Genioplasti (çene ucu ameliyatı), genel anestezi altında ağız içinden açılan ufak kesilerle alt çene kemik ucunun serbestleştirilip, planlanan yöne kaydırılarak özel titanyum plaklarla sabitlenmesi işlemidir.
Ameliyat sonrası iyileşme periyodunda ilk birkaç gün yüz bölgesinde ödem ve hafif düzeyde doku gerginliği yaşanır. Birinci haftanın sonlarına doğru yüzdeki destekleyici medikal bantlar çıkarılarak günlük yaşama sorunsuzca dönülür.
Dışarıdan bakıldığında hiçbir yara izi barındırmayan bu yapılandırma sürecinde, şekillendirilen canlı çene kemiğinin yeni anatomik yerine biyolojik olarak bütünüyle kaynaması ortalama bir ile üç ayı bulur.
Yüz profilini kalıcı biçimde dengeleyen bu cerrahi işlemin ardından, cilt altındaki hücresel şişliklerin tamamen iyileşmesi ve nihai doğal estetik görünümün tam anlamıyla oturması yaklaşık altı ay sürer.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Yüzdeki Estetik Uyumu Nasıl Etkiler?
Yüz estetiğini değerlendirirken, organların bireysel formundan çok, birbirleriyle kurdukları orantısal ilişkiyi göz önünde bulundurmak gerekir. Çene ucu, yüzün alt üçte birlik bölgesinin sınırlarını ve yüzün ne kadar güçlü bir çerçeveye sahip olduğunu belirler. Bir kişinin yüzüne profilden bakıldığında, çene ucunun geride olması, burun ne kadar düzgün veya orantılı görünürse görünsün, burnun gözümüze çok büyük ve uzun gelmesine yol açabilen bir göz yanılsaması yaratır. Çene ucu normalden geride kaldığında, alt dudak ile çene ucu arasındaki doğal çukur düzleşebilir ve boyun ile çene arasındaki açı silinerek, gıdı bölgesinde sarkık veya yağlı bir görünüm varmış gibi bir algı oluşabilir.
Bunun tam tersi olan durumlarda, yani çene ucu çok önde, çok uzun veya sivri olduğunda ise, yüze daha sert, asimetrik veya olduğundan çok daha maskülen bir ifade yerleşebilir. Alt yüz bölgesinin doğru bir form kazanması, dudakların dolgunluğunu daha güzel gösterir, boyun hatlarını daha gergin bir forma sokar ve yüze çok daha dengeli bir karakter katar. Genioplasti ile yüz iskeletine yapılan bu ince dokunuş, bahsi geçen tüm orantısızlıkları daha ideal sınırlara çekmeye olanak tanır. Alt ve üst yüz arasındaki dengenin kurulduğu durumlarda, yüzün genel hatları çok daha estetik, taze ve orantılı bir algı yaratır.
Genioplasti (Çene Ucu Ameliyatı) Hangi Durumlarda ve Amaçlarla Uygulanır?
Alt çene ucunun kemik yapısında var olan biçim, boyut veya konum eşitsizliklerini gidermek için bu ameliyata başvurulur. Toplumda en sık karşılaşılan sorunlardan biri olan çene ucu küçüklüğü ve geriliği durumlarında temel hedef, kemiği öne doğru alarak profili dengelemektir. Kimi zaman da yapısal olarak genetik faktörlerin de etkisiyle çene ucu normalden çok daha ileride, sivri ya da bir tarafa doğru asimetrik gelişmiş olabilir. Bu tür senaryolarda ise amaç var olan kemik hacmini bir miktar küçültmek, geriye almak veya orta hatta doğru simetrik bir şekilde yeniden hizalamaktır.
Bu cerrahi işlemin tercih edildiği bazı genel durumlar şunlardır:
- Çene ucu geriliği
- Çene ucu küçüklüğü
- Aşırı çene ucu uzunluğu
- Dikey yüz kısalığı
- Sağ veya sol çene asimetrileri
- Çene ucunda kayma
- Belirgin gıdı sarkıklığı
Sadece ileriye veya geriye doğru bir konumlandırma yapılmakla kalınmaz; yüzü gereğinden uzun gösteren dikey fazlalık durumlarında çene ucu yukarı doğru kısaltılabilir. Alt yüzü çok basık gösteren yetersizlik durumlarında ise çene ucu kemiği aşağı doğru uzatılarak, yüzün dikey boyutuna önemli bir katkı sağlanabilir. Böylece kişinin sahip olduğu yüz karakteri, kendi anatomik sınırlarına en uygun olacak şekilde yapılandırılır.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Planlanırken Diş Diziliminin Önemi Nedir?
