Ankara’da yüze yağ enjeksiyonu, kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokusunun özel işlemlerden geçirilerek yüz bölgesine enjekte edilmesiyle hacim kaybını gidermeyi ve daha genç bir görünüm sağlamayı amaçlayan estetik bir uygulamadır. İşlem doğal dolgu etkisi oluşturur ve yüz hatlarının dengelenmesine katkı sağlar.

Ankara’da yüz yağ enjeksiyonu işlemi, genellikle karın veya uyluk bölgesinden alınan yağ hücrelerinin saflaştırılması ve hedef bölgelere dikkatli şekilde verilmesiyle uygulanır. Yanak, göz altı, nazolabial çizgi ve çene hattı gibi alanlarda hacim artışı sağlayarak yüz konturunun daha dengeli görünmesine yardımcı olur.

Yüz gençleştirme amacıyla uygulanan yağ enjeksiyonu, biyouyumlu yapısı nedeniyle vücut tarafından genellikle iyi tolere edilir. Kişinin kendi dokusu kullanıldığı için alerjik reaksiyon riski düşüktür. İşlem sonrasında elde edilen hacim artışı, yüzün daha dolgun ve canlı görünmesini destekleyen doğal bir sonuç oluşturur.

Kalıcıya yakın sonuçlar sunabilen yüz yağ enjeksiyonu, uygun hasta seçimi ve doğru teknikle gerçekleştirildiğinde uzun süreli estetik fayda sağlar. Ankara’da bu uygulama, steril klinik koşullarında ve uzman hekimler tarafından planlanarak yüz anatomisine uygun şekilde gerçekleştirilir.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Yüze yağ enjeksiyonu, vücudun başka bir bölgesinden (karın, bel, uyluk gibi) alınan yağ dokusunun saflaştırılarak yüzün hacim kaybı olan bölgelerine enjekte edilmesi işlemidir. Hem gençleştirici hem şekillendirici etkisi vardır.
Amacı Yüzdeki hacim kayıplarını gidermek, yaşlanma belirtilerini azaltmak, konturları yumuşatmak, doğal ve canlı bir görünüm kazandırmak. Aynı zamanda cilt kalitesini artırıcı etkisi de vardır.
Uygulama Alanları Yanaklar, göz altı çöküklükleri, nazolabial çizgiler (burun-dudak arası), alın, şakaklar, dudaklar, çene hattı, çene ucu.
Cerrahi Yöntem Liposuction yöntemiyle alınan yağ, özel işlemlerle saflaştırılır (santrifüj veya filtreleme), ardından ince kanüllerle yüzün ihtiyaç duyulan bölgelerine katmanlı teknikle enjekte edilir.
Anestezi Türü Genellikle lokal anestezi ve sedasyon yeterlidir; bazı durumlarda genel anestezi tercih edilebilir.
Operasyon Süresi Ortalama 1–2 saat sürer; işlem yapılacak bölge sayısına bağlı olarak değişebilir.
İyileşme Süreci İlk 3–7 gün hafif şişlik, morluk ve ödem görülebilir. Sonuçların oturması 1–3 ay arasında tamamlanır. Gerekirse ikinci bir seans uygulanabilir.
Risk ve Komplikasyonlar Enfeksiyon, asimetri, yağın emilmesiyle hacim kaybı, topaklanma, düzensizlik, nadiren yağ nekrozu, enjeksiyon sonrası geçici his değişikliği.
Kalıcılık Süresi Enjekte edilen yağın %30–70’i kalıcı olabilir. Geri kalanı emilir. Kalıcılık hastaya, bölgeye ve kullanılan tekniklere bağlıdır.
Uygunluk Kriterleri Yüzde hacim kaybı, kontur bozukluğu veya yaşlanma belirtileri bulunan, yeterli yağ dokusuna sahip, genel sağlık durumu iyi olan bireyler.
Öncesi Hazırlık Yağ alınacak ve enjekte edilecek bölgelerin değerlendirilmesi, yüz analizi, tıbbi geçmişin gözden geçirilmesi, alerji ve kanama bozukluğu açısından tarama.
Sonrası Bakım İlk günlerde yüzü darbelerden koruma, ödem için soğuk uygulama, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınma, enjeksiyon yapılan alanlara masaj yapılmaması.
Alternatif Uygulamalar Hyaluronik asit dolgular (geçici), PRP, mezoterapi, cilt yenileyici lazer işlemleri; ancak yağ enjeksiyonu doğal, biyolojik ve uzun vadeli hacim kazandırıcıdır.
Değerlendirme Süreci Yüzdeki hacim kayıplarının yeri ve miktarı, cilt kalitesi, yaş, yüz oranları ve hasta beklentileri dikkate alınarak kişiye özel enjeksiyon planlaması yapılır.
Prof. Dr. Serdar Nasır
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.

