Skinvive, mikrodamlacık teknolojisi ile cildin intradermal katmanına saf hyalüronik asit ileterek hacim yaratmadan hücresel hidrasyon, pürüzsüzlük ve dokusal restorasyon sağlayan FDA onaylı medikal bir dermal implanttır. Plastik ve estetik cerrahi pratiğinde cilt kalitesi yönetimi; dokunun ışığı yansıtma kapasitesini artırmak, hücresel canlılığı desteklemek ve kronik nem kaybını yapısal olarak gidermek amacıyla spesifik bir tıbbi araç olarak konumlanır. Sadece dolgunluk veya mekanik gerginlik arayışının ötesine geçen bu vizyon, dermal bariyerin biyolojik temelini içeriden onararak yaşlanma belirtilerini yavaşlatır. Dokunun kendi doğal dinamiklerini optimize eden bu teknoloji, modern estetik operasyonların hücresel düzeydeki en güçlü tamamlayıcısıdır.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, El Cerrahisi Uzmanı
Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Devamını GörüntüleCilt kalitesi yönetimi modern estetik cerrahide neden giderek daha fazla önem kazanıyor ve Skinvive bu yaklaşımın neresinde duruyor?
Zamanın ilerlemesi, genetik mirasımız, yerçekiminin etkileri ve güneşe maruz kalma gibi çevresel faktörler cildimizin yapısında yıllar içinde gözle görülür, yıpratıcı değişikliklere yol açar. Geleneksel estetik yaklaşımları uzun bir dönem boyunca genellikle sadece hacim kayıplarını yerine koymaya, sarkan dokuları mekanik olarak yukarı taşımaya veya kas hareketlerini yavaşlatarak kırışıklıkları açmaya odaklanmış durumdaydı. Ancak günümüzün modern tıp anlayışında, sadece gergin veya dolgun hatlara sahip olmak sağlıklı ve genç bir görünüm için yeterli bulunmamaktadır. Cildin yüzey kalitesi; yani ışığı doğru yansıtma kapasitesi, içerdiği nem seviyesi, gözeneklerinin sıkılığı ve pürüzsüzlüğü, genel estetik uyumun en temel anahtarı olarak kabul edilir.
Doku restorasyonu olarak adlandırdığımız bu yeni dönemde, cildin alt katmanlarındaki ince mimariyi onarmak, estetik süreçleri tamamlayan en kritik unsurlardan biri haline gelmiştir. Çok gelişmiş yöntemlerle sarkan dokular toparlansa dahi, eğer derinin yüzeyi mat, kuru, nemsiz ve ince kırışıklıklarla kaplıysa, elde edilen görünüm tam anlamıyla tatmin edici bir canlılığa ulaşamayabilir. Tıpkı çok iyi dikilmiş bir elbisenin, eğer kumaşı yıpranmışsa kendini gösterememesi gibi düşünülebilir. İşte bu noktada cilt kalitesi yönetimi devreye girerek dokunun kendi sağlığını ön plana çıkarır. Cildin ihtiyaç duyduğu derin nemi ve doğal parlaklığı hücresel düzeyde geri kazandırmayı amaçlayan bu yaklaşım yapaylıktan uzak duran ve sağlıklı yaşlanma felsefesine hizmet eden bir yol haritası sunar. Skinvive, bu felsefenin merkezinde yer alarak yüzeyel dokunun kendi kendini içeriden dışarıya doğru onarmasına destek olan yenilikçi bir araç olarak karşımıza çıkar.
Hyalüronik asit içeren Skinvive, klasik hacim dolgularından nasıl ayrılır?
Hyalüronik asit, insan vücudunda zaten doğal olarak bulunan ve suyu tutarak dokulara nem sağlayan harika bir moleküldür. Klasik hyalüronik asit dolguları, yüzdeki belirgin çukurları doldurmak, elmacık kemiklerini daha görünür kılmak, çene hattını şekillendirmek veya dudaklara hacim vermek amacıyla oldukça yoğun ve kıvamlı formlarda üretilirler. Yapıları gereği cilt altına yerleştirildiklerinde orada bir miktar kitle oluşturarak o bölgedeki dokuyu fiziksel olarak yukarı doğru iterler ve yüzün yapısal hatlarını belirginleştirirler.