Çene bölgesi için estetik bir ameliyata karar vermeden önce atılan ilk ve en değerli adımlardan biri, kişinin diş dizilimini, alt ile üst çene dişlerinin kapanış ilişkisini değerlendirmektir. Eğer alt ve üst dişler birbirinin üzerine uyumlu ve sağlıklı bir şekilde oturuyorsa, yani tıbbi olarak sınıf bir kapanış varsa ve estetik sorun yalnızca çene ucunun iskeletsel formundaysa, sadece genioplasti yapılarak oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir. Bu kişilerin çiğneme veya diş fonksiyonlarında bir problem olmadığı için yalnızca yüzeydeki estetik soruna odaklanılır.
Ancak alt ve üst dişlerin kapanışında ciddi uyumsuzluklar, ileri derecede boşluklar veya çapraşıklıklar varsa, sorun sadece çene ucunda değil alt veya üst çene kemiğinin tamamında olabilir. Böyle durumlarda, sadece çene ucuna müdahale etmek genellikle yeterli ve doğru bir çözüm sunmaz. Alt ve üst çenenin bütünüyle hareket ettirildiği, daha geniş kapsamlı ortognatik cerrahi işlemlerinin sürece dahil edilmesi gerekebilir. Genioplasti, bu tarz geniş ve kapsamlı ortodontik-cerrahi tedavilerin estetik açıdan son dokunuşunu yapan, yüz profilini tamamlayıcı bir aşama olarak da kurgulanabilir.
Genioplasti (Çene Ucu Ameliyatı) Öncesi Dijital Planlama ve Analizler Nasıl Yapılır?
Günümüz modern tıbbının ulaştığı noktada yüz kemikleri üzerinde yapılan işlemler sadece el yordamıyla veya dışarıdan yapılan tahminlerle yürütülmez. Cerrahi sürecin olabildiğince güvenli, konforlu ve öngörülebilir olmasını sağlayan temel unsur, ameliyat öncesinde yapılan çok detaylı radyolojik incelemeler ve milimetrik dijital planlamalardır. Bu aşamada sadece hastanın fotoğraflarına bakmakla yetinilmez; kemik yapısı, diş köklerinin bitim yerleri ve his sinirlerinin geçtiği kanallar titizlikle analiz edilir.
Ameliyat öncesinde başvurulan detaylı inceleme yöntemleri şunlardır:
- Yan kafa grafileri
- Sefalometrik yüz analizleri
- Üç boyutlu konik ışınlı tomografi
- Dijital cerrahi haritalandırma
- Yumuşak doku kalınlık ölçümü
- Kemik yoğunluğu analizi
- Sinir kanalı tespit çalışması
Üç boyutlu sanal planlama yazılımları sayesinde, hastanın kendi kafatası modelinin birebir dijital kopyası bilgisayar ortamına aktarılır. Bu model üzerinde, çene kemiğinin nereden, hangi milimetrede kesileceği, ne kadar öne ya da aşağıya doğru hareket ettirileceği simüle edilir. Alt dudağın hissini sağlayan sinirlerin, kemik içindeki hangi kanallardan geçtiği bu dijital model üzerinde şeffaf bir şekilde görüntülenir. Yapılan bu teknolojik hazırlık süreci, ameliyat esnasında karşılaşılabilecek riskleri azaltarak oldukça güvenli bir operasyon planı oluşturulmasına yardımcı olur.
Sliding Genioplasti (Kaydırma Yöntemiyle Çene Ucu Ameliyatı) Nasıl Bir İşlemdir?
