Yüz siniri onarımı, çeşitli travmalar, operasyonlar veya hastalıklar sonucu hasar gören fasiyal sinirin mikrocerrahi tekniklerle yeniden yapılandırılması ve işlevsel hale getirilmesidir. Yüz felci tablosunda ortaya çıkan hareket kayıplarını gidermeyi amaçlayan bu müdahale, beyinden gelen sinyallerin yüz kaslarına iletimini tekrar sağlayarak mimik fonksiyonlarını ve simetriyi restore eder. Plastik ve estetik cerrahi uzmanlığıyla gerçekleştirilen bu hassas doku tamiri, hastanın sosyal hayatını belirleyen gülümseme ve göz kapama gibi hayati hareketlerin geri kazanılmasında en etkili çözümdür. Sinir dokusundaki iletim kopukluğunun giderilmesi, sadece fiziksel bir onarımı değil bireyin duygusal dışavurum kabiliyetinin ve özgüveninin yeniden inşasını sağlar.
| Yüz siniri onarımı | Yüz siniri onarımı; travma, tümör cerrahisi, kesici yaralanmalar veya diğer nedenlerle hasar gören yüz sinirinin fonksiyonunu yeniden kazandırmayı amaçlayan cerrahi girişimdir. Temel hedef yüz mimiklerinin, göz kapağı kapanmasının, dudak hareketlerinin ve yüz simetrisinin mümkün olduğunca geri kazanılmasıdır. |
| Uygulama amaçları | Yüz kaslarının hareketini yeniden sağlamak, yüz simetrisini iyileştirmek, gözün korunmasına katkıda bulunmak, konuşma ve beslenme fonksiyonlarını desteklemek ve yaşam kalitesini artırmak. |
| Kimlere uygulanabilir | Yüz siniri kesisi bulunan hastalar, travma sonrası sinir hasarı gelişen kişiler, tümör çıkarılması sırasında sinir kaybı oluşan hastalar, uygun görülen doğumsal veya edinilmiş yüz felci vakaları. |
| Cerrahi planlama | Hasarın yeri, sinir kaybının uzunluğu, felcin süresi, yüz kaslarının canlılığı, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve görüntüleme ile elektrofizyolojik değerlendirmeler dikkate alınarak kişiye özel plan yapılır. |
| Kullanılan yöntemler | Doğrudan sinir onarımı, sinir grefti ile onarım, sinir transferi, kas transferi ve gerektiğinde statik veya dinamik rekonstrüksiyon teknikleri uygulanabilir. |
| Doğrudan sinir onarımı | Sinir uçları gerginlik oluşturmadan birleştirilebiliyorsa mikrocerrahi tekniklerle doğrudan dikilir. Bu yöntem uygun olgularda en ideal seçeneklerden biridir. |
| Sinir grefti | Sinir uçları arasında boşluk varsa vücudun başka bir bölgesinden alınan sinir grefti kullanılarak bağlantı sağlanabilir. |
| Sinir transferi | Onarımı mümkün olmayan durumlarda sağlam çalışan başka bir sinir dalı kullanılarak yüz kaslarına yeniden sinir iletimi sağlanabilir. |
| Kas transferi | Uzun süreli yüz felçlerinde yüz kaslarının fonksiyonunu kaybettiği durumlarda, vücudun başka bir bölgesinden kas transferi yapılarak hareket kazandırılması hedeflenebilir. |
| Mikrocerrahi | Çoğu sinir onarımı ameliyat mikroskobu altında, çok ince dikiş materyalleri kullanılarak gerçekleştirilir. |
| Anestezi | İşlemin kapsamına göre genellikle genel anestezi altında uygulanır. |
| Operasyon süresi | Cerrahinin kapsamına göre yaklaşık 2–10 saat arasında veya daha uzun sürebilir. |
| Hastanede kalış | Yapılan işlemin büyüklüğüne bağlı olarak aynı gün taburculuk veya birkaç gün hastanede takip gerekebilir. |
| İyileşme süreci | Sinir dokusu yavaş iyileşir. Sinir liflerinin yeniden büyümesi aylar sürebilir ve tam iyileşme bazı hastalarda 1–2 yılı bulabilir. |
| Sonuçların ortaya çıkması | Kas hareketlerinde düzelme genellikle ameliyattan haftalar veya aylar sonra görülmeye başlar. İyileşme süresi hasarın düzeyine ve uygulanan yönteme göre değişir. |
| Fizik tedavi ve rehabilitasyon | Yüz egzersizleri, mimik eğitimi, nöromüsküler rehabilitasyon ve gerektiğinde konuşma terapisi tedavinin önemli bir parçasıdır. |