2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.

2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Devamını Görüntüle

Yüze Yağ Enjeksiyonu Nedir?

Yüze yağ enjeksiyonu, kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokusunun özel işlemlerden geçirilerek yüz bölgesine enjekte edilmesi işlemidir. Amaç; hacim kaybını gidermek, kırışıklıkları azaltmak ve daha genç bir görünüm sağlamaktır. Genellikle karın veya uyluk bölgesinden alınan yağlar, yanak, dudak, çene ve göz altı gibi alanlara uygulanır. Doğal içerikli olması nedeniyle biyouyumlu ve kalıcı sonuçlar sunabilen estetik bir yöntemdir.

Yüzümüz neden yaşlanır ve hacim kaybı yüzü nasıl değiştirir?

Aynaya baktığınızda yüzünüzde gördüğünüz değişimlerin kökeni, cildin çok daha derinlerinde, hatta kemik yapıda başlar. Genç bir yüzü, içi tamamen dolu, gergin ve pürüzsüz bir üzüm tanesine benzetebiliriz. Zamanla bu yapı içindeki suyu ve dolgunluğu kaybederek kurumaya yüz tutmuş bir üzüm gibi form değiştirir. Deri bollaşır, üzerindeki destek yapıları azalır ve yer çekimi etkisini daha belirgin göstermeye başlar.

Yüzümüz, cildin hemen altında yer alan ve bize o genç, dinamik ifadeyi veren, birbiriyle uyumlu yağ yastıkçıklarından oluşur. Yirmili yaşlarda bu yastıkçıklar elmacık kemiklerinin üzerinde, göz çevresinde ve şakaklarda sıkı bir yapboz gibi durur. Ancak otuzlu yaşlardan itibaren hem bu yağ dokularında erimeler (atrofi) başlar hem de tutucu bağların gevşemesiyle bu dokular aşağıya doğru yer değiştirir. Buna ek olarak yüz iskeletinde de zamanla milimetrik düzeyde kemik erimeleri meydana gelir. Yani cildin üzerine gerildiği iskelet küçülür, içindeki dolgu malzemesi azalır ve sonuç olarak “elbise bedene bol gelmeye başlar”. Sadece cildi germek, içerisi boşalmış bir yüzde doğal olmayan, rüzgar tüneline girmiş gibi bir ifade yaratabilir. Bu noktada asıl yapılması gereken, o eksilen hacmi doğal yollarla yerine koymaktır.

Yaşlanma sürecinde hacim kaybının en belirgin olduğu bölgeler şunlardır:

  • Şakak bölgesi
  • Göz altı olukları
  • Elmacık kemiği üzeri
  • Yanak orta hattı
  • Çene hattı
  • Dudaklar

Otolog yağ enjeksiyonu nedir ve sentetik dolgulardan farkı nedir?

“Otolog” terimi, kullanılan malzemenin kişinin kendi vücudundan elde edildiğini, yani tamamen size ait olduğunu ifade eder. Günümüzde hyaluronik asit bazlı hazır dolgular pratik bir çözüm sunsa da yağ enjeksiyonu biyolojik uyum ve kalıcılık açısından çok farklı bir kategoridedir. Hazır dolgular, ne kadar kaliteli olurlarsa olsunlar, vücut için “yabancı” maddelerdir ve geçici süreyle hacim sağlarlar. Vücut bu maddeleri zamanla metabolize eder ve eritir. Bu nedenle etkinin devamı için işlemin belirli aralıklarla tekrarlanması gerekir.

Yağ enjeksiyonu ise bir doku nakli işlemidir. Transfer edilen yağ hücreleri, yeni yerleştirildikleri bölgede damarlanarak kan dolaşımına katılır ve oranın yerleşik bir parçası haline gelirler. Başarılı bir şekilde tutunan yağ dokusu, kişinin ömrü boyunca orada kalır, kişiyle birlikte yaşlanır, kilo alıp verdikçe hacim değiştirir. Ayrıca sentetik dolgularla tüm yüze hacim vermek maliyet açısından çok yüksek meblağlara ulaşabilirken ve yüksek hacimlerde reaksiyon riski taşıyabilirken, yağ enjeksiyonunda kişinin kendi deposundan bol miktarda materyal elde etmek mümkündür.