Alt çene estetiğinde doğal ve uzun ömürlü sonuçlar vermesiyle bilinen yöntemlerin başında “sliding genioplasti” yani kemik kaydırma ameliyatı gelir. Bu teknik, dışarıdan vücuda sentetik bir madde, silikon veya plastik protez eklemeye gerek kalmadan, tamamen kişinin kendi canlı kemik dokusunun kullanıldığı bir uygulamadır. Alt çene kemiğinin ön ve alt kısmı, yatay bir düzlemde kontrollü bir biçimde kesilir ve hastanın ihtiyacına göre planlanan yöne doğru hareket ettirilir. Kemik parçası duruma göre öne, geriye, yukarıya, aşağıya veya yana doğru kaydırılabilir.
Bu yöntemin en önemli inceliklerinden biri, kesilen kemik parçasına yapışık halde bulunan kasların ve onları besleyen damarların bağlarının koparılmamasıdır. Kemiğin arkasındaki bu hayati doku bağlantıları korunduğu için, kaydırılan parçanın kan akımı ve beslenmesi sağlıklı bir şekilde devam eder. İstenilen konuma getirilen bu parça, tıbbi amaçlı üretilmiş özel titanyum plaklar ve mikro vidalarla yeni yerine sabitlenir. Sonraki birkaç ay süren doğal iyileşme dönemi boyunca, insan bedeni bu iki kemik yüzeyini aynı normal bir kemik kırığını onardığı gibi birbirine kaynatır. İyileşme tamamlandıktan sonra çene ucu, kişinin kendi iskeletinin yapısal olarak sağlam ve kopmaz bir parçası halini alır.
Genioplasti (Çene Ucu Ameliyatı) ile Çene İmplantları Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
Çene ucu geriliğini gidermek için yıllardır uygulanan bir diğer yöntem de kemik üzerine dışarıdan yerleştirilen sentetik implantlar ve çene protezleridir. Protez kullanımı, ameliyat sahasının daha dar olması sebebiyle başlangıç aşamasında pratik bir seçenek gibi algılanabilir. Ancak kişinin kendi kemiğinin şekillendirildiği genioplasti yöntemi ile yabancı bir cisim olan implantların kullanımı arasında biyouyumluluk ve uzun vadeli kalıcılık açısından bazı ayrımlar bulunur.
İmplantlar genellikle çeneye sadece öne doğru bir hacim verebilirken, kaydırma genioplastisi ile çeneyi her yöne doğru uzatmak, kısaltmak veya asimetrileri eşitlemek çok daha rahattır. Ayrıca kemik üzerine konulan sentetik bir materyal, etrafındaki çiğneme ve mimik kaslarının sürekli hareketi sebebiyle altındaki kemik dokusuna kronik bir baskı uygular. Yıllar süren bu mekanik baskı, zamanla alttaki doğal kemikte incelmelere veya bası kaynaklı erimelere yol açma potansiyeli taşır. Kendi canlı kemiğinizin kullanıldığı cerrahi yöntemde ise, kemiğin kendi kendine erimesi gibi bir durum genellikle beklenmez.
Sentetik implant uygulamalarında karşılaşılabilecek bazı olası durumlar şunlardır:
- Vücudun yabancı cisim reaksiyonu vermesi
- Kesi yerinde enfeksiyon gelişimi
- Sert kapsül oluşumu
- İmplantın zamanla kayması
- Basınca bağlı kemik erozyonu
- Sınırların dışarıdan belli olması
Bu faktörler göz önüne alındığında, yüz iskeletine kalıcı, anatomik açıdan uyumlu ve fiziksel direnci yüksek bir form kazandırmak hedeflendiğinde, kendi kemik dokusu üzerinden çalışmak çoğunlukla daha organik ve sorunsuz sonuçlar doğurur.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Sonrasında Yüzde Dışarıdan Görünen Bir İz Kalır Mı?
Yüz bölgesine yönelik estetik girişimlerde bulunan hastaların en büyük çekincelerinden biri doğal olarak ameliyat sonrası kalabilecek yara izleridir. Yüz ameliyatı denildiğinde akla ilk gelen dikiş izleri olsa da genioplasti operasyonu bu konuda oldukça avantajlı bir konumda bulunur. Çünkü bu cerrahi müdahale bütünüyle ağız içerisinden gerçekleştirilir. Çene altında, yüz cildinde, dudak dışında veya boyun bölgesinde dışarıdan görülebilecek herhangi bir cilt kesisi yapılmaz.