| Olası riskler | Kanama, enfeksiyon, yara iyileşme sorunları, sinir onarımında başarısızlık, kalıcı güçsüzlük, asimetri, istemsiz yüz hareketleri (sinkinezi), his değişiklikleri, ağrı, yara izi ve ek cerrahi gereksinimi gelişebilir. |
| Gözün korunması | Göz kapağı tam kapanamayan hastalarda kornea hasarını önlemek amacıyla suni gözyaşı, göz pomadı, göz kapama yöntemleri veya ek cerrahi işlemler gerekebilir. |
| Ağrı | Ameliyat sonrası ağrı genellikle reçete edilen ilaçlarla kontrol edilebilir. |
| Bakım | Cerrahi alanın temiz tutulması, yara bakımının düzenli yapılması, doktor önerilerine uyulması, sigara kullanımından kaçınılması ve rehabilitasyon programının aksatılmaması iyileşmeyi destekler. |
| Başarıyı etkileyen faktörler | Yaralanmadan ameliyata kadar geçen süre, hastanın yaşı, sinir kaybının uzunluğu, kasların canlılığını koruması, uygulanan cerrahi teknik ve rehabilitasyona uyum sonuçları etkileyen önemli faktörlerdir. |
| Uzun dönem takip | Düzenli klinik değerlendirmeler ile yüz hareketleri, kas fonksiyonları ve sinir iyileşmesi izlenir. Gerekli durumlarda ek girişimler planlanabilir. |
| Acil değerlendirme gerektiren durumlar | Şiddetli kanama, yüksek ateş, kötü kokulu akıntı, hızla artan şişlik, kontrol edilemeyen ağrı, yara yerinde açılma, görme ile ilgili sorunlar veya gözde belirgin kuruluk ve yaralanma belirtileri gelişmesi durumunda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. |
Yüz Siniri Onarımı Nedir?
Yüz sinirini, evinizin odalarındaki lambaları yakan ana elektrik tesisatı gibi düşünebilirsiniz. Beynimiz ana şalterdir, mimik kaslarımız ise odalardaki lambalar. Yüz siniri, bu şalterden çıkıp lambalara giden kabloların ta kendisidir.
Beyin sapından çıkan bu sinir, kafatasının içinde adeta bir iğne deliği kadar dar ve uzun bir kemik kanalın içinden geçerek yüzümüze ulaşır. Yüz siniri onarımı, bu elektrik kablosunun kopması, ezilmesi veya işlevini yitirmesi durumunda, hasarlı bölgenin mikrocerrahi yöntemlerle, yani devasa büyütme sağlayan mikroskoplar ve saç telinden bile ince dikiş ipleri kullanılarak tamir edilmesidir.
Amacımız, sadece kabloyu uç uca getirmek değil içindeki o incecik elektrik taşıyan tellerin yeniden kaslara doğru büyümesi için güvenli bir köprü oluşturmaktır. Yüz siniri onarımı, sabır, aşırı hassasiyet ve dokulara saygı gerektiren çok ince bir işçiliktir. Sadece hareketin geri gelmesi değil; aynı zamanda hastanın gözünü rahatça kapatabilmesi, yemek yerken zorlanmaması, su içerken ağız kenarından sıvı sızmaması ve en önemlisi, aynaya baktığında eski doğal gülümsemesini tekrar görebilmesi için yapılan bütüncül bir restorasyon çalışmasıdır.
Hangi Durumlarda Yüz Siniri Onarımı Gerekli Olur?
Yüzde meydana gelen her felç durumu cerrahi bir onarım gerektirmez. Halk arasında yüz felci dendiğinde akla ilk gelen, soğukta kalmaya veya bir virüse bağlı olarak aniden gelişen Bell paralizisidir. Bu tür vakaların büyük bir çoğunluğu, sinir kılıfı sağlam olduğu için zaman içinde, bazen ilaç tedavisi bazen de fizik tedavi desteğiyle kendiliğinden tamamen iyileşir. Ancak sinir liflerinin anatomik olarak gerçekten koptuğu veya ağır hasar aldığı durumlarda kendiliğinden bir iyileşme beklemek maalesef mümkün değildir.
Böyle bir tabloda, sinirin yolunun bir yerde fiziksel olarak kesildiği kesinleştiğinde cerrahi seçenekler masaya yatırılır. Sorunun kaynağı bazen dışarıdan gelen şiddetli bir darbedir, bazen de zorunlu bir tıbbi müdahalenin kaçınılmaz bir sonucudur.
