Serbest fleple onarım, büyük doku kayıplarının kapatılması ve fonksiyonel yapıların yeniden oluşturulması amacıyla uygulanan mikrocerrahi temelli bir rekonstrüktif cerrahi yöntemidir. Bu teknikte, vücudun başka bir bölgesinden damar yapılarıyla birlikte alınan doku, hasarlı alana nakledilir.

Flep olarak alınan dokular; deri, kas, kemik veya kombine yapılar içerebilir. Bu dokular, mikroskop altında damar ve bazen sinir bağlantıları yeniden kurularak canlılığını sürdürecek şekilde hedef bölgeye transfer edilir. En yaygın kullanıldığı alanlar travma, onkolojik cerrahiler ve yanık sonrası onarımlardır.

Serbest flep cerrahisi, klasik doku onarımlarına kıyasla daha esnek ve geniş onarım imkânı sunar. Örneğin, alt ekstremite açık yaralarında bacak fonksiyonunu koruyacak sağlam doku kaplaması, yüz rekonstrüksiyonlarında estetik uyum ya da meme rekonstrüksiyonunda hacim sağlanabilir.

Ameliyat sonrası flebin yaşaması için ilk 72 saat kritik öneme sahiptir. İyileşme süreci kişiye göre değişse de, başarılı bir flep onarımı hem estetik hem fonksiyonel bütünlüğü yeniden kazandırır. Uygulama, ileri düzey cerrahi deneyim ve multidisipliner bakım gerektirir.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Serbest fleple onarım, vücudun bir bölgesinden alınan deri, kas, yağ, kemik veya kombinasyonlarından oluşan canlı doku parçasının, damar ve bazen sinir yapılarıyla birlikte başka bir vücut bölgesine mikrocerrahi tekniklerle taşınarak yeniden dolaşıma bağlanması işlemidir.
Amacı Ciddi doku kayıplarının (travma, tümör çıkarımı, enfeksiyon, yanık vs.) onarımı; fonksiyonel ve estetik bütünlüğün yeniden sağlanması; iyileşmeyen yaraların kapatılması.
Uygulama Alanları Baş-boyun, alt ve üst ekstremite rekonstrüksiyonları, meme rekonstrüksiyonu, yüz, el, ayak, kafa derisi, genital bölge ve kronik yaraların onarımı.
Kullanılan Flepler Kas flepleri: Latissimus dorsi, gracilis, rectus abdominisDeri-altı dokusu flepleri: Radial forearm, ALT (anterolateral uyluk), scapular flepKemikli flepler: Fibula, iliak krest (çene onarımları için)Karma flepler: Deri, kas ve kemik kombinasyonları
Anestezi Türü Genel anestezi altında gerçekleştirilir.
Operasyon Süresi Flebin tipine ve onarım bölgesine göre 4–12 saat arasında değişebilir.
İyileşme Süreci İlk 72 saat dolaşım takibi açısından kritiktir. Hastanede kalış süresi genellikle 5–10 gündür. Tam iyileşme süreci birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir.
Risk ve Komplikasyonlar Flep dolaşımında bozulma, total veya parsiyel flep kaybı, hematom, enfeksiyon, damar tıkanıklığı, doku uyumsuzluğu, donör sahada morbidite (zayıflık, estetik bozukluk).
Kalıcılık Süresi Başarılı flepler kalıcıdır; iyi dolaşım sağlandığında doku vücuda entegre olur.
Uygunluk Kriterleri Geniş doku kaybı olan, lokal fleple kapatılamayacak defekti bulunan, genel sağlık durumu mikrocerrahiye uygun olan bireyler.
Öncesi Hazırlık Flep ve alıcı saha damar haritalaması (BT anjiyo, Doppler), kan testleri, görüntüleme yöntemleri, beslenme ve sistemik durum değerlendirmesi, multidisipliner planlama.
Sonrası Bakım Flebin rengi, sıcaklığı, kapiller dolum süresi gibi dolaşım bulgularının izlenmesi, yara bakımı, yatak pozisyonu, enfeksiyon ve tromboz profilaksisi, fizik tedavi.
Alternatif Uygulamalar Lokal flepler, cilt greftleri, sentetik örtüler, vakum destekli tedavi (VAC); ancak büyük ve kompleks defektlerde yeterli olmaz.
Değerlendirme Süreci Defektin büyüklüğü, yerleşimi, alıcı ve donör bölgenin durumu, vasküler uygunluk, hastanın sistemik hastalıkları ve beklentileri göz önünde bulundurularak kişiye özel flep planlaması yapılır.
Prof. Dr. Serdar Nasır
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.

