal değil cerrahın canlı insan dokusuna şekil verme, onu işleme ve vücut bütünlüğünü yeniden sağlama becerisidir. “Rekonstrüktif” kelimesi ise yeniden inşa etmek, onarmak ve eski haline getirmek anlamlarını taşır. Hastalık, kaza veya doğumsal nedenlerle hasar görmüş, eksilmiş ya da tamamen işlevini yitirmiş bir yapının, aslına en uygun şekilde tekrar yapılandırılması sürecini ifade eder. “Estetik” bileşeni ise, yapılan tüm bu onarımların veya halihazırda var olan sağlıklı yapıların görsel uyumunu artırmayı, orantıları iyileştirmeyi ve kişinin kendisiyle barışık olmasını sağlamayı hedefler. Bu üç kavram hiçbir zaman birbirinden tamamen bağımsız düşünülemez. Başarılı bir cerrahi müdahalede onarım yapılırken estetik gözetilir, estetik bir dokunuş yapılırken de mutlaka dokunun sağlığı ve fonksiyonu korunur.
Travmalar Karşısında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Günlük hayatın koşturmacası içinde insan bedeni maalesef pek çok dışsal tehdide ve travmaya açıktır. Özellikle ani gelişen kazalar sonucunda vücutta meydana gelen doku bütünlüğü bozulmaları, bu cerrahi dalının en acil ve en dinamik müdahale alanlarından birini oluşturur. Derin yaralanmalar, kemiklerin açığa çıktığı doku kayıpları veya kas sisteminin bütünlüğünü bozan durumlar karşısında hedef, sadece o anki kanamayı durdurmak veya yarayı kapatmak değildir. Asıl amaç o bölgenin ileride sorunsuz bir şekilde hareket edebilmesini, dokunma hissini kaybetmemesini ve dışarıdan bakıldığında mümkün olan en doğal görünüme sahip olmasını sağlamaktır. Bu süreçte tıp dilinde “rekonstrüktif merdiven” adı verilen bir prensip izlenir. Bu prensip, yaranın onarımı için en basit ve hastayı en az yoracak yöntemden başlanarak, ihtiyaca göre daha karmaşık doku nakillerine doğru ilerlenmesini ifade eder. Eğer bir yara doğrudan dikilemiyorsa, vücudun başka bir yerinden alınan deri yamaları kullanılır. Bu da yetersiz kalırsa, komşu bölgelerdeki sağlıklı dokular damar bağlantıları korunarak yaranın üzerine kaydırılır.
Müdahale gerektiren başlıca travmatik durumlar şunlardır:
- Trafik kazaları
- İş ve makine kazaları
- Derin yanıklar
- Ateşli silah yaralanmaları
- Ev kazaları
- Hayvan ısırıkları
- Kesici alet yaralanmaları
- Yüksekten düşmeler
Kanser Cerrahisi Sonrasında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Kanser tedavisi süreci, hastalar için hem fiziksel hem de psikolojik olarak son derece yıpratıcı bir dönemdir. Kötü huylu tümörlerin vücuttan tamamen temizlenmesi hayat kurtarıcıdır ancak bu işlemler genellikle geride ciddi doku eksiklikleri bırakır. Özellikle cilt kanserleri, yumuşak doku tümörleri veya baş ve boyun bölgesinde yerleşen kanserlerin cerrahi olarak çıkarılması, hastanın yutkunma, konuşma, nefes alma veya gözlerini kapatma gibi en temel yaşamsal fonksiyonlarını sekteye uğratabilir. İşte bu noktada plastik ve rekonstrüktif cerrahi devreye girerek, kanser cerrahisi ile eş zamanlı veya tedaviler tamamlandıktan sonra oluşan bu boşlukları kendi dokularınızla yeniden doldurmayı hedefler. Bu alandaki en bilinen ve en sık uygulanan işlemlerden biri de meme kanseri sonrası yapılan onarımlardır. Memenin cerrahi olarak alınması (mastektomi), kadınlar üzerinde derin izler bırakabilir. Kaybedilen bu organın yeniden oluşturulması, hastanın hayata tutunmasını, kıyafetlerini rahatça giyebilmesini ve aynaya baktığında kendini eksik hissetmemesini sağlar.