Yüz siniri onarımına ihtiyaç duyulan başlıca durumlar şunlardır:
- Trafik kazaları
- Yüksekten düşmeler
- Kafa travmaları
- Kesici alet yaralanmaları
- Tümör ameliyatları
- Tükürük bezi cerrahileri
- Doğuştan gelen sendromlar
- Doğum travmaları
Yüz Siniri Onarımı Öncesinde Hasar Nasıl Tespit Edilir?
Bir tamir işlemi yapmadan önce, sorunun nerede olduğunu, kablonun neresinden koptuğunu ve hasarın büyüklüğünü çok net bir şekilde haritalandırmak gerekir. Yüz siniri onarımı planlanırken asla varsayımlarla hareket edilmez. Muayenehanede hasta ile yapılan ilk görüşmede, hastanın yüz hareketleri çok dikkatli bir şekilde incelenir. Gözün ne kadar kapanabildiği, alın kırıştırma hareketinin olup olmadığı, dudak köşesinin durumu tek tek not edilir.
Bununla birlikte yüz siniri sadece kasları hareket ettirmekle kalmaz; aynı zamanda gözyaşı üretiminden, tat alma duyusundan ve tükürük bezlerinin çalışmasından da sorumludur. Bu nedenle bu fonksiyonların çalışıp çalışmadığını test etmek, hasarın yeri hakkında bize çok değerli ipuçları verir. Ancak asıl kesin sonucu veren yöntem sinirlerin elektriksel iletkenliğini ölçen cihazlardır.
Hasarı tespit etmek için kullanılan yöntemler şunlardır:
- Fiziksel muayene
- Gözyaşı testi
- Tat alma testi
- Tükürük ölçümü
- İşitme testleri
- Elektromiyografi
- Bilgisayarlı tomografi
- Manyetik rezonans
Yüz Siniri Onarımı Nasıl Yapılır?
Yüz siniri onarımı ameliyatları, tıbbın en ince teknolojik imkanlarının kullanıldığı, adeta bir saat ustasının titizliğiyle çalışılan operasyonlardır. Hastamız uyutulduktan sonra, hasarlı bölgeye ulaşmak için genellikle doğal cilt kıvrımlarının içine veya kulak arkasına saklanacak şekilde son derece estetik ve dikkatli kesiler yapılır. Sinir bulunduğu anda, cerrah özel bir ameliyat mikroskobunun başına geçer. Bu mikroskoplar, ameliyat sahasını onlarca kat büyüterek, çıplak gözle görülmesi imkansız olan sinir liflerini devasa kablolar gibi görmemizi sağlar.
Kullanılan cerrahi aletler o kadar incedir ki birçoğunun ucu sivrisinek iğnesi kadardır. Dikiş atmak için kullanılan iplikler ise insan saçı telinden bile daha incedir. Cerrah, sinirin sağlam uçlarını bulur, üzerindeki ölü veya ezilmiş dokuları milim milim temizler ve sağlıklı dokuları büyük bir dikkatle birbirine yaklaştırır. Burada en önemli kural, dikilen uçlar arasında hiçbir gerginliğin olmamasıdır. Eğer sinir uçları gergin olursa, o dikiş tutmaz ve iyileşme gerçekleşmez.
Erken Dönem Vakalarda Yüz Siniri Onarımı Teknikleri Nelerdir?
Kazanın veya sinir kesişinin üzerinden çok zaman geçmemişse, yani ilk birkaç hafta veya ay içindeysek, yapabileceğimiz müdahaleler çok daha farklıdır. Bu aşamada mimik kasları henüz canlıdır ve elektrik beklemektedir. Eğer sinir uçları birbirine çok yakınsa, mikroskop altında doğrudan “uç uca” dikiş yapılır. Bu iyileşmenin en hızlı ve en verimli olduğu senaryodur.
Ancak bazen travma veya tümör çıkarılması nedeniyle sinirin bir kısmı kaybolmuş olabilir. Arada kapanmayacak bir boşluk vardır. Bu durumda gerginlik yaratmamak için araya bir uzatma kablosu koymak gerekir. Vücudumuzda, alınması durumunda hiçbir ciddi fonksiyon kaybına yol açmayan, sadece küçük bir cilt alanında hissizlik yaratan bazı “yedek” duyusal sinirler bulunur. Bu sinirlerden bir parça alınır ve yüzdeki boşluğa köprü olarak dikilir.