Alt dudağın iç tarafında, diş etleriyle yumuşak dokunun birleştiği bölgede yatay, nispeten küçük bir kesi oluşturularak doğrudan çene kemiğine ulaşılır. Cerrah, tüm kemik kesme, şekillendirme, hizalama ve sabitleme işlemlerini bu ağız içi pencereden bakarak tamamlar. Operasyon sona erdiğinde ise bu kesi hattı, vücut tarafından kendiliğinden emilip eriyebilen estetik dikişlerle kapatılır. Ağız içi bölgesi, sahip olduğu yoğun damar ağı ve tükürüğün iyileştirici yapısı sayesinde, insan bedeninde yara onarımının en hızlı yaşandığı yerlerden birisidir. Bu sebeple iyileşme evresi geride kaldığında, dışarıdan bakıldığında kişinin bir çene ameliyatı geçirdiğini belli edecek fiziksel bir yara izi gözlemlenmez.
Genioplasti (Çene Ucu Ameliyatı) Sırasında Piezoelektrik Cerrahi Ne İşe Yarar?
Modern medikal teknolojilerin yüz cerrahisine kazandırdığı en değerli araçlardan biri olan Piezoelektrik cihazlar, son yıllarda kemik şekillendirme süreçlerinde sıklıkla tercih edilmektedir. Geleneksel motorlu ve mekanik testerelerin aksine, piezo cihazları gücünü yüksek frekanslı ses dalgalarının oluşturduğu mikroskobik titreşimlerden alır. Bu ultrasonik ses dalgaları teknolojisinin ameliyat sahasına sunduğu en büyük avantaj, sadece hedeflenen sert dokuyu kesme yeteneğidir.
Piezo aletinin uçları yalnızca kalsiyum minerali açısından yoğun olan kemik dokusunu keser. Bu titreşimli uç, yumuşak bir dokuya, örneğin bir sinir ağına, kas dokusuna veya kan damarına temas ettiğinde doku titreşimle beraber esner ve kesilmez.
Bu modern teknolojinin ameliyat sürecine sağladığı bazı temel kolaylıklar şunlardır:
- Sinir dokularının korunması
- Damar zedelenmelerinin önlenmesi
- Kanama miktarının azalması
- Ameliyat sonrası şişliklerin hafiflemesi
- Morarma şikayetlerinin azalması
- Kemik hücrelerinin canlı kalması
- Sürtünmeye bağlı ısı artışının önlenmesi
Geleneksel testerelerin çalışırken ürettiği mekanik ısı, bu ultrasonik aletlerde çok daha kontrol altındadır. Isı artışı olmadığı için kesilen yüzeylerdeki kemik hücreleri zarar görmez ve ameliyat sonrası doku iyileşmesi daha yumuşak, ağrısız ve hızlı bir düzlemde ilerler.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Esnasında Sinirler ve Diş Kökleri Nasıl Korunmaya Alınır?
Alt çene kemiğinin her iki tarafında, köpek dişlerinin hizasının biraz altında yer alan, tıp dilinde foramen mentale adı verilen anatomik delikler bulunur. Bu deliklerden, alt dudağımızın, diş etlerimizin ve çene ucumuzun dokunma, sıcak, soğuk gibi hislerini algılayıp beynimize ileten çok önemli sinir dalları dışarı çıkar. Aynı zamanda ön bölgedeki kesici dişlerin ve köpek dişlerinin kökleri de bu bölgedeki kemiğin içinde yer alır. Güvenli ve sorunsuz bir iyileşme süreci için bu his sinirlerinin ve diş köklerinin ameliyat esnasında özenle korunması gerekir.
Ameliyat sırasında cerrah, dokuları kemikten son derece nazik bir şekilde ayırır ve bu sinir çıkış noktalarını gözle görülür hale getirerek koruma altına alır. Kemiğin ayrılacağı hat planlanırken, ameliyat öncesinde alınan üç boyutlu tomografi filmleri oldukça detaylı bir şekilde kullanılır. Kemik kesi işlemi, diş köklerinin bittiği yerin altından ve his sinirlerinin geçtiği deliklerin milimetrik olarak altından, güvenli bir mesafe bırakılarak yapılır. Anatomi biliminin kurallarına riayet edilerek ve ince işçilik gerektiren mikrocerrahi yöntemleriyle çalışıldığında, bu değerli yapılara zarar gelme ihtimali büyük ölçüde düşürülmüş olur.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Sonunda Kemiğin Sabitlenmesi ve Kasların Onarımı Neden Önemlidir?