Meme onarımında kullanılan temel doku ve materyaller şunlardır:
- Silikon protezler
- Doku genişleticiler
- Karın bölgesi yağları
- Karın bölgesi derisi
- Sırt kası dokusu
- Uyluk bölgesi dokuları
- Yağ greftleri
Doğumsal Şekil Bozukluklarında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Anne karnındaki gelişim süreci adeta mucizevi bir inşadır, ancak bazen bu süreçte hücresel bazda meydana gelen ufak aksaklıklar, bebeklerin dünyaya çeşitli anatomik eksiklikler veya şekil bozukluklarıyla gelmesine neden olabilir. Doğumsal anomaliler olarak adlandırılan bu durumlar sadece estetik bir kaygı oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesini, beslenmesini ve sosyalleşmesini doğrudan etkiler. Bu hastalıkların tedavisi genellikle uzun solukludur ve çocuk doktorları, ortodontistler, konuşma terapistleri gibi uzmanların da dahil olduğu geniş bir ekip çalışmasını gerektirir. Örneğin halk arasında tavşan dudağı veya kurt ağzı olarak bilinen durumlar anne sütü emmeyi ve ilerleyen yaşlarda düzgün ses çıkarmayı imkansız hale getirebilir. Erken bebeklik döneminde yapılan titiz onarımlarla bu yapıların anatomik olarak birleştirilmesi, çocuğun tamamen normal bir hayat sürmesinin kapılarını açar. Benzer şekilde ellerdeki ve ayaklardaki yapışıklıklar da mikrocerrahi yöntemlerle ayrılarak çocuğun ince motor becerilerini kazanması sağlanır.
Sıkça tedavi edilen doğumsal anomaliler şunlardır:
- Yarık dudak
- Yarık damak
- Yapışık parmaklar
- Fazla parmaklar
- Kepçe kulak
- Kafatası şekil bozuklukları
- Yüz asimetrileri
- Doğumsal damar lekeleri
Yüz Gençleştirme ve Şekillendirmede Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Yüz bölgesi, kimliğimizin ve insanlarla kurduğumuz iletişimin merkez üssüdür. Dolayısıyla yüze yapılacak herhangi bir müdahale, doktorun anatomiye milimetrik düzeyde hakim olmasını ve aynı zamanda yüzün doğal oranlarını sanatsal bir gözle değerlendirebilmesini gerektirir. Yüz estetiği, zamanın, yerçekiminin ve çevresel faktörlerin cilt ve cilt altı dokularında yarattığı tahribatı geri almayı veya kişinin doğuştan memnun olmadığı yüz hatlarını uyumlu hale getirmeyi amaçlar. Bu alandaki en popüler ameliyat olan burun estetiği (rinoplasti), sadece burnun dış görünüşünü kemerli veya düşük olmaktan kurtarmakla kalmaz. İçeride nefes almayı engelleyen eğrilikler veya büyümüş kıkırdak yapılar da aynı seansta düzeltilir; zira mükemmel görünen ama nefes alamayan bir burun tıp açısından başarılı sayılamaz. Yaşlanma belirtilerine karşı ise sarkan dokuların anatomik olarak eski yerlerine asıldığı ve fazla derinin uzaklaştırıldığı germe işlemleri uygulanır. Göz kapaklarındaki yığılmalar, yorgun ve uykusuz görünümün başlıca sebebidir ve ufak dokunuşlarla bakışlara tekrar canlılık kazandırılabilir.