Yama (greft) olarak sıklıkla kullanılan sinirlerin alındığı bölgeler şunlardır:
- Bacak bölgesi
- Boyun bölgesi
- Ayak bileği
- Kulak arkası
Gecikmiş Vakalarda Yüz Siniri Onarımı İçin Hangi Yöntemler Kullanılır?
Eğer yüz felcinin üzerinden 1.5 – 2 yıl gibi uzun bir süre geçmişse, işler biraz daha zorlaşır. Çünkü uzun süre uyarısız kalan mimik kasları zamanla erir, zayıflar ve nihayetinde tamamen fonksiyonunu yitirir. Bu aşamadan sonra kopuk siniri bulup diksek bile, ucunda çalışacak bir kas kalmadığı için hareket geri dönmez. Bu tür gecikmiş vakalarda artık hem yeni bir elektrik kaynağına hem de yeni bir motora (kasa) ihtiyaç vardır.
Bu işlem genellikle vücudun başka bir yerinden alınan bir kasın yüze nakledilmesiyle gerçekleştirilir. Kendi damarları ve kendi siniriyle birlikte alınan bu kas, yüzün felçli tarafına, dudak kenarını yukarı çekecek şekilde dikkatlice yerleştirilir. Kasın damarları yüzdeki damarlara dikilerek kasın yaşaması sağlanır. Kasın siniri ise, ya yüzün sağlam tarafındaki sinire ya da çiğneme kaslarını çalıştıran başka bir sinire bağlanır.
Nakil için tercih edilen bazı bölgeler şunlardır:
- Uyluk iç kısmı
- Çiğneme bölgesi
- Şakak bölgesi
- Sırt bölgesi
İleri Yaşlı Hastalarda Yüz Siniri Onarımı Yerine Neler Yapılabilir?
Mikrocerrahi ile yapılan sinir veya kas nakilleri uzun süren, vücudu yorabilen ve sonucun alınması aylar, hatta yıllar süren ameliyatlardır. Eğer hastamızın genel sağlık durumu bu kadar uzun bir ameliyatı kaldıramayacak gibiyse veya hastanın yaşı çok ileriyse, sinirlerin aylar süren büyüme yolculuğunu beklemek pratik olmayabilir. Bu gibi durumlarda amacımız hareketi geri getirmekten ziyade, yüzdeki şekil bozukluğunu gidermek, sarkmayı düzeltmek ve hastanın hayat kalitesini anında artırmaktır.
Bu yöntemde sinirlerle uğraşılmaz; bunun yerine mekanik asma ve germe işlemleri yapılır. Gözün kapanmasını sağlamak için üst göz kapağının içine küçük bir ağırlık yerleştirilir. Dudak ve yanak bölgesi ise cilt altından özel malzemelerle yukarı doğru asılır. Bu sayede hasta uyanır uyanmaz yüzündeki asimetri düzelmiş olur, yemek yerken zorlanmaz ve gözü kuruma tehlikesinden kurtulur.
Bu statik yöntemlerde kullanılan malzemeler şunlardır:
- Altın ağırlıklar
- Platin plaklar
- Sentetik ipler
- Fasyalar
- Biyo-uyumlu askılar
Yüz Siniri Onarımı Sonrası İyileşme Süreci
Ameliyat bittikten sonra hasta ve hekim için oldukça uzun, sabır gerektiren ama bir o kadar da umut dolu bir bekleyiş süreci başlar. Yüz siniri onarımı, diğer estetik veya genel cerrahi ameliyatları gibi dikişler alındığında sonucun hemen görüldüğü bir işlem değildir. Sinir hücreleri bir kez dikildikten sonra, dikiş hattını geçerek tıpkı toprağa ekilen bir tohumun filizlenmesi gibi milimetre milimetre kaslara doğru büyümek zorundadır. Bu büyüme hızı günde ortalama 1-2 milimetredir.
İlk birkaç ay yüzünüzde hiçbir değişiklik hissetmezsiniz. Bu durum can sıkıcı olabilir ama biyolojik saatin işleyişi böyledir. Aylarca süren bu karanlık tünel yolculuğunun ardından, genellikle altıncı aydan itibaren kaslarda hafif seğirmeler, karıncalanmalar başlar. Yüzünüzdeki o boş, sarkık ifade yavaş yavaş toparlanmaya yüz tutar. Birinci yılın sonuna gelindiğinde ise dudak kenarını kıvırma, gülümseme gibi istemli hareketler artık görünür hale gelmiştir. İyileşmenin nihai sonucuna ulaşması iki yılı bulabilir.
