Terleme botoksu, aşırı terleme (hiperhidrozis) sorunu yaşanan bölgelerdeki ter bezlerinin faaliyetini botulinum toksini enjeksiyonu ile geçici olarak yavaşlatan ve normal seviyelere çeken pratik bir medikal tedavidir. Günlük yaşam kalitesini düşüren, kıyafetlerde istenmeyen ıslaklıklara ve sosyal çekingenliğe neden olan terleme problemi, bu yöntem sayesinde kısa sürede kontrol altına alınır. Hiperhidrozis botoksu olarak da bilinen bu işlem cerrahi bir müdahaleye gerek kalmadan ter üretimini dengeleyerek kişiye estetik ve psikolojik açıdan büyük bir rahatlama sunar. Hayatı kısıtlayan bölgesel terleme şikayetlerini geride bırakıp, taze ve konforlu bir yaşama adım atmak için oldukça etkili bir seçenektir.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleAşırı Terleme (Hiperhidrozis) Nedir?
İnsan bedeni, kendi iç sıcaklığını dengede tutmak için adeta harika bir soğutma sistemine sahiptir. Vücut ısısı yükseldiğinde termoregülasyon adı verilen doğal bir mekanizma devreye girer ve cilt yüzeyindeki ince bezler sıvı salgılayarak bedeni serinletir. Bu durum hayatta kalmak için gerekli, tamamen normal bir süreçtir. Ancak bazen bu soğutma sistemi gereğinden çok daha yoğun çalışmaya başlar. Vücudun belirgin bir soğuma ihtiyacı olmamasına rağmen, ter bezleri durmaksızın sıvı üretmeye devam eder. Tıpta bu tabloya hiperhidrozis adı verilir. Aşırı terleme sadece bedensel bir ıslaklık hissi veren fiziksel bir durum olmaktan çıkıp, insanların sosyal etkileşimlerini derinden etkileyen psikolojik bir yüke dönüşebilir. Kış aylarında, soğuk havalarda bile kıyafetlerde oluşan geniş ıslaklık lekeleri, yeni tanışılan insanlarla tokalaşmaktan kaçınma isteği veya kağıt tutarken yaşanan zorluklar, bireylerin özgüvenini sarsabilir. Nemli ortamın ciltteki bakteriler için uygun bir zemin hazırlaması sebebiyle ortaya çıkabilen kötü ter kokusu endişesi, kişilerin kalabalık ortamlara girmesini dahi zorlaştırabilir.
Piyasada kolayca bulunabilen standart kozmetik ürünler, roll-on deodorantlar veya krem formundaki ürünler genellikle bu denli yoğun çalışan ter bezlerini durdurmakta yetersiz kalır. Çünkü bu tür ürünler çoğunlukla sadece cilt yüzeyini geçici olarak kapatmaya veya mevcut kokuyu maskelemeye yöneliktir. Oysa asıl sorun cilt yüzeyinde değil derinin altındaki sinir sinyallerinin aşırı derecede aktif olmasındadır. İşte tam bu noktada terleme botoksu devreye girer ve sorunu kaynağında, hücresel iletişim düzeyinde çözmeyi amaçlar. Pratik uygulanabilirliği, işlem süresinin kısalığı ve hastanın günlük hayata anında dönebilmesi gibi özellikleri sayesinde, hiperhidrozis tedavisinde en çok başvurulan yöntemlerden biri haline gelmiştir. Terlemenin genellikle iki farklı tipi bulunur. Birincil tipte altta yatan başka bir sistemik hastalık yoktur; bezler sadece yapısal olarak aşırı çalışır. İkincil tipte ise tiroid bezinin hızlı çalışması, şeker hastalığı veya menopoz gibi tüm vücudu etkileyen bir durum söz konusudur. Terleme botoksu, özellikle bu birincil yani bölgesel ve yapısal aşırı terleme durumlarında çok daha tatmin edici ve konforlu sonuçlar sunar.
Terleme Botoksu Vücudumuzdaki Ter Bezlerini Nasıl Kontrol Eder?
Vücudumuzdaki her bedensel eylemin arkasında oldukça karmaşık ama bir o kadar da düzenli çalışan bir iletişim ağı yatar. Bir bardağı tutmanızdan koşmanıza, hatta terlemenize kadar her fizyolojik olay, sinir hücreleri arasındaki mesajlaşmalarla gerçekleşir. Terleme sürecinin başlaması için beynimizdeki ilgili merkez, sempatik sinir sistemi aracılığıyla ter bezlerine bir emir gönderir. Bu emir, sinir uçlarından salgılanan asetilkolin isimli kimyasal bir haberci madde aracılığıyla taşınır. Asetilkolin molekülleri sinir ucundan çıkıp ter bezine ulaştığında, bez aktif hale gelir ve derhal sıvı üretmeye başlar. Aşırı terleme probleminde bu mesajlaşma trafiği çok yoğundur ve ter bezlerine sürekli bir uyarı gider.