Yüz bölgesinde en çok uygulanan cerrahi işlemler şunlardır:
- Burun ameliyatları
- Üst göz kapağı estetiği
- Alt göz kapağı estetiği
- Yüz germe
- Boyun germe
- Alın germe
- Kaş kaldırma
- Çene ucu estetiği
Vücut Konturlarını Düzeltmede Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
İnsan vücudu yaşam boyunca pek çok değişim geçirir. Hamilelik süreçleri, emzirme dönemleri, aşırı kilo alıp verme, hormonal dalgalanmalar veya basitçe ilerleyen yaş, vücut dokularında egzersiz ve diyetle geri döndürülemeyecek deformasyonlara yol açabilir. Vücut şekillendirme cerrahisi, derideki bollaşmaları, kaslardaki ayrılmaları ve inatçı yağ birikimlerini düzelterek bedeni eski sıkılığına kavuşturmayı hedeflenmektedir. Burada toplumda çok yaygın olan bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekir; yağ aldırma işlemi kesinlikle bir zayıflama yöntemi veya obezite tedavisi değildir. Diyet ve spora rağmen erimeyen, genetik olarak birikmeye meyilli bölgesel yağların (örneğin karın, basen veya gıdı bölgesi) ince kanüllerle vücuttan uzaklaştırılarak bedene şekil verilmesi işlemidir. Özellikle hamilelik sonrası veya mide küçültme ameliyatlarından sonra verilen yüksek kiloların ardından karın, kol ve bacak bölgelerinde oluşan şiddetli deri sarkmaları, fazla dokuların cerrahi olarak çıkarılmasıyla tedavi edilir. Memelerin bedene göre aşırı büyük olması boyun fıtıklarına ve duruş bozukluklarına yol açarken, aşırı küçük olması psikolojik sorunlar yaratabilir; her iki durum da uygun cerrahi yöntemlerle ideal ölçülere getirilir.
Vücut şekillendirme amacıyla yapılan temel müdahaleler şunlardır:
- Karın germe
- Yağ alma
- Meme büyütme
- Meme küçültme
- Meme dikleştirme
- Kol germe
- Uyluk germe
- Jinekomasti düzeltilmesi
Ameliyatsız Medikal Uygulamalarda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Gelişen teknoloji ve biyomateryal bilimi sayesinde, her estetik kaygı için ameliyathane masasına yatmak artık bir zorunluluk olmaktan çıkmıştır. Ameliyatsız veya minimal invaziv olarak adlandırılan estetik uygulamalar, sosyal hayattan uzun süre kopmadan, muayenehane şartlarında kısa sürede uygulanabilen yöntemler olarak cerrahiye çok güçlü bir alternatif ve destekleyici haline gelmiştir. Bu işlemler, yüzdeki kırışıklıkların hafifletilmesi, hacim kaybeden bölgelerin doldurulması veya cildin hücresel bazda yenilenmesi prensiplerine dayanır. Ancak burada altı çizilmesi gereken çok kritik bir nokta vardır: Yüze yapılan iğneli bir işlem basit bir kozmetik uygulama değil tamamen tıbbi bir müdahaledir. Yüz bölgesi binlerce milimetrik atardamar, toplardamar ve sinir ağıyla örülüdür. Bu anatomiyi bilmeyen ehliyetsiz kişilerce yapılan işlemler, damar tıkanıklıklarına, doku çürümelerine ve hatta kalıcı körlüğe kadar varan felaketlere yol açabilir. Bu nedenle bu işlemlerin, yüz anatomisine en hakim olan uzman hekimlerin ellerinde yapılması hasta güvenliği açısından tartışılmaz bir zorunluluktur.
Klinik ortamında sıklıkla gerçekleştirilen ameliyatsız işlemler şunlardır:
- Botulinum toksin enjeksiyonları
- Dudak dolguları
- Elmacık kemiği dolguları
- Göz altı ışık dolguları
- Çene hattı dolguları
- Mezoterapi uygulamaları
- Cilt altı ipler
- Gençlik aşıları
İleri Düzey Bir Teknik Olan Mikrocerrahide Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Mikrocerrahi, başlı başına bir hastalık veya teşhis dalı olmaktan ziyade, plastik cerrahinin yapabileceklerinin sınırlarını hayal gücünün ötesine taşıyan olağanüstü ve ileri düzey bir cerrahi “tekniktir”. Cerrahi büyüteçler veya ameliyathane mikroskopları altında, çıplak gözle görülmesi neredeyse imkansız olan çapı bir milimetreden bile daha küçük atardamar, toplardamar ve sinir yapılarının, saç telinden çok daha ince dikiş ipleriyle onarılması işlemidir. Bu teknik, insan vücudunda yaratılabilecek tıbbi mucizelerin anahtarıdır. Örneğin büyük bir kaza sonrası bacakta devasa bir doku boşluğu oluştuğunu düşünelim. Sırttan veya karından alınan büyük bir kas ve deri dokusu, bütün kan damarlarıyla birlikte tamamen koparılır ve bacağa taşınarak oradaki mikroskobik damarlara dikilir. Böylece o doku yeni yerinde kanlanmaya ve yaşamaya devam eder. Benzer şekilde iş kazalarında tamamen kopan bir parmağın, elin veya kolun kemik, tendon, sinir ve damarlarının sırasıyla onarılarak tekrar yerine dikilmesi süreci de bu tekniğin konusudur ve saatler süren büyük bir sabır ve el becerisi gerektirir.