2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.

2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Devamını Görüntüle

Serbest Fleple Onarım Nedir?

Serbest Fleple Onarım Nedir? Serbest fleple onarım, vücudun bir bölgesinden damarlarıyla birlikte tamamen ayrılan doku parçasının (deri, kas, kemik veya kombinasyonu) mikrocerrahi yöntemlerle başka bir bölgeye nakledilmesi işlemidir. Nakledilen dokunun damarları, alıcı bölgedeki damarlarla mikroskop altında birleştirilir. Bu yöntem, özellikle büyük doku kayıpları, travmalar, kanser sonrası rekonstrüksiyon ve karmaşık yaraların onarımında tercih edilir.

Hangi durumlarda serbest flep ile onarım işlemine ihtiyaç duyulur?

Bu ameliyatları keyfi estetik kaygılardan ziyade, genellikle zorunlu ve hayati durumlarda uygularız. Vücutta büyük bir boşluk oluştuğunda, kemikler açıkta kaldığında veya bir organın işlevini yitirdiği durumlarda devreye gireriz. İhtiyaç duyulan durumlar genellikle hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde tehdit eden senaryolardır.

Serbest flep cerrahisinin en sık uygulandığı alanlar şunlardır:

  • Baş ve boyun kanserleri
  • Açık kemik kırıkları
  • Yanık sekelleri
  • Diyabetik ayak yaraları
  • Meme kanseri sonrası onarımlar
  • Kronik kemik enfeksiyonları
  • Doğuştan gelen doku eksiklikleri
  • Geniş yumuşak doku tümörleri

Özellikle kanser cerrahisi sonrası oluşan geniş boşluklar, sadece estetik değil fonksiyonel açıdan da doldurulmalıdır. Örneğin çene kemiğinin bir kısmı alınan bir hasta, o boşluk kemik ve doku ile doldurulmazsa yemek yiyemez, konuşamaz. Benzer şekilde trafik kazası sonrası bacağında kemiği açıkta kalan bir hasta için bu doku nakli, bacağın kesilmekten kurtarılması anlamına gelir.

Serbest flep cerrahisinin hastalara sağladığı avantajlar nelerdir?

Hastalarımız bazen “Neden bu kadar uzun ve zorlu bir ameliyat?” diye sorabiliyorlar. Cevap, bu yöntemin sunduğu eşsiz biyolojik avantajlarda gizlidir. Birincisi ve en önemlisi, “bağımsız kanlanma” yeteneğidir. Radyoterapi görmüş, sertleşmiş ve damarları bozulmuş bir boyun bölgesine, bacaktan getirdiğimiz taze ve bol kanlı bir dokuyu koyduğumuzda, o bölgenin iyileşme kapasitesini de artırmış oluruz.

İkinci büyük avantaj ise “kompozit doku transferi” yapabilmemizdir. Yani tek bir seansta, vücudun başka bir yerinden kemik, kas, deri ve hatta siniri aynı anda taşıyabiliriz. Bu “eksilen neyse yerine aynısını koyma” prensibimizi mümkün kılar.

Bu cerrahinin sağladığı temel kazanımlar şunlardır:

  • Yüksek enfeksiyon direnci
  • Hızlı iyileşme potansiyeli
  • Fonksiyonel geri kazanım
  • Doğal doku uyumu
  • Geniş hacim doldurma kapasitesi
  • Uzuv kurtarma şansı
  • Radyoterapiye dayanıklılık
  • Duyu hissinin geri getirilmesi

Ayrıca estetik açıdan da büyük fark yaratır. Eskiden büyük yaralar iyileşse bile gergin, çökük ve bozuk bir iz bırakırdı. Serbest fleplerle ise doku dolgunluğunu sağlayarak vücut hatlarını normale en yakın hale getirebiliyoruz.