İskelet parçası planlanan yeni estetik pozisyonuna alındıktan sonra, bu parçanın biyolojik kaynama süreci bitene kadar hiçbir şekilde oynamaması ve rijit bir şekilde sabit kalması gerekir. Sabitleme amacıyla, insan biyolojisiyle uyumu son derece yüksek olan titanyum malzemesinden üretilmiş plak ve vidalar kullanılır. Titanyum, doku tarafından yadırganmayan, paslanma yapmayan, alerji riski çok düşük ve güvenilir bir metaldir. Çene ucu merkezine yerleştirilen özel şekilli küçük bir titanyum plak, konuşma, çiğneme, yutkunma ve yüz mimikleri sırasında kemik üzerine binen yüklere karşı çok güçlü bir direnç gösterir. Bu sağlamlaştırma işlemi sayesinde, ayrılan kemik parçası aylar içinde ana gövdeye doğal yollarla kaynaşır.
Kemik sabitleme işlemi bittikten sonra, dış görünümü doğrudan etkileyen çok mühim bir adım daha bulunur: çene ucu kaslarının, yani mentalis kasının onarımı. Operasyon başında kemiğe ulaşmak için mecburen ortadan ikiye ayrılan bu kaslar, ameliyat bitiminde katmanlarına çok dikkat edilerek eski yerlerine dikilir. Eğer bu yumuşak doku asma işlemi atlanır veya yetersiz yapılırsa, yerçekiminin de etkisiyle ilerleyen zamanlarda alt dudak aşağı doğru sarkabilir. Hatta çene ucundaki yumuşak doku aşağı doğru yığılarak, istenmeyen sarkık ve yaşlı bir görünüme neden olabilir. Bu nedenle kas onarımı, başarılı bir yüz estetiğinin olmazsa olmaz parçasıdır.
Genioplasti (Çene Ucu Ameliyatı) Uyku Apnesi ve Horlama Problemlerine Yardımcı Olur Mu?
Çene estetiği operasyonları çoğunlukla dış görünümü dengelemek ve yüzü güzelleştirmek gayesiyle yapılsa da arka planda solunum fonksiyonlarına da olumlu katkılar sunabilir. Özellikle alt çene ucu doğuştan ciddi anlamda geride ve boyut olarak küçük olan bireylerde, dilin bağlandığı kök kısmı da geriye doğru yerleşmeye eğilimlidir. Gece uykuya dalındığında ve vücut kasları gevşediğinde, dil kökü yerçekimiyle beraber geriye doğru düşerek solunum yolunu daraltabilir veya anlık olarak kapatabilir. Bu durum genellikle kendini horlama ve uyku apnesi gibi sorunlarla belli eder.
Kaydırma yöntemi uygulanan genioplasti operasyonunda çene kemiği öne doğru çekildiğinde, bu kemiğin iç yüzeyine bağlı olan dil kökü kasları da ister istemez ön tarafa doğru çekilmiş olur. Dil kaslarının anatomik olarak öne taşınması, dil kökünü nefes borusundan uzaklaştırır ve boğaz bölgesindeki hava geçiş alanını bir miktar rahatlatır. Bu sayede hafif veya orta seviyedeki horlama şikayetlerinde fonksiyonel bir ferahlama hissi gözlemlenebilir. Hastalar iyileşme süreci sonrasında, daha derin nefes alabildiklerini ve sabahları daha dinlenmiş uyandıklarını belirtebilirler.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Diğer Yüz Estetiği İşlemleriyle Birleştirilebilir Mi?
Plastik cerrahide temel hedef yüzün sadece bir bölgesini düzeltmek değil bütünsel bir armoni yaratmak olduğu için çene ucu ameliyatları çoğu zaman diğer estetik işlemlerle aynı seansta kombine edilerek uygulanır. Bu kombine ve geniş çaplı yaklaşımlara genel bir ifadeyle profil estetiği (profiloplasti) denir. Çenesi çok geride olan birinin burnu, etrafındaki orantısızlıktan dolayı yüze göre daha kemerli veya daha büyük durabilir. Burun estetiği ile çene ameliyatının eş zamanlı olarak yürütülmesi, yüzün yanal açılarını tek bir operasyonla muazzam bir dengeye kavuşturur.