Otolog yağ transferinin sentetik dolgulara göre temel avantajları şunlardır:

  • Tam biyolojik uyum
  • Alerji riskinin olmaması
  • Uzun ömürlü kalıcılık
  • Zengin kök hücre içeriği
  • Cilt kalitesini artırma
  • Yüksek hacim kapasitesi

Yağ dokusunun içinde bulunan kök hücreler cildi nasıl yeniler?

Yağ dokusu, uzun yıllar boyunca tıpta sadece vücudun enerji deposu ve ısı yalıtım malzemesi olarak görülmüştür. Ancak modern bilimsel araştırmalar, yağ dokusunun aslında vücuttaki en zengin ve en kolay erişilebilir kök hücre kaynağı olduğunu kanıtlamıştır. Adipoz Kaynaklı Kök Hücreler (ADSC) olarak adlandırılan bu hücreler, kemik iliğine kıyasla yüzlerce kat daha fazla mezenkimal kök hücre barındırır.

Bu hücrelerin “rejeneratif” yani yenileyici gücü, yağ enjeksiyonunu sadece bir dolgu işlemi olmaktan çıkarır. Transfer edilen yağ dokusu içindeki bu akıllı hücreler, gittikleri bölgedeki hasarlı dokuları onarma, yeni damar oluşumunu tetikleme ve kollajen üretimini artırma yeteneğine sahiptir. Biz buna “biyolojik transformasyon” diyoruz. Yani yağ enjeksiyonu yapılan bir ciltte sadece çukurlar dolmaz; aynı zamanda cildin rengi açılır, gözenekler sıkılaşır, elastikiyet artar ve o mat, yorgun görüntü yerini canlı bir ışıltıya bırakır. Özellikle radyoterapi görmüş hasarlı dokularda veya iyileşmeyen kronik yaralarda yağ enjeksiyonunun iyileştirici gücü, bu hücresel mekanizmaya dayanır.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Ameliyat öncesi hazırlık sürecinde nelere dikkat edilmelidir?

Başarılı bir sonucun temeli, doğru planlama ve hastanın işleme uygunluğunun değerlendirilmesiyle atılır. Her hasta yağ enjeksiyonu için uygun olmayabilir. Çok zayıf ve yeterli yağ rezervi olmayan hastalar veya ciddi sistemik hastalıkları olanlar için alternatif yöntemler düşünülmelidir. Konsültasyon sırasında hastanın beklentilerinin gerçekçi olması, yüzündeki asimetrilerin farkında olması çok önemlidir.

Operasyonun başarısını doğrudan etkileyen en kritik faktörlerden biri sigara kullanımıdır. Sigara, vücuttaki kılcal damarları daraltarak (vazokonstriksiyon) kan dolaşımını bozar. Transfer edilen yağ hücrelerinin hayatta kalması, ilk günlerde çevredeki dokudan oksijen alabilmesine bağlıdır. Sigara içen bir hastada bu beslenme zinciri kırılır ve verilen yağların büyük kısmı erir, hatta enfeksiyon riski artar. Bu nedenle operasyondan en az 3 hafta önce sigaranın bırakılması şarttır. Ayrıca kanama riskini artıran bazı ilaç ve takviyelerin de kesilmesi gerekir.

Operasyon öncesi kullanılması sakıncalı olan maddeler şunlardır:

  • Aspirin türevi ilaçlar
  • E vitamini takviyeleri
  • Ginkgo biloba
  • Ginseng
  • Yeşil çay
  • Omega 3 takviyeleri
  • Sarımsak hapları

Yağ alımı için vücudun hangi bölgeleri tercih edilir?

Yağ hücrelerinin canlılığını koruması, işlemin nihai başarısı için hayati önem taşır. Bu yüzden yağın alınacağı bölge rastgele seçilmez. Genellikle diyet ve spora dirençli olan genetik olarak yağ depolamaya meyilli bölgeler tercih edilir. Bu bölgelerdeki yağ hücreleri metabolik olarak daha dayanıklıdır ve yüz bölgesine taşındıklarında da kalıcılıklarını daha iyi korurlar. Karın bölgesinden alınan yağların kök hücre konsantrasyonunun diğer bölgelere göre daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.