Mikrocerrahi teknikleri ameliyathanede nasıl uygulanır?

Bu işin mutfağı, yani ameliyathane süreci oldukça büyüleyicidir ancak bir o kadar da disiplin gerektirir. Serbest flep cerrahisi, insan gözünün sınırlarını zorlayan bir tekniktir. Bu nedenle ameliyatlarımızda yüksek teknolojiye sahip cerrahi mikroskoplar kullanırız. Bu mikroskoplar, çalışma alanımızı 40 kata kadar büyüterek, saç telinden bile ince olan damarları devasa borular gibi görmemizi sağlar.

Ameliyat süreci genellikle “çift ekip” çalışmasıyla yürütülür. Bu hem süreyi kısaltır hem de cerrahların yorgunluğunu yönetmesini sağlar. Birinci ekip, hasarlı bölgeyi temizler ve orada dokuyu besleyecek damarları bulup hazırlar. İkinci ekip ise eş zamanlı olarak vücudun donör bölgesinden (sırt, karın, kol veya bacak) nakledilecek dokuyu hazırlar.

En kritik an, dokunun damarlarının kesildiği ve alıcı bölgeye taşındığı andır. Bu noktada zamanla yarış başlar. Dokunun kansız kaldığı her dakika önemlidir. Doku yeni yerine getirildiğinde, mikroskop altında “anastomoz” dediğimiz damar birleştirme işlemi başlar. Kullandığımız ipler o kadar incedir ki çıplak gözle görmek neredeyse imkansızdır. Önce atardamar dikilir ve dokunun kanla dolması, renginin pembeleşmesi izlenir. Bu ameliyathanedeki en mutlu andır. Ardından kirli kanı taşıyan toplardamarlar dikilir. Damar duvarına atılan her dikiş milimetrik hassasiyetle, sızdırmaz ve pıhtı yapmaz şekilde olmalıdır. Bu işlem sabır, el becerisi ve derin bir anatomi bilgisi gerektirir.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Çene ve yüz kemik onarımlarında hangi serbest flep seçenekleri kullanılır?

Yüz, insanın kimliğidir. Çene kemiği (mandibula) kaybı, hastanın sadece görünüşünü değil yeme, içme ve konuşma gibi temel fonksiyonlarını da elinden alır. Bu bölgenin onarımında, vücudun başka bir yerinden damarlı kemik dokusu taşımak altın standarttır. Buradaki amacımız sadece boşluğu doldurmak değil üzerine diş yapılabilecek sertlikte bir zemin oluşturmaktır.

Bu onarımlarda kullandığımız donör bölgeler şunlardır:

  • Fibula kemiği
  • İliak kanat kemiği
  • Skapula kemiği
  • Radius kemiği

Bunlar arasında Fibula Flebi, yani bacağın dış yan kısmındaki ince kemik, dünyada en çok tercih edilen seçenektir. Neden mi? Çünkü bu kemik 25 santimetreye kadar uzunlukta alınabilir ve bacak fonksiyonunda hiçbir eksiklik yaratmaz. Kemik yapısı çok serttir, bu da operasyon sonrası dental implant (vidalı diş) yapılmasına olanak tanır. Ayrıca fibula kemiği, damar bağlantıları korunarak, tıpkı bir tespih tanesi gibi dilimlenip şekillendirilebilir. Bu sayede düz bir kemikten, çenenin doğal “at nalı” şeklini oluşturabiliriz.

Eğer hastanın çene kemiğiyle birlikte geniş bir dil veya yanak dokusuna da ihtiyacı varsa, Skapula (Kürek Kemiği) Flebi iyi bir seçenektir. Bu bölge, geniş cilt dokusu sağlar. İliak Krest (Leğen Kemiği) ise doğal kavisi nedeniyle çene şekline çok uygundur ancak damar sapı biraz kısadır. Hangi kemiğin seçileceğine, hastanın yaşına, defektin boyutuna ve bacak damarlarının durumuna göre karar veririz.