Bu işlemle aynı ameliyatta kombine edilmesi sıkça tercih edilen uygulamalar şunlardır:
- Estetik burun ameliyatı
- Boyun ve çene altı yağ emme
- Boyun kası germe operasyonu
- Dudak şekillendirme ve dolgunlaştırma
- Yanak yağlarının inceltilmesi
- Elmacık kemiği hattının belirginleştirilmesi
Örnek vermek gerekirse, boyun kısmında yağ birikimi olan bir kişide, çene ucu öne alınırken aynı esnada gıdı bölgesindeki yağlar temizlenir ve boyun kasları orta hatta toparlanarak dikilir. Böylelikle çene hattı ile boyun arasındaki o gölgeli ve genç görünüm veren derin açı çok daha keskin bir biçimde ortaya çıkmış olur.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Sonrası İlk Günlerde Hastaları Neler Bekler?
Her medikal ve cerrahi süreçte olduğu gibi, bu operasyonun ardından da bedenin kendini toparlamak için ihtiyaç duyduğu bir dinlenme ve adaptasyon dönemi vardır. Ameliyattan sonraki ilk üç gün, ödemin (şişliğin) ve doku tepkilerinin en belirgin yaşandığı evredir. Operasyon bitiminde çene ucuna ve çevresine özel medikal elastik bantlar yapıştırılır. Bu bantlar, yumuşak dokuların kemik üzerinde yeni yerinde şekillenmesine destek olurken, aşırı şişlik oluşumunu bir nebze olsun baskılar. İlk günlerde alt dudak etrafında ve çenede gerginlik hissi, geçici karıncalanmalar veya hafif morarmalar görülmesi normal onarım sürecinin olağan parçalarıdır.
İlk günlerde sürecin daha rahat geçmesi için uygulanması önerilen bazı adımlar şunlardır:
- Başın yastıklarla yüksekte tutularak uyunması
- Yüz bölgesine aralıklı soğuk kompres yapılması
- İlk günlerde berrak ve tanesiz sıvıların tüketilmesi
- İlerleyen günlerde püre kıvamında yumuşak beslenilmesi
- Antiseptik ağız gargaralarının düzenli kullanılması
- Diş fırçalarken dikiş alanına dikkat edilmesi
- Çok sıcak ve sert yiyeceklerden uzak durulması
Bu dönemde genellikle dayanılmaz bir ağrı yaşanmaz; hastalar durumu daha çok bir baskı hissi, sızlama ve dolgunluk olarak tarif ederler. Doktorun önerdiği ağrı kesiciler düzenli kullanıldığında bu süreç gayet konforlu atlatılır. Ağız içindeki yara bölgesinin gıda artıklarıyla kirlenmemesi, enfeksiyon ihtimalini azaltarak iyileşmenin daha çabuk olmasını destekler.
Genioplasti (Çene Ucu Ameliyatı) Sonrası Günlük ve Sosyal Hayata Dönüş Ne Zaman Sağlanır?
Ameliyatın hemen sonrasında beliren akut şişlikler ve doku ödemi, genellikle üçüncü veya dördüncü günden itibaren yavaş yavaş hafiflemeye, yüzdeki gerginlik hissi azalmaya başlar. Ortalama olarak birinci haftanın sonlarına yaklaşıldığında, çeneyi dışarıdan destekleyen bantlar görevini tamamlamış olur ve çıkarılır. Ağız içinde kullanılan dikişler çoğunlukla eriyebilen türde olduğu için kendiliğinden çözünmeye başlar; eğer erimeyen yapıdalarsa kısa süren acısız bir işlemle alınırlar. Bu haftadan itibaren kişiler, aşırı fiziksel efor gerektirmeyen, masa başı çalışma hayatlarına veya hafif tempolu sosyal yaşantılarına rahatlıkla dönüş yapabilirler.