Donör alan olarak en sık kullanılan bölgeler şunlardır:

  • Karın çevresi
  • Bel yanları
  • Uyluk dış kısımları
  • Uyluk iç kısımları
  • Diz iç yanları

Yağ alımı sırasında “tümesan teknik” adı verilen özel bir yöntem uygulanır. Bölgeye kanamayı azaltan ve yağ hücrelerini gevşeten özel bir sıvı verilir. Ardından, klasik liposuction cihazlarının yüksek vakum gücü yerine, genellikle daha düşük basınçlı enjektörler veya dokuya nazik davranan sistemler kullanılır. Buradaki amaç narin yapıdaki yağ hücrelerini parçalamadan, “atravmatik” bir şekilde canlılıklarını koruyarak toplamaktır.

Alınan yağlar enjeksiyondan önce hangi işlemlerden geçer?

Vücuttan aspire edilen materyal saf yağ değildir. Enjektörün içinde yağ hücrelerinin yanı sıra kan, serum, parçalanmış hücre artıkları ve işlem öncesi verdiğimiz sıvılar bulunur. Bu karışımın doğrudan yüze enjekte edilmesi, aşırı şişliğe, inflamasyona ve yağın tutmamasına neden olabilir. Bu yüzden materyalin mutlaka saflaştırılması gerekir.

En yaygın ve güvenilir yöntem santrifüj işlemidir. Yağ, özel steril tüplerde belirli bir hız ve sürede döndürülür. Bu işlem sonunda tüpün içinde katmanlar oluşur: En altta su ve kan, en üstte serbest yağ asitleri, ortada ise bizim için altın değerinde olan saf, canlı yağ dokusu birikir. Sadece bu orta kısım alınarak transfere hazırlanır.

Bunun yanı sıra yağ dokusunu mekanik olarak incelterek farklı formlar elde edebiliriz. Örneğin “Nanofat” (nano yağ) tekniğinde, yağ dokusu özel filtrelerden ve süzgeçlerden defalarca geçirilerek sıvı hale getirilir. Bu süreçte yağ hücreleri parçalanır ve hacim verme özelliğini kaybeder, ancak içindeki kök hücreler serbest kalarak çok yoğun bir “hücresel kokteyl” haline gelir. Bu sıvı, dolgu amacıyla değil tamamen cilt kalitesini artırmak için kullanılır.

Yağın işlenmesiyle elde edilen formlar şunlardır:

  • Makro yağ
  • Mikro yağ
  • Nano yağ
  • SVF jeli

İletişime Geçin!

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!


    Yüzde hangi bölgelere yağ enjeksiyonu yapılabilir?

    Yüzün anatomik yapısı bir bütündür ve yağ enjeksiyonu bu bütünlüğü sağlamak için stratejik noktalara uygulanır. Her bölgenin ihtiyacı farklıdır ve kullanılacak yağın kalınlığı buna göre seçilir.

    • Şakaklar ve Alın: Yaşlanmanın en sinsi belirtilerinden biri şakaklardaki çökmedir. Bu bölgenin boşalması kaşların düşmesine ve yüzün iskeletimsi görünmesine neden olur. Şakaklara yapılan derin enjeksiyonlar bakışları canlandırır. Alın bölgesine yapılan uygulama ise daha dışbükey, feminen ve pürüzsüz bir profil sağlar.
    • Göz Çevresi: Yüzün en hassas bölgesidir. Göz altı derisi çok ince olduğu için buraya kaba yağ parçacıkları verilmez. Genellikle nano yağ veya çok ince mikro yağlar tercih edilir. Göz altı morluklarının kamufle edilmesinde ve çukurlukların doldurulmasında çok etkilidir.
    • Orta Yüz ve Elmacık Kemikleri: Gençliğin en önemli göstergesi dolgun yanaklardır. Elmacık kemiği üzerine yapılan enjeksiyonlar yüzü yukarı taşır (lifting etkisi) ve yorgun ifadeyi siler. Burun kenarından dudağa inen çizgilerin (nazolabial oluk) yumuşatılmasında da bu bölgenin hacimlendirilmesi kritik rol oynar.
    • Çene ve Jawline: Çene ucunun küçük veya geride olduğu durumlarda yağ enjeksiyonu doğal bir implant görevi görür. Çene hattı boyunca yapılan uygulamalar, yüz ovalini belirginleştirir ve gıdı görünümünü maskeleyebilir.

    Enjekte edilen yağların kalıcılığı nasıldır?