Yumuşak doku ve dil onarımında hangi serbest flep tercih edilir?

Bazen kemik kaybı olmaz ama dil, ağız tabanı, yanak içi veya boyun cildinde geniş kayıplar yaşanır. Özellikle dil kanseri ameliyatlarından sonra, konuşma ve yutma fonksiyonunun korunması için o bölgenin esnek, ince ve hareketli bir dokuyla onarılması şarttır. Kalın ve kaba bir doku, ağız içinde hareketi kısıtlar.

Bu tür yumuşak doku onarımlarında en sık başvurduğumuz yöntemler şunlardır:

  • Radial ön kol flebi
  • Anterolateral uyluk flebi
  • Rektus abdominis flebi
  • Latissimus dorsi flebi

Radial Ön Kol Flebi, kolumuzun iç yüzündeki tüysüz, ince ve esnek derinin alınması işlemidir. Bu doku, ağız içi dokusuna (mukoza) en iyi uyum sağlayan deridir. İnce olduğu için kolayca katlanabilir, dil şekli verilebilir. Hatta koldan bir duyu siniri de dokuyla birlikte taşınarak, yeni yapılan dilin hissetmesi sağlanabilir.

Bir diğer popüler seçenek ise Anterolateral Uyluk (ALT) Flebidir. Üst bacağın yan kısmından alınan bu doku, son yılların parlayan yıldızıdır. En büyük avantajı, alındığı yerde (bacakta) kalan izin pantolon altında gizlenebilmesidir. Ayrıca bu flep ile birlikte istendiğinde kas dokusu da (vastus lateralis) taşınabilir. Bu özellikle boyun bölgesindeki büyük çukurları doldurmak veya gırtlak onarımları yapmak için gereken hacmi bize sağlar. Hastanın zayıf veya kilolu olmasına göre dokunun kalınlığını ayarlayabilmemiz de cerrahi açıdan büyük bir esneklik sunar.

Meme onarımında DIEP serbest flep yöntemi neden önemlidir?

Meme kanseri nedeniyle mastektomi (memenin alınması) geçiren kadınlar için meme onarımı, tedavinin tamamlayıcı ve ruhsal iyileşmeyi sağlayan bir parçasıdır. Silikon protezler bir seçenek olsa da hastanın kendi dokusuyla yapılan onarımlar her zaman daha doğal, daha sıcak ve ömür boyu kalıcıdır. Bu alanda “DIEP Flep” yöntemi, modern cerrahinin geldiği son noktadır.

DIEP (Derin İnferior Epigastrik Arter Perforatör) flebi, karın alt bölgesindeki deri ve yağ dokusunun, karın kaslarına zarar vermeden meme bölgesine taşınmasıdır. Eskiden TRAM flep denilen yöntemde karın kası feda edilirdi, bu da fıtık riskine yol açardı. DIEP yönteminde ise kası kesmiyoruz, sadece kasın içinden geçen ince damarları ayıklıyoruz.

Bu yöntemin hastalara sağladığı avantajlar şunlardır:

  • Karın kası fonksiyonunun korunması
  • Fıtık riskinin azalması
  • Doğal meme kıvamı ve görünümü
  • Karın germe etkisi
  • Ameliyat sonrası daha az ağrı
  • Hızlı günlük hayata dönüş

Sonuç olarak hasta, hem kanser nedeniyle kaybettiği memesine yeniden kavuşur hem de karnındaki fazlalıklardan kurtularak estetik bir karın görünümü elde eder. Yeni yapılan meme, hastanın kendi canlı dokusu olduğu için kilo alıp verdikçe vücutla birlikte değişir ve yapay bir görüntü oluşturmaz.

İletişime Geçin!

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!


    Serbest flep cerrahisinde karşılaşılan komplikasyonlar nelerdir?