İkinci haftadan itibaren yüzdeki şişliklerin büyük bir kısmı kaybolmuş olur ve çenenin yeni formunu belirleyen çizgiler aynada çok daha net bir şekilde algılanmaya başlar. Birinci ay geride kaldığında ise iç kısımdaki kemik dokuda biyolojik kaynama hücreleri çalışmaya başlar ve hastalar çoğunlukla eski çiğneme alışkanlıklarına dönebilirler. Kemik yapısının dışarıdan gelen darbelere karşı eski gücüne ulaşması ve cildin altındaki o ince şişliklerin tamamen ortadan kalkması birkaç ay sürebilse de ilk birkaç haftanın ardından kişinin dış görünümünde veya yaşam kalitesinde göze batan bir rahatsızlık kalmaz.
Çene Ucu Ameliyatı (Genioplasti) Olası Riskleri Nelerdir ve Sigara Süreci Nasıl Etkiler?
Kapsamlı ve deneyimli bir bakış açısıyla, milimetrik planlamalar yapılarak gerçekleştirilen yüz kemik ameliyatlarının sorunsuz ilerleme ihtimali oldukça yüksektir. Fakat her cerrahi müdahalenin bedende yaratabileceği bazı hassas tepkiler olabileceğini akılda tutmak faydalıdır. Hastaların en sık dile getirdiği konulardan biri olan alt dudak bölgesindeki uyuşukluk hissi, ameliyat sırasındaki doku esnemesinden veya ameliyat sonrası gelişen şişliklerin sinire baskı yapmasından kaynaklanabilir. Bu tür his kayıpları ya da karıncalanmalar genellikle geçicidir ve aylar içerisinde vücut kendini onararak normal duyuyu geri kazanma eğilimindedir. Kanama kontrolünün sağlanamaması veya kemiklerin kaynamaması gibi durumlar modern cerrahi teknikler sayesinde oldukça nadir rastlanan konulardır.
Bu iyileşme sürecinde hastanın kendisine düşen en büyük sorumluluk ise tütün ürünlerinden kesinlikle uzak durmasıdır.
Sigara ve tütün kullanımının doku iyileşmesi üzerindeki olumsuz etkileri şunlardır:
- Kılcal damarları büzerek kan akışını bozması
- Hücrelere giden oksijen miktarını ciddi şekilde azaltması
- Kemiğin doğal kaynama sürecini yavaşlatması
- Ağız içi yara yerinde enfeksiyon ihtimalini artırması
- Dikişlerin erken açılmasına zemin hazırlaması
İçeriğindeki nikotin ve karbonmonoksit gibi maddeler, yeni onarılmış bir bölgenin beslenmesini ciddi oranda zedelediği için, ameliyattan haftalar önce ve sonra sigara kullanımının bırakılması, estetik ve sağlıklı bir sonuç almak adına oldukça büyük bir önem taşır. Sorunsuz bir iyileşme tamamlandıktan sonra ise, kişi ömrü boyunca estetik, orantılı ve yüzünün karakteriyle uyumlu yeni profiliyle güven içinde yaşamına devam edebilir.

Tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1996’da, uzmanlık eğitimini 1996-2002 arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı.
2002-2009 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalıştı.
2009 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2011 yılında Doçent ünvanını aldı. 2019 yılında Profesör olan Dr. Nasır halen bu kadroda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
2006-2008 yılları arasında ABD’de Ohio, Cleveland’taki Cleveland Clinic’te Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk, dünyanın ise ikinci yüz naklini yapan Dr.Siemionow ile birlikte kompozit doku nakilleri üzerinde çalışmalarda bulundu.
2012 yılında Türkiye’nin ikinci, dünyanın ise tam yüz nakilleri içerisinde üçüncü, toplamda ise 22. yüz naklini başardı. Bu yüz nakli ile eş zamanlı olarak, dünyanın ilk dört uzuv nakli başkanlığını yaptığı geniş bir ekip tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
31 ve 32. Ulusal Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kongrelerinde deneysel ve klinik uzman yarışmalarında ikincilik ödülleri kazandı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde El Cerrahisi doktorasını tamamladı.
American Society of ReconstructiveMicrosurgery, PlasticSurgeryResearchCouncil, Türk Plastik, Rekonstrük ve Estetik Cerrahi Derneği, Rekonstrüktif Mikrocerrahi Derneği ve Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahi Derneği üyesidir.