İyileşme sürecinin kilit zaman dilimleri şunlardır:
- Birinci ay
- Üçüncü ay
- Altıncı ay
- Dokuzuncu ay
- On ikinci ay
- On sekizinci ay
Yüz Siniri Onarımı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler
Çok büyük emeklerle, mikroskop altında dikilen o incecik sinir liflerinin korunması, ameliyatın başarısı için hayati öneme sahiptir. Ameliyathanede yapılan iş ne kadar kusursuz olursa olsun, ameliyat sonrası dönemde hastanın kendisine dikkat etmemesi her şeyi başa döndürebilir. İlk haftalarda ameliyat bölgesine asla su değmemeli ve bu bölge darbelere karşı ekstra özenle korunmalıdır.
Sinirler birbirine çok ince iplerle tutturulduğu için, bu bölgede gerilim yaratacak her türlü hareketten kaçınılmalıdır. Çok şiddetli öksürmek, kabızlık nedeniyle aşırı ıkınmak veya ağır eşyalar kaldırmak, boyun ve yüz bölgesindeki basıncı artırarak dikişlere zarar verebilir. Ayrıca yüzün aşırı soğuğa veya rüzgara maruz kalması da bölgedeki kan dolaşımını yavaşlatarak iyileşmeyi olumsuz etkiler.
Ameliyat sonrası süreçte hastaların kesinlikle kaçınması gereken eylemler şunlardır:
- Ağırlık kaldırmak
- Ikınmak
- Sert öksürmek
- Yüzüstü uyumak
- Masaja erken başlamak
- Soğuğa maruz kalmak
- Rüzgarda durmak
Yüz Siniri Onarımı Sonrasında Göz Sağlığı Nasıl Korunmalıdır?
Yüz felci tablosunun yarattığı en tehlikeli durumlardan biri, göz kapağının tam kapanamamasıdır. Göz kapağı, tıpkı bir arabanın silecekleri gibi, her kırpışımızda göz küresini nemlendirir ve temizler. Eğer göz açık kalırsa, saydam tabaka (kornea) hızla kurumaya başlar. Bu kuruma, kısa sürede yara oluşumuna, şiddetli ağrılara ve tedavi edilmezse görme kaybına kadar gidebilen çok ciddi sorunlara yol açar.
Sinir onarıldıktan sonra göz kapağının yeniden hareket etmeye başlaması aylar süreceği için, bu bekleme süresince gözü korumak hastanın en önemli günlük mesaisi olmalıdır. Gündüzleri saat başı suni gözyaşı damlatılarak gözün sürekli nemli kalması sağlanmalıdır. Gece yatarken ise gözyaşı damlaları uçup gideceği için daha yoğun, merhem kıvamında jeller kullanılmalı ve göz özel bir bantla dış etkenlere karşı tamamen kapatılmalıdır. Dışarı çıkıldığında ise rüzgarın kurutucu etkisinden korunmak şarttır.
Göz sağlığını korumak için kullanılması gereken yardımcı araçlar şunlardır:
- Suni gözyaşı
- Göz merhemi
- Antibiyotikli jel
- Şeffaf bant
- Göz kapama bandı
- Geniş güneş gözlüğü
Yüz Siniri Onarımı Geçirenler İçin Beslenme Önerileri Nelerdir?
Vücudumuzda herhangi bir doku onarımı gerçekleşirken, sistemin iyi bir yakıta ve kaliteli yapı taşlarına ihtiyacı vardır. Sinir hücrelerinin kendilerini yenileyebilmesi, etraflarındaki o koruyucu kılıfı (miyelin kılıfı) yeniden üretebilmesi için beslenmenin rolü büyüktür. Bu dönemde vücudu yoran, iltihabi reaksiyonları artıran aşırı şekerli, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, bunun yerine hücre yapımını destekleyen temiz gıdalara yönelmek gerekir.
Özellikle B vitamini kompleksleri, sinir iyileşmesinde anahtar bir role sahiptir. Bunun yanında Omega-3 yağ asitleri içeren gıdalar ve yüksek kaliteli proteinler, iyileşme hızını olumlu yönde etkiler. Eğer ameliyat sonrası şişlikleri azaltmak için doktorunuz kortizonlu ilaçlar reçete etmişse, vücutta su tutulmasını engellemek için kesinlikle tuz tüketimini sıfırlamak veya çok aza indirmek büyük önem taşır.