Skinvive ise hacim verme amacı gütmeyen, tamamen cildin kalite parametrelerini iyileştirmeye odaklanmış farklı bir yapıya sahiptir. Bu formülasyonun amacı yüzü şişirmek veya hatları değiştirmek değil derinin içerisine mikroskobik su depoları yerleştirmektir. Uygulama, mikrodamlacık adını verdiğimiz çok özel bir enjeksiyon tekniği ile cildin orta katmanına yayılmak üzere tasarlanmıştır. Bu ince ve homojen yayılım, doku altında belirgin bir yükselti yaratmadan cildin derinlemesine nemlenmesine olanak tanır. İşlem sonrasında elde edilmesi beklenen sonuç, yüz hatlarının değişmesi değil; cildin sanki çok iyi dinlenilmiş, bol su içilmiş ve uzun bir tatilden dönülmüş gibi taze, sağlıklı ve ışıltılı bir yapıya bürünmesidir. Bu özellik, çevresi tarafından bir işlem yaptırdığı anlaşılmadan sadece daha sağlıklı görünmek isteyen kişiler için oldukça destekleyici bir seçenek sunar.
Vycross teknolojisi denilen üretim şekli Skinvive uygulamasına hangi özellikleri kazandırır?
Estetik alanında kullanılan ürünlerin başarısı büyük ölçüde laboratuvar ortamındaki üretim teknolojilerine dayanır. Klasik dolgularda sıklıkla karşılaşılan durum ürünün sadece yüksek molekül ağırlıklı hyalüronik asit zincirlerinden oluşmasıdır. Bu eski üretim yöntemleri, derin olukları doldurmak ve yüksek oranda su çekerek hacim yaratmak için tasarlanmıştır. Ancak bu durum işlem sonrasında dokuda bölgesel toplanmalara ve hastayı rahatsız edebilecek düzeyde şişliklere zemin hazırlayabilir.
Vycross adı verilen özel çapraz bağlama teknolojisi ise, düşük ve yüksek molekül ağırlıklı hyalüronik asit zincirlerini çok daha verimli ve optimize edilmiş bir oranda bir araya getiren melez bir yapıdır. Bu gelişmiş üretim mimarisi, jelin doku içerisine bir damla gibi bırakıldığında çevre dokulara yumuşak ve homojen bir şekilde yayılmasını destekler. Sert veya ele gelen bir kitle oluşturmak yerine, cildin kendi doğal anatomisiyle pürüzsüz bir uyum yakalamaya çalışır. Ayrıca su çekme basıncı çok dengeli ayarlandığı için, işlem sonrasında beklenen ödem riski oldukça düşük seviyelerde seyreder. Bu teknolojik altyapının bir diğer faydası da ürünün doku içinde hızla parçalanmasını yavaşlatmasıdır. Serbest formdaki ürünler vücut tarafından çok kısa sürede emilirken, bu özel yapılı moleküllerin oluşturduğu nem bariyerinin aylarca etkisini sürdürmesi hedeflenir.
Gelişmiş Vycross teknolojisinin öne çıkan yapısal özellikleri şunlardır:
- Homojen yayılım
- Düşük ödem riski
- Uzun süreli kalıcılık
- Yüksek kohezivite
- Doğal doku uyumu
Yüz bölgesinde Skinvive tedavisi hangi spesifik sorunların çözümüne yardımcı olur?
Yetişkin yaş gruplarında yüzün genel ifadesini ve yorgunluk hissini en çok yansıtan alanların başında yanaklar gelir. Çevresel kirlilik, stres, yetersiz su tüketimi ve yaşın ilerlemesiyle birlikte yanak bölgesi canlılığını yavaş yavaş yitirmeye başlar. Cilt yüzeyinde ele gelen pütürlü dokular, ışığı yansıtmayan mat bir görünüm ve özellikle gülümseme sırasında belirginleşen ince yüzeysel çizgiler oluşur. Bu tür yüzeysel sorunlar, ne yazık ki sadece kremlerle veya dışarıdan uygulanan yüzeysel bakımlarla kalıcı olarak aşılamayabilir, çünkü problemin kaynağı derinin daha alt katmanlarındaki nem kaybıdır.
