Elmacık kemiği ve çene dolgusu, yüz hatlarını belirginleştirmek, dengelemek ve genç bir görünüm kazandırmak amacıyla uygulanan estetik işlemlerdir. İmplant, dolgu maddesi veya hastanın kendi yağı kullanılarak hacim kazandırılır ve yüz hatları daha orantılı hale getirilir.
Elmacık kemiği dolgusu, özellikle yüzün orta bölümüne hacim kazandırarak lifting etkisi yaratır. Hyaluronik asit bazlı dolgu maddeleri kullanılır veya kalıcı sonuç istenirse silikon ya da medpor implantlar tercih edilir. İşlem sonrası yüz daha genç ve canlı görünür.
Çene dolgusu ise çene ucunu belirginleştirerek alt yüzün simetrisini artırır. Geri planda kalmış çene yapısı, dolgu veya implant ile öne çıkarılır. Bu uygulama, özellikle profil estetiğini düzeltmede etkilidir ve yüzün genel oranını iyileştirir.
Yağ enjeksiyonu yöntemi, hastanın kendi vücudundan alınan yağ dokusunun elmacık kemiği bölgesine transfer edilmesiyle yapılır. Doğal ve biyouyumlu bir yöntemdir; kalıcılığı kişiye göre değişse de tekrarlanabilir. Aynı anda cilt kalitesi de artabilir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Elmacık kemiği ve çene dolgusu, yüz hatlarını belirginleştirmek ve dengelemek amacıyla dermal dolgu maddeleri, yağ enjeksiyonu veya implant kullanılarak yapılan estetik uygulamalardır. |
| Amacı | Elmacık kemiklerini ve çene hattını belirginleştirmek, yüz oranlarını dengelemek, yaşlanmaya bağlı hacim kaybını telafi etmek, yüz profilini iyileştirmek. |
| Uygulama Türleri | Dermal dolgu (hiyalüronik asit bazlı), otolog yağ enjeksiyonu (kişinin kendi vücudundan alınan yağla), çene ve elmacık kemiği implantları (silikon, medpor gibi malzemelerle). |
| Anestezi Türü | Dolgu ve yağ enjeksiyonlarında genellikle lokal anestezi kullanılır; implant yerleştirme işlemlerinde ise lokal anestezi + sedasyon veya genel anestezi tercih edilebilir. |
| Uygulama Süresi | Dermal dolgular ve yağ enjeksiyonları 20-45 dakika; implant işlemleri 1-2 saat sürer. |
| İyileşme Süreci | Dolgu işlemlerinde genellikle 1-3 gün içinde normal yaşama dönülür. Yağ enjeksiyonlarında hafif şişlik ve morluk 5-7 gün sürebilir. İmplant sonrası iyileşme 1-2 hafta sürebilir. |
| Risk ve Komplikasyonlar | Şişlik, morluk, enfeksiyon, asimetri, dolgu maddesinin yer değiştirmesi, yağ enjeksiyonunda kısmi emilim, implant yer değişimi veya çıkarılma ihtiyacı. |
| Kalıcılık Süresi | Dermal dolgular genellikle 6-18 ay kalıcıdır. Yağ enjeksiyonları kısmen kalıcıdır; enjekte edilen yağın %40-60’ı kalıcı olabilir. İmplantlar kalıcıdır ancak çıkarılabilir. |
| Uygunluk Kriterleri | Yüz hatlarında hacim kaybı veya orantısızlık olan, genel sağlık durumu iyi, cerrahiye uygun veya cerrahisiz yöntem isteyen bireyler. |
| Öncesi Hazırlık | Yüz analizi, alerji geçmişi değerlendirmesi, dolgu maddesi veya implant tipi seçimi, kan testleri (gerekirse), sigaranın bırakılması önerilir. |
| Sonrası Bakım | İlk günlerde bölgeye baskı uygulanmamalı, makyajdan kaçınılmalı, ağır egzersizden uzak durulmalı, önerilen kremler veya soğuk uygulamalar yapılmalı. |
| Alternatif Uygulamalar | İp askı yöntemleri, ameliyatla elmacık kemiği belirginleştirme, çene estetiği (genioplasti); bu yöntemler daha invazivdir ancak kalıcılığı daha uzundur. |
| Değerlendirme Süreci | Yüz oranlarının simetrik değerlendirmesi, profil analizi, hastanın beklentilerinin belirlenmesi, kalıcı mı geçici yöntem mi tercih edileceğinin planlanması. |
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleElmacık Kemiği Ve Çene Dolgusu (Implant Ya Da Yağ Enjeksiyonu İle) Nedir?