    Hastalarımızın en çok merak ettiği konu şüphesiz kalıcılıktır. Burada dürüst ve şeffaf olmak gerekir: Transfer edilen yağ hücrelerinin tamamı hayatta kalamaz. Yeni yuvalarına yerleştirilen bu hücrelerin yaşayabilmesi için, ilk birkaç gün içinde çevredeki dokudan difüzyonla beslenmesi ve ardından yeni damarların oluşarak kan dolaşımına katılması gerekir. Bu adaptasyon sürecinde, verilen yağın ortalama %40 ile %60 kadarı (kişinin metabolizmasına ve sigara kullanımına bağlı olarak) vücut tarafından emilir. Ancak geriye kalan ve damarlanarak tutunan kısım artık ömür boyu kalıcıdır.

    Bu kalıcılık, dolgular gibi 1-2 yıl sonra yok olacağı anlamına gelmez. O yağ dokusu artık yüzünüzün bir parçasıdır. Siz kilo alırsanız yüzünüzdeki o yağlar da hacimlenir, kilo verirseniz bir miktar küçülebilir. Cerrahlar bu beklenen kayıp oranını bildikleri için, işlem sırasında genellikle planlanan hacmin bir miktar fazlasını (over-correction) enjekte ederler. Bu sayede ödemler inip bir miktar yağ eridiğinde, geriye tam istenen oranda dolgunluk kalır.

    Yağın tutunma oranını etkileyen faktörler şunlardır:

    • Kullanılan teknik
    • Hastanın yaşı
    • Sigara kullanımı
    • Donör bölgenin kalitesi
    • Post-operatif bakım
    • Beslenme düzeni

    Ameliyat sonrası iyileşme süreci nasıldır?

    Yağ enjeksiyonu, hastanede kalmayı gerektirmeyen (genellikle günübirlik) bir işlem olsa da sosyal hayata dönüş için birkaç gün ayırmak gerekir. İşlem sonrası yüzünüzde belirgin bir ödem ve yer yer morluklar olması son derece normaldir ve beklenen bir durumdur. İlk 48 saat ödemin zirve yaptığı dönemdir. Hastalar bu dönemde yüzlerini çok şiş hissedebilirler, ancak bu geçici bir durumdur.

    İlk haftanın sonunda ödemin büyük kısmı geriler, morluklar sararır ve makyajla rahatça kapatılabilir hale gelir. Üçüncü haftadan itibaren yüz hatları daha doğal görünmeye başlar. Ancak dokuların oturması, yağların son şeklini alması ve cildin o parlak görünümüne kavuşması 3 ila 6 ay arasında değişen bir süreçtir. Bu dönemde sabırlı olmak ve vücudun iyileşme hızına saygı duymak gerekir.

    İyileşme sürecinde hastaların uyması gereken kurallar şunlardır:

    • Başın yüksekte tutulması
    • Soğuk uygulama yapılması
    • Ağır spordan kaçınılması
    • Sıcak ortamlardan uzak durulması
    • Yüze masaj yapılmaması
    • Sırt üstü yatılması

    İşlem sırasında kullanılan teknikler güvenliği nasıl etkiler?

    Yağ enjeksiyonu, doğru ellerde ve doğru tekniklerle yapıldığında oldukça güvenli bir işlemdir. Günümüzde sivri uçlu iğneler yerine, ucu künt (kör) olan kanüller kullanıyoruz. Kanüller, doku içinde ilerlerken damarları ve sinirleri kesmez, onları nazikçe kenara iterek ilerler. Bu hem morluk ve şişliği minimuma indirir hem de işlemin en ciddi komplikasyonu olan damar içi enjeksiyon riskini ortadan kaldırır.

    Yağın tek bir noktaya bolca verilmesi yerine, “mikro damlacık” tekniği ile doku içine küçük kanallar açılarak inci tanesi gibi dağıtılması gerekir. Bu sayede her bir yağ hücresinin etrafı canlı dokuyla çevrilir ve beslenmesi garanti altına alınır. Toplu halde verilen yağlar, ortada kalan hücrelerin beslenememesi sonucu kist oluşumuna veya sertliklere yol açabilir.

    Olası yan etkiler ve komplikasyonlar şunlardır:

    • Uzamış ödem
    • Asimetri
    • Enfeksiyon
    • Yağ kistleri
    • Yetersiz düzeltme
    • Düzensizlikler

    Bu işlem başka estetik ameliyatlarla kombine edilebilir mi?