Terleme botoksu işleminde kullanılan botulinum toksini, işte tam bu hücresel iletişim noktasında bir tür filtre görevi üstlenir. İnce iğnelerle cilt altına uygulanan ilaç, sinir uçlarına yerleşir. İlacın temel görevi, asetilkolin adlı kimyasal habercinin salgılanmasını sağlayan spesifik bir hücresel proteini geçici bir süreliğine durdurmaktır. Bu protein çalışmadığında, beyinden ne kadar terleme sinyali gelirse gelsin, sinir ucu bu mesajı ter bezine iletemez. Uyarıyı alamayan ter bezi de dinlenmeye geçer ve sıvı üretimini büyük oranda azaltır.
Bu biyolojik sürecin en güzel yanlarından biri, ter bezlerinde herhangi bir yapısal hasar veya kalıcı bir tahribat oluşmamasıdır. Sadece sinirsel iletişim hattı belirli bir süre için askıya alınır. Aylar geçtikçe, vücut bu bölgede iletişim ağını yavaş yavaş toparlar ve botulinum toksininin etkisi yavaşça ortadan kalkar. İletişim yeniden başladığında, terleme de eski ritmine dönmeye başlar. Uygulanan ilaç, sadece enjekte edildiği o küçük alanda lokal bir etki gösterir. Kana karışıp vücudun tüm sistemini veya genel sağlığı etkilemesi gibi bir durum çoğunlukla söz konusu olmaz. Beden sıcaklığının dengelenmesi gibi hayati fonksiyonlar, vücudun diğer bölgelerindeki milyonlarca ter bezi aracılığıyla sorunsuz bir şekilde işlemeye devam eder.
Terleme Botoksu Öncesi Doğru Uygulama Noktaları Nasıl Belirlenir?
İşlemden iyi bir sonuç alabilmek için ilacın rastgele yerlere değil en çok sıvı üreten bezlerin kümelendiği bölgelere yapılması oldukça önemlidir. İnsan gözüyle bu yoğun terleyen milimetrik alanları dışarıdan bakarak tespit etmek mümkün değildir. Haritalandırmayı doğru ve hassas yapabilmek adına, işlemden hemen önce klinik ortamda çok pratik olan iyot-nişasta testi uygulanır. Bu basit test, asıl terleyen odakları sadece birkaç dakika içinde görünür hale getirerek işlemin çok daha planlı yapılmasına olanak tanır.
Test sürecinde izlenen adımlar genellikle aşağıdaki gibidir:
- Kurulama
- İyot
- Kuruma
- Nişasta
- Bekleme
- İşaretleme
- Temizlik
Süreç işlem yapılacak olan bölgenin pamuklu pedler yardımıyla nemden arındırılarak tamamen kurulanmasıyla başlar. Ardından, cildin üzerine medikal bir iyot solüsyonu ince bir tabaka halinde sürülür. İyotun cilt üzerinde uçması ve kuruması için kısa bir süre beklenir. Kuruyan bölgenin üzerine ince bir tabaka halinde nişasta tozu serpiştirilir. İyot ve nişasta normalde bir araya geldiğinde hemen renk değiştirmez. Ancak cilt altındaki aktif ter bezleri çalışıp yüzeye mikroskobik düzeyde sıvı gönderdiğinde, bu terin içindeki nem, iyot ve nişasta moleküllerini kimyasal bir reaksiyona sokar. Sadece birkaç dakika bekledikten sonra, en çok terleyen cilt bölgeleri koyu mavi veya siyaha yakın bir renge bürünür.
Ortaya çıkan bu harita, aşırı terlemenin yoğunlaştığı asıl sınırları net bir şekilde gösterir. Renk değiştiren alanlar medikal bir kalemle dikkatlice çizilerek çerçevelenir. Daha sonra bu çizimin içinde kalan bölge, birbirine eşit küçük karelere bölünerek bir ızgara şekli oluşturulur. İlacın cilt altında ne kadar alana yayılabileceği bilindiği için, enjeksiyon yapılacak olan noktalar bu ızgara sistemi üzerinde santimetrelik aralıklarla işaretlenir. Tüm çizim ve planlama bittikten sonra, cilt üzerindeki iyot ve nişasta kalıntıları özel solüsyonlarla iyice silinip temizlenir. Böylece ilacın hangi noktalara yapılacağı kişiye özel bir harita üzerinden kusursuzca planlanmış olur. Bu hazırlık sayesinde fazla ilaç kullanımının önüne geçilir ve elde edilecek sonucun kalitesi artırılır.