Mikrocerrahi tekniklerinin zorunlu olduğu tıbbi durumlar şunlardır:
- Uzuv kopmaları
- Parmak kopmaları
- Sinir kesileri
- Damar yaralanmaları
- Serbest doku nakilleri
- Yüz felci onarımları
- Lenfödem tedavileri
- Doğumsal el eksiklikleri
Lazer Teknolojilerinin Kullanımında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Tıbbi cihaz teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmeler, lazer sistemlerini bu branşın vazgeçilmez asistanlarından biri haline getirmiştir. Lazer sistemleri, belirli bir dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık enerjisi üreterek doku üzerinde son derece kontrollü ve hedef odaklı bir etki yaratır. Plastik cerrahide lazerler sadece yüzeyel estetik amaçlarla değil pek çok doku onarımı ve cilt hastalığının tedavisinde aktif olarak kullanılır. Farklı lazer cihazları; cilt altındaki su moleküllerini, kırmızı kan hücrelerini veya dışarıdan dokuya enjekte edilmiş renk pigmentlerini hedef alacak şekilde özel olarak tasarlanmıştır. Bu sayede kaza veya ameliyatlardan geriye kalan kabarık ve kırmızı izlerin yatıştırılması, doğumsal kırmızı damar lekelerinin soluklaştırılması veya yaşlanmaya bağlı güneş lekelerinin soyulmadan tedavi edilmesi mümkün olmaktadır. Lazer işlemi doku üzerinde yüksek bir enerji yarattığı için cilt biyolojisine hakim olmayan ellerde yanıklara ve kalıcı izlere sebebiyet verebilir; bu yüzden bu cihazlar hekim kontrolünde kullanılmalıdır.
Lazer sistemlerinin başarıyla kullanıldığı başlıca alanlar şunlardır:
- Ameliyat izleri
- Yanık izleri
- Doğumsal lekelenmeler
- Kılcal damar çatlamaları
- Dövme silme
- Cilt yenileme
- Akne izleri
- Leke tedavileri
Uzmanlık Eğitimi ve Kalite Standartlarında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Türkiye’de bu unvanı almak, tıp dünyasının en uzun, en meşakkatli ve disiplin gerektiren eğitim süreçlerinden birini başarıyla tamamlamayı zorunlu kılar. Altı yıllık zorlu tıp fakültesi eğitimini bitiren hekimler, tüm dünyada zorluğuyla bilinen Tıpta Uzmanlık Sınavı’na girerler ve bu branş her zaman en yüksek puan alan, en üst yüzdelik dilimdeki hekimlerin yerleşebildiği bir alandır. Hastanelerde tam beş yıl süren asistanlık eğitimi boyunca hekimler sadece kendi kliniklerinde nöbet tutmazlar; insan anatomisini, acil durumları ve doku fizyolojisini bütünsel olarak kavramak adına pek çok farklı cerrahi ve dahili branşta zorunlu görevler alırlar. Bu rotasyonlar, uzmanlık sonrası karşılaşılabilecek her türlü komplikasyonu tek başına yönetebilecek donanımı sağlamak içindir. Beş yılın sonunda sayısız ameliyata girmiş ve çıkmış olan asistan hekimler, hazırladıkları tıbbi tezleri profesörlerden oluşan bir jüri önünde savunarak ve zorlu pratik sınavlardan geçerek uzman doktor unvanını almaya hak kazanırlar.
Uzmanlık eğitimi boyunca rotasyon yapılan tıbbi birimler şunlardır:
- Genel cerrahi klinikleri
- Kulak burun boğaz klinikleri
- Ortopedi ve travmatoloji klinikleri
- Anestezi ve reanimasyon birimleri
- Acil tıp servisleri
- Anatomi laboratuvarları
- Çocuk cerrahisi bölümleri
- Yoğun bakım üniteleri
Hasta Güvenliği ve Ameliyat Öncesi Hazırlıkta Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Neye Bakar?