Elmacık kemiği ve çene dolgusu, yüz hatlarını belirginleştirmek, hacim kaybını gidermek ve daha dengeli bir profil oluşturmak amacıyla uygulanan estetik işlemlerdir. Bu uygulamalar; hyalüronik asit dolgular, yağ enjeksiyonu veya kalıcı implantlar ile gerçekleştirilebilir. Amaç, yüzün alt ve orta bölümünde projeksiyonu artırarak daha keskin ve orantılı hatlar elde etmektir. İşlem, kişinin anatomik yapısına ve beklentilerine göre planlanır.
Profiloplasti kavramı yüz estetiğinde neden bu kadar önemlidir?
Yüzümüzde her organ birbiriyle komşuluk ve oran ilişkisi içindedir. Bu ilişkiyi göz ardı ederek yapılan işlemler genellikle “yapıldığı belli olan” veya doğal durmayan sonuçlar doğurur. En sık karşılaştığımız örneklerden biri burun ve çene ilişkisidir. Kliniğe burnunun çok büyük veya kemerli olduğu şikayetiyle gelen pek çok hastada, aslında temel sorunun burnun büyüklüğünden ziyade, alt çenenin geride ve küçük olması (mikrognati) olduğunu gözlemleriz. Alt çene geride olduğunda, beyin yüzü algılarken referans noktasını kaybeder ve burnu olduğundan çok daha önde ve büyük algılar.
Bu durumda hastaya sadece burun estetiği yapmak veya burnu küçültmek, yüzdeki dengeyi sağlamaya yetmeyebilir; hatta bazen “kuş yüzü” dediğimiz, orta yüzün basık kaldığı istenmeyen bir görüntüye yol açabilir. Oysa çene ucuna yapılacak uygun bir dolgu uygulamasıyla çeneyi ideal plana taşıdığımızda, yani projeksiyon sağladığımızda, burun otomatik olarak daha küçük ve yüzle uyumlu görünmeye başlar. Profiloplasti, hastanın “Burnumu yaptırmak istiyorum” talebine karşılık hekimin “Önce yüzündeki altın oranı kuralım” vizyonuyla yaklaşmasıdır. Elmacık kemiği, burun ve çene ucu arasındaki bu sihirli üçgen doğru kurulduğunda, estetik sonuç sadece “güzel” değil aynı zamanda “etkileyici” olur.
Kadın ve erkek yüz hatlarında elmacık kemiği ve çene dolgusu farkları nelerdir?
Estetik uygulamalarda cinsiyet ayrımı (seksüel dimorfizm), yaptığımız işin kalitesini belirleyen en kritik unsurdur. Kadın ve erkek yüz anatomisi, hormonların kemik yapısı üzerindeki etkisi nedeniyle birbirinden tamamen farklı gelişir. Bu yüzden elimizdeki dolgu malzemesi aynı olsa bile, enjeksiyon noktalarımız ve şekillendirme stratejimiz taban tabana zıt olmalıdır. Bir kadına yanlışlıkla erkeksi hatlar yüklemek veya bir erkeği feminenleştirmek, estetik müdahalenin en büyük başarısızlığıdır.
Kadın yüzünde estetik hedefimiz genellikle daha yumuşak geçişler, narinlik ve yukarı doğru bir ivmelenmedir. İdeal kadın yüzü, tabanı yukarıda (elmacık kemikleri), sivri ucu aşağıda (çene ucu) olan bir ters üçgeni veya kalp şeklini andırır.
Kadın yüzü için hedeflenen özellikler şunlardır:
- Yüksek zigoma
- Kavisli hatlar
- Sivri çene ucu
- Narin çene hattı
Erkek yüzünde ise durum tam tersidir. Testosteronun etkisiyle kalınlaşan kemik yapı daha köşeli, keskin ve maskülen bir ifade yaratır. Erkeklerde elmacık kemikleri kadınlardaki gibi öne doğru pırtlak ve parlak değil daha yayıvan ve silik olmalıdır. Asıl güç gösterisi alt yüz bölgesindedir.