Skinvive, yanak bölgesindeki bu pürüzsüzlük eksikliğini ve kronik kuruluk problemini hedef alarak derinin alt katmanlarına nem hapseden bir yaklaşım sunar. Mikrodamlacıklar halinde derinin altına yerleştirilen özel içerik, cildin içeriden dışarıya doğru sürekli olarak beslenmesine yardımcı olan bir destek katmanı oluşturmaya çalışır. İşlemden sonraki haftalarda, cildin nem tutma kapasitesindeki artışla birlikte yanakların eski doğal parlaklığına ve elastikiyetine doğru bir geçiş yapması beklenir. Mat ve yorgun görünümün yerini sağlıklı bir ışıltıya bırakması, yüzeysel ince çizgilerin ise doku içinden gelen nem desteğiyle yumuşatılması hedeflenir. Bu makyajla elde edilmeye çalışılan o sağlıklı aydınlık görünümün ciltte doğal olarak var olmasını sağlamaya yönelik bir süreçtir.
Boyun, dekolte ve el sırtı gibi hassas bölgelerde Skinvive ile nasıl bir değişim hedeflenir?
Yüzümüze gösterdiğimiz özeni genellikle boyun ve el gibi bölgelere göstermekte geç kalırız. Oysa ki bu bölgeler, yaşlanma belirtilerini en acımasızca ortaya çıkaran ve sonradan gizlenmesi oldukça güç olan anatomik alanlardır. Boyun derisi yüze kıyasla çok daha ince bir yapıdadır ve altındaki destekleyici yağ dokusu oldukça zayıftır. Sürekli aşağı doğru eğilerek telefon kullanmak, güneşin zararlı ışınları ve genetik yatkınlıklar, boyunda yatay çizgilerin oluşmasını hızlandırır. Bu bölgeye uygulanan mikrodamlacık tedavisi, ince cilt yapısını içeriden destekleyerek bu yatay çizgilerin görünümünü hafifletmeye ve dokunun elastikiyetini artırmaya yardımcı olur.
Ellerimiz ise gün boyu suya, sabuna ve güneşe en çok maruz kalan kısımlardır. Zamanla el sırtındaki cilt incelir, kurur ve alttaki damarlar ile kemik yapıları çok daha belirgin hale gelir. El sırtına yapılan uygulamalar, cilt kalitesini artırarak damarlı görünümü bir miktar kamufle etmeyi ve kuruyan dokuya yoğun bir nem sağlamayı amaçlar. Dekolte bölgesi de özellikle yan yatış pozisyonları ve güneş hasarı nedeniyle derinleşen kırışıklıklara ev sahipliği yapar. Bu alanlarda orta dermis seviyesine yapılan homojen nem matrisi uygulamaları, yıpranmış dokuyu onarmak ve ince kırışıklık derinliğini azaltmak için oldukça elverişli bir zemin sunar.
Tedavinin başlıca odaklandığı anatomik alanlar şöyle sıralanabilir:
- Yanak bölgesi
- Boyun çizgileri
- El sırtı
- Dekolte bölgesi
- Alın ve şakak
İşlem öncesi hazırlık ve Skinvive planlama süreci nasıl yürütülür?
Her estetik dokunuşun ardında mutlaka titiz bir tıbbi değerlendirme ve analiz süreci yatar. Kişinin şikayetlerini dinlemek ve cildinin neye ihtiyaç duyduğunu anlamak, sonucun başarısını etkileyen en temel faktördür. İşlem öncesinde bireyin tıbbi öyküsü dinlenir; cilt yapısı, mevcut kuruluk derecesi, daha önce yaptırdığı medikal estetik müdahaleler ve bilinen alerjileri detaylı bir şekilde gözden geçirilir. Cilt analizi sırasında derinin elastikiyeti ve gözenek yapısı incelenerek ürünün hangi alanlara ne yoğunlukta uygulanması gerektiğine dair zihinsel bir harita oluşturulur.
Değerlendirme aşaması tamamlandıktan sonra uygulama yapılacak olan cilt yüzeyi, tıbbi standartlara uygun özel solüsyonlarla makyajdan, kirden ve bakterilerden arındırılarak tamamen dezenfekte edilir. Bu aşamada hijyenin sağlanması en önemli kurallardan biridir. İşlem sırasındaki konforu artırmak ve iğne girişlerinin hissedilmesini en aza indirmek amacıyla, enjeksiyondan ortalama yirmi dakika kadar önce cilde topikal anestezik özellikte bir krem sürülerek beklenir. Kullanılacak olan ürünün kendi içeriğinde de hafif bir lokal anestezi maddesi bulunduğu için, bu iki etki birleştiğinde süreç hastalar açısından genellikle oldukça rahat ve sakin bir deneyime dönüşür.