Terleme Botoksu Hangi Vücut Bölgelerine Uygulanabilir?
İnsan vücudunda ter bezlerinin anatomik yerleşimi, derinin kalınlık derecesi ve sinirlerin dağılım şekli bölgeden bölgeye belirgin farklılıklar gösterir. Bu yüzden terleme botoksu, vücudun her noktasına aynı derinlikte ve aynı şekilde uygulanan tek tip bir işlem değildir. Her bölgenin kendi anatomik doğasına uygun bir dozaj ve derinlik planlaması yapılması gerekir.
İşlemin sıklıkla uygulandığı temel vücut bölgeleri şunlardır:
- Koltuk
- Avuç
- Ayak
- Alın
- Dudak
- Burun
- Boyun
Koltuk altı bölgesi, aşırı terleme şikayetinin en yoğun görüldüğü ve medikal tedaviden genellikle en tatmin edici sonuçların alındığı yerdir. Bu alandaki deri tabakası nispeten kalındır ve hemen alt tabakasında yüzeyel mimik kasları pek bulunmaz. Bu anatomik rahatlık sayesinde, ilacın bölgedeki etki süresi oldukça uzundur. Botulinum toksini, özel ince uçlu iğnelerle cilt içine yerleştirildiğinde yaklaşık bir hafta içerisinde etkisini göstermeye başlar. Koltuk altındaki rahatsız edici ıslaklığın kurumasıyla birlikte nemli ortamda yaşamayı seven bakterilerin çoğalma alanı da ortadan kalktığı için ter kokusu problemi de büyük oranda çözülmüş olur.
Avuç içi ve ayak tabanı uygulamaları, yapısal olarak diğer bölgelere kıyasla biraz daha hassasiyet gerektirir. El ve ayaklar, dokunma duyumuzu sağlayan sinir uçları açısından vücudumuzun en zengin bölgeleridir. Bu bölgelerdeki derinin daha kalın ve sinir ağının çok yoğun olması sebebiyle, işlem sırasında hissedilen küçük iğne temasları biraz daha rahatsız edici gelebilir. Bu durumu hafifletmek için genellikle işlem öncesinde o bölgeyi rahatlatacak bölgesel lokal uyuşturma tekniklerinden faydalanılır. Özellikle elde yapılan işlemin çok yüzeysel kalması gerekir. Eğer deri altındaki daha derin dokulara inilirse, elin ince hareketlerini sağlayan minik kaslara ilaç sızabilir ve geçici bir süreyle ince motor becerilerde hafif bir güçsüzlük hissi oluşabilir. Doğru derinlikte ve uygun dozda uygulandığında ise, sosyal hayatta büyük bir engel olan el terlemeleri çok başarılı bir şekilde kontrol altına alınır.
Yüz bölgesi ise terlemenin özellikle stres, heyecan veya sıcak hava ile aniden arttığı durumlarda çok yorucu olabildiği bir başka alandır. Yüz cildinin oldukça ince olması ve hemen derinin altında mimik kaslarının bulunması sebebiyle, bu bölgeye uygulanacak dozlar son derece düşük tutulur. İlacın cilt katmanında doğru derinlikte kalması, mimiklerde herhangi bir farklılığa yol açmamak adına oldukça dikkat gerektiren bir konudur.
Düzenli Terleme Botoksu Yaptırmanın Uzun Dönemli Etkileri Nelerdir?
Uygulamanın ilk etkileri, genellikle işlemden sonraki birkaç gün ile bir hafta arasında günlük hayatta hissedilmeye başlanır. Yaklaşık on dört gün civarında ise ilacın etkisi en yüksek seviyesine oturur. Kişiler bu süreçten itibaren kıyafet seçimi yaparken kendilerini çok daha özgür hisseder, sosyal ortamlara girerken yıllarca taşıdıkları kaygılardan arınırlar. Fakat botulinum toksininin biyolojik yapısı gereği elde edilen bu konfor hali ömür boyu kalıcı değildir. Terlemenin azalma süresi kişiden kişiye, vücut yapısına, metabolizma hızına ve uygulanan bölgenin özelliklerine göre değişmekle birlikte genellikle aylar boyunca devam eder. Etki süresi dolmaya başladığında sinir uçları kendini yeniler ve terleme yavaş yavaş eski haline dönmeye başlar.