    Yağ enjeksiyonu, estetik cerrahideki en iyi “tamamlayıcı” prosedürdür. Tek başına yapıldığında harika sonuçlar verdiği gibi, diğer ameliyatların etkisini de katlayarak artırır. Örneğin bir yüz germe (facelift) ameliyatında sarkan deriyi ve kasları toparlarız, ancak cildin kalitesini artırmak ve yüzün orta hattındaki boşalmayı düzeltmek için yağ enjeksiyonuna ihtiyaç duyarız. Yüz germe ile kombine edilen yağ enjeksiyonu, hastaya sadece gergin değil aynı zamanda “taze ve bebeksi” bir görünüm kazandırır.

    Benzer şekilde göz kapağı estetiği (blefaroplasti) sırasında, göz çevresindeki çukurluklara yapılan nano yağ enjeksiyonu, yorgun ifadeyi silmekte cerrahinin başarısını artırır. Burun estetiği ile birlikte çene ucuna veya alına yapılan dokunuşlar, yüzün profil dengesini (profiloplasti) sağlamak için mükemmel bir araçtır.

    Yüze Yağ Enjeksiyonu Fiyatları 2026

    Yüze Yağ Enjeksiyonu fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.

    Ankara'da Yüze Yağ Enjeksiyonu Yapan Doktorlar & Hastaneler

    Yüze Yağ Enjeksiyonu Ankara'da plastik cerrahlar tarafından tarafından uygun alt yapıya sahip  özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.

    Yüze Yağ Enjeksiyonu Olanların Yorumları

    Prof. Dr. Serdar Nasır'ın yorumları için Google Haritalar veya Doktor Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz.

    Yüze Yağ Enjeksiyonu Öncesi Sonrası Fotoğrafları

    Yüze Yağ Enjeksiyonu öncesi sonrası fotoğrafları için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.

     

    Sıkça Sorulan Sorular

    Yüze yağ enjeksiyonu, vücudun başka bir bölgesinden alınan yağ dokusunun yüze enjekte edilmesiyle hacim kazandırma, kırışıklıkları azaltma ve daha genç bir görünüm elde etme amacıyla yapılan bir işlemdir.

    Elmacık kemikleri, göz altları, şakaklar, nazolabial çizgiler, dudak çevresi, çene ve yüz ovali gibi hacim kaybı ya da yaşlanma belirtileri olan bölgelere uygulanabilir.

    Enjekte edilen yağın yaklaşık %40–70’i kalıcı olur. Kalan kısmı vücut tarafından zamanla emilir. Kalıcılığı artırmak için doğru teknik ve işlem sonrası bakım büyük önem taşır.

    Evet, kişinin kendi yağı kullanıldığı için alerji riski yoktur. Ayrıca yağ dokusu cilt kalitesini artıran kök hücre benzeri yapılar içerdiğinden ciltte gençleştirici etki sağlar.

    Her hasta için uygun olmayabilir. İnce çizgilerde dolgu daha net sonuçlar verirken, geniş hacim kayıplarında yağ enjeksiyonu daha doğal ve etkili olabilir.

    Liposuction ile alınan yağ dokusu özel işlemlerle saflaştırılır ve ince kanüllerle yüze enjekte edilir. İşlem genellikle 1–2 saat sürer ve lokal ya da sedasyon anestezisi altında yapılır.

    Evet, özellikle ilk birkaç gün şişlik ve hafif morluklar görülebilir. Bu etkiler çoğunlukla 1 hafta içinde azalır. Soğuk uygulama iyileşmeyi destekler.

    Doğru miktar ve teknikle uygulandığında yüz ifadesi doğal, dinlenmiş ve taze görünür. Aşırı uygulama durumunda yüz yapay ve ağır görünebilir.

    İlk günlerde aşırı mimiklerden, sıcak uygulamalardan ve masajdan kaçınılmalıdır. Alkol ve sigara yağ tutulumunu olumsuz etkileyebileceği için önerilmez.

    Yüz hatlarının dengelenmesi ve gençleşmiş bir görünüm elde edilmesi özgüveni artırır. Özellikle yorgun ve yaşlı görünümden rahatsız olan bireylerde memnuniyet yüksektir.

    Son Yazılar

    Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]

    Devamını Oku ➜
    Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]

    Devamını Oku ➜
    Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]

    Devamını Oku ➜
    Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]

    Devamını Oku ➜
    Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