Mikrodamlacık enjeksiyon tekniği ile uygulanan Skinvive seansı nasıl ilerler?
Bu süreç sabır ve ince bir işçilik gerektiren özel bir tıbbi tekniktir. İşlem sırasında, tedavi edilecek bölge üzerinde hekim tarafından zihinsel bir kılavuz ızgara planlanır. Bu ızgara üzerindeki her bir nokta arasında yaklaşık bir ila bir buçuk santimetrelik eşit mesafeler bırakılır. Amaç ürünün tek bir noktada toplanmasını engellemek ve cilt altında geniş, homojen bir nem ağı örmektir.
Uygulama için çok özel, ultra ince yapılı iğneler tercih edilir. Hekim, belirlenen bu eşit aralıklı noktaların her birinden nazikçe giriş yaparak, derinin doğru katmanına çok küçük hacimlerde jel bırakır. Her bir noktaya bırakılan bu ufak jel parçacıklarına mikrodamlacık adı verilir. Bir yanak veya boyun bölgesi için hedeflenen nem bariyerinin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi adına, dokunun ihtiyacına göre yeterli miktarda ürün adeta bir kanaviçe işler gibi cilt altına yayılır. İşlem sırasında hekimin her iğne girişinde uyguladığı ve pistonu hafifçe geri çekerek kontrol ettiği aspirasyon manevrası, malzemenin damar içine verilmesini engellemeye yönelik hayati bir güvenlik adımı olarak rutin şekilde uygulanır. Genellikle yirmi ila otuz dakika gibi bir sürede tamamlanan bu teknik, estetik pratiğinde tecrübenin ve el becerisinin ön plana çıktığı anlardan biridir.
Anatomik bilgi ve doğru derinlik, Skinvive tedavisinin sonucunu nasıl etkiler?
Cilt, dışarıdan tek bir katman gibi görünse de kendi içinde epidermis, dermis ve subkutan yağ dokusu gibi birbirinden çok farklı özelliklere sahip katmanlardan oluşan karmaşık bir organdır. Mikrodamlacık tedavisinin felsefesi ve en büyük sırrı, malzemenin kesinlikle ve sadece dermis adı verilen orta katmana yerleştirilmesine dayanır. Bu milimetrik seviyedeki derinlik ayarı, elde edilecek sonucun kalitesini doğrudan belirleyen ana faktördür.
Eğer uygulama olması gerekenden çok daha derine, yani cilt altındaki yağ dokusuna yapılırsa, ürünün hedeflediği yüzeyel nem ve parlaklık etkisi büyük ölçüde kaybolur; malzeme derinde kalarak cilt yüzeyinde beklenen değişimi yaratamaz. Tam tersi bir durumda eğer enjeksiyon yüzeye çok yakın bir noktaya yapılırsa, cilt altında hafif mavimsi bir renk yansıması oluşabilir veya derinin üzerinde el ile hissedilebilecek küçük, kalıcı şişlikler meydana gelebilir. İşte bu noktada derinin anatomik katmanlarını çok iyi tanımak, iğnenin cilde giriş açısını doğru ayarlamak ve basıncı kontrol etmek devreye girer. Doğru derinliğe yerleştirilen mikrodamlacıkların, kendi aralarında biyolojik bir iletişim kurarak cilt altında kesintisiz bir nem örtüsü yaratmaları hedeflenir.
İletişime Geçin!
Skinvive işleminden sonra günlük yaşama dönerken hangi kurallara uyulması önerilir?
Uygulama sonrasında kişinin günlük rutinine dönmesi genellikle oldukça hızlı olsa da doku iyileşmesini desteklemek ve cilde verilen malzemenin sağlıklı bir şekilde yerleşmesini sağlamak için uyulması gereken bazı temel kısıtlamalar bulunur. İlk birkaç gün, enfeksiyon riskinden kaçınmak ve mikrodamlacıkların yerlerini korumasını desteklemek açısından oldukça kıymetlidir.