Erkek yüzü için hedeflenen özellikler şunlardır:
- Geniş çene ucu
- Keskin mandibula köşesi
- Düz elmacık hattı
Köşeli hatlar
Yaşlandıkça elmacık kemiği ve çene hattı neden değişir?
Yaşlanma süreci, cildin sadece yüzeyinde değil en derin katmanlarında başlayan üç boyutlu bir yıkımdır. Gençken yüzümüz, elmacık kemiklerinin dolgun olduğu, çene hattının sıkı durduğu bir “ters üçgen” formundadır. Ancak yıllar geçtikçe bu üçgen tersine döner ve tabanı aşağıda olan bir kareye veya piramide dönüşür. Yüzün ağırlık merkezi yerçekimine yenik düşerek aşağı kayar.
Bu değişimin temelinde kemik erimesi (rezorpsiyon) yatar. Evet, yaşlandıkça sadece kalça veya diz kemiklerimiz değil yüz iskeletimiz de erir. Özellikle elmacık kemiği (zigoma) ve üst çene kemiği (maksilla) hacim kaybeder, geriye doğru çekilir. Cildimizi tutan bu “çadır direkleri” kısaldığında, üzerindeki deri ve yağ yastıkçıkları bol gelmeye başlar ve aşağı, burun kenarlarına doğru sarkar. Aynı şekilde alt çene kemiği de küçülür, bu da çene hattının (jawline) belirginliğini kaybetmesine ve gıdı bölgesinin sarkmasına neden olur. Elmacık kemiği dolgusu yaparken amacımız sadece orayı şişirmek değil eriyen bu kemik desteğini taklit ederek düşen dokuları tekrar yukarı asmaktır.
Dolgu malzemesi seçerken nelere dikkat edilir?
Yüz hacimlendirmede kullandığımız materyaller, uygulanacak bölgenin sertliğine, hareketliliğine ve derinliğine göre titizlikle seçilmelidir. “Her dolgu her bölgeye uygulanır” mantığı yanlıştır. Çene ucu gibi kemik taklidi yapmamız gereken bir yere yumuşak dudak dolgusu sıkarsak, dolgu zamanla yayılır ve şekilsiz bir topak haline gelir. Tam tersine, göz altına sert bir çene dolgusu yaparsak ciddi düzensizlikler oluşur.
Klinik pratikte en sık başvurduğumuz dolgu türleri şunlardır:
- Hiyaluronik Asit
- Kalsiyum Hidroksiapatit
- Polikaprolakton
- Otolog Yağ
Hiyaluronik Asit (HA), vücudumuzun doğal yapı taşıdır ve en güvenli seçenektir. Su tutma kapasitesi yüksektir ve en önemlisi, bir sorun anında eritilebilir olmasıdır. Kalsiyum Hidroksiapatit (CaHA) ise daha sert, kemik yapısına daha yakın ve yarı kalıcı bir dolgudur; özellikle keskin jawline hatları oluşturmakta çok başarılıdır ancak eritilemez, bu yüzden hatasız uygulama gerektirir. Otolog yağ ise hastanın kendi vücudundan alınan yağın transferidir, kalıcıdır ancak cerrahi bir hazırlık gerektirir.
MD Codes™ tekniği ile yüz şekillendirme nasıl yapılır?
Geleneksel dolgu uygulamalarında hekimler genellikle hastanın parmağıyla gösterdiği çukuru doldurmaya odaklanırdı. “Buramda çizgi var, dolduralım” mantığı, maalesef yüzün şişmesine ve doğal olmayan görüntülere yol açabiliyordu. Günümüzde ise tüm dünyada kabul gören ve benim de uyguladığım yaklaşım MD Codes™ (Medical Codes) tekniğidir. Bu teknik, yüzü bir mimari proje gibi stratejik noktalara (kodlara) ayırır.