Bu tedavinin uzun vadeli takibinde ise dikkate değer bir hücresel alışma süreci gözlemlenir. Eğer işlem etkisi geçtikten sonra düzenli aralıklarla tekrarlanırsa, ilgili bölgedeki ter bezlerinde hücresel adaptasyon adı verilen bir durum başlar. Sürekli olarak çalışması kısıtlanan ve dinlendirilen bezler, zaman içerisinde tembelleşir ve o eski güçlü üretim kapasitelerini bir miktar kaybedebilirler. Bu adaptasyon sayesinde, düzenli seanslara devam eden kişilerde genellikle ilacın etki süresinin her seferinde biraz daha uzadığı ve terlemenin eskiye kıyasla daha hafif geri döndüğü görülür.
Uzun dönemli kullanımda hastaların günlük hayatında gözlenen bazı olumlu etkiler şunlardır:
- Özgüven
- Sosyalleşme
- Kuruluk
- Hijyen
- Konfor
Akıllara en sık gelen sorulardan biri de vücudun belirli bir bölgesindeki terlemenin durdurulmasının sağlık açısından bir tehlike yaratıp yaratmayacağıdır. İnsan vücudunun hemen her noktasına yayılmış milyonlarca ter bezi bulunur. Sadece koltuk altı veya avuç içi gibi sınırlı bir alandaki bezlerin sıvı üretimini yavaşlatmak, vücudun genel ısısını ayarlama mekanizmasını bozmaz. Beden, gerekli soğutmayı sırt, göğüs, kollar ve bacaklar gibi çok daha geniş yüzey alanlarına sahip diğer bölgelerden sorunsuz bir şekilde yapmaya devam eder.
İletişime Geçin!
Terleme Botoksu Dışında Kalıcı Cerrahi Yöntemler Nelerdir?
Terleme botoksu, hastalar tarafından yüksek memnuniyetle karşılanan bir yöntem olsa da etkisinin geçici olması ve belirli periyotlarla yenilenmesinin gerekmesi bazı kişiler için uygun olmayabilir. Sürekli işlemler yaptırmak istemeyen, daha kalıcı ve uzun vadeli bir çözüm arayışında olan bireyler için farklı cerrahi tedavi seçenekleri de sunulmaktadır. Bunların başında, aşırı aktif şekilde çalışan ter bezlerinin cilt altından fiziksel olarak temizlenmesini amaçlayan aksiller liposakşın ve subdermal küretaj işlemleri gelir.
Bu cerrahi yaklaşım genellikle koltuk altı bölgesindeki dirençli terlemeler için oldukça uygun ve etkili bir alternatiftir. İşlem sırasında, koltuk altındaki doğal deri kıvrımlarına denk getirilen ve sonrasında pek belirgin olmayan birkaç küçük kesi açılır. Ameliyat bölgesindeki kanamayı kontrol altında tutmak, bölgeyi uyuşturmak ve cilt altı dokularını ayırmak için özel bir solüsyon verilir. Sonrasında, medikal kanüller kullanılarak cilt altı dokusunda yerleşmiş olan ter bezleri nazik bir şekilde kazınır ve aynı anda vakum yardımıyla emilerek dışarı alınır. İnsan vücudundaki ter bezleri yapısal olarak kendi kendilerini yeniden büyük ölçüde üretme yeteneğine sahip olmadıkları için, işlem bölgesinden uzaklaştırılan bezlerin yerine yenileri çoğalmaz. Bu nedenle operasyon sonrasında ilgili bölgedeki terleme büyük oranda azalır ve etki uzun yıllar boyunca devam eder. Hastalar genellikle birkaç gün dinlendikten sonra günlük hayatlarına dönebilirler.
Bu lokal cerrahi yaklaşımın, genel cerrahide sempatik sinirlerin kesilmesi veya klipslenmesi mantığına dayanan daha kapsamlı ameliyatlara kıyasla bazı yapısal avantajları bulunur. Ana sinir gövdelerine müdahale edilen daha büyük ameliyatlarda, vücut koltuk altından terleyemediği için bu eksikliği telafi etmek adına sırt, göğüs veya bel bölgesinden aşırı terlemeye başlayabilir. Buna tıpta kompansatuar terleme denir. Oysa doğrudan ve sadece terleyen bölgedeki bezlerin hedeflendiği lokal cerrahi işlemler sonrasında, sinir sisteminin ana yapısına dokunulmadığı için vücudun başka bir bölgesinde beklenmedik, yoğun bir terleme artışı görülme ihtimali oldukça düşüktür.
Terleme Botoksu Kimler İçin Uygun Değildir ve Hangi Durumlarda Ertelenmelidir?