Dikkat edilmesi gereken önlemler şunlardır:
- Makyaj uygulamaları
- Yoğun fiziksel egzersizler
- Sıcak duş
- Hamam ve sauna
- Solaryum cihazları
- Sert yüz masajları
- Asitli cilt peelingleri
Özellikle işlemin yapıldığı ilk gün, ciltteki ufak giriş yollarının açık olabileceği düşünülerek kozmetik ürünlerden ve makyajdan uzak durulması istenir. Doku altındaki ürün yerleşmeye devam ederken yüze sert baskılar uygulamak, masaj yapmak veya derin temizlik cihazları kullanmak, mikrodamlacıkların istenmeyen alanlara doğru kaymasına yol açabilir. Ayrıca aşırı sıcak ortamlar cildin ödem seviyesini artırabileceğinden, ilk haftalarda ısıl işlemlerden uzak durulması ve güneşe çıkarken yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinin ihmal edilmemesi tavsiye edilir. Tahriş edici asitler içeren yoğun cilt bakım rutinlerine ise kısa bir süreliğine ara verilerek daha bariyer onarıcı ve yatıştırıcı kremlere geçilmesi süreci destekler.
Vücudun nem dengesi ve su tüketimi Skinvive tedavisini nasıl destekler?
Hyalüronik asit, kendi ağırlığının yüzlerce katı kadar su tutabilme potansiyeline sahip, doğadaki en güçlü nemlendirici moleküllerden biridir. Ancak bu molekülün cilt altında bir sünger gibi çalışıp şişebilmesi ve deriyi içeriden dışarıya doğru neme doyurabilmesi için, organizmada yeterli miktarda serbest su bulunması gerekir.
İşlemi takip eden günlerde ve haftalarda bireyin günlük sıvı tüketimini artırması, hücreler arası matriste yer alan bu hyalüronik asit ağının çevreden yeterli suyu çekebilmesi için kritik bir rol oynar. Eğer vücut genel olarak susuz kalmışsa (dehidrate olmuşsa), uygulanan moleküllerin etki kapasitesi ortaya çıkamayabilir. Bol su içmek, sadece genel sağlığa katkı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda cilt altında inşa edilen nem bariyerinin hacmini genişleterek, elde edilecek canlılık ve pürüzsüzlük hissinin çok daha verimli olmasına katkıda bulunur.
Hangi tıbbi durumlara sahip bireyler Skinvive uygulaması için uygun birer aday olmayabilir?
Tıbbi işlemlerde güvenlik her zaman estetik sonuçların önünde gelir. Her ne kadar dokuya dost ve biyo-uyumlu bir materyal kullanılıyor olsa da bireylerin kendi fizyolojik durumları bazı işlemlerin ertelenmesini veya tamamen iptal edilmesini gerektirebilir. Kişinin kendi vücut sağlığını tehlikeye atmamak adına, detaylı bir değerlendirme ile uygulamanın sınırları belirlenmelidir.
Kontrendike kabul edilen başlıca durumlar şunlardır:
- Hamilelik dönemi
- Emzirme süreci
- Ağır anafilaktik reaksiyon geçmişi
- Çoklu ilaç alerjileri
- Aktif otoimmün hastalık alevlenmeleri
- Porfiri rahatsızlığı
- Uygulama bölgesinde aktif enfeksiyon
Özellikle bağışıklık sisteminin aşırı tepki verdiği aktif hastalık dönemlerinde, vücuda dışarıdan herhangi bir implant yerleştirmek beklenmeyen reaksiyonları tetikleyebilir. Formülün içinde yer alan ve işlemi daha konforlu kılan ağrı kesici madde, bazı spesifik kalp ritim ilaçları veya karaciğer metabolizmasını etkileyen ilaçlarla nadir de olsa etkileşime girebileceği için, kullanılan tüm düzenli ilaçların hekime bildirilmesi son derece önemlidir. Hamilelik ve emzirme gibi hassas dönemlerde ise, estetik uygulamaların bebek üzerindeki etkilerine dair yeterli bilimsel araştırma yapılamadığı için, bu tür işlemlerin bu dönemlerin sonrasına ertelenmesi en mantıklı yaklaşım olarak kabul görür.
Olası yan etkiler nelerdir ve estetik cerrahlar Skinvive komplikasyonlarını nasıl yönetir?
Deri bütünlüğünün iğne ile geçildiği her işlemde, vücudun bu duruma vereceği hafif ve geçici bazı fizyolojik tepkiler olması son derece olağandır. İşlem sonrasında iğne giriş bölgelerinde hafif kızarıklıklar, pembelikler veya belli belirsiz şişlikler ortaya çıkabilir. Yüz bölgesindeki kılcal damar ağı oldukça yoğun olduğu için, ufak tefek morarmaların yaşanması da sürecin doğal bir parçası sayılabilir. Bu tür yüzeysel durumlar genellikle bireyi sosyal yaşantısından alıkoymadan birkaç gün içerisinde azalarak kaybolma eğilimindedir.