Bu yöntemin temel felsefesi, sorunun sonucunu değil sebebini tedavi etmektir. Örneğin nazolabial (burun kenarı) çizgilerinden şikayetçi bir hastada, doğrudan o çizgiye dolgu sıkmak yerine, elmacık kemiğindeki taşıyıcı noktalara (Ck1, Ck2 gibi) küçük hacimli, sert dolgular koyarak yanağı yukarı doğru lift ederiz (kaldırırız). Yanak yukarı kalktığında, burun kenarındaki ağırlık azalır ve o çizgi kendiliğinden açılır. Bu sayede hastanın yüzü öne doğru şişmez, aksine yukarı doğru toparlanır ve daha “fresh”, dinlenmiş bir ifade kazanır. Çene hattı için de benzer şekilde sadece çene ucunu uzatmakla kalmaz, çene köşesinden başlayarak tüm hattı (Jw kodları) yeniden yapılandırırız.
Çene ve elmacık kemiği dolgusu sırasında ağrı olur mu?
Hastalarımızın koltuğa otururken en büyük endişesi genellikle ağrıdır. Ancak modern tıp teknolojisi ve rafine edilmiş teknikler sayesinde bu işlemler artık “öğle arası prosedürü” konforundadır. Öncelikle işlemden 15-20 dakika önce uyguladığımız yüksek etkili topikal anestezik kremler, cildin yüzeyel duyusunu büyük ölçüde alır.
Bunun da ötesinde, günümüzde kullandığımız kaliteli dolgu maddelerinin hemen hemen hepsinin içinde lidokain adı verilen lokal anestezik madde bulunur. Yani dolgu doku içine girdiği anda, o bölgeyi içeriden uyuşturmaya başlar. İlk iğne girişinde sinek ısırığı gibi çok hafif bir his duyulsa da işlemin devamı genellikle ağrısızdır. Çene ucu gibi çok hassas ve yoğun sinir ağına sahip bölgelerde ise, hastamızın konforunu maksimize etmek için diş hekimlerinin kullandığına benzer yöntemlerle “sinir blokajı” yapabiliyoruz. Ağız içinden yapılan tek bir minik enjeksiyonla tüm alt çene ve dudak bölgesini tamamen hissizleştirerek, hastanın işlem sırasında en ufak bir rahatsızlık duymamasını sağlıyoruz.
Hangi durumlarda kanül yerine iğne tercih edilir?
Uygulama güvenliği ve estetik sonuç açısından kullandığımız enstrümanlar hayati önem taşır. Elimizde iki temel araç vardır: Ucu sivri olan klasik iğneler ve ucu künt (yuvarlatılmış) olan uzun borucuklar, yani kanüller. Her ikisinin de yeri ayrıdır ancak güvenlik söz konusu olduğunda kanül bir adım öndedir.
Kanüllerin kullanım avantajları şunlardır:
- Daha az morarma
- Daha geniş tarama
- Damar güvenliği
- Tek giriş noktası
Elmacık kemiği gibi derin plan çalışmamız gereken, kemik üzerine nokta atışı dolgu bırakmak istediğimiz durumlarda sivri iğneleri tercih ederiz. Çünkü kemik zarına (periost) tam temas etmek isteriz. Ancak göz altı, yanak ortası veya çene hattı (jawline) boyunca ilerlerken, bölgede çok sayıda damar ve sinir olduğu için kanül kullanmak altın standarttır. Kanülün ucu künt olduğu için cilt altındaki damarları kesmez, onları nazikçe iterek yanından geçer. Bu hem morluk oluşma riskini minimuma indirir hem de dolgunun yanlışlıkla damar içine verilmesi gibi ciddi komplikasyonları engeller.
Dolgu işlemi sonrası iyileşme sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
Elmacık kemiği ve çene dolgusu işlemleri, cerrahi olmayan, hastanın hemen sosyal hayatına dönebildiği konforlu uygulamalardır. Ancak işlemin başarısı ve dolgunun dokuyla ideal şekilde bütünleşmesi için hastalarımızın uyması gereken bazı kurallar vardır. İşlemden çıkar çıkmaz her şey bitmiş sayılmaz; ilk 24 ila 48 saat, en az uygulama anı kadar önemlidir.
İşlem sonrası kaçınılması gerekenler şunlardır:
- Sıcak banyo
- Sauna ve hamam
- Ağır spor
- Alkol tüketimi
- Yüz üstü yatmak
- Sert masaj
- Diş tedavisi
Özellikle ilk günlerde sıcak ortamlar ve alkol, kan dolaşımını artırarak ödemin ve varsa morluğun artmasına neden olabilir. Enfeksiyon riskini sıfıra indirmek için, enjeksiyon noktalarına kirli ellerle dokunulmamalı ve ilk 24 saat makyaj yapılmamalıdır. Çene dolgusu yaptıran hastalarımıza, dolgunun şeklinin bozulmaması için ilk bir hafta ellerini çenelerine dayamamalarını ve sert gıdalar (elma ısırmak gibi) tüketirken dikkatli olmalarını öneririz.