    Her cerrahi işlemde olduğu gibi serbest flep cerrahisinde de riskler vardır. Ancak bu ameliyatlarda en çok çekindiğimiz durum mikrocerrahi ile diktiğimiz damarların tıkanmasıdır. Damar çapları 1-2 milimetre civarında olduğu için, en ufak bir pıhtı veya damar bükülmesi kan akışını durdurabilir.

    Bu komplikasyonlar genellikle iki mekanizmayla oluşur:

    • Arteriyel tromboz
    • Venöz tromboz

    Arteriyel tromboz, temiz kan getiren damarın tıkanmasıdır. Bu durumda flebe kan gitmez, doku soluklaşır ve soğur. Acil müdahale edilmezse doku beslenemez ve ölür. Venöz tromboz ise kirli kanı götüren damarın tıkanmasıdır. Kan dokuya girer ama çıkamaz. Flep morarır, şişer ve gerginleşir. Venöz sorunlar, arteriyel sorunlara göre daha sık görülür.

    Bunların dışında ameliyat bölgesinde kan birikmesi (hematom), enfeksiyon veya yara iyileşme sorunları görülebilir. Ancak deneyimli ellerde ve iyi bir takiple, serbest fleplerin başarı oranı %95’in üzerindedir. Sorun yaşandığında en önemli faktör “erken fark etmektir”. İlk saatlerde fark edilen bir tıkanıklık, hastanın hemen tekrar ameliyata alınmasıyla düzeltilebilir ve flep kurtarılabilir.

    Ameliyat sonrası serbest flep takibi nasıl yapılır?

    Ameliyattan çıkmak işin bittiği anlamına gelmez; aksine, en kritik süreç olan “flep takip süreci” başlar. İlk 72 saat, özellikle de ilk 24 saat bizim için hayati önem taşır. Hastalarımızı genellikle yoğun bakımda veya özel izole odalarda, hemşire ve doktorların sıkı gözetimi altında tutarız.

    Takip sırasında saat başı kontrol edilen kriterler şunlardır:

    • Flep dokusunun rengi
    • Dokunun yüzey sıcaklığı
    • Kapiller dolum hızı
    • Doku gerginliği ve turgoru
    • İğne ile kanama kontrolü
    • Doppler ultrason sesi

    Bu kontrolleri yaparken teknolojik cihazlardan (lazer doppler, implante edilebilir doppler probları) faydalansak da en güvenilir yöntem tecrübeli bir cerrahın parmak ucuyla yaptığı klinik muayenedir. Rengi pembeyken aniden morarmaya başlayan veya sıcakken soğuyan bir flep, “alarm” veriyor demektir. Bu durumda vakit kaybetmeden müdahale gerekir. Geç kalındığında doku kaybı kaçınılmaz olur.

    İyileşme sürecinde hastanın dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

    Başarılı bir ameliyat, cerrah ve hastanın ortak çabasıyla mümkündür. Ameliyat sonrası dönemde hastalarımıza düşen çok ciddi sorumluluklar vardır. Bu kurallara uyulmaması, saatlerce uğraşılan o emeğin boşa gitmesine neden olabilir.

    Hastalarımızın kesinlikle uyması gereken kurallar şunlardır:

    • Sigara kullanımı
    • Kafeinli içecek tüketimi
    • Aşırı sıcak ortamlar
    • Dar kıyafetler giymek
    • Kan sulandırıcıları aksatmak
    • Yara bölgesine bası yapmak
    • Ağır egzersizler

    Özellikle sigara, bu ameliyatın baş düşmanıdır. İçindeki nikotin, damarlarda büzüşmeye (vazokonstriksiyon) yol açar. Bizim mikrocerrahi ile diktiğimiz o hassas damarlar büzüşürse, kan akışı durur ve flep ölür. Bu nedenle ameliyattan haftalar önce sigaranın bırakılması ve iyileşme tamamlanana kadar (en az 1-2 ay) asla içilmemesi şarttır. Pasif içicilik bile büyük risktir.