İyileşme sürecini destekleyen temel besin öğeleri şunlardır:
- Somon
- Yumurta
- Badem
- Ceviz
- Ispanak
- Brokoli
- Zeytinyağı
Yüz Siniri Onarımı Başarısını Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, bu incelikli operasyonun da başarı oranını belirleyen, kişiden kişiye değişen bazı faktörler vardır. Aynı teknik, aynı mikroskop altında iki farklı hastaya uygulansa bile sonuçlar birebir aynı olmayabilir. Başarıyı etkileyen en kritik unsur, felcin başlangıcı ile ameliyat arasında geçen süredir. Kaslar elektriksiz kaldıkça eridiği için, müdahale ne kadar erken yapılırsa, o kadar tatmin edici sonuçlar alınır.
Bunun dışında hastanın yaşı da önemli bir değişkendir. Genç hastalarda hücrelerin yenilenme hızı ve vücudun kendini toparlama kapasitesi çok daha yüksek olduğundan, sinir onarımı sonrası hareketlerin geri dönüşü daha hızlı ve daha güçlü olur. Sigara kullanımı ise mikro düzeydeki damarların tıkanmasına ve dokulara giden oksijenin azalmasına neden olduğu için, sinir iyileşmesinin önündeki en büyük düşmanlardan biridir. Ayrıca hastanın fizik tedaviye uyumu ve pes etmeden aylarca ayna karşısında egzersiz yapma motivasyonu, cerrahi başarıyı taçlandıran son dokunuştur.
Sürecin başarısını belirleyen ana etkenler şunlardır:
- Zamanlama
- Hastanın yaşı
- Sigara kullanımı
- Beslenme düzeni
- Fizik tedavi
- Psikolojik motivasyon
- Egzersiz devamlılığı
Sıkça Sorulan Sorular
Yüz siniri onarımı, yüz kaslarının hareketini sağlayan fasiyal sinirde oluşan hasarların cerrahi yöntemlerle düzeltilmesini amaçlayan bir tedavidir. Travma, tümör cerrahisi veya sinir kesileri sonrasında uygulanabilir.
Yüzde asimetri, gülümsemede bozulma, göz kapağını kapatamama, kaş hareketlerinde azalma ve ağız köşesinde düşüklük yüz siniri hasarının en sık görülen belirtileri arasında yer alır.
Ameliyatın yöntemi sinir hasarının derecesine göre belirlenir. Sinir uçlarının doğrudan birleştirilmesi, sinir grefti kullanılması veya farklı sinir transferleri ile yüz kaslarının yeniden uyarılması hedeflenebilir.
Sinir uçları arasında doğrudan birleştirmeye izin vermeyecek kadar büyük bir boşluk varsa sinir grefti tercih edilebilir. Bu yöntemde vücudun başka bir bölgesinden alınan sinir dokusu onarım amacıyla kullanılır.
Sonuçlar hasarın yeri, süresi ve şiddetine göre değişir. Bazı hastalarda yüz hareketleri büyük ölçüde geri dönebilirken, bazı durumlarda kısmi iyileşme sağlanabilir ve ek rehabilitasyon gerekebilir.
Uzun süre uyarı alamayan yüz kaslarında zamanla fonksiyon kaybı gelişebilir. Bu nedenle uygun hastalarda erken cerrahi değerlendirme yapılması, iyileşme potansiyelini artırabilecek önemli bir faktördür.
Fizik tedavi ve yüz egzersizleri iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Rehabilitasyon programları kasların yeniden eğitilmesine yardımcı olabilir ve yüz simetrisinin geliştirilmesini destekleyebilir.
Enfeksiyon, kanama, yara iyileşme sorunları, beklenenden düşük fonksiyonel iyileşme ve yüz hareketlerinde asimetri gibi komplikasyonlar görülebilir. Riskler uygulanan cerrahi yönteme göre değişiklik gösterebilir.
Sinir dokusunun yenilenmesi yavaş gerçekleştiğinden iyileşme aylar sürebilir. İlk sonuçlar birkaç ay içinde görülse de sinir rejenerasyonu ve fonksiyonel kazanımların değerlendirilmesi genellikle daha uzun zaman alır.
Başarılı bir yüz siniri onarımı, mimiklerin geri kazanılmasına, göz korumasının sağlanmasına ve yüz simetrisinin iyileşmesine katkıda bulunabilir. Bu durum sosyal yaşamı, iletişimi ve özgüveni olumlu yönde etkileyebilir.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