İletişime Geçin!
Elmacık kemiği ve çene dolgusu riskleri ve komplikasyonları nelerdir?
Şeffaflık, hekim-hasta güveninin temelidir. Her tıbbi müdahalede olduğu gibi dolgu uygulamalarında da riskler vardır. En sık görülen, basit yan etkiler; geçici ödem, hafif kızarıklık veya iğne giriş yerlerinde minik morluklardır. Bunlar birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Bazen dolguya bağlı ele gelen sertlikler veya asimetriler olabilir, bunlar da masajla veya ek rötuşlarla düzeltilebilir.
Ancak estetik dolgu dünyasının en korkulan komplikasyonu “vasküler oklüzyon” yani damar tıkanıklığıdır. Eğer dolgu maddesi yanlışlıkla bir atardamarın içine verilir veya damara dışarıdan baskı yapacak kadar yoğun uygulanırsa, o damarın beslediği deri bölgesinde dolaşım bozulur. Bu durum acil müdahale gerektirir. Burada Hiyaluronik Asit dolguların en büyük avantajı devreye girer: “Hiyaluronidaz”. Bu enzim, bizim emniyet sübapımızdır. Herhangi bir dolaşım bozukluğu şüphesi hissettiğimiz anda bu enzimi enjekte ederek dolguyu saniyeler içinde su gibi eritip damarı açabiliriz. Bu nedenle hastalarımıza her zaman, komplikasyon yönetimi konusunda bilgili, elinin altında eritici enzimi hazır bulunduran uzman hekimleri tercih etmelerini öneriyoruz.
“Yastık yüz” (Pillow Face) görünümü neden oluşur?
Sokakta veya televizyonda gördüğümüz, yüzü aşırı şişmiş, gözleri küçülmüş, mimiklerini kaybetmiş insanlar, ne yazık ki estetik işlemlere karşı bir önyargı oluşmasına neden oluyor. “Pillow Face” veya yastık yüz dediğimiz bu görünüm, dolgunun suç değil yanlış uygulamanın ve sınır tanımamanın bir sonucudur. Genellikle hastanın hacim kaybı olmayan bölgelerine gereksiz dolgu yapılması veya doğru derinliğe inilmeden cildin hemen altına aşırı miktarda ürün verilmesi bu sonucu doğurur.
Bir diğer neden ise “algı kayması”dır. Hastalar bazen ilk yaptırdıkları dolgunun sonucunu çok beğenirler ve bir süre sonra gözleri bu yeni görüntüye alışır. Eski hallerini unutup, dolgularının eridiğini düşünerek daha sık ve daha çok dolgu talep etmeye başlarlar. Eğer hekim bu noktada hastayı frenlemez ve her isteğe “evet” derse, yüz doğal sınırlarını aşar ve şişer. İyi bir estetik hekimi, gerektiğinde hastasına “Hayır, şu an buna ihtiyacın yok” diyebilen hekimdir. Hedefimiz yüzü şişirmek değil restore etmektir.
Merdiven altı uygulamalar neden tehlikelidir?
Estetik prosedürlere olan talep patlaması, maalesef denetimsiz, yetkisiz ve tehlikeli bir “merdiven altı” sektörünü de beraberinde getirdi. Kuaför salonlarında, ev ortamlarında veya çantacı tabir edilen kişilerce yapılan dolgu uygulamaları, geri dönüşü olmayan facialara yol açabiliyor.
Bu tür yerlerdeki risk faktörleri şunlardır:
- Sahte ürünler
- Sterilizasyon eksikliği
- Anatomi bilgisizliği
- Komplikasyon yönetememe
Yetkisiz kişilerce kullanılan dolguların içeriği genellikle belirsizdir; internetten ucuza temin edilen, sahte barkodlu, hatta bazen vücutla uyumsuz endüstriyel silikon içeren maddeler kullanılabilir. Bu maddeler yüzde kalıcı iltihaplara, sert kitlelere (granülom) ve ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Daha da vahimi, bir damar tıkanıklığı geliştiğinde, bu kişilerin elinde bunu çözecek “hiyaluronidaz” enzimi olmadığı gibi, durumu yönetecek tıbbi bilgileri de yoktur. Yüzünüz, deneme tahtası yapılamayacak kadar değerlidir ve bu işlemler kesinlikle sadece tıp doktorları tarafından, klinik ortamında yapılmalıdır.