Bununla birlikte anatomik yapıların karmaşıklığı nedeniyle nadir ancak yönetilmesi çok daha hassas olan durumlar da yaşanabilir. Ürünün yanlışlıkla cildi besleyen bir kan damarının içerisine verilmesi, o bölgedeki dokunun kanlanmasını bozarak çok ciddi ve kalıcı hücresel hasarlara zemin hazırlayabilir. İleri düzey anatomi bilgisi ve yılların getirdiği eğitim, tam da bu tür durumların önüne geçmek veya ortaya çıktığında saniyeler içinde müdahale edebilmek için gereklidir. İşlem sırasında ciltte ani ve anormal bir beyazlama gözlenmesi durumunda, donanımlı hekimler enjeksiyonu derhal durdurarak hyalüronik asidi dakikalar içinde eriten özel güvenlik enzimlerini kullanarak süreci kontrol altına almayı amaçlarlar. Bu seviyede bir tıbbi dikkat ve hızlı müdahale kapasitesi, işlemin güvenli bir ortamda tamamlanmasının güvencesidir.
Yüz germe gibi cerrahi operasyonlarla Skinvive birleştirildiğinde nasıl bir etki yaratması hedeflenir?
Plastik ve estetik cerrahi pratiğinde her bir tedavi seçeneği büyük bir yapbozun farklı parçaları gibidir. Cerrahi operasyonlar, örneğin bir yüz germe veya boyun toparlama işlemi, yıllar içinde yerçekimine yenik düşmüş dokuları asıl anatomik yerlerine taşır ve yüzün iskeletini, yapısını onarır. Bu yüzün makro düzeyde gençleşmesi ve formunu bulması anlamına gelir. Ancak bistüri ile sağlanan bu mekanik toparlanma, derinin en üst yüzeyindeki hücresel yıpranmaları, matlığı veya güneşin bıraktığı o ince ince hasarları silip atamaz.
Tam bu noktada cerrahi işlemler ile mikrodamlacık teknolojisinin harika bir uyum içinde çalıştığı bütünsel yaklaşımlar devreye girer. Cerrahi iyileşme sürecinin tamamlandığı aylarda yanak ve boyun bölgesine uygulanan tek bir seanslık nem yüklemesi, zaten gerilmiş ve formu düzelmiş olan taze dokuların üzerine ışıl ışıl, pürüzsüz ve nemli bir örtü serilmesine yardımcı olur. İskeleti sağlamlaştırılmış bir binanın, dış cephesinin de en güzel şekilde onarılması gibi düşünülebilir. Aynı şekilde kas hareketlerini yavaşlatarak derin kırışıklıkları engelleyen toksin uygulamalarıyla da aynı planlama içerisinde rahatlıkla entegre edilebilir. Cildin en altındaki derin fasyal katmanlardan en üstteki yüzeysel derisine kadar her milimetreye hitap eden bu çok boyutlu vizyon, hastanın yüzünde sadece “gergin” değil aynı zamanda dokusal olarak gerçekten “sağlıklı ve genç” bir kaliteye ulaşılmasını destekler.
Sıkça sorulan sorular
Son Yazılar
Türkiye’de El ve Mikrocerrahi Doktorları ve Hastaneleri Neden Tercih Ediliyor?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Türkiye’de [...]
Devamını Oku ➜Oca
Estetik ve Plastik Cerrahi Ameliyatları Öncesi ve Sonrası Doktor Önerileri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Genel » Estetik [...]
Devamını Oku ➜Oca
Ankara Yüz germe Ameliyatı Fiyatları
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Estetik Cerrahi Fiyatları [...]
Devamını Oku ➜Oca
Karın Germe Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Hasta Yorumları & [...]
Devamını Oku ➜Oca
Göz Altı Işık Dolgusu ve Göz Altı Mezoterapisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
Burun Estetiğinde Açık Teknik mi Kapalı Teknik mi? Farkları Nelerdir?
Ankara Plastik Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi | Prof. Dr. Serdar Nasır » Yüz Estetiği » [...]
Devamını Oku ➜Ara