Her medikal işlemin en ideal olduğu bir hasta grubu olduğu gibi, uygulamanın risk barındırdığı veya ertelenmesi gereken belirli hassas durumlar da vardır. Terleme botoksu, doğru tekniklerle uygulandığında çok güvenilir bir profil sunmasına rağmen, bazı özel sağlık koşullarında dikkatle ele alınmalıdır. Örneğin hamilelik ve emzirme dönemlerinde kadın bedeni oldukça hassas bir hücresel süreçten geçer. İlacın anne sütü veya fetüs üzerindeki etkileriyle ilgili yapılmış yeterli klinik çalışma bulunmadığından, bu özel dönemlerde işlemin yapılması genellikle tercih edilmez.
Bunun yanı sıra botulinum toksininin etki mekanizması doğrudan sinirler ve kaslar arasındaki iletişimi yavaşlatmak üzerine kurulu olduğu için, doğuştan gelen veya sonradan gelişen nörolojik kas hastalıklarına sahip kişilere bu uygulama yapılmaz. Halihazırda zayıf olan kas sinyallerinin daha da yavaşlatılması bu kişilerde istenmeyen durumlara yol açabilir. Ayrıca işlem yapılması planlanan deri yüzeyinde açık yaralar, aktif bir enfeksiyon ya da şiddetli cilt reaksiyonları varsa, o bölge tamamen iyileşene kadar işlem ertelenmelidir. İğnenin deriye girmesi, yüzeydeki mikropların sağlıklı alt dokulara taşınmasına sebep olabilir.
İşlemin yapılması sakıncalı olan kişiler ve durumlar şunlardır:
- Hamileler
- Emzirenler
- Enfeksiyonlular
- Alerjiler
- Yaralar
Sürekli kullanılan bazı kronik hastalık ilaçları da işlem süreciyle etkileşime girebilir. Özellikle kas gevşetici etkisi olan ilaçlar veya kan sulandırıcılar kullananların, durumu doktorlarıyla paylaşması büyük önem taşır. Kan sulandırıcı kullanımı olan bireylerde iğne giriş noktalarında daha fazla morarma olabileceği için işlem öncesi bazı ayarlamalar yapılması gerekebilir.
Terleme Botoksu İşlemi Öncesi ve Sonrasında Hangi Kurallara Uyulmalıdır?
Uygulamanın günlük rutine uyumu çok kolay olsa da işlemin başarılı bir şekilde sonuçlanması, hastaların işlem öncesi ve sonrasındaki uyarılara dikkat etmesiyle yakından ilişkilidir. İşlemden önceki günlerde cildi yoracak, kan akışını aniden hızlandıracak durumlardan kaçınmak faydalı olur. Kanı sulandıran ağrı kesiciler, bitkisel takviyeler veya çok yüksek dozda alınan vitaminlerin kullanımı, işlem sırasında cilt altında oluşabilecek minik kanamaları artırabileceği için işlemden birkaç gün önce doktor kontrolünde bırakılmalıdır. Ayrıca işlemden hemen önceki yirmi dört saatlik dilimde yoğun alkol tüketiminden uzak durulması önerilir.
İşlemden önce dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- İlaçlar
- Alkol
- Kafein
- Takviyeler
- Kozmetikler
İşlem tamamlandıktan sonraki ilk birkaç saat, ilacın cilt altında enjekte edildiği yere yerleştiği kritik bir zaman dilimidir. Bu süre zarfında, ilacın hedef bölgeden komşu alanlara dağılmasını engellemek için işlem gören bölgeye masaj yapılmamalı, sert ovma hareketlerinden uzak durulmalıdır. İğnenin cilde girdiği noktaların kapanması belirli bir zaman alacağından, koltuk altına işlem yapılmışsa aynı gün deodorant gibi kimyasal ürünler sürülmemelidir. Bu tür ürünler henüz kapanmamış gözeneklerden sızarak tahrişe neden olabilir.
İşlemden sonra kaçınılması gerekenler şunlardır:
- Masaj
- Kese
- Deodorant
- Hamam
- Sauna
- Solaryum
- Egzersiz
Ayrıca işlemden sonraki bir iki gün boyunca vücut ısısını çok aniden yükseltecek aşırı sıcak ortamlardan veya çok ağır spor egzersizlerinden uzak durulmalıdır. Isı artışı bölgedeki kan dolaşımını hızlandırarak ilacın istenmeyen alanlara yayılmasına neden olabilir. Bu küçük ve basit kurallara dikkat edildiğinde, terleme problemi yorucu bir dert olmaktan çıkarak çok daha ferah bir yaşantıya dönüşür.
Sıkça sorulan sorular
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