Dolguların kalıcılık süresi ne kadardır?
Hastalarımızın en çok merak ettiği sorulardan biri de “Bunun etkisi ne kadar sürecek?” sorusudur. Dolguların kalıcılığı tek bir faktöre bağlı değildir; kullanılan malzemenin teknolojisinden kişinin yaşam tarzına kadar pek çok değişken rol oynar. Genel olarak Hiyaluronik Asit içerikli dolgular, çapraz bağ teknolojilerine göre 6 aydan 18 aya kadar kalıcılık gösterebilir. Elmacık kemiği ve çene hattı gibi kemik üzerine, derin plana uyguladığımız daha sert ve yoğun dolgular, dudak gibi hareketli bölgelere göre çok daha uzun süre dayanır.
Kalıcılık süresini etkileyen faktörler şunlardır:
- Metabolizma hızı
- Tiroid hormonları
- Sigara kullanımı
- Yoğun spor
- Sıcak ortamlar
Kalsiyum Hidroksiapatit (Akıllı Dolgu) grubu ise ortalama 12-18 ay kalıcılık sunar ve bu süre sonunda bile tetiklediği kollajen üretimi sayesinde cildin kalitesi işlem öncesine göre daha iyi durumda kalır. Şunu unutmamak gerekir: Dolgular eridiğinde yüzünüz aniden sarkmaz veya eskisinden kötü olmaz. Aksine, yapılan çalışmalar düzenli dolgu uygulamalarının cildin elastikiyetini koruduğunu ve yaşlanmayı yavaşlattığını göstermektedir. Dolayısıyla bu işlemler, zamana karşı attığımız birer “çapa” gibidir; bizi olduğumuz yerde tutmaya ve daha iyi yaş almamıza yardımcı olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Yüzde hacim kaybı, çökmüş yanaklar veya belirgin hat eksikliği gibi durumlarda tercih edilir. Daha genç, kalkık ve üçgen yüz görünümü sağlamak amacıyla uygulanır.
Çene hattını belirginleştirerek yüzün alt kısmına denge kazandırır. Özellikle çene geriliği veya belirsizliği olan kişilerde yüz profili daha orantılı ve estetik görünür.
Yağ enjeksiyonları kısmen kalıcıdır. Enjekte edilen yağın bir bölümü zamanla emilirken, kalan kısmı uzun süre kalıcılığını koruyabilir. Etki süresi kişisel faktörlere bağlıdır.
Dolgu uygulamaları geçici veya yarı kalıcıdır ve genellikle ofis ortamında yapılır. İmplantlar ise cerrahi işlem gerektirir ve kalıcı, yapısal değişiklikler sağlar.
Doğru teknik ve dozla uygulandığında yüz ifadesi daha canlı ve dinç görünür. Ancak aşırı dolgu uygulamaları yüz ifadesinde donukluk yaratabilir, bu nedenle doğal oranlar önemlidir.
Hyaluronik asit bazlı dolgular genellikle 12-18 ay kalıcılık gösterir. Bu süre kullanılan ürün, kişinin metabolizması ve yaşam tarzına göre değişebilir.
Hayır, çene dolgusu yüzeysel bir işlemdir ve kas fonksiyonlarını etkilemez. Çiğneme ve mimik hareketleri normal şekilde devam eder.
İşlem öncesinde lokal anestezik kremler kullanıldığı için ağrı genellikle minimaldir. Uygulama sonrası hafif hassasiyet veya morluk birkaç gün sürebilir.
İmplantlar çoğunlukla ağız içinden yerleştirildiği için dışarıdan görünen bir iz oluşmaz. Nadir durumlarda dış kesi gerekirse estetik dikişlerle izler gizlenir.
İlk 1-3 gün hafif şişlik ve morarma görülebilir. Bu etkiler genellikle kısa sürede geçer ve soğuk kompres iyileşmeyi hızlandırabilir.
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