    Beslenme konusunda ise proteinden zengin bir diyet, yara iyileşmesini hızlandırır. Ağız içi ameliyat olan hastalarımızın ilk günlerde sıvı ve püre tarzı beslenmesi, dikişlerin zorlanmaması açısından önemlidir. Ayrıca kan akışını etkileyebileceği için doktorun önerdiği pozisyonda yatmak (örneğin başın yükseltilmesi veya bacağın yukarıda tutulması) iyileşmeyi kolaylaştırır.

    Serbest flep operasyonu sonrası yaşam kalitesi nasıl değişir?

    Serbest flep cerrahisi, hastalarımıza “ikinci bir şans” sunar. Bu sadece tıbbi bir başarı değil sosyolojik ve psikolojik bir geri kazanımdır. Düşünün; dili olmadığı için konuşamayan, çenesi olmadığı için yemek yiyemeyen veya bacağındaki yara yüzünden aylardır yürüyemeyen bir insanı, tekrar hayata bağlıyoruz.

    Bu operasyonların sağladığı yaşam kalitesi değişimleri şunlardır:

    • Toplum içine karışma özgüveni
    • Normal yeme ve konuşma yetisi
    • Ağrısız hareket kabiliyeti
    • Beden bütünlüğü algısı
    • Kanser sonrası normalleşme süreci
    • Protez kullanabilme imkanı
    • Kronik yara bakımından kurtulma

    Sıkça Sorulan Sorular

    Serbest flep, vücudun bir bölgesinden damarlarıyla birlikte alınan doku parçasının mikrocerrahi yöntemlerle başka bir bölgeye nakledilerek onarım yapılmasıdır. Büyük doku kayıplarını kapatmak, fonksiyon ve estetik bütünlüğü yeniden sağlamak amacıyla kullanılır.

    Travma, kanser cerrahisi, kronik yaralar, yanıklar veya enfeksiyon sonrası gelişen geniş doku kayıplarında; lokal veya bölgesel dokuların yetersiz kaldığı durumlarda tercih edilir.

    Kas (latissimus dorsi, gracilis), deri, yağ, kemik (fibula, iliak kemik), fasya veya bu dokuların kombinasyonları serbest flep olarak kullanılabilir. Seçim, onarılacak bölgenin ihtiyacına göre yapılır.

    Lokal flepler, dokuya komşu alanlardan kaydırılarak taşınır. Serbest flepler ise vücuttan tamamen ayrılır ve mikrocerrahi ile yeni bölgede damar ve gerekirse sinir bağlantıları yapılarak yaşatılır.

    Ameliyatın kapsamına bağlı olarak genellikle 4–10 saat sürer. Damar ve sinir anastomozları mikroskop altında yapıldığı için yüksek hassasiyet ve deneyim gerektirir.

    Evet, damar tıkanıklığı gelişirse flep yaşayamayabilir. İlk 72 saat kritik dönemdir. Bu süreçte yakın takip yapılır ve erken fark edilirse yeniden cerrahiyle flep kurtarılabilir.

    Hastanede yatış süresi genellikle 1–2 haftadır. Tam iyileşme ve fonksiyonel adaptasyon birkaç ay sürebilir. Fizik tedavi ve düzenli yara bakımı sürecin önemli parçalarıdır.

    Damar tıkanıklığı, enfeksiyon, kanama, flep kaybı, donör bölgede iz veya fonksiyon kaybı gibi riskler olabilir. Ancak deneyimli merkezlerde bu oranlar düşüktür.

    Donör bölgede iz kalabilir ve nadiren fonksiyon kaybı oluşabilir. Cerrahi planlama, bu etkileri en aza indirecek şekilde yapılır ve çoğu hastada günlük yaşam etkilenmez.

    Geniş doku kayıplarının kapatılması, fonksiyonların geri kazandırılması ve estetik bütünlüğün sağlanması sayesinde hastanın sosyal, mesleki ve psikolojik yaşamında belirgin iyileşme sağlanır.

    Son Yazılar

    Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]

    Devamını Oku ➜
    Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]

    Devamını Oku ➜
    Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]

    Devamını Oku ➜
    Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]

    Devamını Oku ➜
    Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?

    Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]

    Devamını Oku ➜