Hiçbir cerrahi müdahale hafife alınamaz ve her zaman birinci öncelik hastanın sağlığı ve güvenliğidir. Başarılı bir operasyon ameliyathane masasında değil çok öncesinde muayene odasında başlar. Her hasta için özel, tabiri caizse terzi işi bir planlama yapılmalıdır. Ameliyat kararı alınmadan önce kişinin detaylı tıbbi geçmişi dinlenir, gerekli kan tahlilleri yapılır ve anestezi uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirmeden geçirilir. Özellikle plastik cerrahide kan dolaşımı hayati bir konudur. Vücudun bir yerinden başka bir yerine doku taşındığında veya deri gerildiğinde, o dokunun yaşayabilmesi için kılcal damarların açık olması gerekir. Bu nedenle doku iyileşmesini baltalayan, damarları büzen ve dolaşımı bozan bazı zararlı alışkanlıklar ameliyat planlarını tamamen iptal ettirebilir. Aynı zamanda kanamayı artırma riski olan masum görünen günlük alışkanlıkların bile operasyondan haftalar önce kesilmesi, güvenli bir iyileşme süreci için elzemdir.
Ameliyat öncesi dönemde kesinlikle bırakılması veya ara verilmesi gerekenler şunlardır:
- Tütün ürünleri
- Elektronik sigaralar
- Nargile
- Kan sulandırıcı haplar
- Yeşil çay
- Sarı kantaron
- Ağrı kesiciler
- Yoğun sarımsak tüketimi
Sıkça Sorulan Sorular
Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi; doğumsal anomaliler, travmalar, yanıklar, doku kayıpları ve estetik kaygılarla ilgilenen cerrahi bir uzmanlık dalıdır. Hem fonksiyonel hem de estetik iyileştirmeler sağlamayı amaçlar.
Bu branş; cilt ve yumuşak doku kayıpları, el cerrahisi problemleri, doğumsal şekil bozuklukları, yanıklar, meme rekonstrüksiyonu ve estetik cerrahi işlemleri gibi geniş bir alanda tanı ve tedavi hizmeti sunar.
Plastik cerrahi hem rekonstrüktif hem de estetik işlemleri kapsayan geniş bir uzmanlık alanıdır. Estetik cerrahi ise görünümü iyileştirmeye yönelik uygulamalara odaklanan plastik cerrahinin alt dallarından biridir.
Rekonstrüktif cerrahi; kanser sonrası oluşan doku kayıpları, travmalar, yanıklar, doğumsal anomaliler ve fonksiyon kaybına yol açan durumlarda uygulanır. Amaç kaybedilen yapı ve işlevleri mümkün olduğunca geri kazandırmaktır.
Burun estetiği, plastik ve estetik cerrahinin en sık uygulanan operasyonlarından biridir. Burun şeklini iyileştirmenin yanı sıra nefes alma problemlerinin düzeltilmesine yönelik fonksiyonel işlemler de yapılabilmektedir.
Plastik cerrahlar meme büyütme, küçültme ve dikleştirme operasyonlarının yanı sıra meme kanseri sonrası rekonstrüksiyon işlemlerini de gerçekleştirebilir. Tedavi planı hastanın ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Yanık tedavisi plastik cerrahinin önemli çalışma alanlarından biridir. Yanık sonrası oluşan yara izleri, hareket kısıtlılıkları ve doku kayıpları çeşitli cerrahi ve rekonstrüktif yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.
El yaralanmaları, tendon kesileri, sinir hasarları, doğumsal el anomalileri ve bazı el hastalıklarının tedavisinde plastik cerrahlar görev alabilir. Amaç el fonksiyonlarının korunması ve yeniden kazandırılmasıdır.
Hayır. Plastik cerrahi yalnızca estetik işlemlerle sınırlı değildir. Travmalar, doğumsal anomaliler, yara izleri, fonksiyon kayıpları ve çeşitli rekonstrüktif ihtiyaçlar nedeniyle de bu branşa başvurulabilir.
Burun estetiği, meme estetiği, liposuction, karın germe, yüz germe, göz kapağı estetiği, el cerrahisi, yanık tedavileri ve doku onarımları plastik cerrahi uzmanlarının en sık uyguladığı işlemler arasında yer almaktadır.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
